Fetret Dönemi Sona Erdi – Bölüm 4

Fetret Dönemi Sona Erdi – Bölüm 4

Bölüm 4: Yükselme Dönemi

Kardeş kavgası sona ermişti. Fakat takımı kurtarmak için yapılması gereken daha çok iş vardı. Magic’in ilk icraatı Lou Williams’ı, sene sonu kontratı bitecek Corey Brewer ve birinci tur draft hakkı ile takas etmek oldu. En az iki süper yıldız sözü veren Magic için maaş boşluğu yaratmak birinci öncelikti. 7 Mart 2017’de ise; Kobe Bryant’ın menajeri olarak tanınan Rob Pelinka genel menajerlik görevine getirildi. Artık Magic değişim döneminde yalnız değildi. Draftta ilk üç sıra korumalı seçim hakkına sahip Lakers’ın şansı yaver gitti ve bir kez daha ikinci sıra seçim hakkıyla drafta girdi.

Yıldız isimleri ikna etmek için Los Angeles şehrinin cazibesinin veya Lakers tarihinin parçası olmanın tek başına yeterli olmadığı tecrübeyle sabitti. Bu yüzden drafta çok iyi hazırlanan Magic ve Pelinka, mümkün olduğunca fazla seçim hakkı elde etmek için kolları sıvadı. D’Angelo Russell ve Nick Young arasında yaşanan olaydan sonra Russell, Magic’in gözünden düşmüştü. Onun Lakers’ı bir lider olarak taşıyamayacağını düşünüyordu. Bu nedenle Magic ikinci sıradan UCLA’in guardı Lonzo Ball’u seçmeyi planlıyordu. Bu durumda D’Angelo Russell’a ihtiyacı olmayan Magic, yanına Mozgov’un devasa kontratını da ekleyerek iki ismi Brook Lopez ve 27. sıra draft hakkı karşılığında Brooklyn Nets’e gönderdi.

Böylelikle, Mozgov’un kontratından da kurtulmayı başaran Lakers, büyük bir maaş boşluğu yaratmayı başardı. Üstelik 27. sırada seçilen Kuzma’nın da beklentilerin çok üzerinde performans gösterecek olması takasın henüz bilinmeyen kazanımıydı. 28. sıra seçim hakkı da Utah’ın 30. ve 42. sıra haklarıyla takaslandı ve sırasıyla; Josh Hart ve Thomas Bryant takıma katıldı.

Genç iskeleti, sona ermiş kardeş kavgası ve NBA’in en efsane isimlerinden birinin yönetimdeki varlığı Lakers’ın elini güçlü kılıyordu. Bir sonraki sezon serbest kalacak olan Paul George’u da radarına alan Magic ve Pelinka, fazla ileri gidince NBA’in “tampering” (aklını çelmek) kuralını ihlal ettiler ve takımın 500 bin dolar ceza almasına neden oldular. Son olarak Lakers, Kentavious Caldwell Pope’u bir sene için on sekiz milyon dolar karşılığında kadrosunu kattı ve transfer sezonunu kapadı.

Lakers yeni kadrosuyla hızlı tempo basketbol felsefesiyle sahadaydı. (100.3 pace ile lig ikincisi) Ancak bu beraberinde yüksek top kayıplarını getiriyordu (15.8 ile lig 29.’su) Maç içerisinde devamlılığı sağlamakta zorlanan genç kadro, özellikle maç sonlarında oyundan düşüyordu. Diğer iki büyük problem de serbest atış ve üçlük isabet yüzdesiydi. Zira takım %71’lik serbest atış, %34.5’lik üçlük yüzdesiyle ligin dibindeydi.

Aralık ayında çaylak duvarına toslayan Lakers, 14 maçta sadece 3 galibiyet almayı başarabilmişti. Bu süreçte sürekli değiştirdiği rotasyonu ve oyuncu değişikliği tercihleriyle en çok eleştirilen isim koç Walton oldu. Lonzo’nun boşboğaz babası Lavar Ball bile, ta Litvanya’dan, takımın Walton’a olan inancını kaybettiğini söylüyordu. İki sene sonra daha da ileri giderek, Luke Walton’ı oğlunun başına gelmiş en kötü antrenör olarak ilan edecekti. Saha dışında ise; Jim Buss ve Kuptchak’in izlerini silmeye kararlı olan yönetim, sezon sonu serbest kalacak olan Julius Randle ve yüklü kontrata sahip Luol Deng’i takas etme gayreti içerisindeydi. Bu durum ister istemez, Walton’ın rotasyonuna yansıyordu. Deng, sezonun ilk maçında sadece on üç dakika süre aldı ve bir daha sahaya çıkmasına izin verilmedi. Randle ise benchten gelerek sadece 22 dakikada ortalama 12.5 sayı ve 6.3 ribauntla sınırlı katkı verebiliyordu.

Magic ve Pelinka’nın ajandasında takımın gidişatından çok, gelecek sezon için yapılacak yıldız takviyesi vardı. Maaş boşluğu yaratmak için Jordan Clarkson ve Larry Nance Jr.’ı, sezon sonu kontratı biten Isaiah Thomas, Channing Frye ve ilk üç korumalı 2018 draft hakkı karşılığında Cleveland’a gönderdiler.

Her şeye rağmen Lakers, o sezon 35 galibiyet alarak son beş sezondaki en yüksek galibiyet sayısına ulaşmayı başardı. Yeterli maaş boşluğuna ve geçtiğimiz sezonlara göre kesinlikle çok daha iyi bir çekirdeğe sahip takım için bu yaz o yaz olmalıydı.

Cleveland Cavaliers, sezon ortası yaptığı takaslarla son kurşunu atsa da, şampiyonluk için yeterli olmadı. Kontratı biten 33 yaşındaki süper yıldız LeBron James’in orada kalmayacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Rockets ve Sixers’la beraber Lakers, LeBron’un yeni adresi için adı anılan en büyük adaylardandı.

LeBron’un bir sonraki sezondaki adresinin Lakers olup olmadığı soru işaretiyken; Thunder’la ilk turu geçemeyen doğma büyüme Kaliforniyalı Paul George’un Lakers’a geleceğine ise kesin gözüyle bakılıyordu. Lakers için bir başka aday ise Spurs yönetimi ile ipleri tamamen koparan, sessiz yıldız Kawhi Leonard’dı. Her seferinde ‘‘bir değil, iki süper yıldız’’ sözünü yineleyen Magic’in sihrini yapma vaktiydi.

Prensip olarak Lakers’a bir çöp bile vermek istemeyen Popovich’in Kawhi için Lakers’tan bir şehrin anahtarını istemediği kaldı. Kawhi şüphesiz büyük bir yıldızdı ama geçtiğimiz sezon sadece sekiz maçta forma giymişti ve sakatlıktan nasıl döneceği bilinmiyordu. Üstelik sezon sonunda da serbest kalacaktı. Bu şartlar altında gerçekleşmeyen takas sonrası Kawhi, şampiyonluk yaşayacağı Toronto’nun yolunu tuttu.

Pazarın açıldığı ilk gün sürpriz bir kararla “kendini evinde hissettiği” OKC ile dört sene için yüz otuz yedi milyon dolara anlaşan imzalayan George, Lakers taraftarının hevesini kursağında bırakmıştı. Fakat bu haberin üzerinden çok geçmeden LeBron’un bağlı olduğu menajerlik şirketi Klutch Sports, 4 için 150 milyon dolar karşılığında LeBron James’in Lakers’la anlaştığını duyuran tweeti attı. Magic ‘‘en az iki yıldız’’ sözünün tutamamış olsa da; ilerlemiş yaşına rağmen dönemin en iyi basketbolcusunu yıllar süren kovalamacanın ardından Lakers’a getirmeyi başarmıştı.

Genç çekirdek yerinde, süper yıldız transferi de tamamlanmıştı. Sıra veteranlarla takımı tamamlamaya gelmişti. İlk beşe geçtikten sonra performansı belirgin bir şekilde arttırmasına rağmen (18.6 sayı, 9.1 ribaunt), gelecek planlarından çıkarılan Julius Randle serbest bırakıldı. Bir diğer sürpriz ise, LeBron’lu bir takıma biçilmiş kaftan “şutör pivot” Brook Lopez’e de yeni bir kontrat önerilmemesi oldu. LeBron ile aynı menajere sahip KCP ise, yine bir senelik ama bu kez on iki milyon dolarlık kontrat imzaladı. Lance Stephenson, JaVale McGee, Rajon Rondo ve Michael Beasley ile kadrosunu güçlendiren Lakers için hedef beş sezon aradan sonra playoff’a kalmaktı. İdari kadroya da ekleme yapan Jeanie, eski Lakers oyuncusu ve antrenörü Kurt Rambis’i danışman olarak işe aldı. Son sekiz yıldır NBA finalini gören ve bunların üçünde kazanan tarafta olan LeBron James, Lakers’ın şampiyonluk adayı olmadığını farkındaydı. Gençlere liderlik etmeye geldiğini ve bu sezon için bir aceleleri olmadığını söyleyerek takımın üzerindeki baskıyı azaltmıştı.

Sezonun henüz başında Rockets ile oynanan maçta oyuncular arasında çıkan kavga sonucu Brandon Ingram dört, Rajon Rondo ise üç maç ceza aldı. Birbirine alışmaya çalışan takım ilk sekiz maçın sonunda sadece üç galibiyet aldı. Takımın gidişatından endişe duyan Magic Johnson koç Walton’la konuşmaya karar verdi. Uyarı niteliğindeki gergin konuşmanın ardından ikili, takıma bir pivot takviyesi gerektiği konusunda hemfikir oldular. Harekete geçen Magic, Phoenix Suns’ın serbest bıraktığı tecrübeli pivot Tyson Chandler’ı kadroya dahil etti.

Zirveye oynayan Cavs takımlarında düzen LeBron James’e göre ve onun oyununu destekleyecek dış atıcılar üzerine kurulurdu. Burada ise durum tam tersiydi. Gerçek bir dış şutörü olmayan Lakers, kapanan savunmaları açmakta zorlanıyordu. Ingram’ın performansında ise LeBron ile birlikte oynadığında açıkça bir düşüş gözlemleniyordu. Topla oynamayı seven ve birebirde etkili olan Ingram, çok daha sınırlı bir role mahkum ediliyordu. Diğer tarafta da Lakers’ın emektar TV yorumcusu Stu Lantz’ın “bulaşıcı hastalık” olarak nitelendirdiği serbest atış problemi geçen sezondan da beter bir şekilde devam ediyordu (%69.9 ile 29. sıra).

Walton tüm bu problemleri daha hızlı tempoda oynayarak aşmayı hedeflemişti ve istediği sahada karşılık bulmaya başlamıştı. Maç başına 104 pace ile 19.3 hızlı hücum sayısı bulan Lakers, ligin en hızlı üçüncü takımıydı. Üçlük çizgisinin gerisinde başarısız olan takım (%33 ile 29. sıra), buradaki eksiğini daha çok boyalı alan sayısı üreterek (51.8 sayı ile 2. sıra) telafi ediyordu.

Noel gecesi, son şampiyon Golden State’in karşısında alınan galibiyet ile derecesini 20-14’e getiren Lakers, Batı Konferansı’nda dördüncü sıradaydı. Fakat bu noktadan sonra sakatlık problemleri Lakers’ın yakasını bırakmayacaktı. Maç içerisinde sakatlanan LeBron James ve Rajon Rondo, yaklaşık birer ay sahalardan uzak kalacaktı. LeBron’suz oynamayı bir meydan okuma olarak gören gençler, güçlerini göstermek için bunu bir fırsat olarak düşünüyorlardı. Lakin, işler pek de umdukları gibi gitmedi. LeBron’un yokluğunda 6 galibiyet 11 mağlubiyet alan takım, Batı Konferansı’nda 9. sıraya geriledi. Bu mağlubiyetlerin arasında, Knicks ve Cavs gibi düşük kalibreli takımların bulunması ise en çok hayal kırıklığı yaratan noktaydı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Rockets deplasmanında sakatlanan Lonzo Ball sezonu kapatmıştı. Lakers’ın matematiksel olarak playoff şansı devam ediyor olsa da takım o havadan çok uzaktı.

Bu sırada saha dışında hareketli gelişmeler yaşanıyordu. Bir başka playoff potasından uzaklaşan takım olan Pelicans’ın yıldızı Anthony Davis takasını istiyordu. LeBron James ile aynı menajerlik şirketi Klutch Sports’a bağlı olan Davis için akla gelen en büyük aday Lakers’dı. Ancak, Lakers neredeyse tüm takımı masaya koymasına rağmen (Kuzma, Ingram, Hart, Ball, Zubac, KCP ve iki draft hakkı), Pelicans’tan olumlu yanıt alamadı. Üstüne üstlük pazarlıklar sürerken Pelicans resmi twitter hesabı üzerinden Lakers’ı tiye alıyordu. Davis ve Lebron’un aynı menajere sahip olması takasın arkasında LeBron’un olduğu söylentilerini çıkarırken, topun ağzında olduklarını anlayan gençler için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

All-Star sonrası playoff moduna geçeceğini vaat eden LeBron, sözünü gerçekleştiremedi. Saha içindeki jest ve mimikleriyle memnuniyetsizliği her halinden belli olan LeBron’un takımdan umudu kestiği açıkça belli oluyordu. Altı sezon sonra playofflara kalma umuduyla girilen sezon bir kez daha hayal kırıklığı ile sona erdi.

Sezonun sona ermesiyle yönetim cephesinde sürpriz bir gelişme yaşandı. Kimseye haber vermeden ayaküstü basın karşısına çıkan Magic Johnson, bu işin beklediği kadar keyifli olmadığını öne sürerek istifa ettiğini duyurdu. Yaklaşık kırk beş dakikalık bir basın açıklaması yapan Magic, gayri ciddi tavırlarıyla Jeanie’nin de, Lakers’ın da imajına zarar veriyordu. Bundan yaklaşık bir buçuk ay sonra ESPN’e çıkan Magic Johnson, istifa etmesinin gerçek nedeni açıkladı. Rob Pelinka’nın kendisini sırtından bıçakladığını söyleyerek tartışmaları daha da ileriye götürdü.

Çekingen bir yapısı olan ve basın karşısına çıkmayı pek tercih etmeyen Jeanie, Magic’in gemiyi terk etmesiyle acımasız eleştiriler karşısında savunmasız durumdaydı. Sadece bir sene önce abilerine karşı kazandığı zaferle dönemin popüler dizisi Game of Thrones’taki Khaleesi karakterine benzetilen Jeanie; bir anda belki de gelmiş geçmiş en kötü takım sahiplerinden biri olan James Dolan’la (New York Knicks’in sahibi) kıyaslanıyordu. Özellikle sorumluluk almaktan kaçınma ve otorite kuramama konularında eleştirilen Jeanie için dizginleri eline alma zamanıydı.


  • Bölüm 4’ün sonu.
  • Devam edecek…