Fetret Dönemi Sona Erdi – Bölüm 2

Fetret Dönemi Sona Erdi – Bölüm 2

Bölüm 2: Gerileme Dönemi

Kabus gibi geçen sezonun ardından, 2014’e iddialı bir takımla başlamak için yapılabilecekler sınırlıydı. Mitch Kupchak, “geleceğimiz” dediği Dwight Howard’a 5 sene için 118 milyon dolarlık bir kontrat önerdi. Üstüne üstlük belki de Lakers tarihinin en acınası pazarlama kampanyası ile onu ikna etmeye çalıştı. “STAY” yazan bilbordlarla şehri donatan Lakers, adeta Howard’a yalvarıyordu. Birçok büyük oyuncunun formasını terlettiği bir camia için herhalde ancak bu kadar küçük düşürücü bir kampanya yapılabilirdi. Buna rağmen, Howard takımda kalmak istemedi ve daha düşük bir teklif yapan (4 sene için 87 milyon dolar) Houston Rockets’la anlaştı.

Anlaşmadan sonra Kobe’nin Twitter’da Howard’ı takibi bırakması ve Gasol ile fotoğrafını koyup #lakercorazon etiketiyle paylaşması; Howard’ın Kobe ile sorunları olduğu ve Lakers’da mutlu olmadığı dedikodularını doğrular nitelikteydi. Nitekim bundan iki sene sonra Kobe, Sam Amick’e verdiği röportajda, zamanında Dwight’a nasıl şampiyon olunacağını göstermeye çalıştığını ancak Howard’ın bu mentalitede olmadığını söyleyecekti.

Mike D’Antoni’nin sisteminde kendini rahat hissetmeyen Howard ise, James Harden’ın sürüklediği genç Houston Rockets’la şampiyonluğu yakalayacağını düşünüyordu. Fakat Howard için işler pek de umduğu gibi gitmedi. 2014’de Blazers’a, 2015 ve 2016’da ise Warriors’a elenmekten kurtulamadılar. 2016’da serbest kalan Dwight Howard, Atlanta’ya giderken Rockets kaderin bir cilvesiymiş gibi Mike D’Antoni’yi antrenörlük koltuğuna getiriyordu. Vasat geçen Atlanta, Charlotte, Washington maceralarından sonra her gittiği yerde problem çıkaran ve istenmeyen adam damgası yiyen Howard, 2019 yazında kaderin ikinci bir cilvesi olarak 2013’te masada bıraktığının çok daha altında bir meblağa (senelik 2.5 milyon dolara), bir rol oyuncusu olarak Lakers’a geri dönecekti.

2014 sezonu için A planı tutmayan Lakers’ın bir B planı yoktu. Bu da yetmezmiş gibi, aşil sakatlığı sonrası iyileşmeye çalışan Kobe, dizinden ameliyat olan Gasol ve sırt ağrılarıyla cebelleşen 39’luk Nash üçlüsüne 60 milyon dolar bağlanmış durumdaydı. Transfer sezonun en önemli hamlesi ise af hakkından (amnesty clause) yararlanılarak MWP’nin serbest bırakılması ve böylelikle lüks vergisinden tasarruf edilmesiydi. Takıma yeni katılmalarına rağmen Nick Young, Chris Kaman, Xavier Henry ve Jordan Farmar, Lakers taraftarını heyecanlandırmaktan çok uzak isimlerdi. Lakers için hedef sezon başlamadan belli olmuştu: 2014’te serbest kalacak LeBron James, Carmelo Anthony gibi yıldız isimlerin peşine düşmek.

Sezon sonu kontratı bitecek olan Kobe ile iki sene için 48.5 milyon dolarlık kontrat uzatan Lakers, Kobe’nin ligin en çok kazanan oyuncu ünvanını iki sene boyunca daha korumasını sağladı. Bundan da önemlisi, Dr. Jerry Buss zamanında ona verdiği “ömür boyu Laker” olma sözünü tutmuş oldu. Aşil sakatlığından dönmeye çalışan bir oyuncu için verilen bu yüklü kontrat, birçok spor otoritesinin eleştirilerinin odağındaydı. Fakat duygusal öneminin dışında, birçok yıldız ismin de ligin abisi konumundaki Kobe’nin yanında oynamak isteyeceği bir gerçekti.

Sezona, Steve Nash ve Gasol önderliğinde vasat bir görüntü çizerek başlayan Lakers, umudunu Kobe’nin döneceği güne bağlamıştı. Henüz sekizinci maçta sakatlanan Steve Nash yaklaşık kırk maç sahalardan uzak kalacak, döndükten sonra da bir türlü istikrar sağlayamadan sadece on beş maç oynayarak, kariyerinin en az forma giydiği sezonunu geçirecekti.

Kimden ne bekleyeceğini çok da kestiremeyen koç Mike D’Antoni, rotasyonu deneme yanılma ile buluyordu. Nick Young, Jodie Meeks, Xavier Henry, Steve Blake gibi kariyerleri boyunca istikrar kelimesi ile pek yan yana gelmeyen oyunculardan o gün kimin eli tutarsa Lakers maçın içinde kalıyordu. Sezonun yirminci maçında Lakers taraftarı için hasret bitti ve Kobe Bryant 8 Aralık 2013, Pazar günü Raptors karşısında sahaya çıktı. Normal olarak, alışılagelmiş performansından çok uzak bir görüntü çizen Kobe’nin pasını atması için biraz daha zamana ihtiyacı olduğu açıktı. Fakat sadece altı maç sonra sol tibia kemiği kırıldı ve en az altı hafta daha sahalardan uzak kalacağı açıklandı.

Bu noktadan sonra kara bulutlar Lakers’ın üzerinden hiç eksik olmadı. Koç Mike D’Antoni, sahaya çıkacak oyuncu bulmakta zorlanıyordu. 7 Şubat gecesi Cleveland karşısına 8 kişi çıkan Lakers’da, Jordan Farmar ve Nick Young da maç içerisinde sakatlanmış; Chris Kaman son periyodun başında altıncı faulünü alıp dışarıda kalmıştı. Bitime üç dakika otuz iki saniye kala Robert Sacre de altıncı faulünü alınca kenara gelmesi bekleniyordu fakat yerine girecek kimse yoktu. Bu sayede varlığından haberdar olmadığımız bir kuralı öğrenmiş olduk: NBA kuralları gereği bir takım sahada 5 oyuncudan az kalamadığı için, faul hakkını dolduran oyuncu sahada kalıyor ama yaptığı her faul teknik faul sayılıyordu. Chris Kaman’ın maç içerisinde benchte uzandığı fotoğraf, 2014 sezonu için Lakers’ın özetiydi.

Takım üst üste kaybetmeye devam ederken, Kobe’nin iyileşme süreci beklenenden daha yavaş ilerliyordu. Ne Kobe, ne de Lakers yönetimi bir geri dönüş için daha riske girmedi ve 12 Mart’ta Kobe’nin sezonu kapattığı duyuruldu.

27-55’lik derecesiyle sezonu bitiren Lakers için bu, 1960 senesinde Minneapolis’ten Los Angeles’a taşındığından beri elde ettiği en kötü yüzdeydi. Taraftar bile bu sezon mola almış, henüz sezon başındayken üst üste üç yüz yirmi maçlık (playofflar dahil) kapalı gişe oynama serisi sona ermişti. Kırk bir maçın dokuzunda Staples Center tam dolmamıştı.

Babasının aksine genelde perdenin arkasında kalmayı tercih eden Jim Buss’ın LA Times’a verdiği “Üç-dört sezon içerisinde Lakers’ı şampiyonluk yarışına sokmayı başaramazsam giderim.” demeci yaz döneminin hareketli geçeceğinin habercisiydi.

Serbest kalan Pau Gasol ile yedi sezonun ardından anlaşma imzalanmadı ve böylelikle, Kobe hariç, son iki şampiyonluğu yaşayan hiçbir oyuncu takımda kalmamış oldu. Başarısız geçen iki sezonun ardından Mike D’Antoni ile de yollar ayrıldı. Lakers için yeni bir sayfa açma zamanı gelmişti.

Lakers cephesi için 2014 yazına ümitli başlamak için çok sebep vardı. 2014 draftı, birçok spor otoritesi tarafından 2003’ten beri en yüklü draft sınıfı olarak adlediliyordu ve lotaryaya kalan Lakers, bu draftta yedinci sıradan seçecekti. Kontratı devam eden sadece üç oyuncu (Kobe, Nash, Sacre) vardı. Bu da LeBron, Carmelo gibi yıldız isimlere rahatça maksimum kontrat verilebileceği anlamına geliyordu. Los Angeles şehri ve Lakers tarihinin bir parçası olmak da yıldız isimleri çekmek için başka bir unsurdu.

Lakers ilk turdan Kentucky’nin yıldız uzunu Julius Randle’ı seçti. İkinci tur hakkını Nash takasında kullandığı için seçim hakkı bulunmayan Lakers, Wizards’a 1.8 milyon dolar ödeyerek 46. Sıra draft hakkını satın aldı ve guard Jordan Clarkson’ı takıma kattı.

Fakat serbest oyuncu pazarında işler beklendiği gibi gitmedi. Lakers’ın radarındaki iki yıldız da memleketlerini, LA’in ışıltısına tercih etti. Miami’den ayrılan LeBron, Cavs’a geri döndü; Carmelo da New York Knis’te kalmaya karar verdi. Hollywood’a yakın olmak bile Carmelo’nun aktris eşi La La Anthony’yi ikna etmeye yetmemişti.

Koç arayışında da öz kaynaklara dönülmüş ve 80’lerin Showtime Lakers’ının bir parçası olan Byron Scott’la anlaşılmıştı. Mike D’Antoni’nin tam aksine, savunma ağırlıklı bir mantaliteye sahip olan Scott, vasat bir koçluk kariyerine sahipti. Fakat kariyerinden daha çok Kobe ile olan ilişkisi Lakers için önemliydi. Kobe henüz çaylakken, kadronun veteran oyuncusu Scott onun mentoruydu ve her zaman onun saygı duyduğu bir isimdi. Üçlüklerin şampiyonluk getirmeyeceğine inanan bir koçun basketbolun evrildiği nokta düşünüldüğünde doğru bir işe alım olmadığı ortadaydı.

Nick Young, Jordan Hill gibi isimleri kadroda tutan Lakers, Jeremy Lin ve Carlos Boozer’ı kadrosuna katarak sıradan bir kadro ile sezona başlıyordu. Gözler şimdiden 2015 yazında serbest kalacak oyunculara çevrilmişti.

Sakatlık kara bulutları hala Lakers’ın tepesindeydi. Sezon henüz başlamadan Steve Nash’ın sırtındaki sinirlerin onarılamayacak durumda olduğunu ve sezonu açmadan kapadığını duyuran Lakers için başka bir şok haberi de ilk maçta geldi. Julius Randle sağ tibia kemiğini kırmış ve çaylak sezonunu sadece on dört dakika sahada kalarak kapatmıştı. 22 sayı ortalamayı ancak %37 ile (kariyerinin en düşük şut yüzdesiyle) yakalayan Kobe’nin vücudu ise sadece otuz altı maç dayanabildi ve 26 Ocak gecesi New Orleans Pelicans karşısında sağ omzundaki rotator kılıf kaslarını kopararak sezonu kapattı.

Lakers’ın 2015 draftının ilk tur seçimi ilk 5 korumalıydı. Bu yüzden “tanking”, yani kasıtlı maç kaybetme yolunu seçmek en mantıklı seçenek gibi duruyordu. ESPN’den Ramona Shelburne’e röportaj veren Jeanie ve Jim Buss, bunun konuşulmasını bile hakaret olarak alacaklarını ve kesinlikle kabul etmeyeceklerini dile getirirken, herhalde ilk defa bir konuda ortak bir söylem geliştirmişlerdi. Zaten kasıtlı kaybetmeseler dahi, kadro oldukça yetersizdi ve mağlubiyetler peşi sıra geliyordu. Bir önceki yılki galibiyet sayısına bile ulaşamayan Lakers, 21-61 ile bu sefer tarihinin en kötü galibiyet yüzdesini elde etti.

Kobe Bryant’ın Michael Jordan’ı geçerek tarihin en fazla sayı atan üçüncü oyuncu olması ve Jordan Clarkson’ın senenin en iyi çaylak beşine seçilmesi sezonun akılda kalmaya değer anlarıydı. Tabi bir de çekilen çilenin ödülü olan, draftta 2. sıradan seçim hakkı vardı.

Ohio State guardı D’Angelo Russell’ı seçen Lakers, serbest oyuncu pazarından da yıldız bir pota altı oyuncuyla anlaşmak niyetindeydi. Radardaki en önemli isim Lamarcus Aldridge’di. Onun yanında, Greg Monroe ve DeAndre Jordan’la da masaya oturan Kupchak, hiçbirini ikna etmeyi başaramadı. Geçen sezonun en iyi 6. Adamı Lou Williams, serbest kalan pivot Roy Hibbert ve Brandon Bass yaz döneminin en önemli transferleriydi. Kobe’nin aşil sakatlığı sonrası yaşadığı diz ve omuz sakatlıklarından sonra bu sezon ne kadar katkı sağlayacağı soru işaretiyken, yeni transferler de düşünülünce tek gerçekçi hedef lotaryadan öteye gidemiyordu.

Yaz Ligi’nde iyi bir tandem oluşturan Jordan Clarkson ve D’Angelo Russel’ın NBA’e nasıl adapte olacağı ve ilk sezonunda forma giyemeyen Randle’ın sakatlıktan nasıl döneceği yeni sezonun merak edilenleriydi.

30 Kasım 2015’de Kobe Bryant, sezon sonu emekli olacağını duyurduğunda, takım oynanan on altı maçta sadece iki galibiyet alabilmişti. Kobe’nin veda turnesine dönüşen sezon en azından anlamlı bir hale dönüştü.

Çaylak D’Angelo Russell için ise işler pek yolunda gitmiyordu. Rolünü limitlediğini düşündüğü Koç Byron Scott’la arasının iyi olmadığı yetmezmiş gibi, bir de takım arkadaşları tarafından da ıskartaya çıkartılmıştı. Çünkü Nick Young’ın nişanlısını nasıl aldattığını anlattığı videoyu çekmiş ve o video esrarengiz bir şekilde sosyal medyada yayılmaya başlamıştı. Sakatlık sonrası sahalara dönen Julius Randle’ın double double (sayı, ribaunt) ortalama ile sezonu bitirmesi ise sezonun tek tesellisiydi.

Sadece 17 galibiyet ile bu sefer gerçekten tarihin en kötü sezonunu geçiren Lakers için en anlamlı galibiyet, sezonunun son maçında geldi. Basketbol ve Hollywood’un yıldızları, Kobe’yi son kez izlemek için Staples Center’daydı. Muhteşem bir resital ortaya koyan Kobe, tam 60 sayı ile maçı tamamlayarak kariyerini noktaladı. Lakers için bir devir kapanmıştı.


  • Bölüm 2’nin sonu.
  • Devam edecek…