2020 Yılı Lakers İçin Nasıl Geçti?

2020 Yılı Lakers İçin Nasıl Geçti?

2020 yılı, Lakers için yükselişleri ve alçalışları, duygusal olarak zirveye çıkışları ve tamamen en dibe çöküşleriyle tarihe unutulmaz bir yıl olarak adını şimdiden yazdırdı bile.

Öncelikle, bir herhangi bir yıl herhalde bundan daha kötü başlayamazdı. Lakers, son 10 yılın en iyi sezon başlangıcını yapmışken ve camia için her şey fazlasıyla yolundayken öyle bir haber aldık ki.. İnanıp kabullenmesi bile aylar sürdü. Kulübün ve dünya basketbol tarihinin en unutulmaz oyuncularından, Lakers efsanesi Kobe Bryant ve 13 yaşındaki kızı Gianna Bryant, bir helikopter kazasında hayatlarını trajik bir şekilde kaybettiler. Zaten o gün, 26 Ocak 2020 tarihi, Los Angeles şehrinin bir parçasının da öldüğü gündü.

Kendisinin Lakers’ta bıraktığı bayrağı taşıyarak takıma liderlik eden LeBron James, yalnızca bir gün önce, Kobe Bryant’ı tüm zamanlar sayı sıralamasında geçmişti. Üstelik bunu Kobe’nin memleketi Philadephia’da yaptı. Kobe Bryant’ın o gün attığı tweet şu şekildeydi:

O olaydan sonra Lakers, 6 gün boyunca maç yapmadı, tüm maçları ertelendi. NBA genelinde birkaç gün maçlara çıkmayan oyuncular oldu. Oyuncular maçlara Kobe formalarıyla gelmeye başladılar. En akılda kalan anma şekli ise; o günlerde oynanan tüm maçlarda, takımların ilk hücumlarda kasti olarak 8 saniye yarı saha ve 24 saniye hücum süresi ihlalleri yaparak O’nu, giydiği forma numaralarıyla anmalarıydı.

Lakers, sezona ve basketbol oynamaya devam etmekte her ne kadar zorlansa da, bunu yapmak zorundaydılar. Ve bunu, O’nun anısı için en iyi şekilde yapmak zorundaydılar. Kobe’yi anmak için bazı maçlarda siyah ve sarı renklerden oluşan, üzerinde KB amblemi olan “Mamba Edition” formalarıyla maçlara çıkmaya karar verdiler ve her maç öncesi “1-2-3 Mamba!” şeklinde haykırarak Kobe’nin anısını devam ettirdiler. Ama en önemlisi de, Kobe’nin olmasını isteyeceği en önemli şeyi yaptılar. Ellerinden gelen en iyi basketbolu oynadılar.

Galibiyet serileri yakalayarak, takım ruhunu ve yüksek kimyasını her geçen gün iyice sahaya yansıtarak lige ağırlığını koymaya başlayan Lakers, en büyük rakipleri Clippers ve Bucks’ı üst üste mağlup ederek sadece kağıt üzerinde değil, gerçekten bir şampiyonluk adayı olduğu resmen kanıtlamış ve kendilerinden şüphe duyanları utandırmayı başarmıştı.

Daha sonra bütün dünyayı kasıp kavuran malum Coronavirüs belası, tüm NBA’in iptal olma aşamasına gelmesine neden oldu. Maçlar süresiz olarak ertelendi. Bir süre sezonun tamamen iptal olduğunu bile düşündük. Neyse ki öyle olmamıştı.

Tam üç ay süren planlama ve pazarlıkların ardından NBA, ligi Orlando’da bulunan özel ve devasa bir komplekste; oyuncuları ve tüm ekibi karantina altında tutarak sezonu devam ettirme kararı aldı. Sezonun devamı, Bubble adını verdikleri bu izole ortamda daraltılmış olarak, playoff ihtimali olan takımlar arasında devam ettirildi.

Lakers, oraya konferans lideri olarak gitmişti ve lider olarak bitirmesi de kesin gibiydi. Ancak bir sürü endişe vardı. Takıma yeni katılan Dion Waiters ve JR Smith, henüz takımla hiç vakit geçirememiş, sezonun en iyi oyuncularından biri olan ilk beş oyun kurucu Avery Bradley, oğlunun durumunu gerekçe göstererek sezonun devamında olmayacağını açıklamıştı. Ayrıca takımın tecrübeli oyun kurucusu Rajon Rondo, parmak sakatlığı sebebiyle playoff ilk turunun tamamını kaçıracaktı. Üstelik Lakers sezonun açık ara en formda takımı iken, aylar boyunca kimsenin eline basketbol topu bile değmemişti.

Bu endişeler, Bubble’da oynanan kötü basketbolla gerçeğe dönüşürken, daha kötüsü de olacaktı. Lakers, playoff ilk turundaki ilk maçını 9. sıra takımı olan (yeni kural olan play in sayesinde playoff’a girdiler) Portland’a karşı çok kötü bir basketbol oynayarak kaybetmişti. Ancak buradan sonrası Lakers için oldukça parlak geçecekti.

İlk maçı kaybettikten sonra üst üste 4 maçı kazanarak Portland’ı deviren, ikinci turda Houston Rockets’a da aynı tarifeyi uygulayan ve konferans finallerinde yine 4-1’le Denver Nuggets’ı da deviren Lakers, yalnızca 3 maç kaybederek NBA Finalleri’ne ulaşmayı başarmıştı. Finalde playoffların flaş takımı Miami Heat’i 6 maçta geçen Lakers, tarihindeki 17. şampiyonluğunu kazanarak Boston Celtics’i şampiyonluk sayısında yakaladı ve lig tarihinin en çok şampiyon olan takımı ünvanına ortak oldu.

LeBron James’i Lakers forması altında şampiyonluk yaşarken görmek ve kendisinin de 4. bireysel şampiyonluk yüzüğünü kazanması, Anthony Davis’in playoff’ta büyüdükçe büyüdüğünü, Mamba formasıyla Denver Nuggets’e karşı buzzer beater atıp ardından “Kobe!” diye haykırışını izlemek, bizler için unutulmaz anlar ve müthiş duygulardı. Kobe’nin eski takım arkadaşı Dwight Howard’ın 35 yaşında ilk şampiyonluğunu yaşayıp bunu Kobe’ye adaması çok değerliydi. Tek tek bütün oyuncuların inanılmaz katkısı ve anısı olmuştu bu yolda.

Ancak yine korona pandemisi yüzünden Lakers, malesef 7 yıllık playoff özlemini ve 10 yıllık şampiyonluk özlemini taraftarlarının önünde gideremedi. Şampiyonluk sonrası, NBA’de gelenekselleşmiş olan şampiyonluk geçidini de malesef gerçekleştiremedi.

2020 senesi bize duygunun her türlüsünü yaşattı. Sevdiğimiz insanları bizlerden çekip alırken, hayatın kıymetini daha iyi anlamamızı da sağladı. Elbette hayatta basketboldan daha önemli şeyler de var, ancak yılın sonlarına doğru bizlerin yüzünü güldüren en önemli şey yine basketbol ve Lakers oldu.

2020 yılı biterken de Lakers, şampiyon takımın üzerine eklemeler yaparken yeni yıla daha güçlenmiş ve iddialı olarak giriyor. Zamanın neler göstereceğini hep birlikte bekleyip göreceğiz.

LakersTR Ailesi olarak, hepimize mutlu ve sağlıklı yıllar dileriz.