Portland, Lakers’tan Bir Maç Daha Alabilecek Mi?

Portland, Lakers’tan Bir Maç Daha Alabilecek Mi?

Los Angeles Lakers, tarihin en zorlu 8. sıra eşleşmesi olarak görülen Portland Trail Blazers serisinin kontrolünü avuçlarının içine almış durumda.

Lakers, berbat şut attığı ilk maçı kaybettikten sonra, serinin sanılandan çok daha zor geçeceğini, hatta Lakers’ın elenebileceğini düşünenlerin sayısı azımsanmayacak derecede artmıştı.

Bu konuda Lakers taraftarları da oldukça temkinliydi. Şahsen ben bile, Lakers’ın kazanacağından emin olsam da, son dönemdeki form durumlarını düşününce serinin 7 maça bile gidebileceğini düşünüyordum. Şu anda ise Blazers’ın bu seride bir daha maç kazanabileceğini dahi düşünmüyorum.

Bu yazıda, neden seriyi Lakers’ın 4-1 kazanacağını düşündüğümü 3 maddede açıklıyorum.

1- Yorgun Blazers

Blazers, Batı’da play-off’a kalabilmek için kendilerine tanınan 8 maçın tamamında aşırı derecede yoğun bir efor sarf etti. Geriden gelerek son anda play-off’lara katılmayı başardılar, ancak bunun için çok fazla fedakarlık yaptılar ve inanılmaz derecede yoruldular. Buna bir de çok dar bir rotasyonla oynamak zorunda olmaları eklenince, işler Blazers için daha da zor bir hal aldı.

Özellikle 3. maçı benim için özetleyen en önemli sahne, son çeyrekte Jusuf Nurkic’in yüz ifadesiydi. Kaçırdığı bir şuttan sonra zar zor nefes alır halde ve boğuluyor gibiydi.  Zaten 15 aylık korkunç bir sakatlıktan yeni dönmüş bir oyuncu. Normalde böyle bir sakatlıktan dönen oyuncunun dakikaları ve temposu yavaş yavaş arttırılır. Ama Blazers’ın bunun için vakti yoktu ve Nurkic’i hemen sahaya tam performans sürmek zorunda kaldılar. Bubble’daki sıralama maçlarında çok da iyi verim aldılar ancak artık adam tükendi. Üstüne bir de Anthony Davis gibi bir hayvan ile mücadele etmek zorunda olması eklenince bu durum daha da kaçınılmaz oluyor.

Tek yorulan oyuncu Nurkic de değil ayrıca. Yine sıralama maçlarında play-off’a kapak atabilmek için ultra yüksek efor sarf eden CJ McCollum ve Damian Lillard, ortalama 41 ve 42 dakikalarda süre aldılar. Bu seride yakın geçen 1. ve 3. maçlarda da yine 42 ve 43’er dakika süreler aldılar.

Bunun yanında Los Angeles Lakers’lı oyuncular zaten Bubble’a sıralama kaygısı olmadan, müthiş dinlenmiş bir şekilde geldiler. Sıralama maçlarını da minimum eforla, iki-üç maç dışında adeta hiç yorulmadan geçtiler. LeBron ve AD, bu süreçte normal sezon ortalamalarının altında oynadılar.

İşte yorgun ve dinlenmiş takım farkı, play-off gibi bir ortamda bu şekilde ortaya çıkıyor ve fark yaratıyor. Özellikle son 3 maçta Lakers çok daha rahat ve freş gözüken taraftı.

2- Los Angeles Lakers Savunması

Tüm sezon boyunca Lakers’ın başarısının en büyük sırlarının başında elit seviyedeki savunma performansı geliyor. Lakers, sezon başından beri “savunma şampiyon yapar” mentalitesini benimsemiş ve bunu çok iyi uygular durumda. Öyle ki, ilk maçta bile çok iyi savunma yapmalarına rağmen hücumdaki tıkanıklık sebebiyle kaybedilen bir maç vardı.

NBA seviyesinde bile her takım, her maç iyi şut atamıyor. Şut yüzdeleri maçtan maça ciddi değişkenlik gösterebiliyor. Tarihin en iyi şut takımı olan Golden State Warriors’ın bile şutlarının girmediği için kaybettikleri onlarca maç var.

İşte bu tip durumlarda Lakers’ın elit savunması, şutların girmediği zamanlarda bile takıma kazanma şansını tanıyabiliyor.

Lakers, ilk maçı 93-100’lük skorla son dakikada kaybederken maç boyunca saha içinden %35, üç sayı gerisinden %15, serbest atış çizgisinden % 64 ile şut attı. Play-off gibi bir ortamda, böyle facia ötesi bir maçı, normal bir takımın 20 sayı farkla falan kaybetmesi gerekirdi. Lakers, bu maçın son 1 buçuk dakikasına yalnızca 2 sayı farkla geride girdi. Sonlarda gelen 4’te 0 serbest atış olmasa, belki kazanacaktı. İşte bu durum, tek bir şeyle açıklanabilir. Savunma kalitesi.

Sıradaki üç maçta ise bu savunma performansının üzerine hücumu da ekleyince, ikisini çok rahat olmak üzere üç maçı da üst üste kazandı. Ki zor kazandığı maçta da tam 15 serbest atış kaçıran bir Lakers vardı.

3- LeBron James ve Anthony Davis

NBA, artık iyice süperstarların domine ettiği bir lig haline geldi. Bu yüzden de iki takımın karşılıklı maçlarını veya bir seriyi yorumlarken, ister istemez takımların yıldız oyuncularının durumuna ve performansına odaklanmak zorundayız.

Her ne kadar Portland’ta Damian Lillard ve CJ McCollum gibi, durdurulması çok zor iki oyuncu olsa da, Lakers’ın süperstarları özellikle uyum olarak başka bir seviyedeler ve etraflarındakilere de güven veriyorlar. Ayrıca ikisinin savunmaya kattıkları da bambaşka seviyede. O yüzden iki takımın süperstarlarının takımlarına kattıkları arasında özellikle manevi anlamda çok büyük farklılıklar var. Dame ve CJ, yine bir sürü sayı atmaya devam edeceklerdir ve günlerinde oldukları zaman onları yavaşlatmak dahi imkansıza yakın. Ama asıl fark diğer noktada ortaya çıkıyor.

Öte yandan, Blazers’ta kimsenin LeBron veya AD’yi yavaşlatacak bir savunma yeteneği bulunmuyor.

Zaten Portland’ın sezon boyunca savunmadaki en büyük sorunu, atletik kanat oyuncularını ve hareketli, atletik uzunları savunmak olmuştu. Ne tesadüftür ki, iki alanda da ligin en iyisi Lakers’ta. Ve şu ana kadar Portland’ın buna herhangi bir cevabı olamadı. Bundan sonra da olması pek olası görünmüyor.

Tüm bunları yan yana koyduğumuz zaman, ben Lakers’ın ilk maçtan da gerekli dersi aldığını ve bundan sonra seride maç vermeyip 4-1 ile geçeceğini düşünüyorum.


Şuradan çeviri: https://lakeshowlife.com/2020/08/24/los-angeles-lakers-trail-blazers-win-series/