Lakers Hala Favori mi?

Lakers Hala Favori mi?

Sezona ligin en iyi uzunlarından ve tarihin en yüksek verimlilik puanlarından birine sahip olan Anthony Davis’i alarak giren Lakers, beklentileri karşılayarak tüm sezon boyunca yüksek performansını korudu ve tüm takımca üst seviyelerde konsantrasyona sahip bir şekilde keyif veren ve enerjili bir basketbol oynadılar. Alex Caruso, Howard ve McGee gibi isimlerin de kenardan verdikleri katkı sayesinde, hem medyada hiç gündemden düşmediler hem de konferansın birinci sırasından… Özellikle de coronavirüsün ligin ertlenmesine neden olmasından hemen önce, Lakers zorlu fikstürlerinde NBA’in en önemli takımlarına motive bir LeBron James ve formda bir Davis ile neler yapabileceklerini gösterdi.

4 aylık aranın ardından tekrar başlayan ligde bıraktığı gibi start alamayan ekibimiz inişli çıkışlı performansları ile de eleştiri oklarının hedefi haline gelmeyi başardı. Kendi standartlarının çok altında bir şut performansı ve bundan dolayı da hücumda gelen verimsizlik, gelecekte neler olabileceğine dair taraftarlarda bir şüphe uyandırmaya başladı. Ancak medyanın sürekli olarak gözlerinin Lakers’ta olması ve takım içinde yaşanan en ufak bir pürüzün gereğinden fazlaca abartılarak haberlere sunulmasının şu anda oluşan olumsuz havada çok fazla etkisinin olduğunu düşündürtüryor. Bubble’a gelindiğinden beri sadece 3 galibiyet alınmış olması eleştirilerde belirli bir yere kadar haklılık payı içerdiği doğru. Lakin bu süre içerisinde formsuz olup da bu kadar eleştirilen başka bir takım herhalde yoktur. Milwaukee örneğini vermek gerekecek olursa; en önemli oyuncularından Brook Lopez, Middleton ve Bledsoe’nun sayı ortalamalarının üçünün de düşmesi artı olarak da Giannis’in formuzluğu basında Danny Green’nin formsuzluğu kadar yer bulmamıştı.

Aynı şekilde sezon boyunca hiçbir türlü takım kimyasını yakalayamayan Clippers, sakatlıkların da etkisiyle tam kadro sahaya çok nadiren çıkabilmiş ve sezonu Lakers’ın gerisinde tamamlamıştı. Bubble’a gelene kadar ise neredeyse hiç antrenman dahi yapamayan LA ekibi, Lou Williams skandalı ve Harrell’ın yokluğunda Bubble’da maçlarını oynamak zorunda kalmıştı. Sezon içinde zaman zaman Harrell’ın adeta “toparlanalım artık beyler” minvalinde açıklamaları ve Kawhi’nın “load management”ı da yine Lakers’ın sorunları kadar gündeme oturmamıştı. Bir yandan medyanın ise NBA’in en başarılı ve popüler kulübü üzerinden drama üretmeleri anlaşılabilir ancak yine de kısa dönem sorunlarının Lakers’ın sezon genelinde ne kadar başarılı olduğu gerçeğini değiştirmemesi gerekiyor.

Takımdaki iyi havanın da sekteye uğramaması için defaatle olumlu açıklamalar yapıp oyuncularına güvendiğini dile getiren koç Vogel, durumun gerçekliğinin de farkında. İlk turda karşılaşacağımız Portland eşleşmesinde Lillard’ı kimin savunacağının belirsizliği hala gündemini korumakta. 2005-06 Kobe gibi oynayan Lillard’a rağmen Blazers’ın çok da sıkı olmayan savunması karşısında zorlanmadan turu geçebileceği düşünülen Lakers’ın asıl önemli sınavı -eğer eşleşirlerse, ki kuvvetle muhtemel eşleşeceklerdir- Clippers karşısında olacak. Bu olası eşleşmeye kadar kaptanımız LeBron James, daha önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi Lakers’ın Bubble’daki geleceği üzerine olumlu konuşmuştu. “Boş pozisyon bulmakta sıkıntı yaşamadıklarını ve savunmada da genel olarak bir konsantrasyon kaybı olmadığını” belirten Kral, sadece ritim yakalamaya ihtiyaçları olduğunu belirtmişti.

Lakers’ın kulüp tecrübesi ve LeBron gibi bir figüre sahip olmasının, kısa vadeli olumsuz durumlardan rahat bir şekilde sıyrılabileceği yönünde taraftarlara umut vermesi gerekiyor. Ekibimiz üzerindeki olumsuz konuşmalar da bu takım için ne kadar fazla beklentiye girildiğinin kanıtı. Bu beklentilerin farkında olan James’in, playofflar boyunca omuzlarına biraz daha fazla yük sırtlayarak sezon süresince üzerinden gittiği “Tükenmiş Kral” ve “Kobe Bryant’ı Onore Etme” anlatılarının altını doldurup Lakers’ı tekrar hake ettiği yere taşıyacak diye düşünüyorum.