Şampiyonluğun Habercisi

Cumartesi sabahı Bucks’ı yendikten sonra aslında bu başlıkla bir yazı yazacağımı ama Clippers maçını beklemeye karar verdiğimi, onu da kazanırsak “Şampiyonluğun Habercisi” başlığıyla karşınızda olacağımı söylemiştim ve işte buradayız. Bu bir söz tutma yazısıdır. Lakers, 36 saat içinde daha önce kalp kırıcı şekilde kaybettiği, şampiyonluk yolunda önündeki en büyük iki rakibini de devirdi. Ve bence artık normal sezonu resmen kapattı.

Bucks galibiyeti için “sezonun en büyük galibiyeti” yakıştırmasını yapmıştım. Bu maç ondan daha mı büyük, daha mı zordu kestirmek zor. Ancak daha net rakibimiz ve NBA Finali yolunda önümüzdeki mutlak engel oldukları için beni daha da mutlu eden bir galibiyet oldu. Tabii bir de, ilk iki maçta ezemeseler de zayıf karnımızı çok iyi kullandıkları ve istedikleri anda yumruğu masaya vurdukları için bu maçta alınacak galibiyet, kağıt üzerinden ziyade mental açıdan ölümcül önem taşıyordu.

Tıpkı kaybettğimiz ilk Bucks maçı ile kazandığımız maç arasındaki farklarda olduğu gibi, bu maçta da aynı senaryoyu gördük. İlk iki maçta yaptıkları gibi zayıf karnımızı istedikleri gibi işleyemediler. Ki, zayıf karın olan kanat savunması konusunda hem Markieff eklemesi geldi, hem de ondan bağımsız olarak o konuda kendimizi gerçekten geliştirdik takım olarak. O pozisyonda bir süperstar varsa ve şutu sokacaksa (Tatum, PG) yine sokuyor, yapacak bir şey yok. Ama dün yine önlerinde çok iyi durduk ve kolay ritim şansı tanımadık Clippers forvetlerine. Nitekim Paul “soft” George ikinci devrede, özellikle son çeyrekte sahadan silindi.

Ama tabii, böyle bir maçta sadece zayıf karnımızı korumak yetmeyecek, onların zayıf karınlarını da kullanmamız gerekecekti. Boyalı alana bol bol saldırmak, Anthony Davis avantajını kullanmak, doğru eşleşmeleri yakalamak gibi.. İlk iki maçın aksine bunu da çok iyi başardık. Bu maçta yine tek tek oyunculara ayrı paragraflar ayırmayacağım ama LeBron yine müthiş oynadı, doğru switch’ler için sabırla bekledi, bol bol içeriyi zorladı ve ilk iki maçın aksine, son dönemde olduğu gibi yine çok etkiliydi. AD aynı şekilde eşleşmeleri çok iyi kullandı, şutları da girince çok iyi bir maç çıkardı. Ve Avery Bradley gerçeği.. Lakers’a geldiğinden beri en iyi maçını çıkardı, ki zaten 6 üçlük ve 24 sayı ile en yüksek sayısına ulaştı.

Lakers, adeta bir satranç karşılaşması gibi, her hücumu, hatta her driblingi ve her pası düşüne düşüne, ölçüp tartarak yaptı maç boyunca. Son iki maçta da ilk kez bu kadar ne yaptığını ve ne istediğini net şekilde bilen bir Lakers izledik.

Peki bu galibiyet neden şampiyonluğun habercisi? Çünkü sene başından beri iki tane süperyıldızı olan, normal sezonu çok iyi geçiren, zayıf ve orta düzey rakiplerine karşı hata yapmayan, ama hedef maçları kazanamadığı, hatta dayak yiyerek kaybettiği için play-off ve şampiyonluk konusunda büyük şüpheler barındıran bir takımdı Lakers. Kanat savunması hiç yoktu, kritik anlarda sorumluluk alınamıyordu, LeBron istatistik olarak iyi olsa da kritik anlardaki haliyle eleştiri alıyordu, Davis sert maçlarda yumuşak kalıyordu ve fizik avantajını kullanamıyordu, görev oyuncuları şut sokamıyordu.. Fakat Lakers, sadece bu maçta değil, son iki galibiyetinde bu defoların neredeyse tamamından kurtulmuş göründü. Ve ben dahil, ilk kez taraftarına “evet bu takım şampiyon olabilir” dedirtti. Üstelik iki maçta da çok kötü üçlük atarak yaptı bunu.

Sezon başından beri Lakers’ın bu sezonu için genel yorumum şu şekildeydi aslında; “Evet bu tür maçları hem mental, hem yetenek olarak henüz beceremiyoruz ama bu çok normal. Çünkü biz yepyeni bir takımız. Ayrıca AD ilk kez bu seviyede ve yoğunlukta basketbol oynuyor, LeBron da artık 35 yaşında. Ve tam 7 senedir play-off bile görememiş bir takım olarak, şampiyon olmayalım ama bu sezonun tadını çıkaralım, çünkü çok keyifli bir takım olduk.”

Ancak son gelinen nokta, artık ben dahil herkesi şampiyon olma ihtimaline inandırmış durumda. “Biz şampiyon olacağız” değil bu elbette. Bucks ve Clippers, bizi her maçta yenebilme potansiyeline sahip iki mükemmel takım. Ancak sezon boyunca NBA 2.’si olsak da o kadar umutsuzdu ki herkes şampiyonluk konusunda.. O yüzden bu hafta sonu, net şekilde şampiyonluğun habercisidir. Bu takım artık kesin olarak şampiyonluğun en büyük 3 adayından biridir. Hayır, işin kötü yanı şu, şimdi durduk yere umutlandık. Ben şampiyon olamayacağımıza inandırmıştım kendimi çoktan. Şimdi aksi bir sonuç çok mutsuz edecek. Hay aksi..

Peki neden sezonu resmen kapattık? Bundan önceki yazıda “Clippers’ı yenersek normal sezonu kapatırız” demiştim. Öyle oldu. Önümüzdeki Nets maçından sonra zorlu bir 4 maçlık fikstür (HOU, DEN, UTA, UTA) de var, ama çok dert değil artık. O seriden 2-2 ile çıksak bile çok umrumda olmaz. Tam 20 maç kaldı bitime. En yakınımızdaki Clippers ile mağlubiyet sütununda tam 7 fark var. Bu saatten sonra kapanması pek mümkün değil ve Batı liderliğimiz garanti artık. Bugünden sonra ana odağımız LeBron ile Davis’i dinlendirmek ve Dion Waiters ile Markieff Morris’i iyice takıma alıştırmak olmalı. Nets maçından sonraki 4 maçlık zorlu seride oynatıp sonra oynadıkları maçlarda dakikalarını kısmak, bazı maçlarda hiç oynatmamak en iyisi olacaktır.

Kalan 20 maçlık bölümde bol bol bu sezonun tadını çıkaralım. Şampiyon olur muyuz, bilemiyorum ama play-off’larda zaten muhtemelen bolca gerilip, heyecan yaşayacağız. O yüzden bu bir buçuk aylık süreçte “minimum adrenalin, maksimum keyif” bekliyorum. Herkese tavsiye ederim.

Hepinize güzel bir hafta diliyorum.

– Çağlar

Bu yazı Gündem, Lakers Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.