All-Star Arasına Girilirken: 3 Önemli Soru

All-Star Arasına Girilirken: 3 Önemli Soru

Los Angeles Lakers, All-Star arasına girilirken Batı Konferansı’nda hala rahatlıkla lider. En yakın rakibiyle arasında 5 mağlubiyetlik bir fark var ve Konferans Finali için en büyük aday konumunda. Ancak her şey mükemmel mi? Değil tabii ki. Tek hedefin şampiyonluk olduğu böyle bir sezonda, her anlamda daha yukarı çıkmak zorundalar. Bununla ilgili de aklımızda bazı önemli sorular var.

Birçok NBA otoritesine göre Bucks ve Clippers, NBA Finali için en büyük iki favori. Haklı olabilirler. Lakers, henüz o rakiplerine üstünlük kurabilmiş değil. Hatta hedef maçlarını kazanma yüzdesinde rakiplerine oranla çok gerideler. Play-off’larda olası bir Clippers eşleşmesinde veya finale çıkılabilmesi durumunda Bucks eşleşmesinde rakiplerini alt etmek Lakers için pek kolay görünmüyor. Trade ve buy-out piyasasından da istediğini bulamayan Lakers’ın, zaten iyi olan takım kimyasını daha da yukarı çekmek ve başta Kyle Kuzma, Danny Green gibi isimler olmak üzere, oyuncuların potansiyellerinin tamamını sahaya yansıtmak dışında başka bir alternatifi yok.

Play-off’lara 29 maç kala, Lakers hakkında kafamızda bulunan 3 önemli soruya geçelim.

1. Kyle Kuzma, Rotasyonun “Gerçek” Bir Parçası Olabilecek mi?

Kuzma’nın bu sezonki hali, ergenlik dönemini geçiren, kalbi kırık ve içine kapanık genç bir çocuk gibi. Bazen adeta yıldız bir oyuncu gibi kontrolü ele alıp takımını hücumda ve hatta savunmada taşırken (ki bu çok seyrek oluyor), bazen tamamen kayboluyor (bu çok daha sık). Kuzma’nın hücumdaki oyununun büyük bir kısmı, köşeye sinerek pas beklemekten ibaret. 12 sayı ve %33 üç sayı ortalamaları da bunu doğrular nitelikte zaten.

Savunmada ise daha kötü halde. Oyunda kaldığı sürenin %91’ini power forward pozisyonunda geçiren Kuzma, savunmada rakip dört numaralarla vücut vücuda mücadele etmek için genelde çok güçsüz kalıyor. Rockets maçında kendisinden 15 cm kısa olan Westbrook’un bile Kuzma’ya kaç defa güç anlamında üstünlük sağladığını gördük. 3 numaraları savunurken de yatay hızı düşük kaldığı için kolayca geçiliyor. Kısacası hiçbir pozisyonu iyi savunamıyor. Kuzma, savunma rating’lerinde Lakers’ın en kötü oyuncusu. Tam olarak 15. sırada.

Öte yandan, Kuzma hala Lakers’ın “altın çocuğu”. Malum, genç çekirdekten kalan son oyuncu ve kulüp onu çok değerli olarak görüyor. Ancak gün geçtikçe bu anlayış yerini yavaş yavaş farklı düşüncelere bırakabilir. Ve bu “yumuşak” oyun anlayışını sürdürmeye devam ederse play-off’larda sürelerinin tamamını bu alanda tecrübeli olan Jared Dudley’e kaptırabilir. Ancak Kuzma’nın bu takımda hala kalma ve takaslanmama sebebi, onun özel yeteneklerinin olmasıydı. Bunu tekrar tekrar kanıtlaması gerekiyor. Yoksa hem kendinin, hem takımının hedeflerine ulaşmasına zarar verebilir.

2. Alex Caruso, Neden Hala Yedek Oyun Kurucu Olarak Rajon Rondo’nun Sürelerini Almıyor?

Alex Caruso, Lakers’ın Denver Nuggets’ı yendiği son maçta 22 dakika süre aldı. Sahada olduğu süre boyunca maçın adeta gidişatını değiştirdi. Lakers’ın çift haneli farklardan geri gelmesini sağladı. Maçı da +23 net rating ile bitirdi, ki bu alanda maçın en iyisiydi.

Maçtan sonra Koç Frank Vogel, Caruso’yu takımın “gizli silahı” olarak tanımladı. Bu tanımlama aslında “gizli” kelimesi yüzünden biraz rahatsız edici. Çünkü artık bu silahın gizli değil, aleni olması gerekiyor. Alex, hala hak ettiği süreleri bulamıyor. Hatta bazen düzenli rotasyonda olmadığını bile görüyoruz. Neyse ki nihayet Vogel biraz uyandı ve son maçtan sonra onun sürelerinin ve rolünün genişleyeceğini de belirtti.

Alex Caruso, artık Rajon Rondo’nun sürelerini almalı. Yalnızca Rondo’dan daha iyi değil, istatistiksel anlamda da her alanda daha faydalı. ESPN’in savunma artı/eksi puanlama istatistiğinde ligdeki en iyi 8. oyuncu. NBA.com’un artı/eksi istatistiğinde ise 14. sırada. Tüm NBA’den bahsediyoruz. İnanılmaz bir istatistik bu. Rondo ise tahmin edebileceğiniz gibi bu tür istatistiklerde ligin en kötülerinden.

Caruso, hücumda %36 ile üçlük atıyor. Rondo ise attıklarının neredeyse tamamı bomboş atışlar olmasına rağmen %35 ile atıyor. Rondo’nun bu takımda süre almasının tek sebebi aslında LeBron kenardayken topu getirip, oyunu yönlendirecek birinin olması. Bu sistemin pek iyi çalıştığı söylenemez. Lakers, hücum verimliliği ortalamasında Rondo sahadayken 6.3 sayı daha kötü.

LeBron ve Davis sahadayken Lakers’ın herhangi bir sorunu yok. Ama play-off’lar başladığında ve özellikle James’in kenarda oturduğu sürelerde yedeklerin işi idare etmesi gerekiyor. Bu sürede kesinlikle Caruso, Rondo’nun sürelerini çalmalı. Çünkü LeBron kenardayken, Rondo olsa da Lakers’ın hücum verimliliği zaten değişmiyor, hatta kötüye gidiyor. En azından Caruso oynadığı sürede savunmada işleri sıkılaştırabiliriz. Bu sürede Davis sahada oluyor zaten. Onun bire bir hücum aksiyonlarında boşta kalan şutörler üzerinden hücumu çevirip, savunmada vidaları sıkmak daha akılcı bir çözüm olacaktır.

3. Frank Vogel, İlk Beşe JaVale McGee Yerine Dwight Howard’ı Yerleştirmeli Mi?

Çoğu kişiye göre ilk beşte kimin başladığı değil, kimin bitirdiği önemlidir. Dwight Howard da benchten McGee yerine girerek ondan daha fazla süre alıyor. Özellikle maçların kritik anlarında sahada olan kişi her zaman o.

Ancak NBA’de neredeyse her takım, elindeki en iyi oyunculardan bir ilk beş kurmayı tercih ediyor. Çünkü rakibin en iyileriyle, kendi en iyilerini karşılayabilmek için. Örneğin Dwight, yedek oyuncularla birlikte oyuna girdiğinde rakibin de yedek pivotunu savunmuş oluyor. Tamam, maç sonlarında ve kritik anlarda gereği yapılıyor ama son anları çıkardığımızda daha iyi savunmacımızı, rakibin ilk beşlerine karşı kenarda bekletmek çok mantıklı değil gibi.

Ayrıca Howard, yavaş yavaş her takımın ihtiyacı olan Dennis Rodman, Ron Artest tipi bir oyuncu karakterine bürünmeye başladı. Veteran yıllarının sonlarında geçirdiği bu evrim onu takım için çok değerli kılıyor. Rakibini fiziksel ve mental olarak nasıl yıpratacağını çok iyi biliyor. Şampiyonluğa oynayan kadroda her zaman bulundurmak isteyeceğiniz tarzda bir oyuncu.

Vogel, onun iplerini salmalı ve ilk beş başlatmalı. Başlatmalı ki, Denver maçının sonlarında Jokic’e yaptıklarını maçların başında ve ortasında da yapabilsin. Ayrıca Rudy Gobert, Steven Adams gibi kalıplı pivotlara karşı da aynı tarifeyi uygulayabilsin ve onları yıpratıp faul problemine sokabilsin.

Özetle..

Lakers’ın etkileyici bir takım kimyası var. Vogel bu yüzden bir şeyleri bozmak istemiyor, anlayabiliyoruz. Hatta yönetimin hamle yapmamasının en büyük sebeplerinden biri de buydu. Takım, sezonun açılış gününden beri bire bir aynı oyuncular ve neredeyse aynı düzenle oynuyor. Ancak ligin en iyi takımı olmadığımız aşikar ve bu hamlelerle belki en iyi olmaya biraz daha yaklaşabiliriz.


Şuradan çeviri: https://lakeshowlife.com/2020/02/14/los-angeles-lakers-3-big-questions-heading-into-the-all-star-break/