4 Maçlık Deplasman Turnesi

4 Maçlık Deplasman Turnesi

Sezon başındaki kolay fikstürü iyi değerlendirerek 12-2’lik dereceyle ligin zirvesine yerleşmiş bulunuyoruz. Bu bölümde “savunma” faktörü adeta kimliğimiz haline geldi ve bu konuda da en tepede olmayı başardık. Oyuncular da yavaş yavaş birbirine alışıyor ve şampiyonluk parolasıyla girdiğimiz sezonda birlik beraberlik olarak ‘takım’ hüviyeti yavaş yavaş oturuyor.

Fikstürü bu konularda iyi değerlendirsek de, hücum çeşitliliğini daha ileri taşıyabilir miydik, sadece bu soru işareti gibi gözüküyor. LeBronball dışında alternatif planlar ve setler üzerinde çalışıp pratik yapabilirdik sanki. Ya da mevcut hücumu daha keskin hale getirebilirdik ama bunun için henüz geç değil tabii. Neyse, şimdi 4 maçlık bir batı turnemiz var. Sırasıyla Thunder, Grizzlies, Spurs ve Pelicans deplasmanlarına gidiyoruz. Hepsinin galibiyet oranı %50’nin altında. Kötü olan kısmı ise bu 4 maçı 6 gün içinde oynayacak olmamız.

Turne öncesi ufak bir rakip ve maç analizi yapmak istedim.

Thunder

Thunder beklentinin üstünde bir oyun oynuyor. Beklenti aşırı düştüğü için de öyle gözüküyor olabilir ama her çıktığı maça asılmaya çalışıyorlar bir şekilde. Chris Paul hala belli bir seviyede oyununu oynuyor ve zaman zaman ağırlığını koyup liderlik ediyor takıma. Yanında Shai Gilgeous-Alexander ve Schröder gibi iki önemli kısa daha var. Ama diğer mevkilere geçtikçe bu kaliteyi bulmak zor. Özellikle Adams bu sene baya kötü gözüküyor. Kötü oynamaktan ziyade oynamaya niyeti yok gibi. Hücumda pek bir şey üretemediği gibi özellikle savunmada uyku modunda. %29’la faul atmak gibi absürt bir istatistiğe de sahip. Pota altı ve savunma zaaflarını değerlendirmemiz gerekiyor LeBron ve Davis önderliğinde. Ancak kısa savunmamıza önemli bir iş düşüyor Bradley’nin yokluğunda. Keza 2 gün önce Schröder 31 sayıyla yıldızlaşmıştı.

Grizzlies

Kısıtlı bir kadroları olsa da onlar da fena iş çıkarmadı şu ana kadar. Bizimle oynadıkları maç dışında çok takip ettiğim söylenemez. Savunmamız ve kalitemizle bu maçta daha rahat bir galibiyet alabiliriz gibi geliyor. Ja Morant ve Jaren Jackson gibi 2 önemli genç oyuncuları var. Valanciunas da verilen görevi yapıyor. Ama kadro derinliği ve kalitesi olarak üstünlük kurmamız gerek. Umarım back-to-back olması maçı zora sokmaz.

Spurs

Tam 7 maçtır yeniliyorlar ve alışık olmadığımız bir şekilde batının dibine doğru yol aldılar. Günümüz basketbolunun tersine çılgınca orta mesafe üzerinden gidiyorlar bildiğiniz gibi. Zaten takımın en önemli 2 oyuncusu DeRozan ve Aldridge olunca bu kaçınılmaz. İşin savunma kısmında da kötü olunca bu sonuç ortaya çıktı. Çok sıkıcı ve statik bir düzenleri var. Yine DeRozan’a savunma konusunda dikkat ettiğimiz sürece kazanmamız icap eden bir maç gibi gözüküyor. Aldridge çok iyi başladığı maçları yüksek skorla bitirebiliyor, kötü oynarken de iyice düşüyor genelde. Uzun savunmamıza güveniyorum bu konuda.

Pelicans

Davis’in New Orleans’a dönüş maçı. Bu tip maçlar salondaki seyirciler ve oyuncular için özel olmuştur her zaman. Ayrılık sürecindeki durumlar da göz önüne alındığında Davis’in hiç hoş karşılanmayacağı aşikar. Üstüne üstlük takımın yarısı bizim takas masasından kaldırmadığımız isimler olduğu düşünülürse ‘yoğun’ bir maç geçmesi muhtemel. Ingram’ı anlatmaya gerek yok, çılgın atıyor bu sezon. Lonzo’yla birlikte sakatlıktan da döndüler. J.J Redick formda 1-2 haftadır. Holiday zaten çok önemli bir oyuncu. İki takım ve oyuncular için de özel bir maç olacak, merakla bekliyorum ben de. Savunmaları pek iyi değil ve hücumda da bire bir üzerinden gidiyorlar genelde. Etkileyici oyuncu istatistikleri göze çarpsa da takım halinde ne kadar verimli oynuyorlar soru işareti. Sıkı bir şekilde maça çıkıp Davis ve LeBron’un özel motivasyonuyla kazanmamızı umuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir