“İntikam Sezonu” mu, “Şampiyonluk Sezonu” mu?

“İntikam Sezonu” mu, “Şampiyonluk Sezonu” mu?

Lebron’un “İntikam Sezonu” mu, Lakers’ın “Şampiyonluk Sezonu” mu?

Sezon başlayalı sadece 13 maç oldu ve Lakers 11 galibiyete ulaştı bile. Galibiyet yüzdesinde ligin tepesinde. Rakiplerine attığı maç başına farkta otuz takım arasında zirvede. Savunma verimliliğinde birinci sırada.

Güzel haberler bununla da bitmiyor Lakers için. Yılan hikayesine dönen koç konusunda verilen karar şimdilik çok doğru görünüyor. Koç Vogel kısa sürede herkesin güvenini kazandı. Rotasyon konusunu tereyağından kıl çeker gibi çözdü. Savunmada herkesi aynı sayfada toparlamada da başrol kuşkusuz onun.

Davis takasında gidenlerden de Ingram haricinde pek kimsenin gözü kalacak gibi değil. Lonzo yine sakatlandı. Bu kadar kolay sakatlanırken, şampiyonluğa oynayan bir kadronun temel taşlarından olamazdı. O 1. tur draft hakkından da bir süper yıldız çıkmayacağı netleşti sayılır.

Yeni gelenlerden Bradley’nin beklentinin ötesinde bir formla sezona girmesi yetmiyormuş gibi, Howard 15 hafta devredip vuran loto kadar değerli duruyor şimdilik.

Fakat eğer hedef şampiyonluk ise, sezonun en iyi haberi Lebron James’in geçen sezondan çok daha sağlıklı, kondüsyonlu ve konsantre görünmesi.

13 maçlık kolay fikstürü Lakers heba etti

Lebron’un sezonun ilk birkaç haftasındaki fiziksel durumunu ve oyun formunu överken, keşke aynı şeyi içinde bulunduğu psikoloji için de söyleyebilseydik.

Çünkü bu 13 maçlık kolay fikstürü, özellikle rakip yarı sahada şu ana kadar Lebron’un “intikam sezonu” için israf etmiş gibi duruyoruz.

Bu süreci savunmada ne kadar “keskinleşmek” için harcadıysa Lakers, hücumda da aynı şekilde keskinleşme fırsatını heba ederek geçirdi.

Halbuki oyun içinde hata yapma lüksünün çok olduğu bu maçlar, Lakers’ı sezonun sonunda başarıya taşıyacak hücum alışkanlığını oturtmak için kullanılmalıydı. Nedir o? Lebron/Davis pick & roll’ü üzerinden bu ikisinin öncelikli ve rakibin getirdiği yardımlara göre diğer oyuncuların skora katkı sağlamasına dayalı verimlilik. Bu takım bunun için yaratıldı. Davis, Green bunun için alındı. Kuzma bunun için Davis takasında ısrarla korundu.

Fakat 13 maç sonunda ortada akmayan bir yarı saha hücumu ile oyuncuların adlarının haklarını vermeyen bir verimsizlik var. Ligin bu dönemlerinde hiçbir takımda görmeye alışık olmadığımız; oyun genelinde ciddi ve bazı anlarda vidaları iyice sıkan sert bir savunma ile kazanıyor maçları Lakers.

Davis formsuz mu, pasif mi, sakat mı?

Belki hepsinden biraz. Ama hiçbiri şu an beklenen performansından yavaşça uzaklaşan halini açıklamaya yetmez.

Davis kariyerinin hiçbir döneminde post-up üzerinden sayı bulmayı hücumunun merkezine koyan bir oyuncu olmadı. Hatta bundan elinden geldiğince kaçındı. Yüzü dönük oynamayı, potaya öyle yüklenmeyi ya da orta mesafe şutları tercih etti.

Ancak Lakers şu anda onu bunun tam tersi bir pozisyonda kullanıp, sürekli alçak postta topla buluşturarak sırtı dönük oynatmaya çalışıyor. Onunsa bu tür durumlarda yaptığı ya potadan uzaklaşarak şut atmak ya da pas vermek.

Nitekim istediği pick&roll’u oynayamayınca, hücumda top almaya heves etmiyor. Yıllardır onun üzerinden kurulan bir basketbolu oynamaya alışmıştı Davis. Savunmada 4 blok ve 10+ rebound alan birinin pasif/isteksiz olduğunu söylemek haksızlık. Sadece doğru kullanılmıyor. Doğru kullanılmadığında verimi düşüyor.

Adını koyalım: Sezona başlarken söylendiğinin tersine, hücum Davis’in üzerinden dönmüyor. Davis Lebron’dan asist alacak bir şekilde oynatılmıyor.

Green ve Kuzma için de durum farklı değil. Özellikle Green, şu ana kadar sadece oyun bilgisi ve Lebron’un onu doğru yerde topla buluşturması halinde üretebiliyor. Yarı sahada ne perdeleme geliyor ona pozisyon hazırlamak için, ne de başka bir şey. Haliyle o da beklentinin uzağında.

Lebron’un Miami ve 2. Cavs tecrübeleri Lakers taraftarının içine su serpmeli mi?

Hayır. Çünkü bugün bambaşka bir durum var. Lebron’un Miami ve ikinci Cavs maceralarının ilk haftalarında o takımların hücumda yaşadığı sıkıntılar aslında birer doğum sancılarıydı. Takımın süper yıldızları birbirleri ile oynamaya alışıyor, bu süreçte de hata yaparak öğreniyorlardı.

Bugünkü Lakers’da aynı şeyi gördüğümü söyleyemem. Aksine, oynaması gereken oyunu oturtmaya çalışmaktan uzak; yalnızca Lebron’un “ben ölmedim” mesajı verecek seviyede gereğinden fazla domine ettiği bir oyun oynuyor takım.

Sezon başından beri medyada Lebron’un övülen bir yönü var. Onun maçı rölantide geçirdiği, fakat gerektiği yerde de yumruğu vurup galibiyeti aldığı söyleniyor.

Lebron takımın oyun kurucusu olmasa haklı bir övgü bu. Fakat takımın oyun kurucusu 3 periyodu idare edecek kadar oynayınca, onun yönettiği takım da “idare etmek” zorunda kalıyor.

Üstelik geçen seneki, Lebron’un kendini hırpalayıp takımın kafasını suyun üzerinde tutmasını zaruri kılan bir kadro değil bu. O kadro gençti, tecrübesizdi, yetersizdi. Kimin ne oynayacağını periyottan periyoda bile kestirmenin mümkün olmadığı, oyuncu gelişimlerini öncülleyen ve onların gelişimleri ölçüsünde role kavuştukları bir kadroydu.

Bu öyle değil. Bu çok sağlam bir kadro. Tek ihtiyacı olan doğru oynamaya alışmak. Fakat “bu doğru oyun” Lebron’un kendini lige yeniden kanıtlama, artık kabak tadı vermeye başlayan “washedking” temalı maç sonrası basın toplantılarına hizmet eder miydi?

Doğru hücum etmeye başlamanın zamanı geldi

Hücumdaki defolarını perdeleyecek kadar iyi savunma yaparak, ligin şu haftalarında belki kazanması çok da hayrına olmayan maçlardan galip ayrılıyor Lakers.

Lakers’ın bu sezonki başarısının formülü; Lebron James’in Davis, Kuzma ve Green gibi oyunculara her maç duruma göre vereceği rollerden geçmiyor. Bu oyuncuların belli rolleri olmalı ve Lebron James onlara her maç bu rolleri oynamada yardımcı olmalı.

Lakers şu anda kazansa da, hücum anlamında biriktirerek ilerlemiyor. Sadece günü kurtarıyor. Fakat Lebron’un günlük bireysel performansı ile kurtaramayacağı maçlar geldiğinde, (özellikle playofflarda) bugün kesinleştirmeye vakit ayırmadığı pick&roll hücumunu çok arayacaktır takım.


• Deniz Kerim Apaydın – Ahkam Kuşu
denizkerimapaydin@outlook.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir