Normal sezonu iplememe ile ilgili olarak
Aslında bu yazıya başlamadan önce bir süre ne yazacağımı düşündüm. Sonra anlatacak yeni bir şey olmadığını fark ettim. Doğrusu biz zaten bu hikâyeyi bütün bir yıl boyunca aynen beklemiştik, her maçı her seriyi bile bile yaşamıştık, sezon ve playoff boyunca hep aynı şeyleri konuşur olmuştuk:
- Lakers’ın sezonun başında birkaç güç denemesi yapıp sonucunu gördükten sonra durulup, devamında nasıl ölçülü ve kontrollü bir şekilde ilerlediğini;
- Normal sezonun neredeyse tamamını rölantide geçirerek playofflara doğru yavaş yavaş vites yükselteceğini;
- İhtiyaç duyduğu zaman ihtiyaç duyduğu kadar oynadığını, oynayacağını;
- Bütün sezonun bir maraton koşusu olduğunu, normal sezonun sadece playofflar için hazırlanmak anlamına geldiğini, ve bu ‘Maraton’u kazananın başta değil, sonda iyi koşan olduğunu bu dünyada en iyi bilen birkaç kişiden birinin koç Phil Jackson olduğunu;
- Bizim tek rakibimizin kendi lâkaytlığımız, ciddiyetsizliğimizin olduğunu;
- Hiçbir seriyi süpür(e)meyeceğimizi, her seride en az bir maç muhakkak kafa tatili yapacağımızı;
- Cleveland’ın LeBron’a yüklendiği gibi Lakers’ın Kobe’ye yüklenmediğini, ve bunun Lakers için daha iyi olduğunu;
- Kimi zaman maçları ve sezon genelinde de ev sahibi avantajını kaybetmemize sebep olmasına rağmen, takımdaki herkese iyi kötü görevler ve sorumluluklar verildiğini, rotasyondan ve rol paylaşımından asla vazgeçmiyor olmamızın sonunda bizi şampiyonluğa götüren değerlerden biri hâline dönüştüğünü;
- Velhâsıl playoffların engebeli yollarına açık ara en hazır takımın sezonun en başından beri Lakers olarak göründüğünü ve sezon ilerledikçe bu fikrimizin ve inancımızın pekiştiğini;.....
(25 Haziran 2009:
http://www.lakerstr.com/content/view/285/2/)
Bu yıl da aynı şekilde playofflarda daha konsantre, daha sert, daha dirençli ve dolayısıyla sonuca daha yakın bir Lakers bekliyorum.
Ancaaaakgeçen senenin aksine bu yıl canımı çok sıkan şöyle bir durum var:
Zaman zaman, hatta çoğu zaman hücumda anlamsız bir tıkanıklık yaşıyoruz.
"Ver Kobe'ye atsın"'dan başka bir silâhı olmayan bir Lakers görüyorum parkede, Sanki beş oyuncuyu başka başka takımlardan bir araya getirip, "alın bakayım, bu top, şu da pota; oynayın" denmiş gibi..
ki bu şekilde
-ver LeBron’a atsın- Cleveland’ından tek farkımız ev sahibi avantajına onlar kadar sahip olmamak olur.
Sebeplerinin ne olduğu konusunda tam karar veremiyorum,
yine de biraz fikir yürütürsem
birincisi, point guardlarımızın tüm diğer yetersizliklerinden bile daha beter olarak oyun kuramama, oyunu okuyamama gibi bir sorunları olması, ve de özellikle uzunları yeterince besleyememeleri..
ikincisi,
(yok bizim hücum üçgendi ne point guardıydı allasen diyecekler için; ben de ne üçgeni diyecem) -hani üçgende hareket hareket hareket deniyor ya, işte nerede o hareketlilik- yani ikincisi için demem o ki çok durgun ve topun akmadığı, bireysel zorlamayla ve çoğu kez de hüsranla sonuçlanan hücumların çok sayıda olması
üçüncüsü, başta dış atıcılarımız olmak üzere oyuncularımızın genel bir özgüven sorunu yaşıyor olması
gibi faktörler sayılabilir.
Tabi bunlar benim gözlemlerim, çoğunlukla minicik internet penceresinde düşük kaliteli ve ara ara donan görüntüyle ve de yarım yamalak izleyebildiğim maçlardan oluşturduğum kanaatler.
Yine de daha konsantre bir playoff ortamında bunların büyük oranda düzeleceğine inanıyorum.
Çünkü bir diğer taraftan hücum ve savunma her zaman birbirini tetikler ve biz isteyince en azından
müthiş savunma yapabiliyoruz (hem de Fisher&Farmar’a rağmen)...