| Suns'ın Güneşi Kimin Üstüne Doğacak? |
|
|
| >> STAPLES BÜFE: Emre Özcan | |
| Cuma, 21 Nisan 2006 | |
Evet, nihayet kimi zaman karın ağrılarıyla, kimi zaman halaylar çekerek geçirdiğimiz normal sezon bitti.. Staples Center'daki son 5 maçımızı kazanarak senenin en uzun kazanma serisini yakalayarak seneyi bitirdik.. Derecemiz 45-37 ve Batı'dan 7. sıraya kapağı atarak nihayet play-off'lardayız.. Rakip, haftalar önceden ikinciliği garantileyerek maçlarını rölantide geçirmeye başlayan Phoenix Suns oldu. Şimdi bu koşucu fırlamalara karşı neler yapabiliriz onlara bakacağız..
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki karşılacağımız adaylar içinde en istemediğim takımdı Suns.. Ya yedinci ya da sekizinci sıradan play-off'a katılacağımız aslında uzun bir süre önce belli olmuştu ama ya bir terslik çıkarsa diye yürekleri zaman zaman ağızlarına gelen Laker'lar bunu uzun süre dillendirmediler, öyle ki çoğu forumda play-off'lar garantilenmeden doğru düzgün konuşulmadı bile bu konular.. Sonuçta NBA'in belki de en winner organizasyonunun taraftarlarıyız ve hepimizde de ya arka arkaya ikinci sene de "ilk 8 dışında kalır mıyız?" korkusu vardı.. Bu 7. ve 8. sıra barizleştikten sonra 2. sırayı garantileyen Phoenix ve 1. sıra için bir müddet kapışan Dallas'la San Antonio muhtemel rakiplerimiz olarak görünüyordu.. Kime sorsanız bu 3 takımdan Dallas'ı isterdi şu son 1-2 ay boyunca.. Kobe Bryant'ın bu sene onlara karşı sihirler yaydığı 2 maç ve alınan galibiyetler kuşkusuz bunda en büyük etkendi.. Ek olarak kariyerinin başında bulunan küçük general Avery Johnson'ın daha bu işte oldukça tecrübesiz olması ve Phil baba gibi bir tecrübe küpünün başımızda bulunması hem Kobe Dallas'ı, hem de Phil Jackson küçük generali çıtır çıtır yer mi acaba sorularının kafamızda dolanmasına neden oldu.. Dallas'ın geri kalması sonucu olasılıklar ikiye düşmüştü ve ben hala en son Phoenix'i istiyordum.. Bunun çeşitli nedenleri var elbette; - Öncelikle herkesin bildiği gibi Phoenix Suns bu ligin ve hatta dünyanın en hızlı oynayan takımı.. Lakers savunması Phil Jackson'ın gelişiyle birlikte büyük bir aşama gösterdi ama maçlara bakacak olduğumuzda Phil babanın savunma teorisyenliğini en iyi sete set oynayan takımlara karşı görebiliyoruz.. Gerçekten sete set savunmada gösterdiğimiz gelişim sene boyunca herkesin gözüne battı.. Ve fakat San Antonio Spurs hayatını yavaş tempo ve sete set hücumlarla geçirirken şu andaki rakibimiz 10 saniyede savunmayı yerleştirmeden rakibi parçalayabilme gücüne sahip.. Sete set savunmalarda ne kadar iyiysek bu tip run'n gun oynayan ve hızlı gelip savunma yerleşmeden boş şutu bulan takımlara karşı zorlanıyoruz.. Bu, elbette bu takımların çok ters olması nedeniyle her takım için geçerli olsa da bizim spesifik durumumuz nedeniyle daha da çok öne çıkıyor.. Sonuç olarak iki senedir bu takıma karşı bir maç kazanabildik ve onda da her şeyleri Steve Nash ve en iyi şutörleri Raja Bell'den yoksun bir şekilde çıkmışlardı sahaya.. Ek olarak bu tip oyunla gelip evimizde bizi paspasa çeviren bir Seattle Supersonics de gördük.. (Allahtan diğer 2 maçı aldık) Savunmamız yerleşmeden gelen takımlar genelde bizi gafil avlıyor ve bu gerçekten seri öncesi içimi en çok sıkan konu..- Phoenix, söylediğim gibi NBA'in en ters takımı belki de.. 2-3 dakikada 15-0'lık bir seri yakalayıp rakiplerini moral ve motivasyon yönünden dağıttıkları birçok maçı biliyoruz. Çok tecrübesiz bir takım olduğumuz göz önüne alınırsa bu tip seriler karşısında erken nakavt olabiliriz bazı maçlarda, buna özellikle dikkat etmek gerek! Kobe Bryant'a burada düşen görev çok daha büyük.. Asi bir ruh olarak bu tip hadiseler karşısında takıma gaz verecek, onları yerden kaldıracak en büyük silahımız olacak kendisi.. - Ve elbette Steve Nash.. 1 numara savunmamızın Smush Parker gibi son zamanlarda şutlara bile el kaldırmayan, yaptığı bütün savunma "top çalabilir miyim acaba?" üzerine olan bir oyuncuya sahip olmamız nedeniyle yerlerde süründüğü bir gerçek.. Nash'in Smush Parker'a basketbolu bıraktırmayı düşünecek şeyler yapabileceğini düşünüyorum bu seri boyunca ki başlı başına feci bir konu bu. Peki Phoenix'le karşılaşmamızın hiç avantajı yok mu? Elbette var.. Hemen onları da sayalım.. + Şunu belirtmemiz gerekir ki bu takımın Spurs'ü de, Suns'ı da elemesi küçük çaplı mucizelere bağlıdır ve gerçekleşirse herkesi şaşırtacak bir sonuç olacaktır.. (Büyük bir mucize demememin sebebi de Kobe Bryant'tır hemen ekleyeyim) Sonuçta ikisini elememiz de mucizelere bağlıysa en azından şöyle düşünebiliriz: 8. olup Spurs'ü eledikten sonra bile bir başka contender Dallas Mavericks'le eşleşmektense Suns'ı eleyip Dallas'a göre çok daha kolay bir takım olarak karşımıza çıkacak olan 3-6 eşleşmesinin galibiyle karşılaşmak çok daha avantajlı olacaktır.. Lakers'ın bir mucizeyle Spurs'ü eledikten sonra bir başka mucize yaratabileceğini düşünmüyorum açıkçası ve fakat Suns'a karşı bunu başarabilirsek Los Angeles Clippers-Denver Nuıggets eşleşmesinden gelecek takımı da o gazla götürebileceğimiz görüşündeyim.. O nedenle mucizemizi Suns'a karşı yaratalım, sonraki takım daha kolay, bakarsın hiç yoktan bir konferans finali oynarız düşüncesi saçma değildir ve hatta yerindedir.. + Coach konusu play-off'larda iyice farkını yaratan başlı başına önemli bir hadise.. Spurs iyi bir takım olduğu gibi Gregg Popovich de NBA'in en iyi sistem adamlarından biri. Aldığı her molayla maça damgasını vurabilen, en ufak bir değişiklikle bile maçın gidişatını değiştirebilen büyük bir beyin. Mike D'Antoni'yse çok iyi bir coach olmasına rağmen, hatta ayrı bir yazının konusunu oluşturabilecek devrimsel nitelikli çalışmalara imza atarken şöyle bir bakacak olursanız aslında hala tecrübesiz.. Baskının arttığı dönemlerde Phil Jackson'ın kendisini saha kenarında ezmesi muhtemeldir.. (Burada takımların durumundan bahsetmiyorum, dikkat!) Avery Johnson için yazının başında söylediklerimizi D'Antoni için tekrarlayabileceğimizi düşünüyorum yani.. + Kobe Bryant'ı savunmak.. Spurs'le eşleşsek Bruce Bowen gibi NBA'in en iyi guard savunmacılarından biriyle uğraşmak zorunda kalmamız sözkonusuyken, Phoenix'de bu kadar büyük bir sorun yaşamayacağız.. Evet orada da Raja Bell gibi Phoenix'e gelmeden önce şutörlüğünden çok savunmasınun kalitesiyle nam salmış bir adam mevcut fakat teke tek savunmada, özellikle de Kobe Bryant savunmada Bruce Bowen'ın sağ bacağı eder mi bu da ayrı bir konu.. Bowen'ın trash talk'ları bile başlı başına Kobe'nin moralini bozabilen bir etken olabiliyor. Üst düzey kaliteye sahip savunmasının yanında bir de cır cır maç boyu öterek rakibini hayli kızdırabilen bir Bruce Bowen'la karşı karşıya gelmeyecek olmak başlı başına bir avantajdır.. + Bir başka avantajımız da Suns pota altının bizimkilere uygun bir yapı göstermesi.. 1 numara savunmasında büyük problem yaşadığımızı söyledik fakat bunun benzerini front court savunmasında da yaşıyoruz.. Shawn Marion ve Boris Diaw'dan oluşacak olan Phoenix uzunlarının en azından Spurs'teki kadar büyük sorunlar yaratmayacağını düşünüyorum dominasyon kurma açısından.. (Amare'nin sezonu kapatması ve Kurt Thomas'ın da en azından ilk 2-3 maçı kaçırmasının kesinleşmesi kuşkusuz bizim açımızdan önemli avantajlar.. Özellikle Phoenix'le eşleşeceğimizin yavaş yavaş belli olduğu dönemde Amare'nin dönmesi ve ilk maçına çıkması beni tamamen umutsuzluğa düşürmüştü ama gerisinin gelmeyip sezonu tamamen kapatması sonrasında işler biraz daha değişti.. Ek bir not olarak da Boris Diaw boğaz enfeksiyonuna yakalanmış ve pazar günkü maçta oynamama ihtimalinin olduğu söyleniyor..)Peki Lakers seri boyunca nasıl oynamalı? Burada da elimizden geldiğince bilgimiz doğrultusunda bir şeyler yazmaya çalışalım.. Öncelikle Phil Jackson'ın Chris Mihm'in dönüşüne rağmen çift uzunu bu seri boyunca fazla kullanmayacağını düşünenlerdenim.. Lamar Odom'a 4 numara yolları görünüyor gibi yani. Normal sezonun son maçlarında ilk beşe yerleşen Luke Walton'ın burada gayet yeterli performans göstermesi sonucu Phil babanın Suns serisine de aynı şekilde başlaması gerektiğine inanıyorum.. Lamar-Kwame ikilisi Suns'ın pota altına gayet yeterli olacaktır genişlik ve boy olarak. Savunması hep kafalarda şüpheler oluşturan Lamar Odom'un Shawn Marion'ı savunurken çok dikkat etmesinin gerekliliği ise ayrı bir konu tabii ki. Hatta maç içindeki duruma göre Phil babanın bazı maçların bazı dönemlerinde döndüğü Lamar'ı tek uzun bırakıp yanına dizdiği 4 kısanın bile bu seri boyunca belirli dönemlerde sık sık kullanılması muhtemel.. Şahsen bu tip atraksiyonlara normal sezonda iyi gözle bakmayan bir insan olarak bu serinin spesifik durumu nedeniyle anlayışla karşılamak gerekecektir çünkü karşıdaki hoca da bu tip olaylara sık sık başvuran bir yapı gösteriyor.. tek uzunu Matrix ya da Boris Diaw bırakıp yanına şutörleri dizen bir anlayışa karşı 2 tane uzunla oyna, pota altlarını parçala gibi basit söylemler pek geçerlilik kazanmıyor çünkü bu takıma karşı.. Siz onları parçalayana kadar bir bakmışsınız kuşbaşı olmuş, paketlenmek üzeresiniz.. Bir diğer konumuz yine bununla bağlantılı olarak eşleşme problemi.. En büyük sıkıntıyı daha önce de söylediğimiz gibi Nash'i savunmakta çekeceğimiz kesin gibi.. Smush Parker'ın onu savunurken yetersiz kalacağının şimdiden kesin olması nedeniyle maçların belirli bölümlerinde Kobe'nin bu göreve de soyunabileceğini düşünüyorum.. Evet, zaten takımın hücumda bütün yükünü çekerken bir de ondan Nash'i savunmasını istemek belki haksızlık ama Kobe bunu yapabilecek fizik ve mental güce sahip bir adam.. Hiç zorlanacağını düşünmüyorum açıkçası.. O nedenledir ki ortalama 38-40 dakika alacak olan Nash'in savunmasında Kobe'nin 15-20 dakika civarı görev yapabileceğine inanıyorum, Smush Parker'ı Steve Nash'in karşısında hayal ettiğimde evet evet kesinlikle yapmalı derken buluyorum kendimi.. Sene başından itibaren takımın pota altı savunmasına önemli bir güç getiren Kwame Brown, Mihm'in sakatlığıyla birlikte hücumda da kademe atladı normal sezonun son çeyreğinde.. Chris Mihm sakatlığında üzülmüştük böyle şanssızlık olur mu diye, bilemiyorduk doğal olarak böyle bir gelişim göstereceğini Kwame'nin.. Ama her işte bir hayır var derler ya, aynen öyle oldu ve Kwame inanılmaz işler yaptı normal sezon biterken.. Bu seri boyunca da yine 30-35 dakikası kesin gibi ve bu gaza sahipken, rakip pota altında karşısında Diaw'ı bulacağı için muhakkak ondan da oynamalıyız.. bu seride kendisinden 15-10'luk(sayı-rebo) bir katkı bekliyorum ben.. Savunmadaki sertliği zaten sezon başından beri belirli bir seviyenin üzerinde, onu tekrarlamamıza gerek yok.. Ama eğer istatistiki yönden söylediğim bu katkıyı yapabilirse oldukça önemli bir güç olacaktır.. Senenin ikinci yarısından itibaren takımın en önemli parçalarından biri haline gelen Lamar Odom'u çoğu Lakers'lı eleştirdi bu sene.. Fakat herkes de son 3 ayda yaptıklarından dolayı alkışladı kendisini.. Bütün taraftarlar ondan skor yükünü çekmede Kobe'ye biraz daha yardım etmesini beklerken hem bunu yaptı, hem de son dönemde oynadığımız doğru basketbolda önemli bir beyin olmayı başardı.. Geçen yazımda Kobe'nin kötü oynadığı dönemde bir şeyden bahsetmiştim ve hatta Kobe'yi eleştiren bir yazı yazmıştım.. Bunda ana etken takım olarak son zamanlarda Phil babanın hücum sistemini özümsemeye başlamamız sonucu herkesin bir şekilde katkı yapmayı başarmasıydı.. 82 maçlık sezon sonunda en fazla sayı atan 7. takımız, en fazla asist yapan takımlar arasında da 9.yuz.. Kobe ve biraz da Lamar'dan başka adamı yok diye sene boyunca dalga geçilen Lakers'ın hücum yönünden geldiği bu noktada kuşkusuz Phil Jackson'ın ve hakkını vermek gerekir ki Lamar Odom'un büyük payı vardır.. Kobe gibi skorerlik olsun, fundamental olsun NBA'in gelmiş geçmiş en büyük yeteneklerinden birini oyun kurmada hiç kullanmayıp sadece bitirici olarak düşünen bir koç, takımını Kobe'den sonra geriye kalan yeteneksizlikler ordusu içinde 30 takım arasında bu sıralara sokuyorsa bunları da söylememiz gerekiyor.. Lamar'a koca bir bravo bu nedenle.. Ve herkesin beklentisinin aksine onun sene boyunca oynadığı gibi skoru fazla takmadan oynamasının bu seri için çok önemli olduğunu düşünüyorum.. Çünkü aklı oralara takıldığında performansı sekteye uğruyor.. Phoenix iyi bir takım savunmasına sahip değil, önünde sonunda uygun pozisyonlar bulacağız.. Bunları yaratmaya odaklanmalı Lamar, kendim bitireyim, 20-25 ortalama yapayıma değil.. Bir Spurs olsaydı karşımızdaki belki başka şeyler yazabilirdim ama rakip Phoenix ve Vujacic'inden Brian Cook'una herkes bir şeyler bulacaktır bu seride hücum adına.. Lamar için bunlara hazırlamaya devam diyorum sadece.. Ve en son olarak Kobe, Kobe, Kobe.. Geçen yazımdaki kötü döneminden sonra yine mükemmel bir dönem içine girdi.. Nisan ayını 41.6 sayı, 5.5 rebo, 3.6 ast, 2.3 stl ve en önemlisi %51 şut yüzdesiyle tamamlayarak takımın son 14 maçından 11ini kazanmasında ve 7. sıradan play-off'a girmesinde yine, yeniden başrolü oynadı.. Onunla ilgili şöyle yapmalı, böyle oynamalı diyecek durumda değilim, tek istediğim fazla gaza gelip yüzdesini düşürmeden oynamaya devam etmesi.. Onun dışında içerden oyna, dışardan oyna.. Bu tip saptamalarla yorumlanabilecek biri değil.. Phoenix pota altında önemli bir blok tehdidi yokken içeriye drive ederek oynaması tercih sebebi olmalıdır diyebilirsiniz ama o dışardan 60 atıp maçı koparabilir.. O nedenle pek fazla konuşmamak gerekiyor onun üzerinde sanıyorum, özellikle şu play-off döneminde.. Bunu çok istediğini hepimiz biliyoruz ve o kafasında çoktan neler yapacağını planlamıştır bile P-Jax'le beraber bundan da eminim.. Bize sadece onun liderliğini izlemek kalacak seri boyunca.. %30'larla oynayıp 25 sayı ortalama tuttursa bile artık onu eleştirebilecek bir Lakers'lı ya da onu bırakın bir basketbol yazarı olmayacaktır kanımca, çünkü yapması gerekeni layığıyla yerine getirdi 82 maç boyunca.. Her Lakers'lı kendisinden 45 sayılık bir ortalama bekliyor seri boyunca.. Seneyi 35.4 sayı ortalamasıyla tamamlayan bir adamdan, böyle hızlı geçmesi beklenen bir seri boyunca, karşısında da çok çok elit bir savunmacı yokken haksızlar mı? Bence değiller.. Bu arada dikkat edilecek son bir nokta da şu.. Evet, Nash bu adamların her şeyi dedik, top onun elindeyken 5 oyuncumuzun da gözlerini dört açması gerekiyor.. Fakat Boris Diaw'a da büyük önem vermemiz gerekiyor.. Çünkü öyle bir noktaya çekti ki son dönemde oyununu, resmen çift oyun kurucuyla oynuyorlar.. Nash dışarda, Diaw alçak postta oyun kuruyor.. Bu nedenle top Diaw'a geçtiğinde de bütün oyuncuların dikkatlerini korumaları gerekecek, Phoenix pas servisleri pota altından da devam ediyor çünkü ve D'Antoni bunu bir silah haline çevirip önemli bir opsiyon olarak takıma yerleştirmeyi başardı.. Seri tahminine gelince, bu kadar şey yazdık çizdik. Fakat umutlu değilim.. En fazla 2 maç alabileceğimizi düşünüyorum.. Peki ben bunu düşünüyorum da bilinçaltımda "Ya olursa?" çığlıkları da yankılanmıyor mu? Evet, ya olursa diyerek izleyeceğiz... Lakers'lı olsun, olmasın, Lakers şu anda play-off'ların en tehlikeli alt kademe takımlarından biri olarak gösteriliyor herkes tarafından.. Phil Jackson gibi bir usta, Kobe Bryant gibi ilahi bir yetenek bir araya geldiğinde de herkesin böyle düşünmesi anormal midir? Hayır... O zaman saldırın aslanlar, 500 milyon Lakers'lı sizinle..(Haha Ali Şen'in Lakers şubesiyim ben) Ek not: Birkaç kelam da son zamanlarda vuku bulan MVP tartışmaları üzerine edelim. Kobe Bryant hiç beklemediğim bir şekilde büyük adaylardan biri olarak gösteriliyor.. Kendisinin MVP olacağına hiç inanmayan birisiydim, zira ne yazık ki NBA tarihi boyunca bu tip kötü takımları ucundan, kıyısından play-off'a sokmalar hiçbir zaman ödüllendirilmedi. Tarihte ödüller hep konferansın ilk 2 sırasındaki takımların oyuncularına gitmiş, bir kere de 3. almış. Hal böyleyken Kobe'nin bu efsanevi senesine de bir şey kalmayacağını düşünüyordum haklı olarak.. Sözü fazla uzatmadan şunu söyleyeyim, seçim Chauncey Billups, Dirk Nowitzki ya da Steve Nash olursa itirazım olmaz( Gerçi Nash olursa biraz olacak ya) ama bunun dışında olabilecek her türlü seçimde Kobe'nin hakkı bariz bir şekilde yenir, ayıp edilir.. O kadar söyleyeyim.. 500 milyon Lakers'lı da NBA binasını basar, David Stern'ü o koltuktan indirir.. |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Evet, nihayet kimi zaman karın ağrılarıyla, kimi zaman halaylar çekerek geçirdiğimiz normal sezon bitti.. Staples Center'daki son 5 maçımızı kazanarak senenin en uzun kazanma serisini yakalayarak seneyi bitirdik.. Derecemiz 45-37 ve Batı'dan 7. sıraya kapağı atarak nihayet play-off'lardayız.. Rakip, haftalar önceden ikinciliği garantileyerek maçlarını rölantide geçirmeye başlayan
- Öncelikle herkesin bildiği gibi Phoenix Suns bu ligin ve hatta dünyanın en hızlı oynayan takımı.. Lakers savunması Phil Jackson'ın gelişiyle birlikte büyük bir aşama gösterdi ama maçlara bakacak olduğumuzda Phil babanın savunma teorisyenliğini en iyi sete set oynayan takımlara karşı görebiliyoruz.. Gerçekten sete set savunmada gösterdiğimiz gelişim sene boyunca herkesin gözüne battı.. Ve fakat San Antonio Spurs hayatını yavaş tempo ve sete set hücumlarla geçirirken şu andaki rakibimiz 10 saniyede savunmayı yerleştirmeden rakibi parçalayabilme gücüne sahip.. Sete set savunmalarda ne kadar iyiysek bu tip
+ Şunu belirtmemiz gerekir ki bu takımın Spurs'ü de, Suns'ı da elemesi küçük çaplı mucizelere bağlıdır ve gerçekleşirse herkesi şaşırtacak bir sonuç olacaktır.. (Büyük bir mucize demememin sebebi de Kobe Bryant'tır hemen ekleyeyim) Sonuçta ikisini elememiz de mucizelere bağlıysa en azından şöyle düşünebiliriz: 8. olup Spurs'ü eledikten sonra bile bir başka contender Dallas Mavericks'le eşleşmektense Suns'ı eleyip Dallas'a göre çok daha kolay bir takım olarak karşımıza çıkacak olan 3-6 eşleşmesinin galibiyle karşılaşmak çok daha avantajlı olacaktır.. Lakers'ın bir mucizeyle Spurs'ü eledikten sonra bir başka mucize yaratabileceğini düşünmüyorum açıkçası ve fakat Suns'a karşı bunu başarabilirsek Los Angeles Clippers-Denver Nuıggets eşleşmesinden gelecek takımı da o gazla götürebileceğimiz görüşündeyim.. O nedenle mucizemizi Suns'a karşı yaratalım, sonraki takım daha kolay, bakarsın hiç yoktan bir konferans finali oynarız düşüncesi saçma değildir ve hatta yerindedir..
+ Bir başka avantajımız da Suns pota altının bizimkilere uygun bir yapı göstermesi.. 1 numara savunmasında büyük problem yaşadığımızı söyledik fakat bunun benzerini front court savunmasında da yaşıyoruz..
Ve en son olarak Kobe, Kobe, Kobe.. Geçen yazımdaki kötü döneminden sonra yine mükemmel bir dönem içine girdi.. Nisan ayını 41.6 sayı, 5.5 rebo, 3.6 ast, 2.3 stl ve en önemlisi %51 şut yüzdesiyle tamamlayarak takımın son 14 maçından 11ini kazanmasında ve 7. sıradan play-off'a girmesinde yine, yeniden başrolü oynadı.. Onunla ilgili şöyle yapmalı, böyle oynamalı diyecek durumda değilim, tek istediğim fazla gaza gelip yüzdesini düşürmeden oynamaya devam etmesi.. Onun dışında içerden oyna, dışardan oyna.. Bu tip saptamalarla yorumlanabilecek biri değil.. Phoenix pota altında önemli bir blok tehdidi yokken içeriye drive ederek oynaması tercih sebebi olmalıdır diyebilirsiniz ama o dışardan 60 atıp maçı koparabilir.. O nedenle pek fazla konuşmamak gerekiyor onun üzerinde sanıyorum, özellikle şu play-off döneminde.. Bunu çok istediğini hepimiz biliyoruz ve o kafasında çoktan neler yapacağını planlamıştır bile P-Jax'le beraber bundan da eminim.. Bize sadece onun liderliğini izlemek kalacak seri boyunca.. %30'larla oynayıp 25 sayı ortalama tuttursa bile artık onu eleştirebilecek bir Lakers'lı ya da onu bırakın bir basketbol yazarı olmayacaktır kanımca, çünkü yapması gerekeni layığıyla yerine getirdi 82 maç boyunca.. Her Lakers'lı kendisinden 45 sayılık bir ortalama bekliyor seri boyunca.. Seneyi 35.4 sayı ortalamasıyla tamamlayan bir adamdan, böyle hızlı geçmesi beklenen bir seri boyunca, karşısında da çok çok elit bir savunmacı yokken haksızlar mı? Bence değiller..