Los Angeles Lakers
- Sezon 2008-09
· Sırada: Denver
· G-M: 9-1

Son Maç...
LA Lakers 105, Phoenix 92

Lig Sıralaması | İstatistikler
Anasayfa
Hakkinda
Forum
Fikstür
Oyuncular
Salary
Lakers Store
Staples Center
Laker Girls (2008-09)
Lakers'lı Ünlüler
Lig Sıralaması
Yazarlar
Linkler
Yazi Gönderin
İletişim
Röportaj YaptIk!
J. Crittenton ile yapılan röportajı okumak için tıklayın! —02/09/07
Kaan Kural ile yapılan röportajı okumak için tıklayın! —23/05/07
Maç Yorumlari

Takımımızın hergün oynadığı ve oynayacağı maçlar, forumda sitemizin ziyaretçileri tarafından yorumlanıyor. Tıklayın...

İletİşİm
· Editör & Bilgi Destek:
admin@lakerstr.com

· Umut Tuğaç:
damarcus@lakerstr.com
· Kaan Sunman:
sunmankaan@hotmail.com
· Şansal Kulabaş:
da_mekanika@hotmail.com
· Emre Özcan:
parmamaniac@gmail.com
· Ali Güney:
alikguney@gmail.com
· İ. Yalçın Şeker:
yalcinseker@hotmail.com
· Burak Omay:
lakers99@gmail.com
· Hilmi Doğan:
hilmydogan@gmail.com
· İsmail Özkısaoğlu:
eomer_info@yahoo.com
Multimedya

Forum sayfamıza üyelerimiz tarafından eklenen video ve resimler için buraya tıklayın...

Kobe'ye Rağmen Yazdır E-posta
>> STAPLES BÜFE: Emre Özcan   
Pazar, 19 Mart 2006
Bir önceki yazımda korkutucu Mart ayı fikstürüne girdiğimizi ve elimize gelen çok güzel bir fırsat olarak içerde oynadığımız rahat maçları hiç değerlendiremediğimiz bir dönemden çıkarak Mart ayından hiç umutlu olmadığımı belirtmiştim. İstikrarlı istikrarsızlık gibi Lakers'a cuk oturan bir sözcük öbeğini de kullanmıştım kazandığımız ve kaybettiğimiz maçlardaki komik dengesizlik yüzünden. Bu, Mart ayında da aynen devam ediyor fakat takım yine de beklediğimden çok daha iyi bir performans gösterdi ayın ilk yarısında.


Şu ana kadar Mart ayı içinde 10 maç oynadık. Zorluk seviyesi hayli yüksek olan maçlar barındıran bu dönemden 5-5'lik bir dereceyle çıktık. Ki son form durumumuzla birlikte üzerime çöken karamsarlıkla en fazla 3 galibiyet bekliyordum bu 10 maçtan. Takımda, yine her zaman olduğu gibi iyi ve kötü şeyler olmaya devam ediyor. Bir yandan olumlu belirtilerle sevinirken arkasından gelen olumsuzluklar yine somurtmamıza neden oluyor. Alınan bir Spurs deplasman galibiyetinden hemen sonra Seattle'a Staples Center'da yenilmek hiç hoş değil mutlaka. Spurs'e yenilip bunu yensek ne değişecekti diyerek alınan o muazzam galibiyetin değerini de ayaklar altına alması cabası. Yine de özellikle bu zorlu ayın ilk yarısını iyi bir performans göstererek kapattığımızı söyleyebilirim. Arkamızdan gelen Sacramento vitesi resmen 5'e takarak yoluna devam ediyor ve maalesef bizi geçtiler fakat daha önemli olan şu ki, bir ara altıncılığa yükselen New Orleans/Oklahoma City Hornets büyük bir düşüş içinde. Şu anda onları yeteri kadar arkamıza aldığımızı söyleyebiliriz. T-Mac'in 1.5 aylık bir sakatlık haberi elimize ulaştı ve Houston Rockets devre dışı kaldı. Bir diğer önemli rakip Utah Jazz da aynen bizim gibi büyük bir istikrarsızlık yaşıyor ve pek rakip olamayacaklar gibi gözüküyor. Fakat Carlos Boozer'ları beklenmediği kadar iyi ve sağlam döndü. Dikkatli yaklaşmak gerek.

Takım iyi performans gösterdi dedik, sonuçta çok sağlam takımlara karşı oynanan bir 10 maçı atlattık ve 5-5'lik derece hiç de kötü değil. Lakin, maalesef bu iyi performans yazının başlığına götürüyor bizi. Gerçekten Kobe'ye rağmen ilerleyen bir takımımız var gibi şu an, buna sevinmeli miyiz, üzülmeli miyiz ben işin içinden çıkamadım. Şimdi biraz matematiğe ve istatistiklere dalalım ve şu 10 maçlık seriyi inceleyelim, neden "Kobe'ye Rağmen" gibi iddialı bir başlık seçtiğimizi biraz açıklamaya çalışalım.


1 Mart Lakers @ Portland: Maçı 99-93 kaybediyoruz. Kobe Bryant 10/27 FG, %37 ile 35 sayı atıyor. Takımın o maçtaki genel FG oranı 34/74. Kobe dışındakiler 24/47 yani %50'nin üstünde oynuyor ve maçı kaybediyoruz.

3 Mart Lakers @ Golden State: 106-94 kazanıyoruz.. Kobe Bryant 11/29 FG, %38 ile 42 sayı atıyor, 6 TO yapıyor. Takım o maçta 33/67'yle oynuyor. %49.. Kobe dışındakilerse 22/38.. yani %58.. Kazanıyoruz, sorun pek gün yüzüne çıkmıyor.

4 Mart Lakers vs. Detroit: Destan yazıp 105-94 kazanıyoruz. Hem de ilginç bir şekilde fazla zorlanmadan. Kobe çok iyi oynuyor 13/26'yla atıyor maç boyunca.. Yani %50'yle.. Takım maçı %51'le bitiriyor. Kobe dışındakiler de %50'yle oynuyor yani. Gerçekten takım olarak iyi oynadığımız bir maç ve maç sonu Kobe'nin 40 sayısına rağmen tebrikleri 24 sayı, 10 ast ve 5 rebo'yla oynayan Lamar Odom alıyor. Kobe bile "İşte Lamar bu." açıklamasını yapıyor maçtan sonra.

6 Mart Lakers @ San Antonio: Kobe'nin bu 10 maçlık periyotta çok iyi oynadığı tek maç belki de. Beklendiği gibi maçı 103-96 kaybediyoruz. Kobe 17/32 FG oranı, %53 ile 43 sayı atıyor. Ve maçı 3. çeyrekte kopartan Spurs'e karşı son periyot tek başına direniyor. Yakalamaya çalışıyor fakat olmuyor. Takımın maçtaki genel yüzdesi 47. Kobe dışındakiler yüzde 43'le atıyor. Kobe'nin takımın geri kalanından daha iyi oynadığı tek maç.

8 Mart Lakers @ New Orleans: Belki de yıl sonuna doğru en önemli rakibimiz konumuna gelecek olan takımı deplasmanda 113-107 yeniyoruz. Kobe 12/33 FG oranı, %36'yle oynuyor. Takımın genel FG oranı 40/78, yüzdesi 51. Kobe dışındakiler 28/45 atıyor. Yani %62 gibi anormal bir yüzde. Ve fakat Kobe bu kadar kötü oyununa rağmen maçın sonunu çok iyi oynuyor, 5/22'yle girdiği son periyotta 7/11 atıyor, inanılmaz şutlar sokuyor. Maçtan sonra Chris Paul ağlamaklı bir ifadeyle "Daha ne yapabiliriz ki, 3 periyot 2'li sıkıştırmalarla canına okuduk, kitledik, bitirdik. Ama adam çıkıp 12 dakikada maç aldı diyor." Kobe yine son periyot efsanelerinden birini ortaya koyarak berbat oynadığı bir maçı 12 dakikayla kurtarıyor fakat çanlar çalmaya devam ediyor.. (Tekrar ediyorum %36-%62)

10 Mart Lakers @ San Antonio: İyi bir maçtan sonra hiçbir zaman bir ikincisini ortaya koyamayan takımımızdan hele ki bir San Antonio deplasmanında hiçbir şey beklemiyoruz. Ve fakat inanılmaz karakterli bir oyun ortaya koyarak maçı 100-92 alıyoruz. Kobe yine alıştığımız yüzdesiyle oynuyor. 11/29 FG'yle tamamlıyor maçı. %38'le yani. 29 sayı atıyor. Takım maçı genel olarak 39/80'le, %49'la tamamlıyor. Kobe dışındakiler ise 28/51'le. Yani %55 gibi yine çok önemli bir oran.

12 Mart Lakers vs. Seattle: Beklenmedik 2 zorlu maçı üst üste iyi oynayan takımımız bu rakamı 3'e taşıyamıyor. Detroit, Spurs ve Hornets galibiyetleriyle gaza gelen taraftarı yine, yeniden karalar bağlatıyor. Kobe 8/29 gibi felaket bir oranla, %28'le oynuyor. (22 sayı) Takım olarak maçtaki genel oranımız 42/91(%46) Kobe dışındakilerse 34/62. Yani %55. Kaybedilen bir komik maç daha.


14 Mart Lakers @Sacramento: Son zamanlarda cayır cayır yanan Sacramento Kings'e elbette direnemiyoruz. 114-98 kaybettiğimiz maçta Kobe 12/28'le(%43) 30 sayı atıyor, 7 rebo ve 7 ast ekliyor rakamlarına. Takımın geri kalanını maç içindeki yüzdesi 48.(26/54 ile)

16 Mart Lakers vs. Minnesota: Gerçekten özellikle sonları çok zorlu geçen maçı 92-89 kazanıyoruz. Kobe 12/25'le durgun olduğu bir günde 25 sayı atıyor, 3 rebo ve 1 ast ekliyor rakamlarına. Ama yüzde olarak en azından maçı berbat etmiyor. Takımın geri kalanı yine istikrarını koruyor ve %50'yle oynuyor.

18 Mart Lakers @ New Jersey: 92-89 kaybediyoruz. Kobe yine felaket bir oranla oynuyor. 9/24 FG ve %38. Takım genel olarak maçı 34/70'le(%49) bitiriyor. Kobe dışındakilerse 25/46 FG oranı ve %54 ile.

Şimdi evet, aslına bakarsanız Lakers'ı Kobe ve geri kalanlar diye ayırmak pek doğru değil. Fakat bu şekilde rakamlara yansıyan ve anormal bir şekilde dikkat çeken büyük bir dengesizlik de söz konusuyken bunun üzerine birkaç kelam etmek de gerekiyor kanımca. Gerçekten takımın geri kalanı bu Mart ayındaki zorlu programa girer girmez büyük bir çıkış göstermiş, Lamar Odom, Chris Mihm, kenardan gelen Luke Walton, savunma yönünde neredeyse kusursuz sayılacak işler yapan Kwame Brown (ne kadar da garip değil mi?) varını yoğunu ortaya koyarken Kobe'nin böyle %30-35'lerle oynayıp %50'nin aşağısına düşmeyen arkadaşlarını biraz yüzüstü bırakması can sıkıyor. Biraz Kobe düşmanı bir yazı oldu sanki bu ama inanın öyle değil. Kulüp ShaQ-Kobe ikileminde kaldığı gün tercih elbette Kobe'dir, ShaQ buyur kapı diyen bir taraftarım. Sezon başında takım da kötü oynarken aynen bu periyottaki gibi yüzdesiz oynayan Kobe için diğerlerinin kaçırmasındansa Kobe kaçırsın, benim açımdan sorun olmaz da dedim. Her zaman destekliyorum kendisini, ligin bence şu an için en yetenekli oyuncusu. Arkadan gelen zıpırlar Wade, LeBron gibi yeni nesil oyunculara karşı yeteneğinin yanında tecrübesiyle de nasıl büyük üstünlükler kurduğunu geçtiğimiz maçlarda gördük. Her zaman için arkasındayız, takımımızda oynamasının bizler için bir lütuf olduğunun da farkındayız. Ama artık bazı şeyleri de kavraması gerekiyor. Takım hücumda sene başındaki gibi kalas değil. Sistemin her geçen gün oturduğu Amerikalı abilerimizin yazılarından ve Türkiye'de izleyebildiğimiz maçlardan da anlaşılıyor. Kobe'nin %50'nin üzerine çıkan arkadaşları varken kötü günlerinde onları da oyuna biraz daha katması gerekiyor. "Ben kaçıracağıma arkadaşlarım kaçırsın." cümlesinin sahaya yansımasını görmek istiyorum artık. Zira bunu hakeden bir oyun ortaya koyuyor diğer oyuncularımız Kobe'nin bu kötü döneminde. Sene başındaki olayın tam tersine. Dünyadaki taraftar forumlarındaki kızgınlık gün geçtikçe artıyor kendisine. Laker'ları daha fazla karşısına almadan umuyorum toparlar bir şeyleri. Bu arada bir dipnot olarak da belirteyim. 81 sayıyı attığı günden beri pek iyi değil Kobe. Bunda rakip takımların üzerindeki baskıyı arttırması da önemli bir neden. Ve bu baskılar bariz bir şekilde diğer oyuncuların işine yarıyor. Takımın geri kalanının yükselen performansında bunun da bir etken olduğunu düşünüyorum. Zaten büyük yıldızların farkı biraz da burada ortaya çıkıyor. (Eh biraz da gönül alalım)

Kobe'den ayrı olarak biraz da diğer oyunculara dönelim tek tek. Lamar Odom inanılmaz bir çıkış içinde. Aynen Lakers gibi iki maç üstüste iyi oynayamaz dediğimiz Lamar Odom 5-6 maçtır neredeyse destan yazıyor, zorluk dereceleri yüksek maçlardan da alnının akıyla çıkıyor. Mart ayının başından beri 17.4 sayı, 8.5 rebo, 6.0 asist ortalaması tutturdu kendisi. Bundan daha önemlisi bu 10 maçta %61.2 saha içi, %58.3 üçlük isabetiyle oynadı. Şutlarında büyük bir düzelme olduğu görülüyor fakat bu düzelmenin düzenli bir çalışma sonrası geldiğini düşünmüyorum. Sene içinde bu kadar kötü şut atan bir adamın bir anda büyük bir değişim göstermesi biraz şans, biraz da form durumuyla alakalı kanımca. Zira düzenli şut çalışan bir oyuncu yüzdelerini yavaş yavaş yükseltir, böyle ani çıkışlar göstermez. O nedenledir ki bundan sonra yine büyük bir düşüş gösterirse pek şaşırmam. Yalnız, özellikle takımda kalacaksa Phil Jackson'ın bu hücum düzeninde iyi bir rol oynayabilmesi için şut antrenmanlarına çok ama çok büyük bir önem vermesi gerekliliği de iki kere ikinin dört etmesi gibi açık bir gerçeğe dayanıyor. Luke Walton en önemli bench gücümüz Devean George'un yokluğunda önemli işler yaptı. Hem hücumda, hem savunmada iş yapabilen tek uzunumuz olma özelliğini koruyan ve daha uzun süre korumaya devam edecek gibi görünen Chris Mihm'i kaybettik. Kendisi hakkında hiçbir net açıklama yapılmadı, herhangi bir sakatlık listesinde en ufak bir açıklama bile yok. Ama daha bir süre mahrum kalacağız ondan da. Nisan başı gibi döner deniyor.

Mart ayında 7 maçımız daha var. Çok önemli maçlarımız duruyor. (Cleveland deplasmanı, Spurs, Hornets ve Sacramento maçları vs.) 3 galibiyet çıkartırsak iyi, 4 galibiyet mükemmel olur. Ve fakat yine karamsarlık yapacağım ben, en fazla 2 tane alırız gibi geliyor. Belki bana inat yine yakıp yıkarlar ortalığı. Hadi son bir gayret artık, 6.'lık ya da 7.'liği geçtik, sadece play-off'a razıyız.

Bu arada Slava Medvedenko'yu serbest bıraktık ve yerine boşta olan Jim Jackson ile sözleşme imzaladık. Sahada olsun, yedekte olsun bir sniper'ı bulunmayan takım için önemli bir hamle olduğu söylenebilir. En azından Slava Medvedenko'nun 0 dakikalarla yapamadığı katkılardan daha kötüsüne neden olmayacaktır. Phil babanın sistemini biraz özümsedikten sonra yavaş yavaş sahaya çıkacağını düşünüyorum. 10-15 dk oynayıp atacağı iki üçlüğe razıyım ben. Başka bir şey beklemiyorum, siz de beklemeyin. Alınma nedeni başka bir şey değil çünkü.

Ve son bir şey daha, artık bu takım son hücumlarda 3 sayı farkla geriye düştüyse hiç heyecanlanmıyorum. Phil Jackson'ın aldığı molalarda neler çiziliyor o tahtaya bilmiyoruz ama Kobe'nin eline topu almasıyla birlikte fade away atılmış ya da anormal zorlanmış bir üçlükten başka bir şey göremiyoruz. Bunların da hiçbiri girmiyor. Bu çocuğa bu son atışlarda da bir şey oldu artık. Atamadığı gibi boşta olan arkadaşlarını da görmüyor, zorlamaya devam ediyor. Dün gece kaybettiğimiz Nets maçında Lamar Odom bomboşken air ball atmış mesela. P-Jax mi iğrenç setler çiziyor (ki hiç sanmıyorum), Kobe mi kafasına göre takılıyor hiç bilmiyorum ama buna da acil bir çözüm lazım.
 
< Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı   Bu köşeye yazılan bir önceki yazı >
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte, Mozilla Firefox 2 tarayıcısı ile görüntülenebilir!
Copyright © 2006-2008 LakersTR.com | admin@lakerstr.com