Los Angeles Lakers
- Sezon 2008-09
· Sırada: Denver
· G-M: 9-1

Son Maç...
LA Lakers 105, Phoenix 92

Lig Sıralaması | İstatistikler
Anasayfa arrow Yazarlar arrow The Mechanic: Şansal Kulabaş arrow Jack Nicholson'la 48 Dakika!
Anasayfa
Hakkinda
Forum
Fikstür
Oyuncular
Salary
Lakers Store
Staples Center
Laker Girls (2008-09)
Lakers'lı Ünlüler
Lig Sıralaması
Yazarlar
Linkler
Yazi Gönderin
İletişim
Röportaj YaptIk!
J. Crittenton ile yapılan röportajı okumak için tıklayın! —02/09/07
Kaan Kural ile yapılan röportajı okumak için tıklayın! —23/05/07
Maç Yorumlari

Takımımızın hergün oynadığı ve oynayacağı maçlar, forumda sitemizin ziyaretçileri tarafından yorumlanıyor. Tıklayın...

İletİşİm
· Editör & Bilgi Destek:
admin@lakerstr.com

· Umut Tuğaç:
damarcus@lakerstr.com
· Kaan Sunman:
sunmankaan@hotmail.com
· Şansal Kulabaş:
da_mekanika@hotmail.com
· Emre Özcan:
parmamaniac@gmail.com
· Ali Güney:
alikguney@gmail.com
· İ. Yalçın Şeker:
yalcinseker@hotmail.com
· Burak Omay:
lakers99@gmail.com
· Hilmi Doğan:
hilmydogan@gmail.com
· İsmail Özkısaoğlu:
eomer_info@yahoo.com
Multimedya

Forum sayfamıza üyelerimiz tarafından eklenen video ve resimler için buraya tıklayın...

Jack Nicholson'la 48 Dakika! Yazdır E-posta
>> THE MECHANIC: Şansal Kulabaş   
Çarşamba, 22 Şubat 2006
Lakers'ı tutuyorsunuz ya da Mavericks'i.. Ne farkeder ki, Celtics de olabilir veya Hawks da. Eğer yolunuz bir gün Los Angeles'a düşer de Staples Center'da Lakers'ı izleme şansı elde ederseniz, sayacağınız bir kaç yıldız isminden sonra (en fazla 5. seçenekte) gözleriniz kimi arar? Sahanın herhangi bir yerinden onun etrafında bulunduğu (Pek fazla oturmadığını göz önünde bulundurmamız lazım) koltukları görebiliriz. 101. kısımda o, çocukları ve buraya davet etmeyi çok sevdiği arkadaşları bench'in bir parçası haline gelmek üzere.

Manhattan doğumlu bu insan ancak 1972 yılında Lakers'ı tutmaya başlayan Jack Nicholson'dan başkası değil. Bu tercihini ise şöyle açıklıyor: "Hep basketbolu sevdim ama Lakers'a yönelik bir desteğim yoktu. Sonra sürekli olarak yaşamakta olduğum şehrin takımına karşı durmanın çok yorucu olduğunu gördüm, böylece Lakers'ı tutmaya başladım. Ama kısa zamanda bu iş bir tutkuya dönüştü. Benim ana eğlence kaynağımdı. Bilirsiniz, evden çıkmama sebep olabiliyordu. Ama 1972'deki galibiyet serisi ile herşey daha da ciddiye bindi. O zamanlar Lakers'tan daha iyi bir spor takımı yoktu. Hem kazanıyorlardı, hem de izlemesi oldukça eğlenceliydi. Şarap gibiydi; her mevsim farklı."

70'lerde başlayıp 80'lerde doruğa çıkan ve Lakers'ın Showtime felsefesi ile Celtics'in Bird etrafına kurduğu yavaş tempolu sete set oyun arasında yaşanan rekabetin böylesine keskin tanımlanması ve ancak taraflardan birinin en büyük olarak görülüp, destekleme isteğinin fanatiklik dürtülerine varmasını Kaan Kural'ın, kendisinin Celtics'i seçmesinin sebebini anlattığı yazı kanalıyla daha net anlıyoruz. Kaan Kural, Amerika'daki yerellikten yola çıkan takım tutma hamlesinin global düzeyde motivasyonunun farklılaştığını söylüyor ve terazinin bu kısmındaki insanlar için o dönemde tercihin ya Lakers ya da Celtics olduğunu belirtiyor. İki takım da belli ama farklı basketbol felsefelerini ve oyun anlayışlarını en doğru oyun ile performansa dökerken kendilerini destekleyen kitleleri de bu sistemler üzerinden tanımlamakta idi. Bu yüzden Jack Nicholson'ın Lakers'ı tutma sebeplerinden birisi olarak eğlenceli basketbolu göstermesine ve aradaki rekabetten dolayı bu tercihin fanatikliğe varmasına şaşmamak lazım.

Nicholson o yıllardan bu döneme kadar sadece benchin hemen yanındaki yerinde oturarak Chamberlain, Abdul-Jabbar, Johnson, Riley, Cooper, Worthy, West, Baylor, Kobe, Shaq, P-jax gibi adamları izleme onuruyla yetinmedi. Bu takımın hem o dönemlerinin hem bugününün bir çırpıda sayılabilecek isimlerinden birisi oldu. Rakip takımın taraftarlarından koçuna kadar herkese sataşması, ritüele dönüşen jestleri ile Lakers geleneğinin bir parçası haline geldi. Lakers'ın tarihinin anlatıldığı her makalede ve bugünün tarih olacağı yarınlarda yazılacak her yazıda en azından ismi geçmiştir ve geçecektir. Maç boyunca genel olarak içinden çıkamadığı heyecan, anlık gelişmelere vardiği tepki ve kendisini bıçağın keskin tarafına itebilecek potansiyeldeki reaksiyonları ile sadece kendisini, Hollywood ünlülerinin geçerken uğrar gibi yapmayı sevdiği Staples Center'ın "meşhur" güruhundan ayırmayı başarmadı, genel nba izleyici profilinde ve hatta bu organizasyonu takip eden dünyaya yayılmış basketbol meraklılarının gözünde farklı kriterler oluşmasına yol açtı. Lakers'la ilgili tespitlerde rahatlıkla atıf yapabileceğiniz veya onun hal ve tavrından yola çıkarak tespitler yapabileceğiniz bir unsur oldu. Kaç defa koçlar başarısız gidişler sırasında "Nicholson gelse daha iyisini yapar" diye iğnelendi, kaç defa oyuncular "Nicholson çıksa daha iyi oynar" diye 'ti'ye alındı. Hatta Shaq ve Kobe'nin yanına Malone ve Payton'ı getirdiğimiz sezon bir ESPN yazarı takıma girecek 5. adam için "Böyle bir takım kurduktan sonra Nicholson 5. adam olsa bile farketmez" diye yorumlamıştı durumu. Bu sene başında Senor Sock, Lakers'ın can sıkıcı bir şekilde yola devam edişini okuyucularına daha iyi anlatabilmek için Nicholson'ın maç sırasında uyuya kalması detayına başvurmuştu.

Nicholson, "basit" sıfatını seneler boyunca filmlerindekine taş çıkartır enerjisi ile aşan bir taraftar olarak basketbol literatürüne hem akıllara kazınan ve törensel bir havaya bürünerek artık iyice yerli yerine oturan meşhur tepkileri ile hem de bu tepkileri gösterdiği meşhur maçlar ile geçti.

Öncelikle jest ve mimiklerine değinirsek karşımıza çıkan ilk detay bile yeterince şaşırtıcı. Kameraların, Los Angeles Lakers evine döndüğü her maç yakalamak için tetikte beklediği bu hareketler, basketbol kamuoyu tarafından isimlendirilmiş durumda.Kendisinin kaşları çatık, azarlamaktan beter ettiği ve genellikle hakemlere karşı takındığı yüz ifadesini tanımlamak için "A Few Good Man" filmindeki bir repliği kullanıyorlar: "Kesinlikle haklısın.Bir kırmızı emir verdim." ***

Bundan başka spesifik olarak 3 tepkisi isimlendirilmiş durumda:

Dürten Parmaklar (Jabbing Fingers): Hakeme karşı gösterilen bir tepki. Oldukça karakteristik bir biçimde kafasını geriye doğru atıyor, göğsünü dışarı çıkartıyor ve 2 parmağı ile hakemi dürtmeye başlıyor. Tabii ki bir yandan da duygularını dile getiriyor.
Rüzgara Yaslanmak (Leaning Into The Wind): Koltuğunda otururken ani bir şekilde takımın gidişatı ters giderken ya da rakip takımda hoşuna gitmeyen bir hal ve tavır gördüğünde yerinden fırlıyor, sıktığı yumruklarını iki yanında sallamaya başlıyor ve öne eğilerek onlar hakkında ne düşündüğünü sıralamaya başlıyor.
Boğulma (Choke): Jestlerinin en meşhuru ve sanırım başabaş giden her maçta kameralar en az bir defa onu bu performansı sergilerken yakalıyor. İki elini parmaklarından birbirine geçirip kendi boğazına doğru bir sıkma hamlesi yapıyor. Bu arada yuvalarından mümkün olduğu kadar dışarı çıkardığı gözleri ise mütemadiyen taktığı güneş gözlüklerine rağmen fazlasıyla belli oluyor. Bu hareketi biraz sonra bahsi geçecek 1984 Celtics final serisinde dahi sergilemişliği var, tarihi o kadar eskidir yani.

Kendisinin bu ve buna benzer, hatta benzemek bir yana fersah fersah aşan reaksiyonlarını sergilediği birkaç maç var ki adına yapılan fan sitelarinde dahi bunlardan bahsedilmeden mevzuu kapanmaz. Bunların arasında ilk önce bahsedilmeyi hakeden ise hem kronolojik yerinden dolayı bu önemi kazanıyor hem de Nicholson'ın gösterdiği tepkinin dudak uçuklatacak kapasitesinden.

1984 Lakers-Celtics final serisi için Boston'a giden Nicholson maçı özel bir bölümde izlemektedir. Lakers maçın başında iyi gitmekte iken meşhur hareketi Choke'u defalarca Celtics seyircisine karşı sergileyen Nicholson sonradan ibre Boston ekibinden yana dönünce tüm stadın alayına maruz kaldı. Bu dalga geçme ve 'ti'ye alma muhabbeti salonun dört tarafını sararken Lakers'ta maçı kaybetmek üzereydi. Bunun üzerine kendisini kaybedip kaybetmediği konusunda emin olamadığımız Nicholson ayağa kalkarak arkasını dönüp pantolonunu tüm stada doğru indirmekte beis görmemiştir. Bu olaydan sonra senelerdir Lakers'ın her play-off veya final serisi deplasman maçında Nicholson'ın gelmesi halinde herhangi bir durumda takınabileceği tavır medyada tartışma konusu olmuştur.

Yıllar sonra 2003 senesinde Warner Home Video Boston Garden'da yaşanan bu zaferle nihayete eren Lakers'ın uzun süreli şampiyonluk özlemini konu alan bir dvd yayınladı. Bu klasikleşmiş maçla ilgili herşey o dvd'de mevcut; Oyuncular, koçlar, Nicholson'ın sevinçleri, isyanları ve Boston taraftarının özel olarak o maçta giydiği "Hit the road, Jack" yazılı t-shirtler. Ne yazık ki sadece bu sahne yok.

Deneyimli televizyon yorumcusu Stu Lantz bu olayın konusu açıldığında "O görüntüleri görmek için gereken ücret neyse verebilirim." diyor. Ama onun konuya yaklaşımı biraz daha şüpheci: "Ne zaman deplasmanda oynuyor olsak, hele ki play-off'larsa, bir adam birden bire ortaya çıkardı, tıpkı Jack gibi giyinmiş olurdu ve her hareketi ile onu taklit etmeye çalışırdı."

Lantz onun Lakers seyircisi için öneminden de dem vuruyor. Jack Nicholson'ın seyircinin ve taraftarın sesi haline geldiğini söylüyor ve ekliyor: "Tepki göstermek için önce Jack'in ne yaptığına bir göz atıyorlar."

Nicholson'ın akıllara yer etmiş bir diğer macerası henüz hatırlanır bir tarihte vuku buldu.Yine bir play-off serisinde gerçekleşen bu hadise gerçekleştiğinde zaman 2003 yılında turlamakta idi. San Antonio ile oynanan serinin 2. maçında Jack Nicholson 2. periottaa Shaq'a 3. faulun çalınması ile resmen zıvanadan çıktı. Tüm Staples Center'ın protesto ıslılarını arkasına alarak çıldırmışçasına yerinden fırlayan Nicholson sahaya girdi ve sadece tüm stadın anlayacağı şekilde değil, tüm televizyon izleyicilerinin de görebileceği bir şekilde maçın hakemi Mark Wunderlich'e bağırmaya başladı. Kendisinden yerine oturmasını isteyen hakeme, daha sonra kendisinin Lakers maçlarındaki tutumu hakkındaki her tartışmada imzası olarak kullanılacak nitelikteki cevabı verdi: "Bu koltuk için dünyanın parasını veriyorum. Burası NBA ve sen bana oturmamı söyleyemezsin." Yeterince erkeksi ha? Hakemler öyle düşünmüş olmalı. Stad görevlisi Lawrance Tantor'ın daha sonra söylediklerine göre maçın bir diğer hakemi Ron Garretson masa hakemlerinin yanına giderek olayların büyümesi ihtimaline karşı güvenliği hazırlamalarını istemiş. Devre arasında ise NBA güvenlik personeli durumu değerlendirmek için kısa bir toplantı yapmak zorunda kalıyor. Nicholson ise maçtan sonra, hiçbir görevlinin daha sonra gelip kendisini uyarmadığını ya da oturmasını istemediğini söyledi. Maçın hakemleri ise konu hakkında bir daha yorum yapmadılar.

Peki tüm bu gösterinin maçın gidişatına nasıl bir etkisi oldu dersiniz? 7.56'de faul kararının alınması ile gelişen olaylardan sonra Lakers 11-6'lık bir seri ile geriden geliyor ve devreyi 50-36 önde bitiriyor. Maç bitene kadar taraftarın desteğini hiç kaybetmeyen takım maçı ardına bir fırtına almışçasına oynuyor ve 110-95 kazanıyor.

P-Jax maçtan sonra konu ile ilgili yaptığı açıklamada "Gerçekten kalabalığı ateşlemeyi başardı ve onların o andan sonra arkamızda dikilmesini sağladı. Nasıl davranması gerektiğini biliyor ve ben bu geceki performansı için ona bir Oscar veriyorum." dedi. Shaq ise "Onda şeytan tüyü var. Kitleyi nasıl ayaklandıracağını biliyor" diyerek düşüncelerini açıkladı. Nicholson'la beraber Lakers maçlarının en istikrarlı müdavimlerinden olan ve taraftarlığı konusunda Nicholson kadar samimiyetine inanılan Dyan Cannon, Nicholson'a dönerek bir beşlik istiyor ve teşekkür ediyor: "Hakemin buna ihtiyacı vardı".

Kendisinin ligin en tecrübeli hakemi rick bavetta ile yaşadığı anısını ise veteran hakem bir röportajında anlatmıştı:"maçın sonlarına doğru Nicholson'ın yerinden kalkıp gitmeye hazırlandığını gördüm. Bir partiye gitmesi gerekiyormuş. Ona döndüm ve olabildğince gırtlaktan gelebilecek bir Brooklyn tonu ile "Ben erkenden toparlanıp stadı terk ediyor muyum?" diye sordum. Koltuğuna geri dönerek oturdu ve maçın bitmesini bekledi."

Akıllara yerleşen en son ciddi vukuatı ise bu sene gerçekleşti.Staples Center'da oynanan sezon içi ikinci Lakers-Heat karşılaşmasında kameralar alışıldığı üzere Nicholson'ı bu sefer rakip takımın koçuna sataşırken yakaladı. Kendisinin koltuğu neredeyse benchlerin bir parçası olmak üzere olduğu için maçın 2 yarısında da 2 takımın kadrosu ile yakınen ilgilenme şansına sahip oluyor. Pat Riley ile olan eski dostluğu bile bu avantajını kullanmasına engel olamadı ve Riley saha kenarında taktik vermeye çalışırken kendisi, güneş gözlüklerini delip geçercesine havaya kaldırdığı yay kaşları ve şeytanı gülümsemesi eşliğinde bağıra çağıra Riley'e laf atmaktan geri kalmadı. Riley o an Nicholson'a bir cevap vermedi hatta istifini bile bozmadı ama ikilinin dostluğunu bu olayın nasıl etkilediği merak konusu. Nicholson-Riley arkadaşlığına da dair bir dipnot vermek gerekirse; TV'nin Jack Nicholson için yaptığı ve Hollywood'dan birçok kişinin konuk olduğu belgeselde Pat Riley'de yer almıştı.

Kendisinin koçlar ile olan bir başka anısında ise mağdur bu sefer Dick Motta. Olayın gerçekleştiği tarihte Dallas Mavericks koçu olan Motta, Nicholson'ı hakemlere kendisiyle dalga geçtiği gerekçesi ile şikayet etmişti.

Flip Saunders ise yine 2003 senesindeki Los Angeles Lakers-Minnesota Timberwolves eşleşmesinin 6. maçından önce Jack Nicholson'lı Staples Center anılarını dile getirmişti. Lakers az farkla önde iken Fisher'ın aldığı faule Nicholson o kadar çok itiraz etmişti ki Saunders araya girip onu yerine oturtmak zorunda kalmıştı. "Bana bir devre Flip, diğer devre Skip diye seslendi" diye anlatıyor Saunders. Ama ondan şikayetçi değil: "O harika bir taraftar. Lakers'ı gerçekten havaya sokmaya çalışıyor. Birisinin oyun için böylesine tutku beslediğini görmek insanı mutlu ediyor."

Jack nicholson'ın özel hayatı ile iş hayatı arasındaki çizgide Lakers'ın nerede durduğu hep tartışmalara, hatta şehir efsanelerine konu olmuştur. Genel olarak söylenen alışılagelmiş dipnotlardan birisi film çekimlerinin Lakers maçlarına göre ayarlandığıdIr. Evet, bu genel olarak mütemadiyen uygulanmasa da Ironweed filmi için yaptığı kontratta böyle bir madde göze çarpar. Nicholson filmdeki sokak serserisi rolü için aylarca yıkanmamıştır, sakal uzatmıştır... Ama böylesine çabayı, hatta çileyi, göze alarak hazırlandığı bir filmin sözleşmesine çekimlerin Lakers maçları ile çakışmaması garantisini koydurmuştur.

Bir başka dudak uçuklatacak isteği ise bu sene oynadığı Internal Affairs adlı filmde olmuştur. Martin Scorsese'nin yönettiği, bir Güney Kore filminin yeniden çevrimi olan ve Matt Damon ile Leonardo Dicaprio ile oynayacağı filmde İrlandalı mafya babası rolünü oynayacak. Boston'da geçen filmde rol almak için öne sürdüğü ve Scorsese gibi bir yönetmene kabul ettirdiği koşul şu: filmin hiçbir yerinde Boston Celtics logosu veya bu takımı çağrıştıracak bir unsur bulunmayacak.

Nicholson'ın taraftar kimliği ile yarattığı etkiden söz etmişken bir başka dala kısaca değinmek ve bu kapsam içinde sporda oluşan bakış açısını bir nebze de olsa hatırlatmak gerekir. Nicholson'ın oturduğu meşhur 101. sıra koltukları 1.900 dolar değerinde. Yani gerçekten dünyanın parası. ABD'de atletizm yönetim kurulu finansal meseleleri tartışmak için yaptığı toplantıda yeni bir mali ferahlık getirebilecek bir öneriyi tartıştı: Nicholson koltukları. Jack Nicholson'ın müdavimliği sayesinde rahatlığı ve tekilliği iyice kamuoyu bilgisi haline dönüşen ve oldukça pahalı olan bu koltuklardan yaratarak yeni bir bütçe ve gelir kapısı yaratmayı planlandı.

Jack Nicholson senelerdir sürdürdüğü bağlılığı ile meşhur taraftar kapsamının alanını ve tartışılma boyutlarını geliştirdi. Sahada yaptığı showdan ve bunun, oyunun çeşitli tarafları üzerindeki etkisinden çeşitli örneklerlerle bahsettik. Lakers’ın eşleşmelerinden önce rakip takımın en azılı ünlü taraftarı ile kıyaslanmasına sebebiyet veren neden taraftarlığının bu yönü. İşin maddi yanına yani takımı için gözden çıkardığı paraya bakarsak, 1.900 dolar insanlık için büyük ama Hollywood için küçük miktar tabii ki, bu maddiyatın neredeyse bir emsal olmasına yol veren şeyin onun bu fedakarlığının (!) oldukça aleni bir şekilde kamuoyu önünde yaşaması olduğunu görürüz.

Sınırlarda gezen,hatta o çizgileri zaman zaman aşan taraftarlığı onun bu harcamasını medyanın ilgi odaklarından birisi yapıyor. Tabii ki burada Sezarın hakkı Sezara demek lazım. Diğer Lakers maçı müdavimlerine bakarsak; Dyan Cannon, Sly, Denzel Washington, Leonardo Dicaprio, Whoopi Goldberg… oturacağı için en fazla parayı gözden çıkartan ve bu parayı stadın tepesinde, her türlü lüksü bulabileceği bir suit için değil teknik kadronun kucağındaki bir koltuk için yaptığını hatırlamamız lazım. Ve bu sıranın hakkını verircesine bazen koçlardan bile daha fazla bağırarak maçı takip ettiğini, etkilediğini görmeliyiz.

Nicholson’ın fanatikliğinin onun şöhretine, popüleritesine nasıl bir zarar verdiğini sağlıklı bir şekilde söyleyemiyoruz. Çünkü 20 yıldan fazladır süren bu bağlılık boyunca Oscarlar kazanmaya devam etti, filmleri gişede iyi para kazandı, ve en önemlisi 68 yaşında hala işin zirvesindeki birkaç adamdan biri. Ayrıca bu taraftarlık yönü ona oldukça karakteristik ve spesifik bir yön kazandırdı. Olumlu ya da değil ama o, bu oyunda gösterisine başladığı yıldan beri yıldızların ve ünlülerin spora yönelimleri basit izleyiciliği ve pasif katılımı aştı. Yüzü eskimeye başlayan ya da şöhretini kaybeden isimleri spor arenalarında daha sık görmeye başladık. 90’ların başında Matthew Modine’in birden, yerden biter gibi ortaya çıkan Knicks fanatikliği gibi… Spora daha fazla katılım yapmak artık fazlasıyla ortaya çıktığı gibi ünlüleri hayranlarının ve potansiyel alıcılarının önünde daha çok boyutlu bir kişiliğe götürüyordu. Ekranlarda daha fazla yer bulmalarını sağlıyor ve bu anlardaki samimi halleri onları, istedikleri gibi daha hissedilir yapıyor. Ama Spike Lee ve Kid Rock dışında Nicholson akıllara zarar eylemleri yapmayı göze alan ünlü pek yok. Ayrıca bu sektör yeni bir yatırım alanı olarak da belirdi.Show dünyasındaki kısıtlı etki alanlarını senelerdir geliştirmeye çalışan ve bu yönde kıyafet, mücevher gibi ürünlerin ticaretine yönelen bu isimler için spor klüplerine ortak olmak oldukça çekici bir yol oldu. Özellikle Amerika’da spor organizasyonlarının nasıl düzenli olarak ortaya koyulduğu hatırlarsak bu klüplere yapılan yatırımlar acımasız ve oldukça istikrarsız ticaret dünyasına yapılan yatırımlardan daha garanti. Geri dönüşümü maddi anlamda daha uzun sürse de altına girdikleri düzen her elemanını, yani mevzubahis klüpleri, yanlış yola sapmamaları konusunda zaten sert bir şekilde hizaya sokuyor, girilen darboğazlarda ise yeniden ayağa kalkılması için adil yaptırımlar ve uygulamalar kullanıyor. NBA’deki draft sistemi bu düzenlemelerin en bariz örneğidir. Bu güzel manzaraya uyarak geçtiğimiz yakın seneler içerisinde Usher Cleveland Cavaliers’a, Jay-Z New Jersye Nets’e, Nelly ise Bharlotte Bobcats’e ortak oldu. Jon Bon Jovi’nin ise uzun bir süredir New Jersey şehrinde herhangi spora yatırım yapmak istediği biliniyor.

Ufak bir detay olsa bile Nicholson, Lee gibi isimlerin bu alanın manevi boyutuna kattığı aşırı örnekler ve yukarıda saydığımız birkaç ismin maddi boyutunda yer alışları arasında ünlüler fiziksel olarak da sporun veya onun kamuoyunun içinde yer almaya başladı. All-Star haftasonunda düzenlenen ve meşhur isimlerin mücadele ettiği basketbol mücadelesi gibi etkinliklerin yanı sıra spora yorumcu olarak katılan ünlü simalar belirdi. Bunların en göze çarpanı Jessica Simpson’ın eski kocası olmak dışında işi gücü pek göz doldurmayan Nick Lachey’nin Cincinati Enquirer için USC yazıları yazması.

Yazının sonunda rotamızı yine Jack Nicholson ve Los Angeles Lakers arasındaki özel bağlılığa kırarsak, kendisinin bunca sene içinde takım ile ilgili en canını sıkan şeyin ne olduğuna sorusuna verdiği cevabı açıklama şansım olacaktır. ”Sigara yasağı” diyor Nicholson; ”İlk izlemeye başladığım yıllarda istediğim gibi puromu yakıp maçı izleyebiliyordum. Sonra bizi koridorda içmek zorunda bıraktılar. Şimdi ise stadın içinde herhangi bir yerde bunları içmek yasak. Ne mi yapıyorum? Devre arasında tuvalete gidip liseli çocuklar gibi ‘ilaçlarımı’ almaya devam ediyorum. ”Peki şehir insanlarının maçlara karşı tutumu ve Lakers’ın şehre kattığı için söylediklerine bakarsak: “Los Angeles seyircisi için yeterince ateşli değil diyorlar ama maçı erken terk ettiklerinde, o maç bitmiş demektir. Lakers ise bu şehir için birleştirici bir unsur. Böylesi bir takımınızın olması yerel gururunuzu oldukça arttırıyor. ”Onun bu takıma neler kattığını ise Matthew Graham açıklamaya çalışıyor: ”Eğer Jack’in yerinde David Hasselhoff olsaydı, Lakers taraftarı olmak bu kadar havalı bir şey olmayacaktı.”

 
< Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı   Bu köşeye yazılan bir önceki yazı >
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte, Mozilla Firefox 2 tarayıcısı ile görüntülenebilir!
Copyright © 2006-2008 LakersTR.com | admin@lakerstr.com