| Güneşli Günler |
|
|
| >> Çağlar Yıldız | |
| Pazartesi, 06 Ekim 2008 | |
Uykusuz geceler, ertesi gün pörtlek gözle gezmeler başlıyor... İnternette maçı izleyecek link aramalar, bulamayınca küfür etmeler, takılmalarsa dua etmeler başlıyor... Kazandıysak günümüzü çocuk gibi şen şakrak geçirmeler, mağlup olduysak bir yakınımız ölmüş gibi davranmalar başlıyor... Evet hepsi başlıyor. Geçen sene Gasol’ü aldığımız andan itibaren çokça kez söylendi “geri döndük” diye. Şimdi ise, “tekrar” geri döndük.Şahsen; hayatımın en rahat, en vurdumduymaz offseason’ını geçirdim şu birkaç aylık dönemde. Hiçbir beklentim yoktu, kim alınırsa alınsın, ne olursa olsun gibisinden. Tabii bu beklentinin sıfır olduğu offseason’da yapılacak ufak tefek hamleler de keyfimizi yerine getirecekti kuşkusuz. Elde tutulması gerekenler tutulsun, yeterdi. Nitekim tutulması gereken Sasha takımda kaldı, uçuk bir rakam almadan. Turiaf, uçuk bir rakamla Warriors’a gitmek istedi, gitti. Arkasından ağlayan da olmadı (Tarık Zulada bile). Taraftarın çok sevdiği “Takocu” Mbenga da kaldı takımda. Bunun yanında benim kenardan gelip iyi katkılar yapacağına inandığım Josh Powell alındı. Geçen sezon Rockets’ın Landry’si türü bir katkı alacağımıza inanıyorum. İstatistiki olarak o tür değil, tarz olarak. Bunun dışında draft seçimi, deneme amaçlı imzalar derken birkaç ufak tefek takviye de yapıldı. Denenecek, uygun görülen kalır. Sun Yue’dan da ortalamanın üzerinde bir çaylak yılı bekliyorum. Her sezon öncesi “takımın en büyük transferi” klişesi vardır. En büyük transferse genelde takımın geçen sene oynayamamış oyuncusu gösterilir. Doğal olarak “bu sezon takımın en büyük transferi Bynum” klişesi de boy göstermiş durumda. Geçen sezon kaldığı yerden devam ederse (ki bazı şüphelerim var, umarım yanılırım) doğru olacak tabii bu önerme. Geçen sezon Memphis maçında bıraktığımız Bynum; içeriyi müthiş kapatan, maçın başında rakip guardların içeri bir kere girip de bir daha girmemesine neden olan, her yerde ciddi bir blok tehtidi oluşturan, bitiriciliği çok yüksek olan, şu an takımda bulunan herkesten iyi ribaund çekebilen, kalın ve atletik bir adamdı. Bu bahsettiğim hiçbir özellik abartma değil ve bu çocuk daha 21 yaşında. Hergün dua ediyorum ki aynı şekilde dönebilsin. İşte o zaman gerçekten Pau-Bynum ikilisi devasa bir duo olabilir. “Acaba uyum sağlarlar mı?” sorusu için hiçbir şüphem yok, çok rahatım. Koçunuz Phil Jackson ve uzun antrenörünüz Kareem Abdul-Jabbar ise bu konuda rahat olmak için başka bir sebebe gerek yok diye düşünüyorum.Bu klişeyi bir kenara bırakalım. Benim daha güzel bir fikrim var. Bu takımın en büyük transferi geçen sezonki playoff tecrübesi bence. Geçen sezonki Bynum’suz, yarım Ariza’lı halimizle finalleri nasıl kaybettiğimiz ortadaydı. Artık içimizi bayan 4. maç muhabbetine girmek istemiyorum ama... Ee ama yani. Ve geçen playofflar mental olarak müthiş bir destek olacak, bu sorunu yaşayan oyuncularımız için. Öncelikle Pau Gasol tabii. Hayatında görmediği sertliği 3 turda gördü (Utah, San Antonio, Boston). Alışık değildi bu sertliğe elbette. Ama Spurs serisinde Duncan’a yaptıklarıyla birlikte alışmaya başladığını gösterdi. Finalde ise çok yalnız kaldı Garnett’lerin, Powe’ların, Perkins’lerin arasında. Ama müthiş bir tecrübe oldu bu. Arkasında da Bynum’un olacağının verdiği rahatla bu sene çok daha sağlam bir Gasol bekliyorum. Gasol dışındaki mühim noktalara bakarsak... Jordan Farmar ona keza. Sezona müthiş başlayıp, playofflarda duvara tosladı, Spurs serisiyle birlikte yine kendini bulmaya başladı falan.. Farmar da mental olarak zayıf bir oyuncu görüntüsü çizdi kafamızda geçtiğimiz senelerde. Ama bu playoffların onun için de iyi bir tecrübe olduğuna inanıyorum. -- Trevor Ariza geçen sezon sakatlanmadan önce bir anda savunmanın mihenk taşı haline gelip, ilk beşe yerleşmeye başlamıştı. Pota yakınlarında atletizmi sayesinde bitiriciliği de yüksek olduğundan bu kadar pasörün olduğu bir takımda çok işlevli kullanılabilir. Ki kullanıldı da. Yeni sezonda ilk beş başlayabileceği sinyalleri de alınıyor Phil Baba’dan. Bu da çok istediğimiz Ariza’lı frontcourt’u görebileceğimiz anlamına geliyor. – Radmanovic yine kafa olarak arızalı bir adam oldu her zaman. Rodman’ı rayına sokan Phil, bu dengesizi sokamadı. Yeri geldi Larry Bird kesilip 4 hücum üst üste üçlükle maç aldı (Bkz. Geçen sezonki Gasol’süz, Bynum’suz Dallas maçı), yeri geldi 10 maç şut sokamadı. Ariza’nın durumuyla ve Lamar’ın yedeğe çekilmesiyle birlikte rotasyonda çok gerilere düşecek gibi duruyor, sakatlık olmazsa. Arada girip 1-2 üçlük sokarsa ne mutlu... Bu sezonki tek umutsuz olduğum nokta Odom. Bence artık takas edilmeliydi, imkanlar dahilinde. Belki de denendi, olmadı bilemiyorum. Ama Lamar öyle bir imajda kilitledi ki kendini, sezonun ilk 25 maçına; 20 sayı, 15 ribaund, 6 asist, 2 blok ortalamalarıyla da başlasa benim güvenim olamayacak. “Ertesi maç sıçar mı acaba?” korkusu hep içinde olacak Lakers taraftarının. Bu adamın yarını yok kısacası. Zaten olsaydı Phil Baba da yedeğe çekmeyip, 3 numaraya koymayı ve rakibe ribaund almayı yasaklamayı denerdi. Gerçi Lamar açıkçası ribaund konusunda iyi bir adam. Lamar-Pau-Andrew üçlüsünü aynı anda sahada gördüğümüz zamanlarda rakip, savunma ribaundu almakta dahi işkence çekebilir. Bunun dışında, hazır Wade de Lamar’la oynamak istediğini hafiften ötmüşken, Marion bir alınabilse aman yarabbim... Kadronun nasıl olabileceğinden bahsedip sayfayı paragraflara boğmak istemiyorum.Son paragraftaki duruma rağmen, sezonun “hiç tartışmasız” en büyük contender’ı biziz. Hakettiğimiz yerdeyiz. Dikkat ettiyseniz koskoca Lakers yazısında bir kez bile Kobe Bryant ismi geçmedi. Bu da takımın nasıl bir durumda olduğunun göstergesidir sanırım. Biralar soğutulsun, 2.5 YTL’lik büyük cipsler stoklansın, soğuk kış gecelerinde uyku açmak için gerekli olan Nescafe Gold’lar kavanozlara doldurulsun... Geliyoruz. " We are back, again! " Eyvallah. |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Uykusuz geceler, ertesi gün pörtlek gözle gezmeler başlıyor... İnternette maçı izleyecek link aramalar, bulamayınca küfür etmeler, takılmalarsa dua etmeler başlıyor... Kazandıysak günümüzü çocuk gibi şen şakrak geçirmeler, mağlup olduysak bir yakınımız ölmüş gibi davranmalar başlıyor... Evet hepsi başlıyor. Geçen sene Gasol’ü aldığımız andan itibaren çokça kez söylendi “geri döndük” diye. Şimdi ise, “tekrar” geri döndük.
Her sezon öncesi “takımın en büyük transferi” klişesi vardır. En büyük transferse genelde takımın geçen sene oynayamamış oyuncusu gösterilir. Doğal olarak “bu sezon takımın en büyük transferi Bynum” klişesi de boy göstermiş durumda. Geçen sezon kaldığı yerden devam ederse (ki bazı şüphelerim var, umarım yanılırım) doğru olacak tabii bu önerme. Geçen sezon Memphis maçında bıraktığımız Bynum; içeriyi müthiş kapatan, maçın başında rakip guardların içeri bir kere girip de bir daha girmemesine neden olan, her yerde ciddi bir blok tehtidi oluşturan, bitiriciliği çok yüksek olan, şu an takımda bulunan herkesten iyi ribaund çekebilen, kalın ve atletik bir adamdı. Bu bahsettiğim hiçbir özellik abartma değil ve bu çocuk daha 21 yaşında. Hergün dua ediyorum ki aynı şekilde dönebilsin. İşte o zaman gerçekten Pau-Bynum ikilisi devasa bir duo olabilir. “Acaba uyum sağlarlar mı?” sorusu için hiçbir şüphem yok, çok rahatım. Koçunuz Phil Jackson ve uzun antrenörünüz Kareem Abdul-Jabbar ise bu konuda rahat olmak için başka bir sebebe gerek yok diye düşünüyorum.
Bu sezonki tek umutsuz olduğum nokta Odom. Bence artık takas edilmeliydi, imkanlar dahilinde. Belki de denendi, olmadı bilemiyorum. Ama Lamar öyle bir imajda kilitledi ki kendini, sezonun ilk 25 maçına; 20 sayı, 15 ribaund, 6 asist, 2 blok ortalamalarıyla da başlasa benim güvenim olamayacak. “Ertesi maç sıçar mı acaba?” korkusu hep içinde olacak Lakers taraftarının. Bu adamın yarını yok kısacası. Zaten olsaydı Phil Baba da yedeğe çekmeyip, 3 numaraya koymayı ve rakibe ribaund almayı yasaklamayı denerdi. Gerçi Lamar açıkçası ribaund konusunda iyi bir adam. Lamar-Pau-Andrew üçlüsünü aynı anda sahada gördüğümüz zamanlarda rakip, savunma ribaundu almakta dahi işkence çekebilir. Bunun dışında, hazır Wade de Lamar’la oynamak istediğini hafiften ötmüşken, Marion bir alınabilse aman yarabbim... Kadronun nasıl olabileceğinden bahsedip sayfayı paragraflara boğmak istemiyorum.