Los Angeles Lakers
- NBA Finals 2008
· Rakip: Boston
· Durum: 2-4 (BOS)

Son Maç...
LA Lakers 92, Boston 131

Lig Sıralaması | İstatistikler
Anasayfa
Hakkinda
Forum
Fikstür
Oyuncular
Salary
Lakers Store
Staples Center
Laker Girls (2007-08)
Lakers'lı Ünlüler
Lig Sıralaması
Yazarlar
Linkler
Yazi Gönderin
İletişim
Röportaj YaptIk!
J. Crittenton ile yapılan röportajı okumak için tıklayın! —02/09/07
Kaan Kural ile yapılan röportajı okumak için tıklayın! —23/05/07
Maç Yorumlari

Takımımızın hergün oynadığı ve oynayacağı maçlar, forumda sitemizin ziyaretçileri tarafından yorumlanıyor. Tıklayın...

İletİşİm
· Editör & Bilgi Destek:
admin@lakerstr.com

· Umut Tuğaç:
damarcus@lakerstr.com
· Kaan Sunman:
sunmankaan@hotmail.com
· Şansal Kulabaş:
da_mekanika@hotmail.com
· Emre Özcan:
parmamaniac@gmail.com
· Ali Güney:
alikguney@gmail.com
· İ. Yalçın Şeker:
yalcinseker@hotmail.com
· Burak Omay:
lakers99@gmail.com
· Hilmi Doğan:
hilmydogan@gmail.com
· İsmail Özkısaoğlu:
eomer_info@yahoo.com
Multimedya

Forum sayfamıza üyelerimiz tarafından eklenen video ve resimler için buraya tıklayın...

Barometre Yazdır E-posta
>> Bülent Bedri   
Cumartesi, 28 Haziran 2008
Bir hava ancak bu kadar sıcak olabilir. Odadaki civalı barometre 32 dereceyi gösteriyor. Ve saat 23.54 net olarak. Acaba bu gölgede 32 derece mi? Nemle beraber vücut kaç derece hissediyor olabilir bu ısıyı? İnsan formu bir gün sıcak havada süblimleşip, sonra soğuk hava yoğunlaştığında dolu olarak tekrar dünyaya yağabilir mi? Hakikaten insanlık bu seviyeye gelebilir mi? Deneyleri benim nöronlarım üzerinde yapabilirler...




Yazı yazmayalı siteye bir yılı geçti, dergiyi falan bırakalı da olacak bir o kadar yakında. Şu günlerde yazıyı görüp, draft ve getirdikleri diye bir yazı bekleyeniniz varsa, üzgünüm dostlar. Kafam hem çok dağınık, hem de bilgi düzeyim alt seviyede bu seneki oyuncular hakkında, hele de bu kadar “freshman”i gördükten sonra. Çok dağınık şezlongda okunacak tadda bir yazı yazacağımı tahmin ediyorum. Ciddi bir şeyler bekleyenler burada bırakabilirler okumayı.

Boston

Sene başında Bynum’un acayip gelişeceğini (ve sağlam kalacağını), takımda uyumun artacağını, genç oyuncuların verdikleri katkılarda yükselme olacağını ve tüm takımın hücum sistemine daha fazla adapte olacağını düşünerek konferans finali oynamamızın başarı olacağını ve orada rekabetçi bir takım yaratmanın da, bu sene için tatmin edici olacağını düşünüyorduk. Ama Cook’un gitmesi ve Ariza’nın gelmesi, yüzyıllar içinde nadir görülecek takaslardan biriyle Gasol’un alınması ile takım hiç beklenmedik yerlere geldi. Normal sezonu konferans birincisi bitirdikten sonra. Evimizde maç kaybetmeden NBA finaline kadar geldik. Yani sezon başına göre hayal dahi edemeyeceğimiz bir yere gelmiş olduk. O arada önce muhteşem bir sezon geçiren Bynum’u, akabinde takımın bir numaralı üç numara opsiyonunu kaybettik.

Finalde ise “leprechaun” ile mücadele etmemiz gerekecekti. Ama genç, heyecanlı ve şampiyonluğu isteyen bir takım vardı. Sonucu biliyorsunuz. Önden söyleyeyim son söyleneceği, Mbenga’sından Kobe’sine kadar bütün takıma helal olsun. Aslanlar gibi gittiler mücadele ettiler. Güçleri şu anda yapabildikleri kadar yapabilmelerine yetti. Gelecek bizim, enseyi karartmayın. Farmar Bynum’dan 1 yaş büyük sadece, Ariza da Farmar’dan... Üçünün yaş toplamı 66, ortalaması 22, ortancası da 22... Evet tam 30 derece an itibariyle hava, gölgede... Bunun yanında takımda 3 tane de en iyi zamanını yaşayan maksimum kontratlı oyuncu var. Yukarıdaki genç üçlüden başka, aynı yaşların bir diş üzerinde, birer yaş arayla dizilmiş takım oyuncusu tadında oyuncular da bulunmakta. Ve son olarak ligin göreceli olarak en iyi oyuncusu da bu takımda.

Haa ne anlatacaktım, evet seri benim için ikinci maçta bitmişti ve bu takımı yenemeyeceğimizi anlamıştım. Bu çok öngörülü olmak veya fenafillah mertebesine ermekle alakalı da bir durum değil. Yenemeyeceğimizi hissediyor, ama sebebini bulamıyordum; benim için tam bir 2004 finali tadı vardı seride anlayacağınız... 3. maç tamamen bu gözle seyrettim ve kendimce makul gelen bir sebep buldum (uydurdum). Yazı iyice kontrolden çıktı...

Keltler sezonun en iyi savunma yapan takımıydı ve oynadıkça sertleşiyorlardı. Finale geldiklerinde ise grafitlikten başlayan yolculuk, elmaslığa kadar varmıştı. Sadece sertlik değil, gözalıcılığı da üzerindeydi... Tom Thibodeau’nun ise sürprizleri olacağını biliyorduk. Triangle’ı tamamen durduramayacağını bilen koç bir şeyleri riske etmek durumundaydı ve bunu şuttan yana kullandı. Thibodeau, hem Ray’i, hem de diğer tüm savunma yapabilen Boston oyuncularını Kobe üzerine yoğunlaştırarak ve gerektiğinde diğer kısa oyuncuların da, kendi tuttuğu oyuncuların şutunu riske etmesini gerektirecek, Kobe’nin içeri girip sayı üretmesini veya üretilmesine yardımcı olacak pozisyonlar hazırlamasını engelleme üzerine kurulu bir savunma planı geliştirdi.

Savunmanın ikinci prensibi ise triangle’ın önalanda işleyen köşesini etkisiz kılmaktı. Bunun için iki iyi pasörü içeride sindirmek ve özellikle içeriden oyun kurmalarını – sayı üretmelerini engellemekti. Bunun için savunma tamamen boyalı alana yığıldı (buna rağmen maçların çoğunda boyalı alan sayılarında üstünüz diye hatırlıyorum, şu anda da kontrol edemeyeceğim zira hava tam 30 derece, gölgede ve 00.43’te; yamuluyorsam algılama yanlışıdır, alıcılarınızın ayarıyla oynamayın). Neticede Kobe için düşünülen buraya da düşünüldü ve 4 numaranın şutu riske edildi ve bu başarıyı getirdi. Geçen bunca günün ardından 4 numaranın nasıl bir orta mesafe şutörü olduğu hakkında konuşmayı hala reddettiğimi belirtmek isterim.

Her neyse, riske edilen şutlar girdiğinde özellikle ilk iki maçta işin içine giren leprechaun, maçların Boston lehine bitmesini sağladı. Yani ben Boston’ın başarısını başarı ile uyguladığı yukarıda iki savunma düzenine bağlıyorum. Kobe’yi mental olarak daha sert olamadığı, oyunun yönlendirme konusunda yeni açılımlarda bulunamadığı konusunda eleştirelim. Ama oyunu açmayı her denediğinde Radman’ın top kaybı, Odom’un şutu gibi belirtili nesneler içeren kelime öbeklerini de aklımıza getirelim. Oyunu açmayı her denediğinde ya bunlar ya da pek de serisinde olmayan ve Rondo tarafından sağlam tutulan Fisher ve forumda bazı arkadaşların muhtelif hanım isimlerini lakap olarak taktığı (Ayşegül, Ceren vs...) Gasol oluyordu. Gasol bu sertliği bu seviyede sertliği tek başına (partneri Odom) kaldıramayacağını göstermiş oldu. Gözler o anda Bynum’u aradı (speşıl tenks tu Rusted). Seneye inşallah dendi. Benchten uzun konusunda hiç destek, şutörlerden de kafasına göre destek gelince ancak iki maç almak mümkün oldu. Ama dediğim gibi enseyi karartacak bir durum yok. Gelecek bizim...

Seneye Ne Olur?

Yazıyı hala buraya kadar okuyorsanız, sizi tebrik etmek lazım. Gerçekten işiniz yok demektir. Seneye Bynum gelecek, Farmar 1 yaz daha geçirmiş olacak ve son iki seride gösterdiği performansı genele yansıtmaya başlayacak, Ariza şutunu geliştirecek vs. Sadece bunlar dahi olsa bizim takım ciddi bir açılım sağlayacaktır. Bynum olsa ne olurdu? Zor bir soru tabii bu ama bir kere öyle arkadaşlar arasında “easy basket” olarak tabir ettiğimiz şekilde atılan basketlerde azalma olacaktı Boston’da. Keza pota altında itiş kakışla atılan ve ikinci hücumlarla atılan basketlerde... Hücum anlamında Gasol’e daha geniş alan kalacakken ona uygulanan sertliğin dozu da düşecekti. Böylece etkinliği de artacaktı. Bu da fark yaratacaktı. Ama asıl etki Kobe’nin oyununu rahatlatma anlamında olacaktır. O zaman riske etsinler de göreyim diğer oyuncuları...

Kobe Şeysi

MVP’nin de savunulmaya ihtiyacı vardır. Ama ben hiç ilgilenmiyorum. Başka arkadaşlar anlatır. Ben onun iki sene içinde benim gözlemlediğim değişiminden bahsedeyim. Bunun tek kişilik bir şov olmadığını, şampiyonlukları tek başına kazanmayacağını artık kesinlikle öğrendi Kobe. Daha öncesinde takımı kurtarmak gerektiğinde bunu ancak kendisinin yapabileceğini ve yapması gerektiğini düşünüp tüm sorumluluğu üzerine alan, bizi ya üzüntüden ya da sevinçten çıldırtan adam, son topu Walton’ın da kullanabileceği ve eğer son topta 4 kişi elini beline koyup beklemiyorsa başarının geleceğini anlamış durumda. Eskiden davranışı kötüydü falan da demiyorum. Sadece o şekilde doğru olduğunu inanıyordu. Şimdi başka bir doğru daha olduğunun farkında ki bu az bir şey değil, hem de hiç değil...

Trade Odom?

Sakin olun. Bu aşamadaki bir takımın kadroya vereceğini reaksiyonu görmeden sistemin önemli bir parçası olan bir oyuncu değiştirmek doğru değil gibi geliyor bana. Belki sıcaktan etkilenmiş de olabilirim. Ama bence en azından Ocak’ı bekleyelim.

Senaryo 1 – Odom + filler = Hinrich + Nocioni

Senaryo 2 – Marion for Odom

Senaryo 3 – Artest for Odom

Senaryo 4 – Collison + Ridnour for Odom + filler

Draft

Bizim hakkı geçin. Bir şey olmaz o sıradan; keşke Semih’i seçseydik. Şenlik olurdu. Boston doğru iş yaptı Semih’i seçerek, Semih’i tanımadıkları için. Semih’ten bir şey olmayacağını hepimiz biliyoruz. Ama o sıradan saçma sapan bir seçim yapmakve 40 gün sonra serbest bırakmak yerine, ya tutarsa diye seçim yapmak en iyisidir. Her zaman bir Semih seçmezsiniz çünkü. Ömer ise güzel takıma gitti. Yeni oynanacak oyun onun yapısına uyacak tarzda. Gelecek sene kontrat alabilir.

Beasley bence Rose’dan daha potansiyelli oyuncu. Neler yapabileceğini hepimiz göreceğiz. Rose ise lider arayan uygun takıma gitti. Umarım orda bir Paul havası yakalabilir. Mayo Memhphis güzel birliktelik. Arka alanı 3 sene sonra acayip olabilir Memphis’in... Tabii olduğu yerde de sayabilir. Bizim çocuklar; Love istendiği bir takıma gitti. Jefferson ile enteresan bir ikili oldular. Foye’a sağlıklı bir sene dilemek lazım her şeyden önce. Presti çok akıllıca iş yaptı. Westbrook hem savunması taş gibi, hem de hızlı oyunu iyi oynuyor. Şutu da gelişime açık. Gallinari’yi izlemek enteresan olacak. Maalesef fazla detaya giremiyorum uzak olduğum için draftta ama sadece Rush ile Arthur için budur diyorum. Keşke draftın öyle gittiğini görünce Arthur için girseydik bir şeylere demeden edemiyor insan.

Army of me

stand up
you've got to manage
i won't sympathize
anymore
and if you complain once more
you'll meet an army of me
you're alright
there's nothing wrong
self-sufficience please!
and get to work
and if you complain once more
you'll meet an army of me
you're on your own now
we won't save you
your resque-squad
is too exhausted
and if you complain once more
you'll meet an army of me

Sıcaklık 24’e indi sanırım uyunabilir artık. İkinci yazı hamleler ve kadro değerlendirmeleri ile ilgili olacak, kusura bakmayın bu dağınıklık için... 01.57.

Not : Lakers buluşmalarıyla ilgili detay bilgiyi de bir dahaki yazı da yazacağım. Önden de Lakers buluşmalarında bundan sonra Veli Bar dışında bir yer teklif edeni, tehdit ederim diyip olaya biraz gizem katayım...

Kalın sağlıcakla...

Easy Basket...
 
< Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı   Bu köşeye yazılan bir önceki yazı >
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte, Mozilla Firefox 2 tarayıcısı ile görüntülenebilir!
Copyright © 2006-2008 LakersTR.com | admin@lakerstr.com