| Kobe'nin Katil İçgüdüsü |
|
|
| >> Çeviri: B. Omay & İ. Özkısaoğlu | |
| Perşembe, 05 Haziran 2008 | |
Bu alçakgönüllülük ile dolu bir an olamazdı.21 Mayıs’ta San Antonio Spurs’e karşı 25’i ikinci yarıda olmak üzere 27 sayı attığı Batı Konferansı Finali ilk maçı sonrasında, Los Angeles Lakers’ın yıldızı Kobe Bryant maç sonundaki performansı hakkında “İstediğim zaman yoldan çıkabilirim (bunun anlamı istediğim zaman skor üretebilirim). İkinci yarıda da yoldan çıktım.” dedi. Kabul edelim ki Bryant son derece dürüst bir açıklamada bulundu; ama incelik gereği bu tip şeyleri başkalarının söylemesini beklersiniz. Siz de fark etmiş olabilirsiniz, Bryant incelik konusunda çok hassas değil. Geçtiğimiz dekadda pek çok kez, ne kadar muhteşem bir oyuncu olduğunun ayrıntılarını dile getirdi. Tıpkı takım arkadaşı Luke Walton’ın lafı uzatmadan söylediği gibi: “Kobe’nin hiçbir şekilde bir güven sorunu yok.” Bryant’ın bu cesaret gösterisi her ne kadar bazılarını -tamam, pek çok kişiyi- bıktırsa da, bu cesareti Kobe’nin yoldan çıktığı zamanlarda onu izlemeyi çok heyecanlı kılan bir etmen. Tıpkı kendisi gibi, hal ve hareketleri de hiçbir zaman göze çarpmayacak gibi değildi. Bryant’ın bunca senedir işini bozmaya çalışan Spurs forveti Bruce Bowen bu devasa skor patlamalarının olacağını gösteren hiçbir belirti yok diyor: “Sakız çiğneme şekliyle ya da başka bir şeyle bunun gerçekleşeceğini söyleyebilme imkanınız yok.” Ama bu tam olarak da doğru değil. Aksine, onun patlayacağı anlar bir şekilde tahmin edilebiliyor. Şu anda Dallas Mavericks’te oynayan eski takım arkadaşı Devean George, bu konuda “Etrafa kızgın kızgın bakmaya başladığı ‘Kobe ifadesi’ ” şeklinde bir açıklama yapıyor. Lower Merion Lisesi’ndeki koçu Gregg Downer bu yüz ifadesini televizyonda dahi tanıyabildiğini söylüyor. Bu dakikalarda, Bryant’ın ligdeki ilk iki sezonunda koçu olan Del Harris’i de afallatan, Bryant’ın gençlik dolu arsızlığı gün yüzüne çıkıyor. “Kobe topu eline alır, bacaklarının arasından geçirmeye, ileri geri gitmeye başlar.” diyor Harris. “Ve ondan sonra ne yapacağına karar verir.” 21 Mayıs’tayız. Lakers üçüncü çeyrekte 20 sayı geride, L.A. seyircisi yuhalamaya başlamış. Top Kobe’nin ellerinde. Kobe topu bacaklarının arasından geçiriyor, sanki kocaman bir bobble-head'mişçesine Bowen’a karşı kafasını sallıyor. Olacak olanlar, geriye dönülüp bakıldığında kaçınılmazdı: köşeden jump-shot’lar, insanın başını döndüren içeri dalışlar, tehditkar bakışlar ve son olarak, 23,9 saniye kala, soğukkanlı bir Kobe şutu ile son noktası konulan Lakers’ın 20 sayı geriden gelerek aldığı 89-85’lik galibiyet. Onun kaba kuvvet ile oyunu eline geçirmesini izlerken serinin batıya doğru eğildiğini hissedebilirdiniz. Hakikaten de Lakers geçen Cuma günkü 101-71’lik farklı galibiyet ve ardından Pazar günkü üçüncü maçta 103-84’lük mağlubiyet sonrası 2-1 öne geçmişti.Canınız ne isterse onu söyleyin: Katil içgüdüsü, rekabet ateşi, kaybetme garezi ya da Boston Celtics’in yedek guard’ı Sam Cassel’in bir keresinde dile getirdiği gibi “Jordan-esque” yani "Jordan-vari". Bu onca yıl boyunca Bryant’ı kamçılayan, Lakers’ın Shaq sonrası dönemdeki ilk şampiyonluğu kazanamak için dayanması gereken şey; Kobe’yi, NBA’in geri kalanından ayıran şeydir. 2002 yılında Bryant “Ligde sadece iki tane gerçek katil var.” demişti, kendisini ve Michael Jordan’ı kast ederek. Şimdiyse sadece bir tane var. Ve o kişi kesinlikle Fabricio Oberto değil. Kobe, Kobe olduğu için, dışa olan tutumunu yumuşatamaz (ya da yumuşatmaz.). Jordan gibi NBA oyuncuları ile kankalıklar kurmaz ya da kimsenin aklına bile getiremeyeceği yılışık yılışık sırıttığını pek göremeyiz. Bryant’ın davranışları antrenmanlarda, maçlarda, yazın yaptığı idmanlarda, yaptığı konuşmalar esnasında kendisini belli eder. Rüyalarında bile büyük ihtimalle Connie Hawkins’in finger-roll’unu üçüncü sıraya tokatlıyordur. “Bundan bir türlü vaz geçemiyor, bırakmak için çaba gösterse bile.” diyor, Bryant’a nispeten yakın olan bir avuç NBA oyuncusundan biri olan George. Ve bu yüzden Kobe sıklıkla eleştiriliyor. Ama bu gerçekten de adil mi? “Kobe kazanmayı o kadar çok istiyor ki pek çok insanla olmayacak şekilde sürtüşüyor.” diyor Lakers danışmanı, üçgen hücumun atası olan ve Bryant’ı 1999’dan beri tanıyan Tex Winter. “Ama o insanlar çoğunlukla bu çocuğun içinde neler olup bittiğini anlamaya niyetli değiller.” Peki öyleyse, anlamaya çalışalım. Baştan başlayarak, basketbol ile ilgili konulara tek tek değinerek. Yıl 1989. Bryant 11 yaşında ve babası Joe “Jellybean” Bryant’ın profesyonel olarak basketbol oynadığı İtalya’da yaşıyor. Bir gün Kobe, kontratındaki bir uyuşmazlık sebebiyle Roma’da oynayan Brian Shaw’ı teke tek maç yapmak için ikna etmeye çalışır. Nihayetinde Shaw 9 aylık oynamaya ikna olur. “Kobe bu güne kadar, eline geçen her fırsatta beni yendiğini iddia etmiştir.” diyor Lakers asistan koçu Shaw. “Ben de sanki 11 yaşındaymış gibiydim (11 yaşındaki bir çocuğu yenmek için çok çaba sarf etmiştim.). Ama o çok ciddiydi.” O zaman bile Shaw gerçekten çok farklı bir şey olduğunu fark etmişti. “Babası da çok iyi bir oyuncuydu; ama o Kobe’nin tam tersiydi, gerçekten kaygısız birisiydi.” diyor Shaw. “Kobe’yse yetişkin adamlara bire bir maç yapmak için meydan okuyordu, ve maçı kazanabileceğine de inanıyordu.” 1992 yılının başlarındayız. Bryant, Philadelphia’nın banliyösünde oturan, hiç kullanılmamış bir raptiye kadar incecik bir 8. sınıf öğrencisi. Lower Merion Lisesi basketbol takımından oyuncularla kıyasına bir maç yapıyor. Kendisinden yaşça büyük çocuklar şaşkınlıklar içierisinde. “Bu çocuk karşımızda duruyordu ve bizden en ufak bir korkusu dahi yoktu.” diyor o zamanlar ikinci senesinde olan Doug Young. “Dirsek atıyor, sağlam perde kuruyordu.” Bryant o gün sahadaki en iyi oyuncu değildi –henüz– ama en iyi olmaya yakındı. 1995 yılında, Bryant Lower Merion Lise takımının son sınıf oyuncusu ve lideri. Bir eyalet şampiyonluğu kazanmayı takıntı haline getirmiş. Sabah saat 5’te okuldan önce çalışmak için spor salonuna geliyor, okul çıkışında da saat 7’ye kadar yine spor salonunda. Hepsi planının bir parçası. Bir önceki bahar, Aces play-off’larda kaybettiğinde Bryant soyunma odasında son sınıf oyuncuları birbirlerine sarılırken onların bu seromonosini yarıda kesti ve hepsine bir şampiyonluk kazanacaklarına dair söz verdi ve ekledi “Esas iş şimdi başlıyor.” (Bryant hala mezun olduğu okul hakkında çok büyük duygular besliyor. Öyle ki bir kaç sene önce lise takımı için kaydettiği bir görüntülü mesajda sadece bir kaç tane klasik banal cümlelerden vardı. Bunun yerine Bryant teşvik edici bir kaç sözcüğü ardı ardına sıraladı ve “Lanet olası işin icabına bakın” mesajını verdi.)Lower Merion’daki Kobe dönemi sırasında hiçbir an önemsiz değildi, hiçbir pratik en yüksek seviyede konsantrasyonu gerektirmeyecek kadar değersiz değildi. Son senesinde bir antrenman esnasında –koçu Downer o anı “Sıradan bir Salı günü” şeklinde hatırlıyor– Bryant 10’da sonlanan üçe üçe bir maçın içinde bulmuştu kendisini. Takım arkadaşlarından birisi 1,73 boyunda bench’in müdavimi olan Rob Schwartz’dı. Skor 9-9’du, Schwartz bir boşluk buldu. Potaya kadar gitti ve atışı kaçırdı. Sonrasında ise bu kaçan şut rakibe kolay bir sayı şansı verdi ve diğer takım kazandı. “Böyle bir durumda çoğu çocuk çeşmenin başına gider ve olayı unutur.” diyor Downer. Bryant unutmaz. Koridorda Schwartz’ın peşinden gitti ve onu bir güzel azarladı. Olay orada sonuçlanmamıştı. “Hiç birisinin size dik dik baktığı hissine kapıldınız mı – Onu görmek zorunda değilsiniz; ama yine de anlarsınız?” diyor Schwartz. “Sonraki 20 dakika boyunca sanki gözleri benim üzerimdeydi. Sanki o maçı kaybettiğimde, eyalet şapiyonasını kaybetmemize sebep olmuştum.” Bryant yeteneklerini bileğilemek için, arkadaşlarını antrenmandan sonra kalmaya ya da garip saatlerde salona gelmeye ikna etmişti. “100’de biten bire bir maçlar yapardık.” diyor Schwartz. “Bazen ben bir sayı atana kadar o 80 sayı atmış olurdu. Sanırım elimden gelenin en iyisi 100-12 kaybetmek olmuştu.” Rakibinizin bir sayı atana kadar 80 sayı atmak için ne kadar iyi odaklanmanız gerektiğini hayal etmeye çalışın. Ve büyük ihtimalle Bryant, Schwartz’ın çift hanelerde skor üretmesine deli olmuştur. Sene bu sefer 1996. Lakers, Bryant’ı Inglewood Lisesi’nin spor salonunda yapılacak draft öncesi antrenmanlar için çağırdı. Bryant lise mezuniyet balosundan çıkıp –belki hatırlarsınız balodaki eşi pop şarkıcısı Brandy’ydi– ayağının tozuyla salona gitmişti. Antrenmanı izleyenler GM Jerry West ve Lakers’ın basın işlerinden sorumlu iki çalışanı John Black ve Raymond Ridder’dı. Bryant’ın eski Lakers guardı ve NBA tarihinin en önemli savunmacılarından biri olan Michael Cooper’a karşı bire bir oynaması istenmişti. Cooper 40 yaşındaydı; ama hala çok iyi bir durumdaydı. Bryant’tan daha uzun, heybetli, güçlü duruyordu. Maçın yakın geçtiği dahi söylenemez. “Sanki, Cooper Bryant’ın avuçları içindeydi.” diyor şimdi Golden State Warriors’ın basın ilişkileri müdürü Ridder. 10 dakika sonra West ayağa kalktı ve “Bu kadar. Yeterince gördüm.” dedi. Ridder, West’in şöyle dediğini hatırlıyor: “Şu anda takımdaki oyuncularımızın hepsinden daha iyi. Gidelim.” Şu da bir gelenek haline gelecekti: Bryant’ın bir zamanlar idol olarak gördüğü oyuncuların üzerine gitmesi. 1998 yazında, Magic Johnson tarafından düzenlenen yardım maçında Orlando Magic’in yıldızı Penny Hardaway’in yakasına öyle bir yapışmıştı ki –bir “yardım” maçında– Hardaway sonbahar boyunca etrafındaki insanlara Lakers ile oynamayı dört gözle beklediğini, çünkü Kobe Bryant’ın yakasına yapışmak için sabırsızlandığını defalarca söyledi. Daha bilinen bir örnek ise, ’98 All-Star maçında Kobe, MJ ile başa baş kalmak istemişti. Bunun içinde Karl Malone’dan gelen bir perdeyi reddetmişti: “Pick-and-roll yapmaya çalışan kıçını başka bir yere götür. Jordan ile teke tek kaldım.” Bu sözcük Mailman tarafından –haliyle– çok da iyi karşılanmamıştı. “Eğer genç oyuncular bana yollarından çekilmemi söylüyorsa...” Malone o anda bunları söylemişti, “... öyle bir maçın içinde bulunmama gerek yok.” Kobe'ye göre, ne olursa olsun, hiç kimse yenilmez değildir. Lakers'taki çaylak yılında, liseden Nba'e direk geçiş yapmasına rağmen Harris'e geliyor ve "koç bana sadece topu ver gerisini bana bırak, bu ligdeki herkesi alt edebilirim" diyor. Bu işe yaramadığında ise 1.98 boyundaki Bryant geri dönüyor ve bu sefer de "koç, beni savunan herkese karşı post-up yapabilirim, beni sadece orda doğru pozisyonda topla buluştur ve gerisini bana bırak, kim olursa olsun herkese karşı post-up yapabilirim" diyor. Harris ise Kobe'ye "Kobe biliyorum bunu yapabilirsin ama şu anda bunu yüksek bir yüzdeyle, verimli olarak yapabilecek durumda değilsin, takımımızın bulunduğu konumda ve ben Shaquille O'Neal'a senin bunu yapabilmen için geri plana çekilmesini söyleyemem" diyerek karşılık veriyor. Kobe bunu sevmiyor tabi ki. Bunu anlıyor ama içten içe, kalbinde bunu kabul etmiyor.2000 yılında Bryant artık all-star ve takımın önemli oyuncusu konumunda. Hala takıma free agent olarak katılan Isiah Rider'ın arkasında ve onu antrenmanlardan sonra teke tek maçlar yapmaya zorluyor. Tabi ki de Bryant kazanıyor. Bir sonraki yıl 6 kez all-star olmuş Mitch Richmond geldiğinde de aynı şeyle karşılaşıyor. Richmond o zamanki Kobe için "O hepimizin bunu bilmesini isteyen bir adamdı, bunun kişisel bir anlamı yoktu onun için bu sadece onun karakteriyle ilgiliydi" diyor. Bryant asla kaybetmezdi, fakat onu kendi riskinizle yenebilirdiniz. Tekrar maç yapma teklifini geri çevirin ve... Pekala bu bir seçenek değil. Kobe'ye 1999-2003 yılları takım arkadaşlığı yapan Shaw bu konuda şöyle diyor; "Antrenman sırasında ona karşı sayı ürettiyseniz veya onu utandıracak birşey yaptıysanız, o size meydan okur ve siz onun arkasında kalana kadar meydan okumaya devam eder. Böylece o sizi ezebilir ve size karşı oyunu domine edebilir" Buna oyuncunun sahayı terketmesine izin vermemek de dahil. Tam olarak. Shaw, "O sizin yolunuzu kapatır ve karşınıza dikilir, 'Hayır hayır oynayacağız. O hareketi tekrar yapmanı istiyorum' der. Fakat siz yorgun olabilirsiniz ve 'hayır ben antrenmanımı bitirdim dersiniz' ama o amansız bir şekilde inat eder ve en sonunda gidip oynarsınız ve o da sizi ezer." Tıpkı bir zamanlar Rob Schwartz'a yaptığı gibi, Bryant takım arkadaşlarını antrenmanlardan sonra maç yapmaya zorlardı. Kobe bir kasette veya herhangi bir yerde izlediği bir cross-over'ı ya da buna benzer başka bir hareketi ortaya çıkarır ve defalarca bunu çalışırdı. 1999-2006 yılları arasında Lakers'ta oynayan ve Kobe'nin yakın arkadaşı olan Devean George bu konuda "Burada akıl almaz olan şey O'nun yeteneklerine yenilerini ekleme konusunda bu kadar başarılı olmasıydı. Bir gün gelip size 'bu pozisyonda beni savunmaya çalış, bu hareketi üzerinde denememe izin ver' der ve ertesi gün O'nu aynı hareketi sahada yaparken görürsünüz" diyor. Bir an duraklayıp düşünüyor ve George şöyle devam ediyor; "Çoğumuz yeni birşey deneyeceğimiz zaman tek başımıza deneriz daha sonra da bunu antrenmanlarda çalışırız. Ardından bunu bir pozisyonda deneriz ve en sonunda bunu maçta yapmaya çalışırız. O ise bunu ertesi gün yapardı ve bunu başarırdı." 2003 yılında Bryant yeni bir çeşit hareketi üzerinde röportaj yapıyor. Röportaj sırasında Bryant sandalyesinden ayağa kalkıyor ve o sırada röportaj yapan spikeri halı üzerinde savunma oyuncusu olarak kullanarak hareketini gösteriyor. Sonra da aynı hareketi spikerin yapmasını istiyor ve yaptırıyor. Bazı insanlar Star Wars hakkında inek öğrenciler gibidirler, Bryant da basketbol konusunda inek bir öğrenci gibi. Downer, aslında bence Kobe basketbol sevgisi yüzünden biraz rahatsız ediliyor, insanlar ona yalnız kaldığını söylüyorlar ama O'nun tek istediği sadece basketbola odaklanmak, bana göre O basketbolu bu şekilde seven basketbolun kendisinin ölümcül bir parçası olduğuna inanan biri diyor. İşte bu yüzden Bryant kafa dengi insanlarla karşılaşınca çok fazla heyecanlanıyor. Bryant'a geçen hafta Spurs koçu Popovich sorulduğunda, Bryant'ın yüz ifadesi değişiyor ve Popo için oynadığı zamanları hatırlıyor. O gün bize gerçekten o sert çalışmalarından birini yaptırmasını umuyordum diyor Kobe, dileğini de belirterek. Bu arada Kobe 2005 yılının all-star çalışmasından bahsediyor.Şimdi ise 2008, Batı Konferansı Finalleri. Bryant sonunda olmak istediği yerde; MVP olarak takımını ileriye götürmek istiyor, zafere ulaşması için önünde post-up'lar yapmasını engelleyecek kimse de yok. Ayrıca Kobe şu anda birçoklarına göre ligdeki en iyi oyuncu. Batı Konferansı'ndaki takım gözlemcilerinden birine göre Kobe ile Lebron arasındaki fark "yakın bile değil". Kobe ile Lebron arasındaki fark bir Volvo ile Maserati arasındaki farktır diyor gözlemci. Bu gözlemcinin Kobe hakkında söyleyecek başka şeyleri de var. Örneğin, Kobe'in zayıflığı konusunda; "Şey biraz düşüneyim...uzun bir ara... Hayır, Kobe'nin zayıflık konusunda bi problemi yok" diyor. Kobe'nin atletizmi konusunda; Onunla birlikte ligde muhtemelen en iyi 10 isim diye söze başlıyor ve Andre Iguodala, Josh Smith, Dwight Howard'ı örnek veriyor. Fakat hiçbirisi bunu bu kadar iyi kullanamıyor, bazen sadece O'nun ayak hareketlerini izleyin diyor. Kobe'nin oyuna odaklanması ile ilgili olarak da; "basketbolu sevmek ile basketbol düşkünü olmak arasında bir fark vardır. Bu ligde bu işi severek tüm yıl boyunca yapan 30 adam var. Allen Iverson ışıklar ona çevrildiğinde oynamayı seviyor ama Kobe bu oyunu oynamayı ışıklar onun üzerinde değilken de seviyor" diyor. Bu şey, bu çılgınca istek, tutku belki de bu oyunda yükselmek için en önemli unsur. Bir oyuncunun amansızlığını ölçebilecek istatislikler yok. O'nun rakiplerini yenme arzusu çok büyük bir istek ve belki de bu yüzden terapi görmesi gerek. Kesin olan birşey var; bunu O'na öğretemezsin. Öyle olsaydı Eddy Curry Nba'in ilk takımında (All-Nba first team) yer alırdı. İnsanlar bunu gördüklerinde anlıyorlar. GM'ler, oyuncular, koçlar ve takım gözlemcileri O'na benzetebilecek bir kaç isimden bahsediyorlar, Duncan, Garnett, Ginobili, Nash, Paul ve D-Will. Fakat bu yıldızların hiçbiri bu konuda Kobe ile aynı kefeye koyulamaz. (Daha önce SI.com'da yapılan bir ankette en çok korkulan oyuncu anketinde Kobe %45 ile açık ara öndeydi.) Bazı efsane oyuncular bunun eksikliğini yaşadılar. Kareem Abdul-Jabbar genç iken Kobe'nin yaptığı gibi herkese meydan okumaktansa sadece barış ve huzur istemişti. Kareem bu konu hakkında; bu tamamen kişilikle alakalı garip bir durum, bazılarımız Napolyon gibi bazılarımıza Walter Mitty gibi diyor. Oyuncular üzerindeki etkisinden dolayı "çember dedikocusu" olarak bilinen, C. Paul, Carmelo, Arenas ve Elton Brand gibi isimlerle çalışan özel antrenör Idan Ravin bu katil içgüdüsünü oyun aşkı, hırs, saplantılı / zoruntulu davranışlar, kendine güven / kibir, bencillik ve suçlamanmayı hak eden / masum gibi bileşenlere dönüştürmek gerektiğini söylerdi. Ravin bunları Kobe'de gördüğünü söylüyor. Ravin: "O acımasız, insafsız biri bile olsa O'na saygı duyarım. Niçin önüne çıkan fırsatları pas geçsin ki? Niçin şu anki kadar çalışmayan, kendi olmaktansa bizim sevdiğimiz kişi olmaya çalışan birine dönüşsün?"Şu anda bile en küçük meydan okumalar dahi Bryant'ın umrunda. Geçen haftaki antrenmanın sonunda Bryant yine bildiğimiz Bryant. Tüm Lakers oyuncuları serbest atış çalışıyor. Herkes atışını basketle değerlendirirken Bryant bir tanesini kaçırıyor. Lakers'da sol eliyle şut kullanan tek oyuncu Derek Fisher, çizgiden bu yıl %88.3 ile serbest atış atıyor. Bryant potanın kenarında bekliyor, yerinde duramaz bir şekilde. Fisher'ın şutu ona doğru kavis aldığında Bryant iki hızlı adım atıyor ve sıçrayarak şutu engelliyor, goaltending. Forvet Lamar Odom da bunun üzerine; tabi ki de O, şut kaçıran tek kişi olamazdı diyor. Evet, görüyorsunuz Kobe tam olarak bu. Bazen çocukça, bazen şahane, bazen inatçı ama her zaman acımasız. Bu adam son üç ayını serçe parmağındaki ligament sakatlığıyla oynamış bir adam. Bu adam, takım arkadaşı Coby Karl'ın dediğine göre, kendisini faul çalınmadan faul atma uzmanı olarak nitelendiren bir adam. Bu adam Bowen tarafından fiziksel olarak savunulmakla ilgili "eğlenceli olacak" diyen ve gerçekten de bunu kasteden bir adam. Bu adam ne yaparsa yapsın umrumda olmayan bir adam çünkü o istediği şeye hiçbir zaman ulaşamayacak; Jordan'a karşı oynamak ve her iki oyuncu da en iyi zamanlarında. İki oyuncuya da koçluk eden Winter böyle bir maç hakkında sadece şunu söylüyor; maç bitiminde sahada kan olurdu. İşte bu Kobe Bryant, 29 yaşında, Nba'deki 4. şampiyonluğunu kovalıyor. Bizim için onu anlamak her ne kadar zor olsa da şu an onu takdir etmemiz gereken andır.
|
| Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- NBA Finals 2008





Bu alçakgönüllülük ile dolu bir an olamazdı.
21 Mayıs’tayız. Lakers üçüncü çeyrekte 20 sayı geride, L.A. seyircisi yuhalamaya başlamış. Top Kobe’nin ellerinde. Kobe topu bacaklarının arasından geçiriyor, sanki kocaman bir bobble-head'mişçesine Bowen’a karşı kafasını sallıyor. Olacak olanlar, geriye dönülüp bakıldığında kaçınılmazdı: köşeden jump-shot’lar, insanın başını döndüren içeri dalışlar, tehditkar bakışlar ve son olarak, 23,9 saniye kala, soğukkanlı bir Kobe şutu ile son noktası konulan Lakers’ın 20 sayı geriden gelerek aldığı 89-85’lik galibiyet. Onun kaba kuvvet ile oyunu eline geçirmesini izlerken serinin batıya doğru eğildiğini hissedebilirdiniz. Hakikaten de Lakers geçen Cuma günkü 101-71’lik farklı galibiyet ve ardından Pazar günkü üçüncü maçta 103-84’lük mağlubiyet sonrası 2-1 öne geçmişti.
1995 yılında, Bryant Lower Merion Lise takımının son sınıf oyuncusu ve lideri. Bir eyalet şampiyonluğu kazanmayı takıntı haline getirmiş. Sabah saat 5’te okuldan önce çalışmak için spor salonuna geliyor, okul çıkışında da saat 7’ye kadar yine spor salonunda. Hepsi planının bir parçası. Bir önceki bahar, Aces play-off’larda kaybettiğinde Bryant soyunma odasında son sınıf oyuncuları birbirlerine sarılırken onların bu seromonosini yarıda kesti ve hepsine bir şampiyonluk kazanacaklarına dair söz verdi ve ekledi “Esas iş şimdi başlıyor.” (Bryant hala mezun olduğu okul hakkında çok büyük duygular besliyor. Öyle ki bir kaç sene önce lise takımı için kaydettiği bir görüntülü mesajda sadece bir kaç tane klasik banal cümlelerden vardı. Bunun yerine Bryant teşvik edici bir kaç sözcüğü ardı ardına sıraladı ve “Lanet olası işin icabına bakın” mesajını verdi.)
Kobe'ye göre, ne olursa olsun, hiç kimse yenilmez değildir. Lakers'taki çaylak yılında, liseden Nba'e direk geçiş yapmasına rağmen Harris'e geliyor ve "koç bana sadece topu ver gerisini bana bırak, bu ligdeki herkesi alt edebilirim" diyor. Bu işe yaramadığında ise 1.98 boyundaki Bryant geri dönüyor ve bu sefer de "koç, beni savunan herkese karşı post-up yapabilirim, beni sadece orda doğru pozisyonda topla buluştur ve gerisini bana bırak, kim olursa olsun herkese karşı post-up yapabilirim" diyor. Harris ise Kobe'ye "Kobe biliyorum bunu yapabilirsin ama şu anda bunu yüksek bir yüzdeyle, verimli olarak yapabilecek durumda değilsin, takımımızın bulunduğu konumda ve ben Shaquille O'Neal'a senin bunu yapabilmen için geri plana çekilmesini söyleyemem" diyerek karşılık veriyor. Kobe bunu sevmiyor tabi ki. Bunu anlıyor ama içten içe, kalbinde bunu kabul etmiyor.
İşte bu yüzden Bryant kafa dengi insanlarla karşılaşınca çok fazla heyecanlanıyor. Bryant'a geçen hafta Spurs koçu Popovich sorulduğunda, Bryant'ın yüz ifadesi değişiyor ve Popo için oynadığı zamanları hatırlıyor. O gün bize gerçekten o sert çalışmalarından birini yaptırmasını umuyordum diyor Kobe, dileğini de belirterek. Bu arada Kobe 2005 yılının all-star çalışmasından bahsediyor.
Ravin: "O acımasız, insafsız biri bile olsa O'na saygı duyarım. Niçin önüne çıkan fırsatları pas geçsin ki? Niçin şu anki kadar çalışmayan, kendi olmaktansa bizim sevdiğimiz kişi olmaya çalışan birine dönüşsün?"