| Mutluluk... |
|
|
| >> Tugay Öztürk (misafir) | |
| Cumartesi, 17 Mayıs 2008 | |
Mutluluk... Evet, bu sözü seviyorum. En az kendisiyle yaşamayı sevdiğim kadar. Ve geriye dönüp baktığımda başka hiçbir sıfat karşılayamıyor hissettiklerimi. Gurur, belki ama etkisiz. Endişe, kesinlikle değil. Umut, peşimi bırakmasın ama şimdilik kenarda beklesin. Saf mutluluktan söz ediyorum. Kolay değil, "yapılamaz denilenin yapılması"... İnsanlar kendilerinin yapamayacağı şeyleri senin de yapamayacağını düşünürler. Bu onları tatmin eder. Eleştirenler için söylüyorum. Hatta herkes için söylüyorum. Bir çocuk düşünün... Hayalleri olan sıradan bir çocuk. Ya da bir kaptanı, mürettebatı... Yolculuğa çıkarken batacak denilen bir gemiyi. İskelesi küskün, yelkeni toy, dümen kararsız, omurga yaralı... Sadece anıları onu ayakta tutuyor. Unutulmayacak destanları. Ona güven veren de bu belki. Üstünü saran o armadan güven alıyor, kararsızlığı kadar kararlı da... Zayıflığı kadar güçlü de. Ve ufka doğru çıkarken o mesafenin zorluğu endişelendirmiyor onu. Çünkü biliyor. Bu bayrak oraya çok kez ulaştı. Sadece bilmiyor; O sulara çıktığı zaman, hani sahada konuş derler ya, heh işte ben buyum diyebileceğini bilmiyor. Eleştiriliyor pervasızca. Belki dalga geçiliyor. Sorgulanıyor, itham ediliyor. Ve aradan 10 ay geçti. Sadece 10 ay. Bir sınava hazırlanan öğrenci için ne kadar kısa bir süre değil mi? Bir başkanlık yarışında ya da tatilde. Yılmadı o gemi. Yelkeni koptu, omurgadan güç aldı. Rotasını hiç kaybetmedi. Ve biz... Bekledik... İnandık... Bekledik... Öyle kısa geçmedi o 10 ay. Üzüldük, her dalgada endişelendik, ama inandık işte. Bir sevgiliyi bekler gibi bekledik. Her saniyesinde aklımız onda kaldı ve bekledik. Bugünü bekledik.Çok mu kendimize güvendik? Hayır. Yenilemez olduğumuzu mu düşündük? Asla. Diğer takımları mı küçümsedik? Yine hayır. Sadece unutmadık. Bu aylarda daha önce yaptıklarımızı unutmadık. Üzerimize onlarca kez gelindiğini unutmadık. Her seferinde yumruklarımızın havaya kalktığını unutmadık. Ve her seferinde daha da güçlendiğimizi unutmadık. Biz, Los Angeles Lakers gemisinin bireyleri... Şampiyonluk için oynamayı bekledik. Tıpkı Staples'da asılı olan o forma numaraları gibi. Tıpkı Kobe Bryant gibi. Tıpkı Phil Jackson gibi. Tıpkı Andrew Bynum gibi. Tıpkı Mitch Kupchak gibi. Bekledik. Ve bugün geldi. En büyük dalgaları aştık ve buradayız. Bir yere de gitmeye niyetimiz yok. Bu arma için daha önce oraya ulaşanlar gibi. Bekliyoruz... Sene başında eleştirenler için söylüyorum. Hatta herkes için söylüyorum. Ligde tutunamazsınız dediniz, sustuk. Contender olamazsınız dediniz, sustuk. Şampiyon olamaz diyorsunuz, susuyoruz. Ama unutmayın: Söyleyecek çok şeyi olan Lakers susuyorsa; sessizliği kulakları sağır edici olabilir! Ne diyordum... 4 sene sonra Batı Finali’ndeyiz. Evet, saf mutluluk... Tugay Öztürk (forumdan koBe_rOcks...) |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- NBA Finals 2008





Mutluluk... Evet, bu sözü seviyorum.
Ve biz... Bekledik... İnandık... Bekledik... Öyle kısa geçmedi o 10 ay. Üzüldük, her dalgada endişelendik, ama inandık işte. Bir sevgiliyi bekler gibi bekledik. Her saniyesinde aklımız onda kaldı ve bekledik. Bugünü bekledik.