| "Yukarıdakiyle konuştum, haberler iyi" |
|
|
| >> Buket Gürcan | |
| Perşembe, 10 Ocak 2008 | |
Konuştum. Biraz da yalvardım. “Bu kez bari yıllardır bizden uzak tuttuğun yardım elini çekme” diyerekten. Cevap alamadım ama iyi bir elektrik aldım. Sorular yönelttim, onlara da cevap alamadım. Kobe MVP olacak mı? Sezon sonunda ne olacak? Playoff’ta nereye kadar ilerleyeceğiz? Bunlara ise hiçbir tepki alamadım. Tamamen kapalı kutu gibi. All-Star arasından sonra bir kez daha deneyebilirim şansımı. Sanırım konuştum derken bir tek ben konuştum ama haberler bu kez iyi gibi geldi bana.Şu anda 23 galibiyet, 11 mağlubiyet ile geçen sezon yakaladığımız en yüksek yüzdeye sahibiz. Geçen sezon da 23-11’i yakalamıştık ama ardından üst üste mağlubiyetler alarak teklemiştik ve sezon sonuna hiç beklenmedik bir şekilde girmiştik 42-42’lik derece ile. Bu sezonki duruma bakılırsa o dereceyi rahatça aşacağımız aşikar. Tabii takım oyuncuları geçen seneki gibi tıp çevresi edinmezse. Geçen sezon, 23-11’lik duruma kadar oyunumuz bu yılki gibi göze hitap ediyordu ama daha çok “yediğimizden fazla atalım” düşüncesi var gibiydi oynanan oyunda. Bu sezon yine yediğimizden fazla atalım düşüncesi varmış gibi gözüküyor ama öyle değil. Evet, zaten yediğimizden fazla atıyoruz. Hatta birçok maçı beklenmedik şekilde çok farklı kazandık (Suns, Jazz, Hornets ve birçok sıra takımına 20+ farklar yaptık) ama gerektiğinde, işler sıkılaştığında çok iyi savunma yaptığımız maçların sayısı geçen seneden kat kat fazla. Ama savunmayla mı maç kazanıyor Lakers derseniz, hayır, kesinlikle çok yönlü ve alternatifleri bol hücumu sayesinde kazanıyor.Peki, ne değişti geçen seneden beri? Andrew Bynum ve Jordan Farmar değiştiler efendim bir kere. İkisi de geçen sene oynadıklarından çok daha aktif, çok daha bilinçli, çok daha etkili oynuyorlar. Gerçekten hissediliyor. Bynum hem kendi skor opsiyonunu yaratabilme konusunda kat kat ilerlemiş, hem de hazırlanan pozisyonları bitirmede mükemmel. Boyu, atletizmi ve yumuşak bilekleri bitiriciliğini tamamlıyorlar. Ayrıca ‘henüz’ iyi bir bire bir savunmacı diyemesek de, içeride oluşturduğu ciddi blok tehdidini görmezden gelmek ayıp olur. Farmar ise şutunu inanılmaz derecede geliştirmiş özellikle. Henüz zamanı olmamasına rağmen denediği el üstü, zor şutlarda oldukça başarılı. Boş kaldığında da üçlüğün gerisinden çok iyi iş çıkarıyor. Saha görüşü, oyunu okuyuşu zaten vardı, bu sene kullanma fırsatı bulabiliyor. Ayrıca pas arası yapıp top çalma konusunda da çok iyi. Ve tabii ki Derek Fisher.. Smush Parker’dan sona ilaç gibi geldiği ortada. Oyun görüşü, tecrübesi, Kobe’de dahi olmayan liderlik/abilik yetisi, soktuğu uzun menzilli şutlar... Hızır gibi yetişti. Smush’tan sonra hele etkisi gerçekten çok fark ediliyor. Guard rotasyonunu Farmar’la beraber öyle güzel götürüyorlar ki, Kidd’i almaya gerek görmüyoruz neredeyse. Walton, Kwame, Vujacic, Turiaf geçen seneden çok farklı değiller. Hatta Kwame’de gerileme var. Turiaf orta mesafe şutlarını biraz geliştirmiş desem kimse kızmaz herhalde. Radmanovic de sezona çok iyi başladı ama yine sakatlandı. Mihm bir yıldır resmen basketbol oynamayı unutmuş. Mihm, Radmanovic ve çok sevmeme rağmen Sasha Vujacic, üçü beraber ya da daha iyi bir şeyler düşünülüyorsa yanlarına başka biri daha koyularak takımdan gönderilmeliler bence. Ama gönderilmeleri gerektiği için de göndermemek gerek. Karşılığında takıma birşeyler katabilecek, aç adamlar almak gerek. Yani ikinci bir Ariza hamlesi... Sezonun başlarında yapılan “Mo Evans ve Brian Cook’a karşılık Trevor Ariza” takasında da ne kadar büyük bir ‘kazık’ attığımız ortada. Trevor Ariza atletizmiyle, takipçiliğiyle ve savunmaya getirdiği direnç ile çok şey fark ettiriyor. Henüz üçgen hücumu yavaş yavaş öğrendiğinden ilk beşe yerleşemedi ama yerleşmesi gerektiği ve eğer böyle giderse en geç All-Star arasından itibaren de yerleşeceği ortada. Oyun görüşü de çok iyi ayrıca. Büyük artı getiriyor takıma.Bu sezon oynadığımız oyun geçen seneden daha farklı yukarıda bahsettiğim gibi. Yani geçen sene Tanrı’nın bize gülerek elimizdekileri uzun süreler bizden mahrum bırakışı herkesin hafızalarında. Aynısı tekrarlanmazsa, bu sezonun geçen sezondan çok daha iyi geçeceği gün gibi ortada. Sezon başından beri yine sakatlıktan hiç çekmedik değil tabii; yaklaşık iki hafta Turiaf, üç hafta kadar Kwame, bir süre Odom, tek tük Bynum, Sasha gibi eksiklikler oldu yine. Ayrıca bir haftadan fazladır Radmanovic sakat şu anda. Bunlar bile göze büyük görünüyor aslında. Artık geçen seneki halimizi siz düşünün. Geçen sezon belki sakatlıklar yaşanmasa play-off’a daha iyi bir dereceyle girecektik ama şu oyundan daha iyi değildik kesinlikle. Bu yıl uzun vadeli sakatlıklar yaşanmazsa yolumuz açık gibi görünüyor şimdilik… Forumda varlığımı pek aktif sürdüremiyorum dersler nedeniyle ama hepsini okuyorum, takip ediyorum. Maçların da neredeyse hepsini izliyorum. Bu arada yazının başlığını da yeni belirledim. Tardinibufe blog’undaki bir yazıdan çaldım. Hoşçakalın. Buket Gürcan |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Konuştum. Biraz da yalvardım. “Bu kez bari yıllardır bizden uzak tuttuğun yardım elini çekme” diyerekten. Cevap alamadım ama iyi bir elektrik aldım. Sorular yönelttim, onlara da cevap alamadım. Kobe MVP olacak mı? Sezon sonunda ne olacak? Playoff’ta nereye kadar ilerleyeceğiz? Bunlara ise hiçbir tepki alamadım. Tamamen kapalı kutu gibi. All-Star arasından sonra bir kez daha deneyebilirim şansımı. Sanırım konuştum derken bir tek ben konuştum ama haberler bu kez iyi gibi geldi bana.
Geçen sezon, 23-11’lik duruma kadar oyunumuz bu yılki gibi göze hitap ediyordu ama daha çok “yediğimizden fazla atalım” düşüncesi var gibiydi oynanan oyunda. Bu sezon yine yediğimizden fazla atalım düşüncesi varmış gibi gözüküyor ama öyle değil. Evet, zaten yediğimizden fazla atıyoruz. Hatta birçok maçı beklenmedik şekilde çok farklı kazandık (Suns, Jazz, Hornets ve birçok sıra takımına 20+ farklar yaptık) ama gerektiğinde, işler sıkılaştığında çok iyi savunma yaptığımız maçların sayısı geçen seneden kat kat fazla. Ama savunmayla mı maç kazanıyor Lakers derseniz, hayır, kesinlikle çok yönlü ve alternatifleri bol hücumu sayesinde kazanıyor.
Sezonun başlarında yapılan “Mo Evans ve Brian Cook’a karşılık Trevor Ariza” takasında da ne kadar büyük bir ‘kazık’ attığımız ortada. Trevor Ariza atletizmiyle, takipçiliğiyle ve savunmaya getirdiği direnç ile çok şey fark ettiriyor. Henüz üçgen hücumu yavaş yavaş öğrendiğinden ilk beşe yerleşemedi ama yerleşmesi gerektiği ve eğer böyle giderse en geç All-Star arasından itibaren de yerleşeceği ortada. Oyun görüşü de çok iyi ayrıca. Büyük artı getiriyor takıma.