| Ya Sonra? |
|
|
| >> Volkan Bahçeci (misafir) | |
| Çarşamba, 12 Aralık 2007 | |
“Bugünün bir de yarını var, mutluyduk belki bugüne kadar,Ya sonra, ne yaparım senden sonra acımadan geçer yıllar, Zamanla yalnızlık başlar, yola çıkar pişmanlıklar...” * * * Okumaya devam etmeden önce, dikkat: Az sonra okuyacaklarınız tamamen Los Angeles Lakers ile ilintilidir... Ajda ablayı dinliyorum, yağmurlu ve soğuk bir günde. Dün ılık ve güneşli bir gündü, yarın nasıl olacağı ise meçhul. Burada hava durumu, Ajda ablanın şarkıda anlattığı ilişkiye benziyor; Dün iyi, bugün değil. Peki yarın ne olacak? Uzun bir ilişkiyi bitirmek gerçekten çok zordur. Çünkü elinizdekine öyle bir alışmışsınızdır ki, çektiğiniz tüm sıkıntılara rağmen kaybetmek istemezsiniz, korkarsınız. Onsuzluğu düşünemezsiniz bile -ki Ajda abla da bunu vurguluyor: “Alışkanlık betermiş hepsinden,korkuyorum her biten günden” derken... Evet, Los Angeles Lakers takımının bir taraftar sitesinde olduğumuzu biliyorum, ve ne hava durumu bülteni yayınlamak, ne de ilişkiler hakkında ahkâm kesmek değil niyetim. Tabi ki Lakers’tan bahsedecem, ama biraz havadan sudan, daha çok da Lakers’ın bugünkü ilişkilerinden, ve de yarınlarından. Zira yakın zamanda (takas konularında) alabileceğimiz kararlar bugünlerimiz kadar yarınlarımızı da etkileyecektir. Son günlerde NBA çevrelerinde olası dev takas senaryoları fazlasıyla konuşuluyor, ve Lakers adı da bu senaryolarda fazlasıyla anılıyor. Büyük bir takım olmamız, hep büyük hedefler peşinde koşmamız, dahası takıma bazı büyük yıldızları getirebilmek için girişimlerde bulunmamız, ve de aktif oyuncular içinde belki de en büyük basketbol yıldızı olan oyuncumuz Kobe Bryant ile yaz boyu yaşadıklarımız, tüm bu senaryoların beslendikleri temel kaynaklar oluyor. Ama bu takaslar öyle yazıldığı çizildiği kadar kolay gerçekleşmiyor, çünkü takasın tüm unsurlarını birden tatmin etmek gerçekten çok zor. Oyuncular, koçlar, yönetim (GM ve patron), taraftarlar, NBA yönetimi ve Salary Cap kuralları, ve biraz da medya, az veya çok takasları etkileyen unsurlar oluyorlar. Takaslar yapıldıklarında, hiç şüphesiz, takımların ‘bugün’ünü değiştirirler. Ama unutmamak lazım sadece bugünü değil, ‘yarın’ını da değiştirirler. Çünkü Ajda ablanın dediği gibi bugünlerin yarınları da vardır. İşte Lakers’ın transfer stratejilerini değerlendirirken ihtiyacımız olan perspektif bence budur: “Yarınları da düşünmek” Tam bu noktada biraz durup yarına-geleceğe bakmak istiyorum, 2009 yazına. 2009 yazı şu anki görüntüye göre NBA için hareketli ve önemli bir yaz olacak, çünkü pek çok önemli oyuncunun kontratının biteceği bir yaz ve paralel bir şekilde pek çok takımın cap’inde ciddi boşlukların oluşacağı bir yaz. Dolayısıyla ortalıkta dolaşan bir sürü FA oyuncu ve onlara cazip kontratlar teklif edebilecek bir sürü takım olacak. Şüphesiz 2008 yazından sonra resim biraz daha netleşecektir ama şu anki görünüşüne göre (2008 transfer hareketlerini hesaba katmadan) 2009 yazında olabilecekleri aktarmak istiyorum. Allen Iverson, Jason Kidd, Rasheed Wallace, Baron Davis, Elton Brand, Corey Maggette, Lamar Odom, Stephon Marbury, Andre Miller gibi bazı önemli oyuncular Free Agent olurken; Andrew Bynum, Chris Paul, Deron Williams, Martell Webster, Raymond Felton, David Lee, Jarrett Jack, Channing Frye gibi 2005’te draft edilen bazı önemli yetenekler de şüphesiz ilk büyük kontratlarını arayacaklardır. Bir de bu listeye aynı yaz için oyuncu opsiyonlarına sahip Kobe Bryant, Eddy Curry, Hidayet Türkoğlu, Carlos Boozer, Mehmet Okur gibi isimleri de eklerseniz o yazın ne kadar sıcak geçeceğini şimdiden anlayabilirsiniz. Keza büyük miktarlı kontratların sona ermesiyle Blazers, Sonics, Clippers, Warriors, Sixers, ve Raptors başta olmak üzere alışıldık ortalamanın üzerinde takım sayısının da Salary Cap’inde fazlasıyla boşluk bulunacağını şimdiden söyleyebiliriz. Lakers açısından bakarsak eğer, teorik olarak Kobe’yi, Lamar’ı ve de Bynum’ı 2009 yazında kaybedebiliriz. Diğer açıdan hepsinin kalacağını düşünsek bile, Lamar’a vereceğimiz yeni kontrat, Bynum’ın extension’ı, Kobe’nin 23 milyonu, Radman-Walton-Fisher’ın 16 milyonu, (kullanırsak) 2008 ve 2009 MLE, Turiaf’ın (inşallah) yenilenecek kontratı, ve nispeten daha düşük olacak olan diğer kontratlar ile cap’imiz uçup gidiyor, -ki işte o zaman “Ya Sonra” şarkısını söylemeye kaldığımız yerden devam ederiz. Yalnız burada özellikle dikkat çekmek istediğim bir tehlike mevcut; 2009 yazında Bynum’ın iyi olduğuna kâni, ama çok iyi olduğuna mütereddit olursak şayet, risk almaya bizden daha hevesli üstelik cap’ini de boşaltmış başka takımların ona sunacağı yüksek kontratları anca dillerimiz avuçlarımızda karşılarız. Nitekim şimdi aklıma gelen Eddy Curry, Tyson Chandler, Joe Johnson, Mehmet Okur, Gilbert Arenas gibi bazı önemli oyuncular yeni takımlarına transfer olurken, eski takımları oldukça kısıtlı söz haklarıyla -ve biraz da taşırmak istemedikleri cap’leri yüzünden- aşağı yukarı bu söylediğim durumları yaşamışlardı. Tabi gittikleri yeni takımın salary durumları da önemli bir etken oluyordu, kimin sesinin ne kadar çok çıkacağı konusunda. Her neyse, şimdi 2009 yazını olacağı yerde bırakıyor ve 2007’nin şu içinde bulunduğumuz son günlerine geri dönmek istiyorum. Konumuz: Kobe-Lakers ilişkileri ile Kobe-Bulls, Kidd-Lakers, ve Jermaine-Lakers takas senaryoları, ve bu olası takasları gelecekteki salary cap’imizi de göz önünde bulundurarak değerlendirmek. Yalnız takasları şimdilik bir kenara bırakalım, ince mevzulara dalalım istiyorum. Düşünün ki, dünyalar güzeli bir sevgiliniz var, çok seviyorsunuz, ama o biraz şey... Şımarık belki, kaprisli de biraz, ama en fenası sizi pek sevmiyor galiba. Ayrılmaktan bahsediyor ara ara, gözü de sürekli dışarıda gibi. E doğal olarak anlaşamıyorsunuz, bir gün iyiyseniz, iki gün kavga ediyorsunuz. Hmm, hassas bir konu! Siz olsaydınız ne yapardınız peki? Ölür mü, öldürür müsünüz, ısrarla sürdürür müsünüz, yoksa “Seni seviyorum, ama sen beni sevmiyorsan yapacak birşey yok” deyip ayrılır mısınız? Masada, hemen önümde, bir derginin vermiş olduğu NBA 2007-08 özel eki var, kapağına resmini koymak için seçtikleri basketbolcu: Kobe Bryant. 11 yıllık kariyerinde 3 şampiyonluk yüzüğü sahibi, 2 kez sayı kralı, 9 kez All-Star (ikisinde MVP), 5 kez NBA en iyi ilk beşine seçilmiş, 81 sayılık maçı, 50+lık maçlar serisi vesaire vesaire. Oldukça etkileyici istatistikler, ama tüm bu sayılar bir yana, Kobe’yi oynadığı maçlarda izlemişseniz eğer, bikininin altında çok daha etkileyici bir hikaye olduğunu zaten biliyorsunuzdur.* Evet, biz Lakers takımıyız, ve Kobe bizim yıldızımız, sevgilimiz, çok şeyimiz. Ama aylardır ayrılığı düşündüğümüz, konuştuğumuz, hesapladığımız da bir gerçek. Demek ki yolunda gitmeyen birşeyler var. Kobe iyi, güzel, hoş, ve de oyununa hiç itiraz yok ama şımarık ve kaprisli olduğu bir gerçek. Üstelik gitmek istiyor, ve yerli yersiz -ama daha çok yersiz- konuşuyor. O kadar ki, GM, koç, ve patron Buss’tan sonra azımsanmayacak sayıda çok taraftarın bile desteğini kaybettiğini düşünüyorum. Tam bu noktada tekrar şarkımıza dönersek, bakın Ajda abla ne diyor: “Bilmem nasıl yaşarım ben, böyle karşılıksız severken, kopmalıyız iş işten geçmeden”. Kopmalı mıyız gerçekten? Lakers için daha iyi olacaksa eğer, bırakın inceldiği yerden kopsun. Şimdi düşünelim. Belki de Kobe’yi takas etmeliyiz. Ama biraz önce de belirttiğim gibi takaslar öyle kolay kolay gerçekleşmiyor. Aslında Kobe’yle ciddi ve gerçekçi bir şekilde ilgilendiğini bildiğimiz tek bir takım var, o da Chicago Bulls. Bulls’un, üstelik, bu takasa karşılık verebilecek kontratları, yetenekleri de var gibi görünüyor. Şimdi olası takas senaryolarını tek tek değerlendirmek istiyorum. 1.) Kobe = Gordon + Deng + Capfiller Gordon ve Deng’i beraber almak göze hoş geliyor, ve şüphesiz biraz daha fazlası da olacaktır; ve zaten mecburen eklenecek filler oyuncu da ‘daha fazlası’ dediğimiz değer olacaktır. Çünkü bunun için de en uygun görünen aday Nocioni, ve eğer Lakers ile Bulls bu takas konusunda anlaşmışsa zaten 15 Aralık tarihine kadar beklemek zorundalar. Ama şimdi Nocioni’yi de bir kenara bırakalım, değinmek istediğim başka bir nokta var. Böyle bir takasta Kobe’yi kaybederken Gordon ve Deng’i kazanmıyor olabiliriz (Ya da Bynum’ı kaybediyor). Çünkü her iki oyuncunun da kontratları bu yaz bitiyor, ve eğer onları alırsak transfer sezonunda tutabilmek için ortalama 15 milyondan başlayan kontrat tekliflerini eşlemek zorunda kalacağız. Buna bir de sonraki yaz Bynum’ın bitecek kontratını eklerseniz, 2010 yılına Deng-Gordon-Bynum eksenli bir kadroyla girmenin yıllık maliyeti 50 milyon dolar artı diğer 12 kontrat olacaktır. Nocioni’yi bir kenarda bırakmıştık, onun da sözleşmesinin bu yaz bittiği ve tamamen serbest olacağını söylemiş miydim?2.) Kobe = Ben Wallace + Gordon (veya Deng) Kobe’nin 20 milyonu bulan ücretini eşlemenin kolay bir yolu Big Ben’in 16 milyonluk kontratını pakete katmak. Ancak Ben Wallace, Detroit’teki eski Ben Wallace değil, zaten Lakers bir Detroit hiç değil, ve eskisi gibi olsaydı bile, Ben Wallace’a Lakers’ın ihtiyacı pek yok bence. Pek konuşulan bir senaryo değil zaten, takımımıza da neredeyse yarardan çok zararı olacak bir paket için Kobe’yi vermeyiz herhalde? 3.) Kobe = Hinrich + Deng + Tyrus + vesaire Hinrich’in 11 milyonluk kontratıyla başlayan bu paket devamında Deng veya Gordon, artı Tyrus veya Noah gibi biri kısa karakterli biri uzun olan iki yeteneği ve belki de ek draft haklarını içeriyor. Ancak Hinrich’in 5 yıl 47,5 milyonluk kontratını ve elimizdeki Fisher, Farmar gibi diğer oyun kurucu guardları düşününce, böyle bir teklif de cazip olmaktan uzaklaşıyor. Chicago’yla yapılacak takaslarda alabileceğimiz cazip oyuncular Deng, Gordon, ve Nocioni gibi görünürken hepsinin de bu yaz sözleşme yenileyecek olması ve çok yüksek rakamlara imza atacak olmaları kafa karıştırıyor. Bu oyuncuları ve sonraki yıl Bynum’ı tutarsak çok ama çok para vermemiz gerekecek. Eğer biz vermezsek kolayca tahmin edebiliriz ki başkaları o bahsettiğimiz yüksek miktarları vereceklerdir. Yok eğer tutmazsak kadromuzda ne anlamı kalır Kobe’yi takas etmenin? Öte yandan eğer Hinrich veya Wallace gibi uzun süreli yüksek meblağlı kontratları alırsak cap’imize gereksiz yük bindirmiş oluruz. Üstelik bu oyunculara ne kadar ihtiyaç duyduğumuz da ayrıca tartışılır. Yani Bulls’a Kobe’yi takas etmenin öyle kârlı çıkacağımız bir şekli pek yok gibi. Ortada Kobe’yle ciddi bir şekilde ilgilenen başka bir takımda olmadığına göre (ki olsa bile nasıl olacak?) bu aşktan vazgeçmek öyle kolay olmuyor. Zaten Ajda abla da kıyamıyor sanki, “Kal!” diyor. Kobe’yi tutsak bile 2009 yazında oyuncu opsiyonunu kullanıp giderse ne olur? Bence yapacağımız herhangi bir takastan daha kötü olmaz, üstelik cap’imizde oluşacak 23 milyonluk boşluğun da rahatlığıyla, Bynum’a extension verir, istersek Lamar’ı tutar ve de üstüne yukarıda saydığım FA olacak oyunculardan birini de kadroya katabiliriz belki. Zaten Ajda abla da “Kal!” diyor, ama ekliyor ardından, “Gidiyorum ben, sen hoşça kal.” “Anla beni sevgilim, bıraktım seni. Kal...” -Hay Allah! Gel de çık işin içinden Hikayenin başına dönersek eğer, sorunun çıkış kaynağı Kobe’nin daha güçlü bir takım ve bunun için yapılacak takaslarla önemli takviyeler istemesiydi. Ve Kobe bunu her ne pahasına olursa olsun istiyordu. Ancak yönetim bunu yapmıyordu, ve Kobe’ye derdini anlatamıyordu. Zaten Ajda abla da şarkıya başlarken aynı sorundan bahsetmiyor mu: “Nedir derdin söyle diye bir gün bana sormadın...” derken. İşte sorunun çıkış kaynağı buydu, Kobe’nin istediği isimlerin ‘paha’sı Bynum oluyordu her seferinde, ve yönetim Ajda ablanın dediği gibi “Bugünün bir de yarını” olduğunu düşünüyordu ve Bynum’a dokunmuyordu. Gelelim Bynum’a dokunulmadığı için yatan iki dev takasa: Jason Kidd ve Jermaine O’Neal. Temcit pilavı misali dedikodular, sıcak sıcak gündemde sürekli. Peki bu isimlerden birinin Lakers’a transferinin gerçekleşme ihtimali nedir? Bilmiyorum, işin basına yansıyan kısmında hikayeden başka bişey yok, yansımayan kısmında pek çok konu konuşuluyor olabilir, ama tahmin yürütmem gerekirse Kidd için sıfıra yakın, Jermaine için ise sadece düşük olduğunu söyleyebilirim, bir Laker olma ihtimallerinin. Olası senaryolar üzerinden her ikisini ayrı ayrı değerlendirmek istiyorum. Jason Kidd ve Lakers... Kidd’in New Jersey’den ayrılmak istediği az çok biliniyor gibi, ama nereye gideceği konusunda çeşitli ihtimaller var. Açıkçası ayrılırsa eğer gidebileceği takımlardan biri olarak görmüyorum Lakers’ı, çünkü ipler Thorn’un elinde, ve bizim sunabileceğimiz pek bir şey yok Kidd karşılığında. Ama olur ya Kidd’e vahiy gelir yukarıdan ‘Ey Jason, bavulunu topla Lakers’a git’ diye, O da çıkar Thorn’un karşısına “Beni ya Lakers’a gönder, ya da Lakers’a gönder” derse... Ve Thorn da Kupchak’i arar konuşmak, anlaşmak isterse diyorum mesela, ne konuşabilirler?1.) Kwame + Capfiller (Radmanovic) + Farmar (Critt) + Draft hakkı Thorn bu pakete ikna olur mu? Vladimir ve Jordan’a itimat ederse belki olabilir. Vladimir ve itimat aynı cümle içinde? 2.) Odom + Capfiller Turiaf’ın dört numarada sürükle(n)diği bir takımla şampiyonluğa oynamak? Yedek olarak ise Radmanovic, tabi filler olan o değilse! Odom ve Farmar ve de draft hakkından oluşan bir paketi kabul eder belki Nets. Muhtemelen böyle bir takası Lakers dört numaraya alternatif bulmadan yapmaz, o da Webber olabilir. Aslında gidenlere rağmen Kidd’in Walton, Radmanovic, Turiaf ve pivotları coşturabileceğini düşünürsek her şey çok güzel olabilir. Tabi çıkış varsayımımızı unutmayalım; önce vahiy gelecek de... 3.) Kidd + Collins = Odom + Kwame Thorn bunu neden kabul eder? Şöyle ki: bir, Kidd zaten gitmek istiyor; iki, 2 yıl 40 milyonluk kendi kontratı ve de Collins kazması ile O’nun 2 yıl 12 milyonluk kontratını da yanında alıp gidiyor ki böylece gelecek sezon için cap’te Odom’un ücreti düşülünce 13 milyonluk bir boşluk açılıyor; ve üç, hiç yoktan iyi olarak elde Lamar Odom kalıyor. Peki Lakers bunu neden kabul eder? Bir Kidd gelir; iki Webber gelir; üç Kobe kalır. Bu arada unutmadan, Kidd Nets’ten istediği ama alamadığı extension’ı -takas olursa eğer- yeni takımından da mutlaka isteyecektir! Jermaine O’Neal ve Lakers Aradan geçen kısa zaman Lakers’ı haklı gösteriyor şimdilik Bynum konusunda. Bildiğiniz gibi Indiana razı olmuştu JO’yu vermeye, Lamar Odom ve genç Bynum karşılığında. Ama olmadı, Lakers kabul etmedi. Şimdi Indiana ve JO mecburen sürdürdükleri bu izdivaçta hallerinden pek memnun görünmüyorlar. Zira JO’nun sürekli artan bir kontratı ama aynı süreklilikle düşen bir oyunu; Indiana’nın ise yeni bir koçu, ve yeni bir sistemi var. Öte yandan Jermaine’in yeniden kendini bulmasına, Indiana’nın ise O’nun 3 yıl 64 milyon yapan kontratından kurtulmaya ihtiyacı var. Velhasıl iş yapabilir bir Odom, veya kontratı biten bir Kwame, yanında Radmanoviç, ne bileyim Vujacic gibi Pacers’ın sisteminde işleyebilecek bir filler, belki de draft hakkı gibi ek bişeyler Bird’ü yeterince tatmin edebilir. Son kez, Jermaine gelirse, veya Kidd gelir de extension alırsa, ve Turiaf’a yıllık 5M civarı bir kontrat verirsek, ve de Kobe ayrılma opsiyonunu kullanmazsa, daha başka yapılacak transferi saymadan (2008-09 MLE gibi) uyarmak istiyorum: böyle bir durumda 2009-10 sezonu öncesinde Bynum’a extension vermeden önce, sadece 5 oyuncunun maaş toplamı 60 milyonu bulacaktır (Kobe 23, JO 23, Walton 5, Fisher 5, Turiaf 5 gibi). Adımlarımızı atarken yolun nereye gittiğini görmemiz lazım. Toparlarsak eğer, tüm sorunlara karşın Kobe’yi takas etmemeliyiz, çünkü karşılığını asla alamayız; öte yandan Kidd, Jermaine O’Neal gibi büyük bir ismi takas yoluyla kadroya katacağımızı ise yine karşılığında kabul ettirecek yeterince değerimiz bulunmadığı için pek sanmıyorum. Majör bir değişiklik yapmadan bu kadro yapısıyla 2010’lu yıllara yelken açabiliriz. Öyle bir durumda dikkat etmemiz gereken konu, bunca zamandır cefasını çektiğimiz Bynum’a başkasının verebileceği kadar büyük bir kontrat vermezsek şayet, sefasını süremeyeceğimiz ihtimalidir. Bunu da zaman gösterecek tabi, ama şimdi önümüzde şubat ortasına kadar sürecek bir transfer dönemi var; ve benim düşük ihtimal vermem, büyük bir takas olmayacağı anlamına gelmez. Ya Sonra? Sonrasında ne olursa olsun, sevdiğimiz bu takım hep var olacak. Siz en iyisi, Lakers’ı izlemeye devam edin. Notlar: *: “İstatistikler bikini gibidir. Güzel görünürler ama tüm hikayeyi anlatmazlar” Brent Barry **: Yazıda geçen tüm kontrat bilgileri hoopshype.com’dan alınmıştır. Volkan Bahçeci (forumdan why me?) |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





“Bugünün bir de yarını var, mutluyduk belki bugüne kadar,
Son günlerde NBA çevrelerinde olası dev takas senaryoları fazlasıyla konuşuluyor, ve Lakers adı da bu senaryolarda fazlasıyla anılıyor. Büyük bir takım olmamız, hep büyük hedefler peşinde koşmamız, dahası takıma bazı büyük yıldızları getirebilmek için girişimlerde bulunmamız, ve de aktif oyuncular içinde belki de en büyük basketbol yıldızı olan oyuncumuz Kobe Bryant ile yaz boyu yaşadıklarımız, tüm bu senaryoların beslendikleri temel kaynaklar oluyor.
Gordon ve Deng’i beraber almak göze hoş geliyor, ve şüphesiz biraz daha fazlası da olacaktır; ve zaten mecburen eklenecek filler oyuncu da ‘daha fazlası’ dediğimiz değer olacaktır. Çünkü bunun için de en uygun görünen aday Nocioni, ve eğer Lakers ile Bulls bu takas konusunda anlaşmışsa zaten 15 Aralık tarihine kadar beklemek zorundalar. Ama şimdi Nocioni’yi de bir kenara bırakalım, değinmek istediğim başka bir nokta var. Böyle bir takasta Kobe’yi kaybederken Gordon ve Deng’i kazanmıyor olabiliriz (Ya da Bynum’ı kaybediyor). Çünkü her iki oyuncunun da kontratları bu yaz bitiyor, ve eğer onları alırsak transfer sezonunda tutabilmek için ortalama 15 milyondan başlayan kontrat tekliflerini eşlemek zorunda kalacağız. Buna bir de sonraki yaz Bynum’ın bitecek kontratını eklerseniz, 2010 yılına Deng-Gordon-Bynum eksenli bir kadroyla girmenin yıllık maliyeti 50 milyon dolar artı diğer 12 kontrat olacaktır. Nocioni’yi bir kenarda bırakmıştık, onun da sözleşmesinin bu yaz bittiği ve tamamen serbest olacağını söylemiş miydim?
Kidd’in New Jersey’den ayrılmak istediği az çok biliniyor gibi, ama nereye gideceği konusunda çeşitli ihtimaller var. Açıkçası ayrılırsa eğer gidebileceği takımlardan biri olarak görmüyorum Lakers’ı, çünkü ipler Thorn’un elinde, ve bizim sunabileceğimiz pek bir şey yok Kidd karşılığında. Ama olur ya Kidd’e vahiy gelir yukarıdan ‘Ey Jason, bavulunu topla Lakers’a git’ diye, O da çıkar Thorn’un karşısına “Beni ya Lakers’a gönder, ya da Lakers’a gönder” derse... Ve Thorn da Kupchak’i arar konuşmak, anlaşmak isterse diyorum mesela, ne konuşabilirler?