| Haftanın Değerlendirmesi |
|
|
| >> GÜNDEM: Çağatay Berilgen | |
| Pazar, 14 Ekim 2007 | |
Bir hafta sonra tekrar merhabalar!Her hafta olduğu gibi yine sizlerleyim; yeni bir gündem, yeni çalkantılar ve yeni haberlerle. Kobe’nin takas durumunun açığa kavuştuğu, Golden State Warriors ile yaptığımız pre-season maçlarının değerlendirmeleriyle... Sizleri yazımla başbaşa bırakıyorum, umarım keyif alırsınız. Buss, Kobe’yi takas mı etmek istiyor? Bu haftanın flaş konusu buydu, Lakers’ın sahibi Jerry Buss’ın Kobe’nin takas durumu hakkında konuşması. Sitemizin çevirmen-yazarlarından olan, Sn. İsmail Özkısaoğlu ise, Jerry Buss’ın konuşmasını anında Türkçe’ye çevirerek çok büyük bir yardımda bulunmuştu bizlere. Bu yüzden olayı başından anlatmayacağım, sadece önemli kilit noktaları sizlere aktarmaya çalışacağım. (Çeviriye buradan ulaşabilirsiniz.) Buss basın ile konuşmuştu ve Kobe’yi yazın takas etmeye çalıştığını ve iyi bir teklif gelirse hala takas edebileceğini anlatmıştı. Buradaki amaç neydi? Hazır Kobe’yi takımda tutabilmişken ve takım yeni sezona konsantre olmuşken, bu konuşma-tavır neyin nesiydi? İşin altında çok daha değişik şeylerin olduğu kesindi ve herkes bu yüzden Kobe’nin vereceği cevabı bekledi. Çok fazla beklemek zorunda da kalmadık; Kobe konuya açıklık getirdi ve Buss’ın yazın da aynı şeyleri söylediğini dile getirdi. Yazın Barcelona’da bunlar hakkında konuştuklarını dile getiren Kobe, endişelenecek birşeyin olmadığını vurguladı.Ancak böyle bir yönetim-oyuncu kadrosuna sahipken, insanın içini rahat tutması ne kadar olası bilemiyorum. Yine de zaman herşeyin ilacıdır ve gördüğünüz gibi zaman geçtikçe herşey daha fazla açığa kavuşuyor ve çözülüyor. Ama 3 sene önce Kobe’ye takas sözü veren ama bu sözü tutmayan ve yine bu sene takas sözü veren ve Kobe’nin takas edilmesinin söz konusu olmadığını dile getiren, ancak ne takas gerçekleştiren ne de Kobe’yi takas paketlerinden uzak tutan bir yönetime insan güvenemiyor, neler olacak göreceğiz... Sen nereden çıktın Shaq?! Yukarıda da belirttiğim gibi Buss’ın Kobe’yi takas etmek istediği hakkında bir haber çıkmıştı geçtiğimiz günlerde ve yine yukarıda belirttiğim gibi herkes Kobe’nin göstereceği tutumu merak ediyordu. Ama konuya giren davetsiz bir misafir vardı, Shaquille O’Neal... Evet Shaq kendisine uzatılan mikrofonları geri çevirmemişti ve konu hakkında yorumlarını dile getirmişti. Çok şaşırdığını belirten Shaq, Buss’ın bunları dediğine inanamadığını ve Kobe için üzüldüğünü söylemişti. Davetsiz bir misafir olması bir yana; zaten bir takım böyle çalkanırken, Shaq’ın da çorbada tuzunu eksik etmemesi çok şaşırtıcı doğrusu. Herkesin iyi kişiliğiyle, profesyonelliği ile bildiği Shaq’a bu davranışını şahsım olarak yakıştıramadım. Düşmanı olarak bilinen Kobe’ye destek çıktığını düşünmeyen, aksine Lakers’ı dışarıdan yıkmaya çalıştığını düşünen kesimin sayısı az değil. Biz kendi derdimizle uğraşamıyoruz Shaq, bir de sen çıkma başımıza... İki “Dedikodu” Geçtiğimiz hafta, takım kadrosu hakkında 2 tane dedikodu yer almıştı bültenlerde. Başlıkta dedikodu kelimesini belirgin yaptığımı göreceksiniz zira bunlar sadece lig gözlemcileri ve bazı yazarlar tarafından ortaya atılan, gerçekliği tartışılacak söylemlerdi. İlki Kwame Brown hakkında; bu dedikoduya göre kontratının son senesine giren Kwame’nin sözleşmesi sene sonunda yenilenmeyecekti. Yani 9 milyon dolarlık kontratı bitecek olan Kwame’nin, Lakers’la yollarının ayrılacağı söylendi. Diğer dedikodu ise Kobe’nin takas durumu hakkında... Takas olup olmayacağı konusu, arap saçına dönen Kobe hakkında yine bir takas dedikodusu çıktı geçtiğimiz günlerde. Ancak dedikodu dememize rağmen bu haberin gerçeklik payı oldukça yüksekti zira Houston Rockets’ın GM’i Daryl Morey, yerel basına Kobe için harekata geçeceğini söylemişti. Kobe’yi takıma katmak isteyeceğini dile getiren Morey, eğer Lakers onu takas listesine koyarsa, Kobe için teklif yapacaklarını belirtti. Yazın başında da böyle bir dedikoduda yer alan Houston cephesinin T-Mac’i gözden çıkarabileceği söylenmiş idi. Pre-season maçları başladı, başlamaz olaydı! NBA normal sezonunun başlamasına 1 ay kala, herkesin beklediği şey pre-season maçlarıdır. Çünkü takımların kadroları, taktikleri, sezona bakış açıları, oyuncuların durumları ve daha nicesi ilk defa bu maçlar sırasında görülür-öğrenilir. İşte bu yüzden biz de bu maçları iple çekiyorduk, takımımızın durumunu görebilmek için. Ama keşke beklemeseydik, zira oynadığımız 2 maçı da kaybettik ve hiç de umut veren bir görüntü çizemedik. Neredeyse herkes pre-season maçlarının bir ölçüt olmadığını dile getirir. Ancak yine de boş maçlar değildir bunlar. Zira sizin takımınızın genç oyuncusu 1 sayı bile atamazsa ama karşı takımın sizin oyuncunuzla aynı seviyedeki genç oyuncusu 20+ sayı atıyorsa bu işte bir problem vardır. Bu hafta iki tane pre-season maçı yaptık, ikisinde de Golden State Warriors ile karşılaştık ve iki maçı da kaybettik. Maçları seyretme şansımız olmadığı için ve takımın uyum sorununu henüz atladamadığı için, kesin bir yorum yapmak sağlıklı olmaz. Ancak yine de videolara, istatistiklere ve söylenenlere bakarsak, oyuncuların bireysel performanslarını değerlendirebiliriz. İlk maçın ilk çeyreğine oldukça kötü başladık ve 41-20 geriye düştük. 12 dakikada 41 sayı yememiz, savunmamızın hala oturmadığının ve yeni sezonda da canımızı yakacağının bir göstergesiydi. İlk yarıyı da önde kapatan ekip tabiki Golden State oldu. İlk yarıda oldukça suskun olan Kobe, benchten gelen Radmanovic ve çaylak Crittenton ikinci yarıda iyi oynamaya başlayınca fark bir anda kapanmaya başladı ama bu oyuncular dinlendirildiği anda Golden State yine farkı ileri çekmeyi başardı. Son çeyreğe harika başlayan Radman-Critt ikilisi Lakers’ı adeta bitiş çizgisine sürükledi ve beraberliği yakalattırdı. Bitime 4 saniye vardı ve top Golden State’teydi. Skor ise Lakers lehine 110-108 idi. Geçen yıldan kalan “son saniye” kabusumuzu yeniden görmüş olduk bu maçın sayesinde, zira 4 saniye kala topu alan Troy Hudson dengesiz bir şekilde attığı üçlüğü sokunca, takımına galibiyeti kazandıdı. Lakers’lı taraftarlar bu skoru görünce çok üzülmemişti aslında. Zira çaylak Crittenton çok iyi oynamıştı ve SG pozisyonunda hızı sayesinde oldukça etkili olabileceğini göstermişti. Ayrıca geçen yıl hayalkırıklığı yaratan ama bu yıl kendisinden çok şey beklenen Radmanovic de taraftarı bu kanılarında yanıltmamıştı ve gayet iyi oynamıştı. Bynum’un 19 dakikada aldığı 12 ribaund da herkesi etkilemişti. Ama ister pozitif ister negatif bir olay olsun, herkes bu maçların bu kadar da ciddiye alınmayacağını biliyordu. Ta ki Lakers ikinci maçına çıkana kadar... Rakip yine Warriors’dı. Maçın hakimiyeti ise yine Warriors’ın elindeydi, bu sefer sadece ilk yarı değil, tüm maçın hakimi Warriors’dı. Maç hakkında konuşulacak önemli bir detay yoktu aslında; ama yine de Bynum ve Turiaf’in sadece 18 dakikada aldıkları 4’er faul, Kobe’nin kötü bir şut yüzdesiyle oynaması, Fisher’ın da 17 dakikalık süre diliminde asist yapamaması dikkat çekmişti. Maçı 119-106 kaybeden Lakers, ikinci maçında ikinci yenilgisini almış oldu. Önümüzdeki haftanın fikstürü: Preseason maçları devam ediyor; • 18 Ekim 2007 Cuma - 05.00 - Seattle * • 20 Ekim 2007 Pazar - 05.30 - Charlotte • 21 Ekim 2007 Pazartesi - 05.30 - Phoenix veya LA Clippers * Not: Tarih ve saatler Türkiye’ye göredir. Ayrıca maç saati maç gününe kadar değişebilir, bu yüzden takipte kalınız. Not 2: (*) ile işaretlenmiş maçlar NBA TV’de gösterilecektir... Haftaya görüşmek üzere... Çağatay Berilgen |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Bir hafta sonra tekrar merhabalar!
Buss basın ile konuşmuştu ve Kobe’yi yazın takas etmeye çalıştığını ve iyi bir teklif gelirse hala takas edebileceğini anlatmıştı. Buradaki amaç neydi? Hazır Kobe’yi takımda tutabilmişken ve takım yeni sezona konsantre olmuşken, bu konuşma-tavır neyin nesiydi? İşin altında çok daha değişik şeylerin olduğu kesindi ve herkes bu yüzden Kobe’nin vereceği cevabı bekledi. Çok fazla beklemek zorunda da kalmadık; Kobe konuya açıklık getirdi ve Buss’ın yazın da aynı şeyleri söylediğini dile getirdi. Yazın Barcelona’da bunlar hakkında konuştuklarını dile getiren Kobe, endişelenecek birşeyin olmadığını vurguladı.
Bu hafta iki tane pre-season maçı yaptık, ikisinde de Golden State Warriors ile karşılaştık ve iki maçı da kaybettik. Maçları seyretme şansımız olmadığı için ve takımın uyum sorununu henüz atladamadığı için, kesin bir yorum yapmak sağlıklı olmaz. Ancak yine de videolara, istatistiklere ve söylenenlere bakarsak, oyuncuların bireysel performanslarını değerlendirebiliriz.