| Cevap Kobe'de Değil |
|
|
| >> Çeviri: Burak Omay | |
| Salı, 21 Ağustos 2007 | |
Sezon sonunda, bu soruların doğmasına sebep olan kendisiydi; ancak Bryant, Lakers’ın transfer dönemindeki hamleleri ile ilgili hiçbir fikri olmadığı yönünde ısrarcı.Bu sefer Kobetullah, Tracy ve Fred için en iyi dileklerini iletmedi, ya da bana samimiyetini gösterecek herhangi bir şey yapmadı.Ne zaman Lakers’tan bahsetsem, mırın kırın etti. Buradan anlıyoruz ki, o da şu sıralar çoğu Lakers taraftarından farklı değil. Ama hala bir Laker olmak istiyor mu? Bir Laker olarak kalacak mı? Bunu o başlattı. Bu yazın başında, olayları kendisi alevlendirdi; koca bebek neredeyse bir sinir krizi geçirmiş ve herkesin, takım arkadaşları ve yönetim –Jerry Buss’a aptal demişti- hakkındaki memnuniyetsizliğini öğrenmesini sağlamıştı. Onunla en son sohbet ettiğimizde, ABD basketbol takımı antrenmanlar için burada (Las Vegas) toplanmıştı. Belki uykusunu almıştı ya da karnı toktu, sebebi her neydiyse, koca bebek daha önceleri kendisinin alevlendirdiği olaylar hakkındaki sorulara ağırbaşlı ve albenili bir şekilde cevap vermişti. Bazıları bunu, geçen ay burada bulunan muhabir sayısını göz önünde bulundurarak imajını düzeltmeye çalışıyor diye yorumladı. Çarşamba günkü röportaja gelirsek, medya mensuplarının çoğu gelecek hafta maçlar başlayana kadar gelmeyecekler. Bu yüzden Kobe ve ben baş başaydık. Ve o sızlandı. Ben tam karşısındayım, alabilecekleri her türlü yardıma ihtiyacı olan Choking Dogs’a ayıracağım değerli zamanı ona ayırmışım; ama o bir saniyeliğine dahi olsa takdir etmedi. “Eee, Garnett takası ile ilgili görüşlerin nedir?” diyerek söze başladım. “Ne bakımdan soruyorsun?” diyerek, kısa yoldan kurtulmak istiyor gibiydi. “Lakers’ın dengeleri değişterebilecek bir hamle yapmaması seni hayal kırıklığına uğrattı mı?” “Bir şey olmasına da olmamasına da diyecek bir şeyim yok." diye cavapladı. “Bu konu hakkında pek fazla düşünmüyorum.” “Lakers ve dediğin onca şeyden sonra yönetimin takımı güçlendirmek adına yapabilecekleri ya da yapamayacakları şeyler hakkında pek fazla düşünmüyorsun, öyle mi?” “Niçin düşünmeliyim ki?” Bu bir kaç hafta önce tanıştığım kişi ile aynı kişi değildi. Bilemiyorum, belki de doping testi için seçilen 3 oyuncudan birisi olduğu için gergindi. Kesinlikle sabrı sınırlardaydı ve daha henüz Mitch Kupchak’in ismini anmamıştım! Mitch Kupchak’in müsait olup olmadığını öğrenmek için Lakers’ın halkla ilişikiler bölümünü aramıştım; ama onlar beni beklemeye almışlardı. Telefonda Smush Parker’ın yaptığı güzel hareketlerin anlatıldığı bir şey dinlemek zorunda kalmıştım. Ve Kobe, kendisine kaba davranıldığını düşünüyor! Telefonu kapattım, halka ilişkiler bölümü beni geri aradı ve ayın 24’üne kadar Kupchak’in tatilde olduğunu söylediler. Kupchak’in Daily News’e son zamanlarda verdiği bir demeçte söyledikleri göz önünde bulundurulduğunda, Kupchak’in şehir dışında olmasına çok da şaşırmadım: “Eğer geçen sene başındaki kadromuz, şu andaki kadromuz olsaydı, bu benim için çok da sorun olmazdı. Şu anda geçen seneki kadroya göre daha iyi bir takım olduğumuzu düşünüyorum.” Bu yorumları Kobe’ye okudum ve görüşünü sordum.”Bununla ilgili Mitch’le konuş, adamım.” dedi. Belli ki adımı unutmuştu. “Eğer Mitch bu şekilde düşünüyorsa, bu şekilde düşünüyordur.” Dediğinde haklıydı; çünkü eğer Mitch bu şekilde düşünüyorsa, bu şekilde düşünüyordur, doğru. Ama ben Kobe’nin fikrini sormuştum. “Benim bir fikrim yok.” dedi. Keyfinin kaçmaya başladığı belli oluyordu. Belki de en son Vegas’a geldiğinde yakalandığı üstsüzler havuzuna gitmek için acele ediyordu. Ama eğer mevzu bu olsaydı, onu oraya ben götürürdüm. “Şimdi bana, Lakers’ın aklında olmadığını mı söylüyorsun?” “Ne yazmak istiyorsan onu yaz, adamım.” dedi ve ben de böylece iznimi almış oldum. Ben de, son zamanlarda internette dolaşan boşanma dedikoduları ile ilgili bir şeyler yazmaya başlayabilirdim. “Lakers’taki geleceğini bir sorun haline getirdin. Sence de Lakers taraftarlarını merak içerisinde bırakmadın mı?” Şöyle bir gözlerini devirdi. Ve tamam, belki ikimiz de Lakers taraftarlarının ne düşündüğü umursamıyorduk; ama kendisinin de bunu itiraf etmesi beni şaşırttı. “Ben artık bunu bir sorun yapmıyorum ki.” dedi. “Öyleyse bu, sezon öncesi hazırlık kampında olacağın anlamına mı geliyor?” “Olmamak için hiçbir sebebim yok.” diye cevepladı. Ve şimdi esas haberin olduğu yere geliyoruz. “En favori adamın (ESPN’den) Rich Bucher, senin bir daha Lakers forması altında oynamayacağını söylüyor.” “Biliyor musun adamım, neler olacağını beraber görürüz.” Son buluşmamızı baz aldığımda, bu sene Kobe’yle Staples’a beraber gidebileceğimizi ya da birlikte Beckham’ın bir maçını izlemeye gidebileceğimizi düşünüyordum. Ama şimdi, o çok mutsuz görünüyordu. ”Belki de ben seni burada görmekten hoşlanmıyorumdur.” dedi ve biraz daha nazik muhabirlerle konuşabilmeyi umarak uzaklaştı. Bir muhabir merakla sordu: “En son ne zaman bir lise takımının spor salonunda çalışmıştın?” “Kobe, bu takımda oynayabilmek için yaptığınız fedakarlıklardan bahsedebilir misin?” başka bir muhabirin sorusuydu. Bir başkası da gelecek hafta olacak doğum günü için ne istediğini sordu. Araya girmekten nefret ederim; ama Kobe, Jason Kidd ve Lebron James’le birlikte oynamaktan ne kadar zevk aldığını belirttiğinde, Jermaine O’Neal ile birlikte oynamak isteyip istemediğini sordum. “Millet, şurada duran adam çok özel birisi.” Kobe diğer muhabirlere böyle söyledi ve sonra tekrar uzaklaşmaya başladı. Ayrıca bence “özel” kelimesini kullanırken, benim kullandığım şekliyle kullanmadı.Neyse ki daha önce Mike Garrett’la (ç.n.: 1965’te, Amerika kolej futbolunda en prestijli ödül olarak görülen Heisman Ödülünü kazanmış, eski AFL-NFL oyuncusu. Kaynak: wikipedia) da uğraşmıştım ve canlarının sıkılmasını istemedikleri zaman uzaklaşıp gitmeyi tercih eden insanlarla uğraşabilmek konusunda tecrübeliydim. Bu yüzden belki de “O’Neal” ismi ona hoş gelmemiştir diye, ona Jermaine sorusunu bir kez daha yöenlttim. “(O’Neal ile ilgili) Neler olacağını bilmiyorum.” dedi. “Bilmiyorum. Neler olup bittiğini duyuyorum; ama bilmiyorum. Bekleyip göreceğiz.” Yaptığım hatayı görebiliyordum: Jimmy Kimmel geçen hafta Kobe’yle yaptığı programda doğru soruları sormuş ve Kobe’nin Harry Potter’ı ve temizlik yapmayı sevdiğini açığa çıkarmıştı. Ben, Jimmy Kimmel gibi doğru soruları soramıyordum. “Lakers ile ilgili soru soran tek kişi sensin!” diye çıkıştı Kobe. “Oluruna bırak.” “Niçin kafalardaki bulanıklıkları gidermiyorsun, bunu anlayamıyorum. Özellikle de daha önce verdiğin demeçlerde karma karışık mesajlar göndermişken.” Kobe cevapladı: “Mitch ve diğerleri neler olup bittiğini biliyorlar. Git onun kapısını çal. Neler olup bittiğini o biliyor.” “Anlıyorum ki aşk kaçamağımız bitti.” “Aşk kaçamağımız mı?” Kobe suratını astı. ABD basketbol takımındaki oyunculardan çoğu spor salonunu terk etmişti. Kobe ise doping testi yaptırması gerektiği için salonda kalmıştı. Ona iyi şanslar diledim, ve bunda ciddiydim. Aramızdaki hikayeyi şu anda olduğundan daha karışık bir hale getirmenin hiçbir anlamı yoktu.
|
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Sezon sonunda, bu soruların doğmasına sebep olan kendisiydi; ancak Bryant, Lakers’ın transfer dönemindeki hamleleri ile ilgili hiçbir fikri olmadığı yönünde ısrarcı.
Bazıları bunu, geçen ay burada bulunan muhabir sayısını göz önünde bulundurarak imajını düzeltmeye çalışıyor diye yorumladı.
Bu yorumları Kobe’ye okudum ve görüşünü sordum.
“Millet, şurada duran adam çok özel birisi.” Kobe diğer muhabirlere böyle söyledi ve sonra tekrar uzaklaşmaya başladı. Ayrıca bence “özel” kelimesini kullanırken, benim kullandığım şekliyle kullanmadı.