| Draft Sonrası... Trade Öncesi? |
|
|
| >> STAPLES BÜFE: Emre Özcan | |
| Cuma, 13 Temmuz 2007 | |
Son yıllarda klasikleşen sorunlu off-season dönemlerimiz belki de en sorunlu şekliyle bu yıl da Lakers’ımızın göbeğine oturmuş durumda. Takımı en sonunda contender yapabilecek miyiz derken çıkan Kobe sorunu, O’nun Mitch Kupchak ve Andrew Bynum hakkında yaptığı açıklamalar, trade’ler üzerindeki çalışmalara sekte vurduğu gibi takımı karıştırıp taraftarı da ikiye bölmekten geri kalmadı... Kobe’nin olayı ne? Öncelikle yaptığı büyük terbiyesizlik. “Hayatım boyunca Laker olmak istiyorum.” dedikten sonra kendisine soru soran taraftara “Chicago forması al adamım.” demesiyle birlikte artık o laflarını yemiyoruz kusura bakmasın. Kulüp içinde rahatlıkla çözülebilecek (Çözümle takıma yapılacak hamleleri kastetmiyorum, zira o hamleler böyle medyaya zırlamakla da gerçekleşmiyor ne yazık ki) sorunları bütün dünyanın önünde ağlayarak hem takımın hareket kabiliyetini kısıtladı, hem de çoğu taraftarı kızdırıp, apaçisi olanları da daha çok kendisine bağlayarak taraftarları birbirine düşürmekten başka bir şey yapmadı açıkçası. Draft 2007 Seçimler fena olmadı... Javaris Crittenton PG’daki sorunumuz yüzünden istediğim ve aynı zamanda bize kalmasını beklemediğim bir isimdi. O nedenle seçimi beni fazlasıyla sevindirdi. Sıra bize geldiğinde Javaris’ten başka seçecek oyuncu da kalmamıştı, önceki takımlar açlar gibi saldırdılar zira sağa sola. Güzel oldu Farmar’ın yanına. Sun Yue hiç bilmediğimiz bir adamdı. Seçildiği yer ve hakkında söylenen sözler itibarıyla iyi bir seçim gibi duruyor. İyi çıkarsa süper olur, çıkmazsa sallarsın gider diyebileceğimiz bir sıradan geldi. 2.06’lık boyla PG oynama söz konusu olduğu zaman Magic’in çocukları olarak iştahlanıyoruz elbette. Boyuna göre topla olan yeteneklerinin hayli fazla olduğu söyleniyor ki bana beklenebilecek bir adam gibi geliyor. SPL’deki ilk iki maçındaki asist rakamları da sevindirici. Marc Gasol için diyecek fazla bir şey yok, NBA’deki bir takıma 3-4 dakika girip uzun yedekleyip ortayı birkaç dakikalığına kapamaktan başka verebileceği bir şey yok. Forumumuzda ve sitedeki oyuncularla ilgili yazılarda pota altını domine ettiği söylenmiş ki benim izlediğim Marc Gasol’un herhangi bir maçta 2 dakikalık bir dominasyon kurma şansı yok. Hiçbir şey olmaz kendisinden, ekmeğini de Avrupa’dan yer ilerleyen yıllarda. Gasol’un bir sene daha Avrupa’da kalacağı draft’ten hemen sonra belliydi. Ben Sun Yue’yla ilgili şeyleri duyduktan sonra bir an önce takıma girip gerekli kas eklemelerinin ve NBA’i öğrenmesinin kendisi için daha iyi olacağını düşünmüştüm fakat onun da bir sene daha takımında oynamasının daha iyi olacağı düşünülmüş. Diyecek bir şey yok. Draft’ten sene içinde yararlanacağımız tek isim Javaris olacak, beklentilerimiz de hayli fazla. Sırf kendisini SPL’deki Philadelphia maçında izleyip o yorumlarımı da yazıya ekleyeyim diye 4-5 günlük bir gecikmeyle çıkıyor yazı. Ne yazık ki fazla izleme şansımız olmadı NBA TV’de, Kurt Rambis 14 dakika oynatmayı uygun gördü elemanı. Söylenen şeyler güzel. Şut dışında belirgin bir eksiği yok gibi görünüyor. Savunmasının vasatın üstünde olduğu söylense de “iyi” diyebilmenin de zor olduğunu gördüm yaptığım derinlemesine bir araştırmadan sonra. SPL’deki 14 dakikadan sonra stance’teki yatay hareketleri biraz yavaş gibi geldi bana ama buna karar vermek için düzgün 2-3 maçını izlemek gerekiyor, kuruntu yapmış olabilirim. Yine de bunlar rahatlıkla düzeltilebilecek sorunlar. Philly maçından sonra Javaris, Blazers’a 26 sayıyla patlamış ilk 5 oynayarak. Güzel gidiyor çocuk. Bu arada takımımız baltalarla fena olmayan oyuncuların karması durumunda.. Takımda doğal olarak bir yığın denyo olduğu gibi fena olmayan elemanlar da mevcut. İzlediğim maçta Coby Karl, Brandon Gay iyi gözüktüler. Gay 25 yaşında, iyi olmasına rağmen pek ekleneceğini sanmıyorum kadroya ama Coby Karl güzel şeyler yaptı maçta. Şutlarda çok başarılı olduğu gibi şutların dışında da stiliyle sadece şuttan ibaret değilim der gibiydi. En azından boş kaldığı zaman potaya yüklenmeyi de biliyor ve Sasha Vujacic yerine iyi bir opsiyon olabilir gibi geldi bana. Rodney White da kötü oyuncu değil ama çok yaşlı, faydalı olur mu emin değilim. Jermaine / KG takasları KG’deki hevesimiz her sene olduğu gibi kısa sürdü. Minnesota Timberwolves ve pek müthiş GM’leri Kevin McHale’in ne istediğini bilmeyen durumlarının olası bir KG trade’inin önündeki en büyük engel olduğunu düşünüyorum. Sadece bize değil, başka bir takıma da. Zaten pek alabilecek durumumuz da yok adamı. Lamar, Kwame, Bynum ve Javaris verip yanında 1-2 taponla bir takas yapılabilir ama bizimkiler kalkışır mı böyle bir şeye bu Bynum fanatikliğiyle emin değilim. Jermaine şansımız da benzer şekilde azalmakta. Çocuğun LA’de yaşayıp Lakers’ta oynama isteği net bir şekilde belli oluyor, hatta Indiana’nın Lamar ve Bynum’lu bir takası kabul ettiğine dair haberler de çıktı yaklaşık bir 10 gün önce. Resmi bir açıklama yok tabii ama olsun, sanki bu takasta da geriye çekilen taraf biz olduk gibi. Bunda Bynum’un payı olduğu gibi Kobe’nin gerizekalılığı sonrası eli kolu bağlanan yöneticilerin biraz geride durarak tok alıcı gibi görünmeye çalışmalarının da payı olabilir, bilemiyorum. Her durumda Jermaine’de de şansımız azalıyor gibi. 1 ay daha bir gelişme olmazsa lige yine bu kadroyla çıkacağız gibi geliyor bana. Bakalım, kısmet... Takassız? Peki bu kadroyla başarılı olma şansımız yok mu? Söz konusu olan basketbol olunca elbette var. Eğer Lamar Kobe’nin yanında karakterini bulabilirse, Andrew Bynum kendisinden 2-3 sene sonra beklediğimiz atılımı bu yıl gerçekleştirmeye başlarsa, Javaris Crittenton ilk senesinde rüzgar gibi esip deliciliğiyle Kobe’yi rahatlatırsa, Kobe son 2 seneki efsanevi oyununu geliştirerek sürdürürse, yeni transfer Fisher boşları affetmezse bu sene de konferans finali, hatta final (batıda final oynayınca şampiyon da oluyorsunuz NBA’de) oynayabiliriz. Peki bunların hepsinin aynı anda gerçekleşme olasılığı ne derseniz %1 bile değil demeyi kendime borç bilirim. Allah’tan umut kesilmez ama... LLE / MLE / Derek Fisher? Mid-Level Exception’ın büyük bir bölümünü Derek Fisher’a verdik. Senelik 5 milyona yakın bir anlaşmaya 0.4 sanitelik efsanemiz takıma geri döndü. Yine Kapçek efsanevi kötü bir hamle yapmayı tercih etti. Bir şey söylemek istemiyorum ama beklentilerimiz, zayıf taraflarımız, güçsüz noktalarımız bu kadar belliyken bunları karşılamaktan uzak, 33 yaşında, üstelik kafası çok önemli bir hastalıkla boğuşan çocuğuyla olan bir oyuncuyla imzalamanın mantığını anlayamıyorum ben.. Savunma? Eh işte... Şut? Eh işte... Yaşlı... Tecrübe ve triangle offense’i bilmesi dışında takıma verebileceği çok da fazla şey olmayan bir adama bu kadar büyük kontrat bağlamak intihar gibi bir şey.. 48 dakikayı Farmar ve Javaris’e paylaştıracağız diye heyecan yapan bizlere de kapak oldu bu transfer. Artık Fisher 25-30 dakika alır, Farmar 10 dakika onu yedekler, maçın ölü anlarında da 4-5 dakika Javaris oynar. Javaris sezon ortasında intihar eder. Allah’tan alışkınız geçtiğimiz yıllardan, artık o kadar da büyük sürpriz olmuyor bu aptallıklar. Ayrıca şunu da belirtmem lazım ki aceleyle harcanan bu exception’dan sonra bu sene büyük takas yapma umudunun yönetimde de kalmadığı gibi bir his doğru içime. Bu kontratı hep büyük hamlemizi yaptıktan sonra harcayacağız diye düşünüyordum ben, olmadı. MLE’nin büyük bölümünü verdikten sonra elimizde kalan LLE ve MLE’nin küçük kısmını birleştirip en fazla veteran bir pota altı odunu alabiliriz. Ya da SPL’deki takımdan 1-2 oyuncu bağlarız. Hareket kabiliyetimiz tamamen bitmiş durumda, tebrik ediyoruz yönetim ve teknik kadroyu. Bir de pota altına Dale Davis tarzında bir odun bulduk mu seneye kasıp kavuracağız ligi inşallah. Son olarak... Kobe böyle ağlayıp zırlamasa bu takımla devam etmeye kızmayabilirdim bir taraftar olarak ama en büyük yıldızın böyle mızıklandığı bir ortamda artık bu takımın büyük bir değişim geçirmeden yola devam etme şansı kalmamıştır. Aksi, hem takımda gelecek sezon büyük sorunlar oluşturur, hem de özür dileyip kalıyorum diyen Kobe’nin 1 sene sonra gidiyorum geyiklerine tekrar başlamasına neden olur. Kobe’yi seneye trade etmemiz bu senekinden bile kötü olur. Hiç Kobe hastalığına tutulmadan kendisinin kaybına son derece karşı olduğumu da ek olarak belirteyim. Kobe’yi kaybetmek bu takımın en az 5 yıl daha kaybetmesine neden olur ki bu kadar başarıya alışmış bir takım için bu darbe fazla büyük olur. Kapçek’in aklını başına devşirmesi gerek.(Lan? Ne kadar saçma oldu di mi?) Jerry Buss’ın da Shaq-Kobe olayındaki rezaletlerini yenilememesi... İnanılmaz kötü yönetiliyoruz, yönetim başında Galatasaray Spor Kulübü’nden farkımız kalmadı. Canaydın olma konusunda hızla ilerleyen Kapçek’e fazla zamanı kalmadığını, %0.1 olan adam olma şansını değerlendirmediği takdirde 2 yıl içinde çok büyük bir tekmeyi kıçına yiyeceğini söylüyorum. |
| Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Son yıllarda klasikleşen sorunlu off-season dönemlerimiz belki de en sorunlu şekliyle bu yıl da Lakers’ımızın göbeğine oturmuş durumda.
KG’deki hevesimiz her sene olduğu gibi kısa sürdü. Minnesota Timberwolves ve pek müthiş GM’leri Kevin McHale’in ne istediğini bilmeyen durumlarının olası bir KG trade’inin önündeki en büyük engel olduğunu düşünüyorum. Sadece bize değil, başka bir takıma da. Zaten pek alabilecek durumumuz da yok adamı. Lamar, Kwame, Bynum ve Javaris verip yanında 1-2 taponla bir takas yapılabilir ama bizimkiler kalkışır mı böyle bir şeye bu Bynum fanatikliğiyle emin değilim.