| Hadi Beni Güldür Biraz |
|
|
| >> ANALİZ: Ali Güney | |
| Çarşamba, 27 Haziran 2007 | |
|
Ümitsizlikten olsa gerek daha normal sezon bitmeden patlak veren ve sağda solda konuşulmaya başlanan off-season muhabbetleri ve yeni kadro arayışları hareketli bir yazın kaçınılmaz olduğunun habercisiydi. Ne de olsa play-off ilk turu ve ardından eve dönüş ile sonuçlanan sezonlar Lakers gibi bir camianın daha fazla çekebileceği bir şey değildi. Artık bunu dile getirmek gerekirdi ve takımdaki eksiklerin daha fazla göz ardı edilmesine seyirci kalınamazdı… Temmuz ayı yaklaştıkça gerginlik artmaya devam ediyor. Daha sezon bitmeden konuşulan transfer sezonu ile beraber artık bazı kararlar alınacak ve belirli hamleler yapılmaya başlanacak, bu kesin. Geçen seneden farklı bir yaz geçireceğimiz şüphesiz. Bu konuda sevgili oyuncumuz Kobe Bryant sıkıntısını gayet açık bir dille belirtti. Ardından da mevcut olaylar ve yine alışkın olduğumuz benzer senaryolar ortaya atıldı. Dedikodu çıkarma yâda kıyısından köşesinden söylentilere dâhil olma konusundaki rakipsizliğimiz meşhur Amerika’da. Eğer olur da KG ile anlaşırsak Los Angeles hava alanında Garnett’i tezahüratlar eşliğinde en az 1000 kişinin karşılayacağına ve boynuna Lakers atkısı geçirilip omuzlara alınacağına şüphem yok. Neyse, ilk başta takas hedefleri ile aslında daha doğru bir tabirle takas olasılıkları ile başlamakta fayda var. Indiana cephesine göz attığımızda oradaki tavırlar gayet belirgin durumda. Her ne kadar Jermaine’in takımda kalma olasılığı çok fazla olmasa da Pacers yönetimi JO’nun piyasasının düşmesini istemiyor ve doğal olarak onu en iyi şekilde pazarlamak istiyorlar. O’Neal’ın Lakers’a gelmek istediği konuşulmuştu. Bu tip söylemlerin belli bir sebebe yönlendirilmesi adettendir. İşte yok falanca şuradan ev aldı da yok kardeşi ile şu şehirde iş kuracaklar da, vs... Bu tarz şeylerin kuruntusuna kapılmanın taraftarı olmadım ve anlam da veremiyorum. Ancak birbirini desteklemeyen dedikodular ise alıp başını gitmiş durumda fakat kesin olan Jermaine’in bunu pek dert etmediği. Gitmek yâda kalmaktan yana kesin bir tavrı yok ve rahat durumda. Öncelikle Lakers ile beraber Denver ve Boston da bu oyuncuyu takımlarına katma hevesindeler. İşin bizi ilgilendiren kısmı ise Garnett hadisesinde olduğu gibi yine yılan hikâyesine dönme yolunda ilerliyor. Donnie Walsh’ın Odom ve Bynum’ın ikisine birden anca değişebildiği JO için Lakers yönetimi Odom’un yanına Bynum’ı eklemek istemiyor ve farklı çabalar peşinde ilerliyor. Tabi bir de Larry Bird’ün JO ile beraber Jamaal Tinsley’i de yollama yâda kakalama isteği var ki bu daha geniş kapsamlı, 3’lü hatta 4’lü takas senaryolarını ortaya çıkarıyor. Ancak Lakers yönetimi Tinsley’i kadrosunda görmek istemiyor. Şimdilik LA ile Indiana arasındaki görüşmeler tıkanmış gibi görünse de draft günü ve sonrasında Garnett konusundaki gelişmelere de paralel olarak bazı durumlar söz konusu olabilir. ... Garnett konusunda düşünülmedik konu, kurulmadık senaryo kalmadı sanırım. Fakat bu konuda hiçbir yol kat edemedik henüz. Dönüp dolaşıp yine aynı yerdeyiz. Geçen yaz bu anlaşma gerçekleşseydi şuan çok farklı mevzular konuşulup yazılıyor olurdu. O yüzden fazla uzun tutmaya gerek yok. Bir sabah uyandığınızda eğer “Garnett Lakers’ta” şeklinde bir başlık görürseniz anlayın ki Bynum artık yok ve Kobe’nin nazı kısmen çekilmiş… Bu ne kadar içinize siner bilemem ama geçen seneden beri desteklediğim bu anlaşma benim gayet içime siner. Öncelikle Bynum konusundaki iyimser ve umutlu bakışım giderek kayboluyor. Tamam, hala çok genç ve gelişime açık, Kareem ile çalışıyor vs. ama bir franchise oyuncusu olabileceği yönünde hiçbir zaman bir hava alamadım, hala da alamıyorum ondan. Çok konuşuldu gelenekselleşti biliyorum ancak yine söylüyorum ne Bynum’ı vermek, ne de Garnett’i almak bir risk… Kısa vadede günü kurtarmak yerine uzun vadede olaya bakmak veya yeni Bynum’ların yetişebileceğini göz ardı etmek bence çok doğru değil…Konuya dönersek şimdiki mevcut hava çerçevesinde konuşmak gerekirse takımlar arasında görüşmelere olduğu gibi devam ediliyor ve Kevin McHale’in Lakers’a karşı olan uzlaşmaz tavrı aynen sürüyor. Şartları kesin ve eğer bu takas olacaksa onun istediği şekilde olacak. Odom, Kwame, Bynum ve 19. sıra seçme hakkı karşılığında Garnett’in yanında Jaric veya Hudson söz konusu. Yâda bilindiği gibi bu taslakta bir takas gerçekleşecek. Kwame’nin yeniden ameliyatının söz konusu olması ile takas yelpazesinin daralacağı bir gerçek. McHale’in oyuncusuna talip olmuş bir diğer takım olan Boston’dan ise Jefferson, Ratliff ve 2007 draftı 5. sıra seçme hakkı vs. buna benzer bir anlaşma kopararak anlaşma sağlamak istiyordu. Böylece yeniden yapılanma hadisesine iyice girişmiş olacak ve Odom’la da uğraşmak zorunda kalmayacaktı. Ancak geçtiğimiz günlerde Garnett’in bu konudaki olumsuz tavrı bu yöndeki girişimlerinin önünü tıkamış durumda. Bir de Phoenix Suns konusu var ki bu benim mantık sınırlarımı zorluyor açıkçası. O yüzden pek bulaşmak istemiyorum. Şimdilik Lakers ile Wolves arasındaki görüşmelerden çıkacak haberleri beklemekten başka çare yok. Ben her şeye rağmen yine Chicago’nun da tekrardan devreye girebileceğini düşünüyorum. Esas oğlana gelince, kimisi için Kobe Bryant yapması gerekeni yaptı… Belki daha ılımlı olsa daha iyi olabilirdi ama yine de doğru olan buydu. Yıllar geçtikçe değişmeyen hamle korkaklığına sessiz kalamazdı. Sene içindeki Jason Kidd transferinin ne kadar çok istediği biliniyordu. Kupchak’in 1 numara savunmasına gösterdiği yâda hiçbir zaman göstermek istemediği ilgi ortada. Fakat bu takasın gerçekleşmeyişi belki de bardağı taşıran son damla olmuştu. Kimisi içinse ağlayarak istediklerini elde eden şımarık küçük bir çocuktan farksızdı yine. Yaptıkları ve söyledikleri -Chicago forması-, kaprisli bir oyuncu olarak görülmesi kabul edilebilir cinsten değildi. Hiçbir oyuncu, koç, genel menajer veya bir malzemeci Lakers’tan önce gelemezdi… Kobe’nin takımdaki varlığından rahatsız olanlar için ayrıca bulunmaz bir fırsattı bu, atlamadan geçemeyeceğim bunu da. Neyse, önceleri “yeter artık, adam gibi birini alacaksanız alın, yoksa hadi bana eyvallah” şeklinde gelişen yâda bize yansıyan durum şimdi çok farklı boyutlarda. Takım sahiplerinin kendisi hakkındaki umursamaz tavrı ve orada burada yaptıkları konuşma ve bildirimlerden sonra Kobe’nin yönetim ile olan diyalogları iyice bitme noktasına gelmiş durumda. Jermaine O’Neal yâda Kevin Garnett’ten biri ile anlaşma sağlanabilirse Kobe’nin takımda kalacağına inanıyorum. Bu hem yönetimin, hem koçun hem de çoğu taraftarın istediği tek şey. Ayrıca hem Kobe’nin yeteri kadar tatmin olması hem de yönetimin takımda yıldız oyuncu kalması isteğini karşılıyor. Sonuçta sıradan bir oyuncudan bahsetmiyoruz. NBA rekorlarının birçoğunun ortağı olan ve ilerde potansiyel bir Hall of Fame oyuncusundan bahsediyoruz… Her ne kadar günümüz basketbolunda bireysel yıldız performanslarından öte, takım oyununun üstünlüğünü görsek de NBA şampiyonlarına baktığınızda yıldız oyuncuya sahip takımların üstünlüğünü görebilirsiniz. Bu konunun, 10. şampiyonluğu için yola çıkmış olan koç Phil Jackson’ın kafasında yer etmemesi imkânsız. Kobe’nin adının geçtiği aynı zamanda formasını istediği gibi kelamlar ettiği Chicago cephesi ise olası bir takası Kirk Hİnrich, Luol Deng ve Tyrus Thomas’ı takımda tutarak gerçekleştirme çabasında olacak. Her ne kadar Kobe Bryant gibi bir oyuncuya sahip olacaksa da bu oyunculardan vazgeçmeye bir türlü yanaşmıyor. Ben Gordon, Nocioni ve PJ Brown hatta Chris Duhon’in Kobe karşılığında alınması takımın ne kadar yararına olur tartışılır. Olabilecek böyle bir takastan sonra bir de KG ve JO’dan biri de alınırsa o zaman enteresan olabilir. Hızlı bir köklü değişme takımın zayıf temelleri üzerinde devam etmeden yepyeni bir yola girilmesi sonucu gelecek daha emin ellerde olabilir belki. Ancak yine de şimdilik bu olasılık çok uç noktada.Bu yaz büyük ihtimal ile takımdan ayrılacak oyunculardan biri olan Lamar Odom için bir şeyler karalamak istedim nedense. Odom’un takımda kalması gerektiğini her zaman savundum. Ancak takımdaki ikinci skor opsiyonu olma misyonunun altından kalkamadığı gerçeğini kabul ediyorum. Hele ki takımınızda sadece iki skor gücü varsa… Luke Walton ile temellenmiş olan sistem, hücumda etkili olsa da bunun sürekliliği maalesef uzun olamıyor. Bundaki başlıca neden ise oyunun savunma tarafı. Walton’ın bu konudaki eksikliği ve tabi yanında sağlam bir pota altı oyuncusunun olmayışı Odom’un üzerine binen yükü artırıyor. Konunun gelmesini istediğim asıl nokta ise her zaman hayalini kurduğum Kobe-Artest-Odom üçlüsünün birlikteliği… Yani kısaca Artest’in Odom’un yanında takıma katılması. Hem savunma sertliğinin birkaç kademe birden atlaması hem de hücum çeşitliliğinin inanılmaz genişleyecek olması Lakers’ı kısa dönemde contender sıfatına sahip takımlar arasına sokmaya yeteceğine inanıyorum. Tabi inanmak yetmiyor ve sanırım o yüzden bu konuyu daha fazla dallandırıp budaklandırmadan kesmek en doğrusu. Hem Jerry Buss’ın Artest’i takımında görmek istemeyişi yönündeki söylentiler hem de Maloof kardeşlerin onu Los Angeles’a göndermeyi akıllarının ucundan bile geçirmemeleri bu olasılığı ortadan kaldırıyor şimdilik. Sacramento’nun Camby karşılığında onu Denver’a yollayabileceği ve devamında Camby ile başka takasları hedeflediği de konuşulmuştu, yine konuşuluyor. Son olarak; Jermaine O’Neal görüşmelerinin tıkanması yâda biz bir düşünelim olmazsa yeniden görüşürüz denilmesi ile tekrar Garnett için ataklar başladı. Lakers yönetiminin cimriliğine benzer Kevin McHale’in de Odom’un kontratı hakkındaki kaygıları devam ediyor. Diğer yandan Indiana cephesinin Odom’u takımda görmek istemeleri çoklu bir takasın muhtemel olacağını gösteriyor olabilir. Ayrıca Denver ve Boston’ın da mevcut durumdan yararlanıp arada uçuşan oyunculardan bir veya birkaçına göz dikmeleri ile ortaya atılma çabasındalar. Fazla karmaşık ve dedikoduları bulanmış bir ortam olduğundan lafı çok uzun tutmak yanlış olacaktır. Draft hakkımızı takasta kullanma ihtimalimiz o yönü de köreltiyor ve yoğunlaşmamıza engel oluyor. Şimdilik yine olup biteni izliyoruz ve beklemekten başka yapacak pek bir şey yok. Draft sonrası görüşmek üzere, Eyvallah… |
| Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Garnett konusunda düşünülmedik konu, kurulmadık senaryo kalmadı sanırım. Fakat bu konuda hiçbir yol kat edemedik henüz. Dönüp dolaşıp yine aynı yerdeyiz. Geçen yaz bu anlaşma gerçekleşseydi şuan çok farklı mevzular konuşulup yazılıyor olurdu. O yüzden fazla uzun tutmaya gerek yok. Bir sabah uyandığınızda eğer “Garnett Lakers’ta” şeklinde bir başlık görürseniz anlayın ki Bynum artık yok ve Kobe’nin nazı kısmen çekilmiş… Bu ne kadar içinize siner bilemem ama geçen seneden beri desteklediğim bu anlaşma benim gayet içime siner. Öncelikle Bynum konusundaki iyimser ve umutlu bakışım giderek kayboluyor. Tamam, hala çok genç ve gelişime açık, Kareem ile çalışıyor vs. ama bir franchise oyuncusu olabileceği yönünde hiçbir zaman bir hava alamadım, hala da alamıyorum ondan. Çok konuşuldu gelenekselleşti biliyorum ancak yine söylüyorum ne Bynum’ı vermek, ne de Garnett’i almak bir risk… Kısa vadede günü kurtarmak yerine uzun vadede olaya bakmak veya yeni Bynum’ların yetişebileceğini göz ardı etmek bence çok doğru değil…
Kobe’nin adının geçtiği aynı zamanda formasını istediği gibi kelamlar ettiği Chicago cephesi ise olası bir takası Kirk Hİnrich, Luol Deng ve Tyrus Thomas’ı takımda tutarak gerçekleştirme çabasında olacak. Her ne kadar Kobe Bryant gibi bir oyuncuya sahip olacaksa da bu oyunculardan vazgeçmeye bir türlü yanaşmıyor. Ben Gordon, Nocioni ve PJ Brown hatta Chris Duhon’in Kobe karşılığında alınması takımın ne kadar yararına olur tartışılır. Olabilecek böyle bir takastan sonra bir de KG ve JO’dan biri de alınırsa o zaman enteresan olabilir. Hızlı bir köklü değişme takımın zayıf temelleri üzerinde devam etmeden yepyeni bir yola girilmesi sonucu gelecek daha emin ellerde olabilir belki. Ancak yine de şimdilik bu olasılık çok uç noktada.