| Gelemedik! |
|
|
| >> STAPLES BÜFE: Emre Özcan | |
| Pazar, 22 Nisan 2007 | |
Sezon içinde 33. maçımızdan sonra, derecemiz 22-11 iken “Geliyoruz” başlıklı bir yazı yazıp, hemen akabinde gelen talihsiz sakatlıklar, oyun içi düşüşler sonrası uğursuzluğumdan şüphe eder oldum. Takımı o kadar övüp “İyi yoldayız, hedefe gidiyoruz..” gibi kelamlardan sonra tamamen karakteri değişen bir takım ve sezon sonrası şu anda bulunduğumuz yerdeyiz. “Neden böyle olduk, sakatlıklar olmasaydı böyle olur muyduk? Takımdaki son dönemlerdeki isteksizliğin nedenleri neler?” gibi konulara girmeyeceğim, zira takımı biraz takip eden her insan bunun nedenlerinin farkında, tekrar etmeye pek gerek yok.
Rakip yine Phoenix ve ben bu yazıyı yazarken geçen senenin Nisan ayındaki gibi hissediyorum kendimi. Yazılacak şeyler yine aynı, o yazımdaki şeyleri de tekrarlamak istemiyorum fazla, arşivde duruyor zaten (*). Karışık bir şekilde maddeler halinde bir şeyler sıralayacağım, daldan dala atlayacağım... Nisan 2006’daki yazıma da bir göz atmanız bu bağlamda iyi olabilir. - Şimdi tamam, topu paylaşmalıyız, Kobe’den oynamayı abartmamalıyız, tek Kobe’yle Phoenix’i elememiz imkansız vs... Bunlar da artık 6 yaşındaki Lakerslı’nın dahi bileceği şeyler. Yalnız geçen seneki en büyük avantajımız sene boyunca Kobe odaklı gittiğimiz halde play-off’larda yaptığımız ani değişim sonrası rakibi şaşırtmamızdı. Phoenix’i dumur etme nedenimiz bir anda değiştirdiğimiz oyun karakteriydi. Şu anda bizim yine böyle bir oyun oynayabileceğimizi bekliyor gibiler ve buna da hazır olduklarını, özellikle geçen seneki 7 maçtan sonra tahmin edebiliyorum. O nedenle yine onları şaşırtmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunu nasıl yaparız, Phil baba ve Kobe oturup ne konuşmuşlardır bilmiyorum ama kesinlikle yine bütün herkesi şaşırtacak bir şeyler koymalıyız sahaya... Kobe’nin 50 sayı ortalaması bile olabilir bu (Artık buna da ne kadar şaşırır insanlar bilmiyorum ya). - Savunmamız gerçekten feci durumda. Bir önceki yazımda sene başında savunmanın aslında fazla kötü olmadığını, yediğimiz sayı artışının sadece daha akıcı ve hızlı oynadığımız için yükselen doğal bir artış olduğunu söylemiştim. Phil baba ve Miç Kapçek efendinin katıldığı taraftar toplantısında hoca da aynı şeyleri söylemiş ama Phil baba artık bunlarla kandıramaz bizi. O basit ve doğal artışı çoktan geçtik ve gerçekten rezalet bir savunma yapıyoruz. Çok basit bir mantıkla NBA’in en iyi hücum eden takımı olan Phoenix’i sadece hücumla yenmenin imkansız olduğunu bilmek için yine kahin olmaya gerek yok. Eğer takım savunmamızda en azından bir parça artış yaşamadığımız takdirde en fazla bir maç alırız Kobe’yle, döneriz evimize. Feci olan üçlük savunmamızın da ek olarak altını çizmeye gerek yok heralde. Nash ve Barbosa’nın penetreleri sonrası kanatlarda boş kalacak olan adamları nasıl paylaşacağız büyük bir merak içindeyim.- Jordan Farmar’ın seride ilk 5 başlaması büyük hata olur bence ki hocanın böyle bir düşüncesi olduğunu anlayabiliyoruz açıklamalarından. Sene içinde iyi başlayıp duvara çarptıktan sonra uzun süre yerden kalkamayan Jordan’ın bu şekilde ateşe atılması fazla riskli geliyor bana. Zaten ilk 5 başlasa bile 15-20 dakikadan fazla sahada kalamayacak, onu biliyoruz. Öyleyse bu kadar genç ve az oynamış bir oyuncuyu Steve Nash’in karşısında starter yapmak kadar saçma bir şey olamaz. O baskıyı kısmen daha tecrübeli olan Smush Parker’a verip Farmar’ı aynı sürelerle kenardan getirmek bana çok daha mantıklı gelen bir yöntem. Bu yöndeki seçimi de ilk maç itibarıyla merakla bekliyorum. Her türlü ezileceğimiz kesin bu pozisyonda bilindiği gibi... Sene içinde de sıkça tekrarladığım ve olmasını istediğim Kobe-Mo’lu bir ön alan neden denenmez o konuda da bir şey söyleyemiyorum. Nash’in başına belli sürelerle Kobe’yi ya da Evans’ı salmak da olması gereken bir tercih bence ama Phil babanın bu konuda da kesin bir olmaz düşüncesi olduğunu sene içinde de bu ikiliyi hiç kullanmamasından anlayabiliyoruz. - Ronny’nin son dönemlerde rotasyona girmesi iyi oldu. Kwame en azından artık faul yapmama stresinden biraz uzaklaşır heralde. Amare’nin çok çabuk olmasından dolayı Ronny’nin daha hızlı adımlara sahip olması nedeniyle bu seride Bynum’dan fazlasıyla süre çalabileceğini düşünüyorum, en azından işin savunma yönünde. Zaten bahsettiğim toplantıda da hocanın yine bunu çaktıran açıklamaları var. İçeriden sayı bulmak istediğimiz zaman mecburen Bynum’u oynatacağız ama gencin tecrübesizliği ve Amare karşısında acayip ağır kalacağı gerçeği alacağı sürenin azalmasına neden olabilir. Kwame’den yine içeride en azından çift haneli sayılar bekliyoruz. Amare yüzünden geçen seneki kadar rahat olmayacağız içeride ama Kwame şu anda bile Amare’nin 1.5 katı gücünde bir oyuncu, bunu da görmezden gelmemek lazım. Shaq’i taşıyabilecek kas kütlesine ulaştı artık, yine biraz yıpratsın Phoenix pota altını başka bir şey istemiyoruz. - Keza Lamar için de aynı şey geçerli. Artık “Point Forward”, “Scottie Pippen” benzetmelerinden de iyice kurtuldu. Geçen seneki play-off’larla beraber 4 numaraya geçmesiyle ve Luke Walton’ın çıkışıyla artık kendisinden beklenen pota altı zekası, ribaundlar ve biraz da savunma. Shawn Marion’la karşılaşması yine çoğu kişinin sonucunu merakla beklediği bir kapışma. Seri boyunca sahada kalması da çok önemli. Bu nedenle faullere çok dikkat etmeli. Zira iki uzundan biri kendisi olmalı daima Phoenix’in garip takım yapısı nedeniyle. Hatta yine tek uzunun kendisi olduğu seçimleri de görebiliriz bazı maçlarda. 42-43 dakikanın üstünde süre alacağını düşünüyorum eğer bir sakatlık ya da faul problemi yaşamazsa. Mutlak surette belli bir skor katkısına ulaşmasını da bekliyorum ama. Bu sene özellikle son dönemde çok daha zor durumdayız geçen seneye göre ve Kobe’ye düzenli ve istikrarlı bir katkının gelmesi çok önemli. 15 sayının altında kalmazsa iyi olur gibi geliyor. - Amare nedeniyle Phoenix Suns’ın geçen seneden çok daha üstün olduğu görüşüne kati suretle katılmıyorum bunu da belirteyim. Geçen sene Amare yoktu ama inanılmaz bir Boris Diaw vardı pota altında. Belki Diaw, Amare kadar süper bir skorer değil ama bambaşka katkılar yapıyordu takıma. Nash’e yardımcı olarak pota altından ikinci bir oyun kurucu gibi yaptığı görev, onların hücumda çok daha katmanlı ve fazla yönlü bir takım olmalarına neden oluyordu. Şimdi o tip bir pota altı yönlendiricisine sahip değiller. Bu nedenle Steve Nash’in omuzlarındaki yük de daha çok artıyor. Sezon içi ortalamalarında Phoenix Suns’ın geçen senesiyle bu senesini karşılaştırdığımızda da hemen hemen aynı olduğunu görüyoruz. Amare geldi, Phoenix 2 kat güçlendi gibi bir mantık söz konusu değil yani. Ama Amare’nin pota altında olması, bizim de buradaki hakimiyetsizliğimizi düşündüğümüzde endişelenmemiz için yeterli nedenler mevcut bunu da kabul etmemiz gerek. Savunmada Kwame, Ronny ve Bynum için dua etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok pek. Bu arada geçen seneye göre daha az rebo alıyorlar, o açıdan da 2006 play-off’larına göre daha fazla sıkıntı çekeceğimizi sanmıyorum. Zaten geçen sene belirgin bir üstünlüğümüz de vardı rebolarda. - Nash konusunda Phil baba yine taraftar toplantısında “Asist yapamasın ama 20 sayı daha fazla atsın razıyız” mealinde bir şeyler söylemiş. Nash de “Beni boş bırakmalarından memnuniyet duyarım” diye cevap vermekte gecikmemiş. O açıdan da Nash üzerindeki savunmanın nasıl olacağı konusunda bir merakım var. Genelde hocanın böyle açıklamaları net bir şekilde vücut bulur çünkü maçlarda. Smush Parker’ın Nash’in kendisini rahat geçip savunmayı dengesiz yakalayarak rahat asistler yapmasını önlemek için biraz gömülü savunma yapması gibi bir şey söz konusu olabilir yani. Belki de sahaya koyacağımız şaşırtıcı unsur Nash üzerindeki çalışmamız olur kim bilir? - Geçen sene eşleştiğimizde Phil Jackson’ın büyük tecrübesiyle Mike D’Antoni’yi saha kenarında paçavraya çevirebileceğini düşünmüş ve o açıdan umutlanmıştım. Seriye başladığımızda gerçekten sağlı sollu beklenmeyen yumruklarıyla oldukça da yıprattı. Fakat gelen kontralara ne yazık ki cevap veremedi. İlk 3 maçtan sonra Phoenix’in başvurduğu ikili oyun sonrası match-up sıkıntısı yaratmasına koca 3.5 maç boyunca maalesef çare bulamadık ve seriyi kaybetmemize de düzenli olarak Boris Diaw’ın sırtında kalan Smush Parker neden oldu. Bunda Parker’ın da suçu yok, ikili oyun savunmamız o kadar kötüydü ki, bunu yaptıkları her pozisyonda adamlar değişti ve hoca buna çare bulamadı. Bu yıl bu tip hareketleri görmek istemiyoruz sahada. Daha üretken ve çözümcü bir Phil baba bütün Laker’ların ortak isteği.- Luke Walton seri içinde sık sık Nash ya da Barbosa’yla kalacaktır arkasında. Geliştirdiği post-up oyununa ihtiyacımız olacaktır. Nash-Barbosa-Bell 1-2-3 numarasını maç içinde çokça kullanacakları düşünülürse ve Bell’in de Kobe’den ayrılmayacağı ortadayken Luke’un arkasında kimlerin kalabileceği net bir şekilde ortada zaten. Buradan doğacak olan match-up avantajını hocanın boş geçeceğini sanmıyorum. Bunu bir avantaja dönüştürebilirsek ya Barbosa’nın süreleri azalır (ki PG savunmamızın hali ortadayken ne güzel bir şey olduğunu tekrar söylememe gerek yok) ya da Bell’in kenara gittiği süreler artar, bu da Kobe’nin işine yarar. Adamları bir seçim yapmaya zorlayabileceğimiz bir unsur olabilir yani Luke Walton, dikkat etmeliyiz. - Yeniden tekrar edelim yapmamız gerekenleri, evet topu paylaşmalıyız. Phoenix kötü bir savunma ve yine aynı şekilde bu seride bizim takımdan herkesin katkı yapabileceği fırsatlar doğacaktır. Bu nedenle zorlama Kobe atışları yerine boş Vujacic, Parker, Cook şutları bile tercih sebebi olmalıdır. Hücum süresini verimli kullanmamız yine ayrı bir konu. Attığımız basketlerden sonra anında fast break yiyebileceğimiz bir takımla oynuyoruz, hoyratça kullanılmış gerzek şutları kaldırabileceğimiz maçlar değil bunlar. Kobe dışında erken şut kullanmak tamamen yasaklanmalı. Pota altına mutlak suretle inmemiz şart. Orada hala daha kalınız. Kwame’nin Amare’ye, Lamar’ın da Matrix’e göre mutlak bir kas hakimiyeti mevcut. Keza Luke Walton’dan da benzer bir kalınlığı maçın belirli bölümlerinde elde edeceğiz. Bu da demek oluyor ki fizik gücümüzü hücumda mutlaka kullanmalı, şuta odaklı bir oyun sergilememeliyiz. Odaklandığımız ana konu oyunun temposu olmalı, ondan sonra da yapabileceğimiz verimli hücum tabi. Peki iyi hoş da seri ne olur? Umut olarak 2006 Nisan’ından farklı durumda değilim. Yine aynı şekilde en fazla 2 maç kazanabileceğimizi düşünüyorum. Ama yine aynı şekilde Phil-Kobe A.Ş. bir şeyler yaparlar mı diye aklımdan da geçmiyor değil. Son dönemde ortaya çıkan Phoenix’in geçen seneki seri boyunca yaptığı pislikler, Raja Bell’in terbiyesizlikleri, D’Antoni’nin kendisine yakışmayan açıklamaları dilerim ki takım için motivasyon olsun. Bunu doğru bir şekilde kullanabilelim. Beklenmedik bir Spurs serisinde buluşmak umuduyla... Hoşçakalın!.. |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Sezon içinde 33. maçımızdan sonra, derecemiz 22-11 iken “
- Savunmamız gerçekten feci durumda. Bir önceki yazımda sene başında savunmanın aslında fazla kötü olmadığını, yediğimiz sayı artışının sadece daha akıcı ve hızlı oynadığımız için yükselen doğal bir artış olduğunu söylemiştim. Phil baba ve Miç Kapçek efendinin katıldığı taraftar toplantısında hoca da aynı şeyleri söylemiş ama Phil baba artık bunlarla kandıramaz bizi. O basit ve doğal artışı çoktan geçtik ve gerçekten rezalet bir savunma yapıyoruz. Çok basit bir mantıkla NBA’in en iyi hücum eden takımı olan Phoenix’i sadece hücumla yenmenin imkansız olduğunu bilmek için yine kahin olmaya gerek yok. Eğer takım savunmamızda en azından bir parça artış yaşamadığımız takdirde en fazla bir maç alırız Kobe’yle, döneriz evimize. Feci olan üçlük savunmamızın da ek olarak altını çizmeye gerek yok heralde. Nash ve Barbosa’nın penetreleri sonrası kanatlarda boş kalacak olan adamları nasıl paylaşacağız büyük bir merak içindeyim.
- Geçen sene eşleştiğimizde Phil Jackson’ın büyük tecrübesiyle Mike D’Antoni’yi saha kenarında paçavraya çevirebileceğini düşünmüş ve o açıdan umutlanmıştım. Seriye başladığımızda gerçekten sağlı sollu beklenmeyen yumruklarıyla oldukça da yıprattı. Fakat gelen kontralara ne yazık ki cevap veremedi. İlk 3 maçtan sonra Phoenix’in başvurduğu ikili oyun sonrası match-up sıkıntısı yaratmasına koca 3.5 maç boyunca maalesef çare bulamadık ve seriyi kaybetmemize de düzenli olarak Boris Diaw’ın sırtında kalan Smush Parker neden oldu. Bunda Parker’ın da suçu yok, ikili oyun savunmamız o kadar kötüydü ki, bunu yaptıkları her pozisyonda adamlar değişti ve hoca buna çare bulamadı. Bu yıl bu tip hareketleri görmek istemiyoruz sahada. Daha üretken ve çözümcü bir Phil baba bütün Laker’ların ortak isteği.