| Lakers Bitiş Çizgisine Doğru "Emekliyor" |
|
|
| >> Çeviri: Burak Omay | |
| Cumartesi, 07 Nisan 2007 | |
|
Kısa bir süre önce kaderleri tamamen kendi ellerindeyken, kendilerinin hemen arkalarında bulunan iki takıma (Denver Nuggets ve Los Angeles Clippers) son iki maçta yenilerek bu fırsatı teptiler. Nuggets, şu anda Lakers’ın sadece yarım maç gerisinde ve haftaya Denver’da, iki takım normal sezon içerisinde son kez karşı karşıya gelecekler. Eğer Lakers Pazartesi günkü maçını kaybedecek olursa, Nuggets ve Lakers’ın normal sezon dereceleri eşit olduğu takdirde Nuggets avantajlı konuma geçecek. Lakers ve Clippers, LA derbisinde Perşembe bir kez daha karşı karşıya gelecekler ve Lakers bu maçta da gerekli tedbiri göstermez ve umulmadık bir sonuç alırsa, takım kendisini sekizinci sıraya düşmüş bir şekilde bile bulabilir. Eğer işler, bir kaç hafta önce 7 maçlık bir mağlubiyet serisinde oynadıkları gibi gelişirse; Golden State ve New Orleans, Lakers’ı play-off’un dışına itmeye yetecek fırsata sahipler. Söylemeliyiz ki; Lakers’ın fikstürü o kadar da yıldırıcı değil. İki kez, sakatlığı sebebiyle oynayamayan Ray Allen’dan yoksun Seattle Supersonics ile (birini bu gece 112-109 kazandılar) ve bir kez de Sacramento deplasmanında karşılaşacakları Kings ile, kazanmaları beklenen maçlar yapacaklar. Nuggets ve Clippers ile yapacakları iki maçın dışında Lakers iki kere Phoenix Suns ile oynayıp normal sezondaki maçlarını tamamlayacak.Son zamanlardaki düzensiz oyunlarına rağmen Lakers büyük bir ihtimalle play-off’larda mücadele etmeye hak kazanacaktır. Lakers’ın elde edeceği 42-40’lık bir derece onların Golden State ve New Orleans’ı bir şekilde geçmesini sağlayacaktır (Lakers olası bir beraberlik durumunda Golden State karşısında avantaja sahip; ancak New Orleans’a karşı bu avantajları yok.). Normal sezonun böyle bitmesi Lakers’ın umduğu bir son olmayabilir; ama takımın yaşamış olduğu sakatıkları ve oyuncuların yeteneklerini göz önünde bulundurduğumuzda (tabi ki Kobe Bryant’ı dışarıda tutuyoruz), kendilerinden beklenebilecek bir sonuç olur. Bilindiği üzere Kwame Brown’ın, Phoenix maçını da oynaması beklenmiyor. Vladimir Radmanovic sezonun son bir iki maçında belki görev alabilir. Chris Mihm yavaş yavaş iyileşiyor ancak onun bu sezon sahalara geri dönmesi pek olası bir durum değil. (Yeri gelmişken küçük bir not ekleyelim: Chrim Mihm, Lakers’taki iki sezonunda kendisini görmeye alıştığımız kısa saçlı haliyle değil. Saçlarını uzatıyor; ancak bu ufak değişikliğin play-off ilk turlarına bir etkide bulunması ne kadar olasıdır siz karar verin). Eğer bir takım play-off’larda yer alabilmeyi kesinleştirecek fırsatları eline geçirmiş ve bunları değerlendirememişse, üstelik kendi sahasında (Clippers maçı da sonuçta Staples Center’daydı), bu ilerleyen zamanlar için iyi bir işaret değildir. Tabi ki LA için herşey henüz bitmiş değil; ancak takım olarak son günlerde güven aşıladıklarını söylemek zor olur, son 5 maçın 4’ünü kaybettiklerini de düşünürsek (neyse ki bugün Seattle’ı yenip azıcık da olsa nefes aldılar). Özellikle, maçların son anlarında gösterdikleri performans, koçlarının ve taraftarların arzu ettiklerinden uzak. Eğer Lakers, Denver ve Clippers maçlarından galibiyet ile ayrılırsa, iki takıma karşı da olası bir beraberlik durumunda avantajlı konuma olacaklar. Ayrıca bu en az 42-40’lık bir dereceyi garantiliyor. Nuggets’ın 5-3, Clippers’ın ise 6-2 ile bitirmesi gerekecek bu dereceyi karşılayabilmek için. Bu da Lakers’ın bu takımlarla oynayacağu iki maçın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Lakers’ın kalan maçlarından iki galibiyet daha çıkardığını düşünürsek, Denver’ın 7-1, Clippers’ın ise 8-0’lık bi dereceye ihtiyacı olacak Lakers’ı geçebilemk için. (ç.n.: Bu senaryoya göre Clippers, Lakers’a karşılaştıkları maçta yenilmiş olduğu için Lakers’ın Clippers’a karşı geçilme gibi bir riski kalmayacak.) Lakers’ın kaderi hala kendi ellerinde ve altıncı sıraya sahip olabilirler. Bununla birlikte play-off’un dışında kalmak da uzak da olsa bir ihtimal. Zaten eğer son 7 maçlarından 2 galibiyet çıkartamyacaklarsa, bir play-off sırasını hiç hak etmiyorlar demektir. Play-off’lardaki eşleşmeleri düşündüğümüzde ise nasıl bir tablo olduğuna bir bakalım... Lakers, Aralık ayında Mavericks’e karşı ilk maçlarında, back-to-back’in ikinci ayağında Lamar Odom’dan yoksun oynadıkları bir maçta kaybetmişlerdi. Daha sonra ise Staples Center’da Kwame Brown ve Lamar Odom’un oynamadığı maçta, belki de sezonun kendileri açısından en büyük galibiyetlerinden birisini aldılar. Üçüncü maçları ise yine bir back-to-back’in ikinci ayağıydı, yine Brown ve Odom yoktu ve yine mağlup oluyorlardı. Son maçlarında ise Los Angeles’ta; Odom, Radmanovic ve Walton’un yokluğunda, Dallas onları tarihi bir farkla yeniyordu. Lakers’ın Dallas’a karşı derecesi 1-3. Çok etkileyici durmuyor; ancak Dallas Mavericks bu sezon hiç tam kadro bir Lakers ile mücadele etmedi (Odom hiçbir maçta yoktu).Lakers ve Suns sadece iki kez karşı karşıya geldiler. Sezonun ilk maçında, Kobe Bryant’sız Lakers, Odom’un güzel oyunuyla galibiyeti alan taraf olurken; Lakers’ın Odom,Walton ve Radmanovic’siz oynadığı ikinci maçı az bir farkla Phoenix kazanıyordu. Son olarak, Spurs’e karşı ise (eğer bu şekilde bitirirlerse play-off’da rakipleri olacak) Lakers Aralık ayında Los Angeles’ta oynanan ilk maçı kazanmıştı. Şaşırtıcı olan ise bu maç, onların batı konferansının en iyi üç takımı ile oynadıkları maçlar arasından tam kadro (Mihm sezonu kaçırdığı için saymıyoruz) oynadıkları tek maçtı. Ayrıca, Odom ve Kwame’den yoksun oynadıkları Teksas’taki maçı da Lakers kazanmıştı. LA bu sene Spurs’ü süpürmek üzereydi ancak Walton ve Kwame’nin oynamadığı son Spurs maçını, Michael Finley’nin üçlüğü ile iki sayı farkla kaybettiler. Lakers’ın yaşadığı bunca şeye rağmen, NBA’in en iyi üç takımına karşı 4-5 gibi saygı duyulacak bir dereceleri var. Bu 9 maçın yanlızca bir tanesini tam kadro oynadıklarını bir kere daha belirtelim. Aldıkları derecelere bakarsak; Spurs şu anda en iyi eşleşme gibi duruyor. Yalnız Lakers Suns ile iki maç daha yapacak ve ondan sonra konuşmak daha sağlıklı olur elbette. Son Söz... Lakers’ın şu anki hedefi, play-off’lara başladıklarında en iyi basketbollarını oynuyor olmak. Kalan 7 maçta, kendilerini çok çabuk bir şekilde havaya sokup bir seri yakalamalılar (Belki son aldıkları Seattle galibiyeti bu serinin bir başlangıcıdır). Kilit nokta sağlıklı kalmak. Oyuncuları, yeteneklerini, ortaya koydukları çabayı suçlamak kolay bir şey; ama sonuçta bu sene Lakers, düzenli bir şekilde aynı ilk beş ile sahaya çıkma şansına çok az erişebildi. Radmanovic ve Mo Evans’ın yaşadıkları sakatlıklar yüzünden bench’ten aldıkları katkıda da bir azalma yaşadılar. Özellikle Spurs’e karşı, Lakers’ın sağlıklı bir Kwame Brown’a çok ihtiyacı var. Çünkü az da olsa Kwame Brown, Duncan’ı yavaşlatabilme yeteneğine sahip. Sonuçta, eğer Lakers play-off’larda maçların sonunu geçen haftaki maçlardaki gibi oynarsa, play-off onlar için çok kısa sürecektir.
|
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Söylemeliyiz ki; Lakers’ın fikstürü o kadar da yıldırıcı değil. İki kez, sakatlığı sebebiyle oynayamayan Ray Allen’dan yoksun Seattle Supersonics ile (birini bu gece 112-109 kazandılar) ve bir kez de Sacramento deplasmanında karşılaşacakları Kings ile, kazanmaları beklenen maçlar yapacaklar. Nuggets ve Clippers ile yapacakları iki maçın dışında Lakers iki kere Phoenix Suns ile oynayıp normal sezondaki maçlarını tamamlayacak.
Lakers, Aralık ayında Mavericks’e karşı ilk maçlarında, back-to-back’in ikinci ayağında Lamar Odom’dan yoksun oynadıkları bir maçta kaybetmişlerdi. Daha sonra ise Staples Center’da Kwame Brown ve Lamar Odom’un oynamadığı maçta, belki de sezonun kendileri açısından en büyük galibiyetlerinden birisini aldılar. Üçüncü maçları ise yine bir back-to-back’in ikinci ayağıydı, yine Brown ve Odom yoktu ve yine mağlup oluyorlardı. Son maçlarında ise Los Angeles’ta; Odom, Radmanovic ve Walton’un yokluğunda, Dallas onları tarihi bir farkla yeniyordu. Lakers’ın Dallas’a karşı derecesi 1-3. Çok etkileyici durmuyor; ancak Dallas Mavericks bu sezon hiç tam kadro bir Lakers ile mücadele etmedi (Odom hiçbir maçta yoktu).