Los Angeles Lakers
- Sezon 2008-09
· Sırada: Denver
· G-M: 9-1

Son Maç...
LA Lakers 105, Phoenix 92

Lig Sıralaması | İstatistikler
Anasayfa arrow Yazarlar arrow The Mechanic: Şansal Kulabaş arrow Bir Bynum Dünyaya Bedeldir (?)
Anasayfa
Hakkinda
Forum
Fikstür
Oyuncular
Salary
Lakers Store
Staples Center
Laker Girls (2008-09)
Lakers'lı Ünlüler
Lig Sıralaması
Yazarlar
Linkler
Yazi Gönderin
İletişim
Röportaj YaptIk!
J. Crittenton ile yapılan röportajı okumak için tıklayın! —02/09/07
Kaan Kural ile yapılan röportajı okumak için tıklayın! —23/05/07
Maç Yorumlari

Takımımızın hergün oynadığı ve oynayacağı maçlar, forumda sitemizin ziyaretçileri tarafından yorumlanıyor. Tıklayın...

İletİşİm
· Editör & Bilgi Destek:
admin@lakerstr.com

· Umut Tuğaç:
damarcus@lakerstr.com
· Kaan Sunman:
sunmankaan@hotmail.com
· Şansal Kulabaş:
da_mekanika@hotmail.com
· Emre Özcan:
parmamaniac@gmail.com
· Ali Güney:
alikguney@gmail.com
· İ. Yalçın Şeker:
yalcinseker@hotmail.com
· Burak Omay:
lakers99@gmail.com
· Hilmi Doğan:
hilmydogan@gmail.com
· İsmail Özkısaoğlu:
eomer_info@yahoo.com
Multimedya

Forum sayfamıza üyelerimiz tarafından eklenen video ve resimler için buraya tıklayın...

Bir Bynum Dünyaya Bedeldir (?) Yazdır E-posta
>> THE MECHANIC: Şansal Kulabaş   
Cuma, 02 Şubat 2007
Gerçek bir pivotla oynamanın avantajları nelerdir? Undersized bir uzun ile oynarsanız, feda ettiklerinizin karşılığında neler kazanırsınız? Small ball oynamanın avantajları nelerdir? …

Bu ve bunun gibi bir takımın boy ortalaması ve pota altına diktiği bostan korkulukları ile ilgili sorularla ilgili cevaplar verecek değilim. Sadece bu sorular bağlamında tartışılabilecek olan konumuza eğilmeden önce, büyük resimle ilgili sizin basketbol görüşünüzde oluşan fikri gözden geçirmenizi ve mantığınızda bir kez daha doğrulamanızı istedim. Çünkü, en azından benim rasyonel fikir yürütme esasıma göre, bu sorulara verilebilecek genel geçer cevaplar ile hepimizi bu makalenin başına toplayan takım Los Angeles Lakers’ın uyguladığı yöntem biraz (!) farklı. Ama asıl şaşırtıcı olan çoğu el kitabının tersini yürütüyormuş gibi durmamıza rağmen, metodun işe yarıyormuş gibi durması. En kötümser bakış açısıyla bile, galibiyet yüzdesi bunu onaylıyor.

Lakers’ın oyuncu kadrosunun ve bu kadrodan seçilerek parkeye yüklü bir sorumluluk alması için seçilen oyuncu grubunun ilk bakışta göze çarpan özellikleri ile bu özelliklere yakıştırılan oyun sistemleri birbirine zıt duruyor. Lakers’ın ilk tercih pota altı uzunları Chris Mihm, Kwame Brown, Lamar Odom. Bu oyuncuların hiç biri gerçek bir 5 numaranın sahip olmasını bekleyeceğimiz ebatlara sahip değil. Kwame Brown ve Chris Mihm bir 4 numaranın neredeyse ancak ebatlarına sahipken, modern bir power forvetten beklediğimiz atletizm, dış dut tehdidi, top hassasiyeti gibi konularda o kadar da şanslı değiller. Odom ise bu fundamental yetilere sahip olabilir ama defansif yoksunluğu ve pozisyonunu doldurmayan boyu ile ideal bir 4 numara olmaktan uzak. Gerçek bir 5 numara olabilecek Andrew Bynum ise dediğim gibi henüz sadece “olabilecek” durumda. 19 yaşında olmasına rağmen bulduğu fırsatları göz alıcı şekilde değerlendirmediğini söyleyemeyiz. Ama Phil Jackson için asıl endişe kaynağı yaşı ve tecrübesizliğinden çok daha fazla olmalı. Sezonun başında bynum’un çalışma etiğini eleştiren koç, Kwame’nin 2. sakatlığı sonrası Bynum’un yaptığı açıklamaları da tabiri caizse “Turiaf’ı oynatırım, onu oynatmam” minvalindeki tehditler ile savuşturmuştu. Bynum’un yeterliliğinden ziyade henüz genç yaşında endişe kaynağı olabilecek iş anlayışı ve egosuyla başa çıkış yolu Phil Jackson ile arasına mesafe koyabilir.

Bynum ve yeni geliştirmeye başladığı basketbola bakış açısı ise daha uzun ele alınması gereken bir konu. Daha geniş bir perspektifte bizim amacımız bu uzun oyuncuların Lakers’ın sistemini şekillendirilirken ne kadar elastik olabildikleri. Brian Cook ve Maurice Evans gibi isimleri de bu denklemde yerlerine oturtunca, Lakers’ın small ball oynamaya meyilli bir takım olabileceğini düşünüyoruz. Small ball oyunun en kaba tasviri ile felsefesi hızlı, skora dönük, şuta öncelik tanıyan, skorer opsiyonları zengin bir sistemdir bana göre. Uzun oyuncularının pozisyonlarına göre kısa kalışları da bir nokta da bu oyuna zorlayabilir. Çünkü bu oyuncular boylarından kaybettiklerini atletizmleri ve fundamentallerı ile kapatırlar.

Peki, Lakers’ın üçgen hücumunun small ball ile yakınlaştığını düşünebilir miyiz? Şu anda Lakers’ın üçgen hücumunun, ezbere bildiğimiz üçgen hücuma bile tam anlamıyla yaklaşabildiğini söylememiz zor açıkçası. Lakers şut konusunda oldukça başarısız. Hatta üçlük performansında başarısız olmanın üçgen hücumu bile dinamitlediğini düşünmenin ötesinde, serbest atışlardaki başarısızlıktan ötürü alenen maç kaybediyorlar. Lakers’ın undersized uzunları ne atletizmleri ne de içeriden ve dışarıdan tehdit yaratan oyunları güvenilir skor opsiyonları değiller. Lakers’ın hücum seçenekleri zengin değil. Belki de Lakers’ın small ball ile uyuşan tek yönü savunmasının evlere şenlik olması. Ama bir diğer yandan gerçekten small ball oynama niyetinde olan takımlar çoğunlukla savunmayı takmazlar ( misal don Nelson takımları). Lakers ise bunun üzerinde çalışmaya çalışmasına rağmen başarısız oluyor. Lakers savunmadan kaybederken, hücumda umduğu kadar kazançlı çıkamıyor. Kazandığı maçları yediğinden çok atma ezberi sayesinde kazanıyor ama bu illa ki etkileyici bir hücum takımı olduğunu göstermiyor. Lakers hücumlarının kilitlenmesinin 2 ayrı noktada da sebepleri var. Düşük şut isabeti ve pota altında yaşanan skor kısırlığı. Şut isabetindeki sorunlar zamanla düzelebilecek şeyler. Düzelecek şeyler demiyorum çünkü Radmanovic bu tip özgüveni yüksek beyanların kişiye neler yapabileceği konusunda sezon başından beri dersler verir gibi. Ama bu takım istikrarlı bir üçlük opsiyonu çıkaramasa dahi çoğu maç günü kurtaracak bir görev adamı bulabiliyor. Bu bazen Evans oluyor, bazen Cook, bazen Vujacic. Uzun lafın kısası Lakers şut problemini kabullenip, bununla yaşamayı göze almak zorunda değil.

Ama peki ya uzunlar? O meşhur deyişi bilirsiniz; bir oyuncuya uzun olmayı öğretemezsiniz. Lakers’ın uzun oyuncularının tek yönlülüğü Lakers’ın hücumlarının boyutlarının azalmasını takımın kaderi yapıyor. Bynum’u bu tek boyutluluk noktasında gündem dışında bırakabiliriz belki çünkü yaz aylarında oynanan maçlara bakılırsa, gerçek bir pivotun bedenine sahip olmasına rağmen, Shaq veya Duncan’da gördüğümüz, Kaan Kural’ın Sabonis’in elleri için kullandığı “Nba’in en duygusal elleri” yakıştırmasına layık olabilecek bir yeteneğe sahip. Ama onun önünde de zamanın teşkil ettiği engeller var ki şu anda fundamentalına rağmen Lakers’ın hücumunu çeşitlendirmesine dair fikir teatilerinde değişken unsur olamıyor. Zaten Bynum’un ilk 5 başlamadığı birçok maçta, aldığı dakikaların sınırlılığına da dikkat ederek, maçın akışını değiştiren bir oyuncu olarak öne çıkmadığını görüyoruz. Zaten belli ki Jackson henüz Bynum’a sadece Nba kamuoyuna kendini gösterebilmesini sağlayacak kadar süreyi veriyor. Kwame’nin sağlığı yerindeyken süresi dikkat çekecek kadar azalırken, ilk 5 çıkabildiği ve süresinin dikkat çekici oranda arttığı dönemler Kwame Brown’ın sakatlandığı dönemlere rast geliyor.

Kwame şut atamıyor, Kwame top tutamıyor, Kwame’nin hızlı oyun dışında atletizmi yararsız… Peki, neden hala Kwame Brown Phil Jackson tercihi? Kötünün iyisi olduğu için diyebilirdim. Ama Kwame’nin bu noktayı alışı sırasında rekabet ettiği takım arkadaşı Bynum’u gözlemlersek bu çok sert bir tabir olacaktır. Ama Bynum’un öncelikle çok kolay faul problemine girmesi onun zaten uzun süreler almasını başta engelleyen unsur. Blok yapmaya oldukça meyilli bir oyuncu ve yaşının da getirdiği heyecan ile oldukça aktif olmaya çalışıyor. Bu hareketlilik ile tecrübe oranı ters orantılı olunca, oyunda kalma süresini bazen Phil Jackson’ın kısaltmasına dahi gerek kalmıyor. Kwame ise oyunu konusunda daha tasarruflu. Ondan beklenen bir oyuncu olmayacağı artık çok açık olsa da bunu insanların anlamasını sağlayacak kadar uzun süredir bu ligde oynuyor. Bu uzun süre zarfında oyununu daha tutarlı bir hale getirmenin bir yolunu bulmuş olmalı. Ayrıca Lakers, daha önceki takımlarının aksine, onun kapasitesini kabullenmiş durumda. Ona kaldırabileceğinden daha fazla sorumluluk yüklemiyor. Ortaya çıkan bu ortam, Kwame’nin bu kısıtlı katkısının meşrulaştırıldığı anlamına gelmesin ama Jackson’ın elindeki malzeme bu ve Brown’ı yapabileceğin çok daha fazlasını yapması için zorlayıp başarısız olmaktansa, yapabildiği şeyleri maksimum düzeyde ortaya koyması için ona destek olmasını mantıksız göremeyiz. Ayrıca Bynum’un sezon başından beri geçen ilk birkaç ayda Phil Jackson’ın rahatsız eden bir çalışma disiplini ve konsantrasyon problemi ortaya çıkmıştı. Phil Jackson bunun nedeni ile ilgilendirmiyordu. Ama sonucun onu hayal kırıklığına uğrattığı açıktı ve bunu medya önünde dile getirmekten çekinmemişti. Bynum’a göre bunun nedeni abur cubur yeme alışkanlığıydı ve hatta yaptığı bir itirafta çikolata almak için antrenmanı yarıda bırakıp çıktığını bile söylemişti. Phil Jackson’ın gazabının yakın olduğunu gören ve aklını başına devşiren Bynum bir diyetisyen tutarak beslenmesine çeki düzen getirdi. Zaten Kwame’nin 2. sakatlığı döneminde çok daha istikrarlı ve güvenilir bir oyun ortaya koydu. En azından kendi standartları için… Bynum’u bu sezon daha temkinli değerlendirmeye neden olan gelişmelerden biri de yazının başlarında sözünü ettiğimiz ilk 5 talebi idi. Kwame 2. defa sakatlandığında Bynum medyaya artık ilk 5 başlamak için hazır olduğunu söylemişti. Zaten ilk 5 başlayacağı bariz bir gerçekti. Lakers’ın bırakın daha iyi bir seçeneği, bir 2. seçeneği bile yoktu. Brian Cook mu ilk 5 pivot olacaktı? Ama başında henüz 19 yaşının yelleri esen ve ismi ne Amare Stoudamire ne de Yao Ming olan bir oyuncunun kendisine kadroda alenen yer beğenmeye çalışmasına tabii ki Phil Jackson sessiz kalamazdı. Hemen ardından gelen Jackson açıklamasında “Pozisyona uygun olan herkesin ilk 5 çıkma şansı olduğunu ve Turiaf’ı da düşünebileceği, Bynum’un ise buna karar verecek kadar yaşlanmadığı” ibaresi vardı. Konu Turiaf’a gittiğinde ise o sadece “9 yüzüğü var. Eminim benden daha iyi biliyordur.” açıklamasında bulunmuştu. Üstelik Turiaf bu sezon Bynum kadar şans alamaması bir yana, çoğu otoriteye göre Odom’un sakatlığında dahi hak ettiği süreyi alamadı. Bynum’un bu tür garip çıkışları tabiri caizse onun daha tam anlamıyla yontulmadığını da bir başka açıdan ortaya koyuyor. 19 yaşındaki bir oyuncunun gelecek vaat etmesi yeteneklerinden şüphe duymamak için yeterlidir. Ama bu olayda mevzu bahis olan bir oyuncu olarak sahada verebileceklerinden çok daha önemli. Koçunu karar merkezi olarak belleyip sahada ortaya koyduğu ne olursa olsun, bir takım oyuncusu olması ile alakalı. Belli ki Bynum’un henüz yaşken biraz daha eğilmeye ihtiyacı var. Ayrıca takım lideri Kobe’nin (ha ha ha… Bir Lakers yazısı ama Kobe’nin ismi ilk defa ancak yazının sonunda zikrediliyor.) açıklamalarına göre Bynum göründüğünden daha çekingen. Kendi çaylaklık dönemi ile karşılaştırıldığında, kendini “canavar” olarak tanımlayan Kobe, Bynum’un daha uysal olduğunu söylüyor. Ama Kobe için bu anlaşılabilir çünkü daha şimdiden Lakers ile lisede yaptığından çok daha fazla maç oynadı. Kobe’ye göre ikisinin tek ortak noktası abur cubur alışkanlıkları.

Bazı yorumlara göre Kwame gelecek sezon bu takımda olmayacak, çünkü Bynum gereken alışma süresini atlatmış olacak ve Kwame’nin sınırlı katkısını kabullenmek zorunda kalmayacak takım. Tabii ki Bynum geldiğinde Kevin Garnett rakamları ile oynamaya başlamayacak ama adım adım ilerleyişte bu yaşadığımız şu evrenin teşkil ettiği dönemin atlatılması gerekiyor. Ve tabii ki Kwame yapılabilirse takımda tutulacaktır ama ona önerilebilinecek kontratlar ile Kwame’nin takımda kalması ile Lakers’ın ondan umacağı katkı pek aynı doğrultuda değil. Takımda kalsa bile Bynum’un süresini çok daha az tehdit edecektir ama onun için önemli bir rekabet unsuru olacaktır. Bir oyuncuyu istim üstünde tutmak için Lakers’ın gereğinden fazla ödeyeceğini zannetmiyorum. Umarım gerek de kalmaz çünkü Lakers’ın daha derli toplu oynamak için Bynum’a acilen ihtiyacı var. Oynanan oyun üçgen hücum olsun ya da small ball veya sete set. Kwame bunların hiçbirinde takımı ezberin içine sokamıyor, alışılagelmişin dışına çıkartırken de sorunun kaynaklarından birisi oluyor. Lakers idealindeki oyunun gerektirdiği gibi şut atamıyor ve de hiçbir oyunun idealindeki gibi farklı skor seçenekleri üretemiyor. Kwame’nin bu konuda çözüm olamayacağı aşikâr. Yönetimden kişiler ise Garnett için Bynum’u vermeye dahi isteksiz. Bu tip şeyler sizi bir oyuncu hakkında umutlu düşünmeye yönlendiriyor ve onda birkaç numara olduğuna inanmaya başlıyorsunuz...

Bynum için de gelişen süreç böyle. Yani birkaç numarası olduğuna inanıyoruz. Yani… Birkaç numarası olsa iyi olur.
 
Bu köşeye yazılan bir önceki yazı >
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte, Mozilla Firefox 2 tarayıcısı ile görüntülenebilir!
Copyright © 2006-2008 LakersTR.com | admin@lakerstr.com