| Bir Garip Savunma |
|
|
| >> Bülent Bedri | |
| Cuma, 08 Aralık 2006 | |
Havalar hala tam bozmamış, takım şimdiye kadar oynadığı maçların üçte ikisini kazanmış, Kobe ameliyattan beklediğimizden daha sorunsuz dönmüş, Farmar tabiri caizse kütür kütür alıyor dakikalarını; keyfimizin yerinde olması gerek değil mi? Sizi bilemem ama, benim değil. Takımın sezonun bu zamanına kadar olan oyun anlayışından memnun değilim. Ne demek şimdi bu?Açıklamaya çalışayım... İstatistikler Konuşsun Öncelikle aşağıda vereceğim rakamları okurken, 18 maçımızın 13’ünü iç sahada oynayarak elde ettiğimizi unutmadan okuyalım. Yani, biraz karamsar bakalım. 101.5 maç başına sayı ile 5. sıradayız; ki bu gayet iyi bir derece. Yenilen sayılarda ise, 98.38 ile 14. sırada; rakamlar arasındaki farka bakınca hoşa gidiyor. Bu fark bakımından da 8. sıradayız. Ama, dediğim gibi maçların üçte ikisinden fazlası iç sahada idi. Başka bir güzellikte saha içi yüzdemizde, .479 ile 4. sıradayız. Karşıdaki takımı ise, .461 de tutmuşuz, bu da üstten 12. sıraya denk geliyor. Eh bu da kulağa hoş geliyor. Maç başına asistte ise, sivrilen bir asist yapan oyuncumuz olmamasına rağmen 5. sıradayız. Bu konuda bu kadar yüksekte olup, bir oyuncunun sivrilmediği tek takımız. Şimdi buraya dikkat, karşı takımlara asist yaptırmada ise, ligde 10. sıradayız. Bizim galibiyet oranımıza sahip olup, bu kadar asist yaptıran başka takım yok. Şöyle söyleyeyim... Ligde bizimle aynı veya bizden iyi galibiyet oranına sahip takım sayısı 5. Bunları karşı takımlara yaptırdıkları asist sayılarına göre dizdiğimizde ise, Orlando 24., Utah 26., San Antonio 28., Houston 29., Dallas 30.; sanırım ne kadar dikkate değer bir istatistik olduğunu anlatabilmişimdir. Bu kadar takımın arka arkaya dizilmesi tesadüf olamaz. Demek ki, savunmada karşı takımın oyununu bozmada sıkıntılarımız var. Ribauntlarda, aldığımız 40.5 rebound ile 21. takımız. Yukarıdaki beşliden herhangi biri altımızda değil, hatta civarımızda bile değil. Verdiğimiz reboundlarda durumumuz iyi, sondan altıncıyız. Top çalmada 16. gibi vasat bir sırada iken, top çaldırmada lig lideriyiz. Smush ile bu sürpriz değil tabii. Bu top çaldırma ile, top kaybında lig lideri olduğumuzu da tekrar belirtmeye gerek var mı bilmiyorum... Bir de ligin en çok faul yapılan takımıyız, diğer takımları terbiyeye davet ediyorum. Ee N’oldu Şimdi? Dikkat çekmek istediğim, verilen asist istatistiği ve top çaldırma mevzuu idi. Elim değmişken, ötekilerin de bir kabasını alayım dedim. Top çaldırma ve top kaybı olayı, PG mevkiimizdeki ciddi sıkıntıdan kaynaklanıyor. Bunu gerek diğer yazar arkadaşlardan, gerekse forumumuzdan yakından takip edebilirsiniz, ediyorsunuzdur. Benim değinmek istediğim şu savunma anlayışı. İtirazım Var Hakim Bey Alan savunması kullanmadığımızı, Phil’in sevmediğini göz önüne alırsak; adam adama savunma nedir, ne değildir, biraz açmamız gerek (Derin bilgilerinden faydalandığım Sky’a buradan şükranlarımı sunmak isterim, her ne kadar kendisi burayı okuyamayacak, okusa da anlayamayacak olsa da...). Adam adama savunma 3 aşamadan oluşur. Dış oyunculara üçlük çizgisinin dışında yapılacak savunma, adam değiştirme ve içeride blok gücü. Gelin şimdi bunları Batı’daki diğer play-off namzedi takımlar ile karşılaştıralım. Tabii önce kendi durumumuz nedir. 1- Dış oyunculara yapılacak savunmada her şeyin başladığı yer zaten ya da bittiği. Buradaki ilk 5 oyuncumuz Smush. Fizik olarak aslında çok büyük zaafları yok. Ama, savunma denilince beyimiz top kapma anlıyor ve bu top kapma çabaları esnasında yerini kaybedip, karşı takım point gardlarına çok güzel alan yaratıyor. Karşı takım PG’larının sürekli kariyer maçlarını oynaması sürpriz değil. Tabii burada sadece o oyuncunun attığı sayılar değil, attırdıkları da var. Malum Smush’tan bu kadar kolay kurtulan gardlar soluğu pota altında alıyor ve bunu önlemek için diğer oyuncular yerlerini ve adamlarını kaybediyor. Sonrası malum zaten. Bunu sadece top kapma çabasına bağladığım da sanılmasın. Ayak hızı da pek iyi değil Smush’un, yani kapasitesi sınırlı. Topun önünde durması pek mümkün gözükmüyor. Bu da savunmada ciddi bir sıkıntı, zira dış adam savunmasında asıl olan adamın değil topun önünde durabilmek. Bunu becerenler de zaten iyi savunmacı oluyor. Beceremeyenler ise, Smush oluyor. 2- Adam değiştirme, buna güzel bir Türkçe bulamadım asla, bulabilen varsa beri gelsin. Amerikanların “rotation underneath” dedikleri olay. Stockton topu yarı sahaya getirir, oyun kurmak için üçlük çizgisinin orda mevzi alır. Malone ona doğru yanaşır. Üçlük çizgisinin önünde bir perde yapar. Bundan faydalanan Stockton savunmacısını atlatır. Ve eğer yardım geç kalır ya da gelmezse kaldırır şutu yazar. Yok Malone’un adamı yardıma gelmişse, Gard yerini almaya uğraşıyordur ve Malone içeri devriliverir. Sonra “from Stockton to Malone” olur. Senelerce bunu seyrederek büyüdüm. Bizim savunmanın temel sıkıntılarından biri de işte bu. “Pick and Roll savunması”. Ne Smush perdeye takılmadan adam savunabiliyor, ne de yardıma gelen uzun yeterince hızlı olabiliyor. “Pick and Roll” savunması konusunda ligin en kötü takımlarından biriyiz. 3- Blok tehdidi, aslında bir blok tehdidimiz var. Ama, şimdi bankı ısıtıyor, doğal olarak. 19 yaşındaki bu blok tehdidi “olana” kadar bu konudaki sıkıntılarımız devam edecek gibi. Smush gibi bir PG varken bu adamın varlığı çok daha önemli, içeri gelenleri süpürmek açısından. Ameliyattan sonra ayakları yavaşlayan Fisher ile başarılı olabilmemizi açıklayan tek etken “Koca oğlan”ın varlığıdır. Fisher geçseler de, içeride kendini neyin beklediklerini biliyorlardı. Şimdi ise, onları bekleyen Odom ve Kwame. Tamam kabul ediyorum, Kwame birebirde güçlü bir savunmacı, şimdiye kadar gördüğümüz kadarıyla bloklarda da geçen sene bıraktığımız yerde değil, ilerletmiş işi. Ama, Bu takım yapısı içinde, pivot oynayan oyuncunun savunma lideri olması şart. Kwame o seviyeye gelemedi. Bynum var, ama o da çok genç hala 30’lu dakikalar beklemek hayal. Yine de diğer iki başlığa baktığımızda en iyi olduğumuz konu bu. Diğer Takımlardan Ne Haber, Ne Haber, Daha Ne Haber... Zaten bütün derdimiz de bu. Batı'da playoff takımı dediğimiz takımların tamamında (tabii ki Suns hariç), bu 3 savunma alanından en az ikisini iyi yapıyor takımlar. San Antonio – İçeride ciddi blok tehditleri var. Adam değişmede ayakları hızlı, iyi pozisyon alan topçuları var. Dallas – Hem Diop, hem de Dampier her zaman blok tehdidi. Adam değiştirmede yine iyiler. Arka alanlarında oyuncularda hem alan savunmasını, hem adam adama savunmayı başarı ile yapan isimler. Houston – Yahoo Denver – Camby ile bağlan hayata. Utah – Blok var. Adam değiştirme işini iyi yapacak adamları var. Skorer tutacak bir de AK47 var. Daha n’olsun. Tabii Mehmet ile 2 numarada savunma problemi de var. Los Angeles Lakers – Adam değiştirme yavaş ve geç. PG savunması felaket. Blok tehdidi yok. Buyurun ilk 6 takım içinde bizden başka 3’ünü de yapamayan takım yok. Suns’da bile Marion var blok tehdidi olarak. Şimdi Suns yapıyor, kısmına girmeyelim işin. Adamın elindeki kadro ile bizimkini karşılaştırırım, hepimiz üzülürüz. Tıraşı Kes, Hep Şikayet... Çözüm Üret! İlk olarak PG problemi. Bu alan için elimizde çok nefis bir malzeme var. Ama, bunu daha kullanılmaya hazır değil. Olması, pişmesi lazım. Farmar’dan bahsediyorum. Oyun zekası olarak olsun, “triangle”a uyumu olsun, oyun içindeki tercihleri olsun (Allah aşkına şu tercih işinde bir de Sashat’ın haline bakın). Savunmada da ayaklarının hızı ile olsun, topun önünde durabilmesi ile olsun, doğru adam olduğunu gösterdi. Ama, fiziksel olarak uyum sağlamak kolay değil. Aslında yazı iyi geçirmiş, hala da birkaç kilo almış sanırım. Yine de yeterli değil. Bir de onu, seneye ilk 5 olduğunda görmek gerek. Neyse fazla konuşup nazar değdirmeyeyim. Kısa vadede yapacağımız hareket ancak takastır. 15 Aralıktan sonra sezon başında antlaşma imzalayan topçuların transferine müsaade edilecek. Piyasa da hareketlenecek. Orada bir hamle çabasında olmamız lazım. Ama, kişisel olarak ümitli değilim bu konuda. Dedikodu duyduğumdan değil ama iki isim var kafamda. Biri Sonics’de aldığı süreden memnun olmayan, bizim mahallenin topçusu Watson. İyi savunmacıdır. Şutunu her sene biraz daha geliştirdi. Bakmayın bu seneki rakamlarına dediğim gibi problemleri var takımda. Eh biz de fazlasını istemiyoruz. Kontratı tuzlu biraz ama. Gülü seven dikenine katlanacak. Gelecek sene Lewis’e kontrat vermek finansal anlamda rahatlamak isteyen Sonics’e sezon sonunda kontratı biten Mihm + Smush verirsek zorluk çıkaracaklarını sanmam. Eski topçuları Shammond’u da ekleyebiliriz bunun üstüne. Kafamdaki ikinci isim, Banks. Yine mi değil. Onun da Suns’da oynanan sistemde sorunları var. Bir türlü uyum sağlayamadı. En iyi yaptığı işi olan savunma o yörede pek rağbet görmüyor. Hızlı oyunda da sıkıntıları var. Bizde triangle’ı nasıl öğrenecek emin değilim. Çünkü, Suns’ın oyun sistemine dahi, karar almada sıkıntılarını gördük. Triangle gibi bir sisteme nasıl tepki verir, yazın olduğu kadar emin değilim. Ama, kelepir kontratı var. İyi savunmacıdır. Şutu daha boş kalıp, set içinde bulursa başarılı olacaktır. En azından alınabilir bir risk. Karşılığında Suns’ın ezelden beri sevdiği Cookie’yi verirsek, reddetmezler sanırım. Böylece bir taşta iki kuş vurmuş oluruz. Hem arka alana savunmacı bir gard alırız, hem de Cookie’den kurtuluruz.İkinci olarak adam değiştirmede daha savunma yönü iyi ve zeki oyuncular. Bunu da aslında Turiaf ile çözebiliriz. Phil Baba, ısrarla iki uzunla oynamıyor. Halbuki Odom’u tekrar 3’te görebileceğimiz rotasyonlar denenmeli muhakkak. Kwame - Turiaf - Bynum troykasının 4-5’de aldığı süre arttıkça, bizim refaha erme olanağımız da artacak. Son olarak, blok işinin çözümü de yine bu üçlüye bağlı. Kwame bazen çok iyi yaptığı tehdit olma işini daha sık tekrarlarsa “tam süper olacak”. Bynum’un süreleri artacak, ama panik yok acele etmeyelim. Phil bir yerlerde geçen “Hey bu çocuk daha 19 yaşında. Bir sene önce periyotların 6 dakika olduğu lisede top oynuyordu” mealinde bir kelam etti. Katılmamak elde değil. Ama, bak Turiaf da var baba, O'nu bari gör. Bir de Bynum demişken, Phil ile aralarında bir atışma oldu geçenlerde. Onu da ben anlatacak değilim, Şansal anlatsın. Ee Ağlayalım Mı Yani Şimdi %66666666666666’lık"Dereceye? Değil tabii, ama toz pembe görünmesin her şey. Savunma anlamında ciddi sıkıntılarımız var. Yazın MLE aldığımız Radman’ı hala etkin kullanamıyoruz. Dış atışlarda soruna sebep oluyor bu, Walton’ın performansına rağmen. Alan savunmasına hücum edemiyoruz. Uzuna top inmiyor (Oh şu cümleyi de kurdum benzerleri için bakınız: kanatlar çalışmıyor, yırtıcı santrfor lazım bu takıma). Fena gitmiyoruz ama böyle de bakalım olaylara şimdi de. Pincus’dan arakladığım şekilde bir hesap yapalım. Şimdiye kadar 18 maç ettik. Bunların 13 tanesi evimizde, 5’i ise dışarıda idi. Evdeki 13 maçtan 10 tanesini kazanıp, 3’ünü kaybettik. Deplasmanda da 5 maçtan ikisini kazanıp, 3’ünü kaybettik. Evdeki başarı oranımız .769. Toplam içerde 41 maç oynayacağımızı düşünürsek 31,5 galibiyet eder. Yarım notta kanaat kullanıyorum. Eder 32 galibiyet. E dışarıda da 41 maç oynanacak haliyle onu başarı oranı olan .400 ile çarparsam, 16.4 ediyor. Az önce çıktık şimdi inelim, 16 de sen ona. 32 artı 16 eder mi sana 48. Şu iyi gibi görünen galibiyet oranı ile dahi 50 galibiyet barajını aşamıyoruz. Sağlıklı bir hesaplama olduğunu falan iddia etmiyorum, yanlış anlamayın; ama, bir de bu boyutu var işin. Sağlıcakla kalın, Lakerslı günler... Bülent Bedri |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Havalar hala tam bozmamış, takım şimdiye kadar oynadığı maçların üçte ikisini kazanmış, Kobe ameliyattan beklediğimizden daha sorunsuz dönmüş, Farmar tabiri caizse kütür kütür alıyor dakikalarını; keyfimizin yerinde olması gerek değil mi? Sizi bilemem ama, benim değil. Takımın sezonun bu zamanına kadar olan oyun anlayışından memnun değilim. Ne demek şimdi bu?
Alan savunması kullanmadığımızı, Phil’in sevmediğini göz önüne alırsak; adam adama savunma nedir, ne değildir, biraz açmamız gerek (Derin bilgilerinden faydalandığım
İlk olarak PG problemi. Bu alan için elimizde çok nefis bir malzeme var. Ama, bunu daha kullanılmaya hazır değil. Olması, pişmesi lazım. Farmar’dan bahsediyorum. Oyun zekası olarak olsun, “triangle”a uyumu olsun, oyun içindeki tercihleri olsun (Allah aşkına şu tercih işinde bir de Sashat’ın haline bakın). Savunmada da ayaklarının hızı ile olsun, topun önünde durabilmesi ile olsun, doğru adam olduğunu gösterdi. Ama, fiziksel olarak uyum sağlamak kolay değil. Aslında yazı iyi geçirmiş, hala da birkaç kilo almış sanırım. Yine de yeterli değil. Bir de onu, seneye ilk 5 olduğunda görmek gerek. Neyse fazla konuşup nazar değdirmeyeyim. Kısa vadede yapacağımız hareket ancak takastır. 15 Aralıktan sonra sezon başında antlaşma imzalayan topçuların transferine müsaade edilecek. Piyasa da hareketlenecek. Orada bir hamle çabasında olmamız lazım. Ama, kişisel olarak ümitli değilim bu konuda. Dedikodu duyduğumdan değil ama iki isim var kafamda. Biri Sonics’de aldığı süreden memnun olmayan, bizim mahallenin topçusu Watson. İyi savunmacıdır. Şutunu her sene biraz daha geliştirdi. Bakmayın bu seneki rakamlarına dediğim gibi problemleri var takımda. Eh biz de fazlasını istemiyoruz. Kontratı tuzlu biraz ama. Gülü seven dikenine katlanacak. Gelecek sene Lewis’e kontrat vermek finansal anlamda rahatlamak isteyen Sonics’e sezon sonunda kontratı biten Mihm + Smush verirsek zorluk çıkaracaklarını sanmam. Eski topçuları Shammond’u da ekleyebiliriz bunun üstüne. Kafamdaki ikinci isim, Banks. Yine mi değil. Onun da Suns’da oynanan sistemde sorunları var. Bir türlü uyum sağlayamadı. En iyi yaptığı işi olan savunma o yörede pek rağbet görmüyor. Hızlı oyunda da sıkıntıları var. Bizde triangle’ı nasıl öğrenecek emin değilim. Çünkü, Suns’ın oyun sistemine dahi, karar almada sıkıntılarını gördük. Triangle gibi bir sisteme nasıl tepki verir, yazın olduğu kadar emin değilim. Ama, kelepir kontratı var. İyi savunmacıdır. Şutu daha boş kalıp, set içinde bulursa başarılı olacaktır. En azından alınabilir bir risk. Karşılığında Suns’ın ezelden beri sevdiği