| Sezon Başlangıcı |
|
|
| >> Ufuk Erenoğlu (misafir) | |
| Çarşamba, 22 Kasım 2006 | |
Yeni sezona son derece sakat bir başlangıç yaptık. Kobe, Mihm ve coach Jackson, ameliyatları yüzünden hazırlık döneminde takımla birlikte olamadılar. Buna rağmen preseason’ı hiç fena geçirmedik (4-4).Gerçi “hazırlık maçları bunlar normal sezonda bu eksiklerle dağılırız diye düşün lakerların sayısı -ki ben de onlardan biriyim- çoğunluktaydı ama Lamar öncülüğünde diğer çocukların gayretleri ve daha sonra da aslanımız Kobe’nin dönüşüyle korkulan olmadı ve 22.11.2006 itibariyle (bu sabah Clippers’ı yendik) 8-3 lük galibiyet mağlubiyet derecesiyle sezona başladık. Aslında Kobe hiçbir maçta tam verimde oynayamadı ama yine de “yeni dönüşü” diyorum çünkü daha yeni yeni kendi gibi oynamaya başladı. Bu sabahki istatistikleri 40 sayı, 5 ribaund, 5 asist...
Aslına bakarsanız durum hala pek iç açıcı görünmüyor. Çünkü Mihm, yeni bilek ameliyetı oldu ve dönüşü 6 ila 8 ay arasında tahmin ediliyor. Yokluğunda sıkıntı olacak gibi görünüyor. Çünkü 19’luk Bynum’dan başka gerçek bir 5 numaramız yok ve aslında 3 numara olan Lamar’ı 4 numara oynatıyoruz. Kwame biraz kendini toparlar gibi (sabah; 10 sayı, 14 ribaund, 3 blok) oldu ama hem nitelik hem de nicelik bakımından pota altında rahat bir takım değiliz maalesef. Kobe Bryant ve Diğerleri Kobe, Lakers takımının her açıdan en büyük silahı ve günden güne olgunlaşan bir süper yıldız. Takım arkadaşlarını da oyuna katıp onları daha iyi oynatıyor ve bunu ilk oynadığı maçlarda da gösterdi. Kobe’yi herkes sevse de sevmese de O’nu gayet iyi tanıyor. Hala saygısızlık yapma cüretini gösterenler de istemeyerek de olsa O’nun hakkında ileri geri konuşmuyorlar. Çünkü her an uçuk bir şeyler yapıp onları rezil edebilir. Bu yüzden fazlaca Kobe‘den bahsetmeyi anlamlı bulmuyorum…Gelelim diğerlerine... Uzun zaman çokça konuşulmasına rağmen Odom’lu Bynum’lı Garnett takası olmadı ve iyi ki de olmadı. Bynum’un şu ana kadarki performansı kötü olmasa da ve gelecek vaat ediyor olsa da bu takasın gerçekleşmemesine sevinmem bu yüzden değil. 30 yaşında bir adam alıp 19’luk bir genci vermek şu uzun yokluğunda pek akıl karı değil sanki. Ayrıca delikanlı gerçekten gelecek vaat ediyor ve Lakers yönetimi de gelmiş geçmiş en teknik uzun olan Kareem Abdul Jabbar’ı asistan coach kadrosuna ekleyerek O’nun için ne kadar uzun vadeli ve ciddi düşündüğünü gösterdi, iyi de etti. Draft edildiğinden beri patlaması beklenen tuğla elli Kwame de beklediğimin üzerinde bir performans sergiliyor son zamanlarda. Umarım bu double double’lar devam eder ve maçlara ilk beşte başlamamayı kafasına takmaz. Çünkü takımın içerde güçlü kuvvetli, savaşan bir adama gerçekten ihtiyacı var ve kadroda bu tanıma uyan şimdilik Turiaf ve Kwame var. Sözü açılmışken Turiaf’a da kısaca değinelim; Ronny beklentilerin üzerinde performans vereceğe benziyor. Güçlü, inatçı ve takipçi, dikkatli izleyin. Takım bu sene Farmar, Evans ve Williams gibi üç yeni guard aldı. Sebebi ise malum Smush’un özellikle playoff’larda kaybolması ve -belki de bu yüzden- Kobe’nin O’nu pek sevmemesi. Farmar çabuk, akıllı ve skora dönük bir oyuncu ve O’ndan ümitliyim ama 20 yaşın tecrübesizliği ile pek fazla dakika alabileceğini sanmıyorum. Evans ise güçlü ve atletik bir adam. Umarım beklendiği gibi savunmaya direnç getirebilir. Shammond Williams ise tecrübeli ve kurnaz ama takıma uyumu konusu biraz soru işaretli… Ayrıca her iki guard pozisyonunda da oynayabilen ama nedense Lakers taraftarlarının pek sevmediği Vujacic var. Yani guard pozisyonlarında en azından nicelik olarak sıkıntımız yok, savunma dışında. Sıkıntımızın olmadığı bir diğer pozisyon ise 3 numara yani kısa forvet. Şu anda Luke Walton bu pozisyonda ilk beş başlıyor ve açıkçası biraz ribaund katkısı hariç performansı fena değil. Dakiaları paylaştığı Radmanovic ise sakatlıktan yeni çıktı ve henüz tam hazır değil ama O’nun da takım için yararlı bir adam olduğunu (ya da olacağını) düşünüyorum. Burada bir de durarak oynaması ve yeterince savaşmaması, ribaund kovalamaması yüzünden eleştirdiğimiz Cook var ki bence O da orta mesafe şutunda biraz daha istikrarlı olursa fayda sağlar. Aslında sağlamalı da çünkü orta mesafe şutundan başka belirgin bir hücum tehdidi yok. Sonuç olarak ben bu sezon geçen sezonki 45 galibiyeti 50 civarına taşımamız gerektiğine, taşıyabileceğimize inanıyorum. Çünkü Kobe artık çok daha olgun, takım genç ve biraz daha tecrübeli, takviyeler de oldu ve halen en iyi aktif coach Jackson ile çalışıyoruz. Geçen playoff’ta olmasa da bu sezon ilk turu geçeceğimizi, sıkı çalışır ve Kobe liderliğinde sert bir takım olmayı başarabilirsek konferans finaline bile gidebileceğimizi düşünüyorum. Birazcık da şans lazım tabi… Ufuk ERENOĞLU |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Yeni sezona son derece sakat bir başlangıç yaptık. Kobe, Mihm ve coach Jackson, ameliyatları yüzünden hazırlık döneminde takımla birlikte olamadılar. Buna rağmen preseason’ı hiç fena geçirmedik (4-4).Gerçi “hazırlık maçları bunlar normal sezonda bu eksiklerle dağılırız diye düşün lakerların sayısı -ki ben de onlardan biriyim- çoğunluktaydı ama Lamar öncülüğünde diğer çocukların gayretleri ve daha sonra da aslanımız Kobe’nin dönüşüyle korkulan olmadı ve 22.11.2006 itibariyle (bu sabah Clippers’ı yendik) 8-3 lük galibiyet mağlubiyet derecesiyle sezona başladık. Aslında Kobe hiçbir maçta tam verimde oynayamadı ama yine de “yeni dönüşü” diyorum çünkü daha yeni yeni kendi gibi oynamaya başladı. Bu sabahki istatistikleri 40 sayı, 5 ribaund, 5 asist...
Kobe, Lakers takımının her açıdan en büyük silahı ve günden güne olgunlaşan bir süper yıldız. Takım arkadaşlarını da oyuna katıp onları daha iyi oynatıyor ve bunu ilk oynadığı maçlarda da gösterdi. Kobe’yi herkes sevse de sevmese de O’nu gayet iyi tanıyor. Hala saygısızlık yapma cüretini gösterenler de istemeyerek de olsa O’nun hakkında ileri geri konuşmuyorlar. Çünkü her an uçuk bir şeyler yapıp onları rezil edebilir. Bu yüzden fazlaca Kobe‘den bahsetmeyi anlamlı bulmuyorum…