| Sakat Bir Başlangıç |
|
|
| >> ANALİZ: Ali Güney | |
| Cumartesi, 28 Ekim 2006 | |
Geçen sene normal sezonun sonu ve playoff oyunumuzun damaklarda kalan tadı, yeni sezonki ümitlerimizin temeli. Bütün yaz süren heyecan ve sabırsızlık, ilaç kokularıyla birleşerek soru işaretlerine dönüştü zihinlerde. Sezon öncesi kampı boyunca oynadığımız maçlarda gördüklerimiz önümüze bakarken içimizi rahatlatsa da asıl performansımıza ulaşabilmemiz kadronun ideal şeklini alabilmesi ile mümkün, bu ise zamanla…
Birbiri ardına gelen sakatlıkların gölgesinde geçirdiğimiz kamp süreci kimsenin istediği gibi geçmedi aslında. Tabi bizi mutlu eden şeyler olmadı değil. Hatta farkına varabildiklerimiz, işin tesellisinden çok daha fazlasıydı. Ancak bahsedilen hedefler ve kademe atlama yönünde takımı sezon başından itibaren bir bütün olarak görebilmek daha huzur verici olacaktı. Geçen seneden bu yana yapılan eklentilerle beraber şöyle büyük seçim bir menü bulamadık önümüzde. Yaz ortası Kobe’nin sakatlığı, milli takım kadrosundan çıkarılışı ve ameliyatı, yeni sezona kadar yaşanacakların habercisiymiş meğer. Peşinden gelen Phil Jackson’ın ameliyatı ve bunun takımın bütünleşme yönünde en büyük adımların atılacağı dönem olan kamp dönemine denk gelmesi ayrı bir “tuz biber” oldu. Hazırlık maçlarına takım, asistan koç Kurt Rambis’in yönetiminde çıktı. Denver maçından önce bastonuyla idmana katılan Jackson’ın ağrılarından kurtulduğu ve kendini rahat hissettiği gözlendi. Sezon açılışında Suns karşısında takımın başında olabilecek gibi. Bu ikisi dışında Chris Mihm, Kwame Brown ve Shammond Williams’ın sakatlıkları devam ediyor. Smush Parker, Sasha Vujacic, Aaron Mckie, Von Wafer, Vladimir Radmanovic ve Brian Cook kamp boyunca sakatlıktan nasibini alan diğer oyunculardı.Kobe’nin sakatlığı, akıllardaki en büyük soru işareti tabi ki. Suns karşısındaki sezon açılışında oynayacağı yönünde haberler dolaşıyor. Asıl sorun onun ne kadar çabuk döneceği değil, ne zaman sağlıklı bir şekilde döneceği. Şimdilik koşulara devam ediyor ve idmanlara katılıyor. Ağrıları tam anlamıyla geçmiş değil. Kendisini iyi hissettiğini ve Suns maçında oynamak istediğini söylüyor. Ancak oynaması şu anda kimseyi rahatlatmayacak. Gerçek şu ki, sezon 82 maç ve bize gerekli olan %100’e yakın bir Kobe. Özellikle de ciddi süreler sahada kalabilecek. O yüzden bir an önce kadrodaki yerini alması gibi bir derdimiz yok. Aslında onun yokluğu bir bakıma hücumda diğer oyuncular için kendilerini gösterebilecekleri ciddi bir ortam haline dönüşmüştü kamp boyunca. Tabi bu kimsenin tercih ettiği bir şey değil ama diğer oyuncular için üçgen hücuma daha rahat adapte olabilecekleri ve daha kolay uygulayabilecekleri bir ortam vardı Kobe’nin yokluğunda. Bu kadar olumsuzluk yaşadıktan sonra mazur görülebilecek bir “Pollyannacılık”tan fazlası bu bahsettiğim. Bunu iyi değerlendirenlerden biri çaylak Farmar. Oyun kurucu oynayacak dört oyuncumuzdan rotasyonun en sonunda belki ama kamp döneminin sakatlık yaşamayan tek 1 numarası. Shammond Williams kalçasındaki stres kırığı tam olarak iyileşmemişken karnında yaşadığı problemler yüzünden sadece 3 hazırlık maçında oynayabildi. Bunun yanında Smush ve Sasha da sakatlıklardan nasibini aldı. Farmar ise hızlı öğreniyor üçgen hücumu. Saha görüşü ve oyun zekâsı konusunda yeteri kadar şımartıldı zaten, daha fazlasına lüzum yok. Savunmada iyi çalışıyor ama problemleri devam ediyor. Hala pick’n roll savunmasında adam değişmede zorluk yaşıyor. Bire bir savunmada ise agresif oynayan hızlı guardlara karşı eksik kalabildiğini gördük. Jackson’ın dönmesi ve diğer guardların tamamen iyileşmesi ile beraber dakikaları bir elin parmaklarına kadar inecektir. Sezon ortasına doğru ise dakikalarının artması muhtemel. Radmanovic sağ el serçe parmağında yaşadığı sakatlığın etkilerinden tam olarak kurtulabilmiş değil. 3 hazırlık maçında oynayamadı. Diğer yandan oynadığı 5 maçta 2/15’lik bir üç sayı yüzdesi ile oynadı. Sağ elinin yüzü suyu hürmetine transfer ettiğimiz birinin yaşadığı bu sakatlık çok şey ifade ediyor bizler için. Şut atarken zorlandığı bariz. Rakip oyuncular da bunun farkında ve sert temasları onu zor durumda bırakacak. Dayanamaz duruma gelirse - ki bu sakatlık onu bütün sezon rahat bırakmayacak türden bir hadise gibi duruyor şu an - ameliyat olması gündeme gelebilir. Kendisi şimdilik olayı o noktaya taşımıyor ama onun bir an önce kendini bulması takım için önemli Kimsesiz Kalan Pota Altı! İkinci büyük sorunumuz pivot pozisyonunda. Chris Mihm’in bir türlü iyileşemeyen bileğine, Kwame’nin omzundaki sakatlık eklendi. Kwame ilk iki haftayı kaçırıyor. Mihm’in durumu ise tam bir muamma. Ne zaman döneceği yönündeki sorulara karşılık bir ay sonraya verilen bir tarih söz konusu ama bu iyimser olup olmama durumu bile yoruyor insanı. Zaten pota altı savunmasından yoksun olan bir takım için bu büyük bir handikap. En azından Kwame dönene kadar oynayacağımız takımların çoğu, pota altı gücü yüksek olan takımlar değil. Kamp başından beri merak edilen asıl mevzu bu bölgede kimin ilk beşte çıkacağıydı. Bynum ise ilk beşteki yerini almaya çoktan hazır. 19’una basmasının üzerinden bir hafta geçmeden sezon açılışında gözler üzerinde olacak. Üzerindeki tedirginlikten kurtulma konusunda kendini geliştirmesi onun için büyük artı. Top ona indikten sonra kafasını kaldırıp boştaki oyuncuyu bulma yada kat edenleri topla buluşturmadaki meziyetlerini gördük hazırlık maçlarında. Üzerine gelen ikili sıkıştırmalar ile mücadele ederken gösterdiği emin hareketler ulaştığı seviyenin en büyük göstergesi. Denver maçında içerde pozisyon aldığı bir hücumda topu kendisine indirmeyen Vujacic’e giydirişi kimsenin gözünden kaçmamıştır sanırım. Bu kendine güven ile alakalı bir şey. Savunmada çok önemli bir unsur ki, bu çok sevindirici bir hadise takım için. Özellikle de kolay faul alan bir oyuncu için. Hazırlık maçlarında bu konuda telkin yediği çok belli. Daha sakin ve kontrollüydü. Faul problemine gireceği her maç diğerlerinin üzerine binen çok ağır bir yük demek. Bütün bu gelişmelere rağmen ondan istikrarlı bir oyun beklemek için hala erken. Öğrenmeye, oynarken devam eden her genç oyuncu gibi onunda da inişli çıkışlı performanslar sergilemesi doğal. Pota altı oyuncularımızın sakatlığı Turiaf’ı ikinci pivot konumuna getirdi. Geçen sene kenarda havlu sallarken ve hoplayıp zıplarken gösterdiği başarıyı, bu sene hücum ribauntlarında ve boyalı alan savunmasında da görmek istiyoruz. Rotasyonda 5 numaraya kaydığı için yanında sağlam bir pivot ile oynamayacak. Bu onun için bir dezavantaj. Dolayısıyla onun sahada kaldığı dakikalarda ön alanda kendisine eşlik edecek diğer oyuncuların hücumda içeriyi daha fazla zorlaması yani üçgeni daraltması gerekiyor. Savunmada ise içeri daha fazla gömülen bir oyun yapısı bekleniyor. Mücadeleci oyunu bolca işimize yarayacak. Dünya Şampiyonası’nda ve hazırlık döneminin bir döneminde hücumda nasıl etkili olabileceğini göstermişti. Ondan daha fazla yarar sağlayabileceğimiz ve Turiaf’ın da benimsemesi gerektiği asıl görevi hücum ribauntları ve savunma sertliği. İyi bir blokçu zaten. Takımı ateşlemek için kullanabileceği, etrafta da ender rastlanan bir özellik bu. Kısa zamanda üzerine yüklenen bu sorumluk karşısında belli bir süre tatminkâr bir performans sergilemesi gerekiyor. Elinden gelenin en iyisini yapacağına kimsenin şüphesi yok zaten. Zayıf karnımız olan pota altı savunmasına vermesi gereken çok şeyi var. Eldeki problemler zamana bağlı olsa da, konuya zamansız bir hız denklemi gibi bakmakta fayda var. Bilindiği gibi anormal bir fikstüre sahibiz. Oynayacağımız ilk 20 maçın 17’si iç sahada. Sezona hızlı bir giriş yapma ihtiyacı ortadayken bu maçlardan %50’in üzerinde bir galibiyet yüzdesi çıkarmalıyız. Sezonun geri kalanındaki uzun deplasman turları ağırlıklı fikstür. O yüzden Bynum gibi oyuncuların sezon başı performansları önemli. Bunun yanında Odom’a da çok büyük iş düşüyor. Geçen sezon allstar arasından sonra oynadığı oyuna ve dolduracağı istatistik kâğıtlarına çok ihtiyacımız var. Özellikle de hücumda daha büyük bir rol üstlenmesi, kullanılan toplardan da daha fazla pay alması lazım. Üçgen hücumda kendisinden istenen bu yeni rolünde bazı sıkıntılar yaşıyor. Sistem oyunu içerisinde kendi oyununu yaratabilen ve daha fazla agresif oynayan bir kimliğe bürünmeli.Bir diğer kalemiz ise tabi ki Walton. Kampın en iyilerinden biriydi. Sahadaki duruşu ve olgun oyunuyla takımın geri kalanına güven vermeyi sürdürüyor. Kenardan gelsin yada ilk beş çıksın fark etmiyor, mücadelesini ve sahip olduğu o ruhu sahada vurgulayıp etrafındakilere kabul ettirebiliyor. Odom ile birlikte takımdaki paylaşımcı oyun yapısının liderlerinden. Pas yüzdesindeki istikrar, dış şutlarına da yansımış durumda ki bu herkesi heyecanlandıran başka bir durum. Sisteme yatkın oyun yapısı etrafındakilerin işini kolaylaştırıyor. Onun iyi oynaması gerçekten önemli. Kenardan gelerek skor yükünü koruyabilmemizi sağlaması gerekiyor. Son Olarak... Denver maçı öncesinde Von Wafer ve J.R. Pinnock’un da takımdan kesildiği haberleri yayınlandı. Yaz Ligi’ndeki kötü performansı ve kamp süresince yaşadığı sakatlık ile hiçbir varlık gösteremeyen Wafer’ın kesileceği zaten kesindi. Draftın sonlarına sıkıştırdığımız bir hamle ile kadroya kattığımız ve Yaz Ligi’ndeki performansı ile beğeni toplayan Pinnock’ın takımda kalmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Hatta uğruna McKie’nin gönderilmesi bile gündemdeydi. Fakat asıl sınavın kamp döneminde yaşandığını öğrenen Pinnock da bu seviyeleri kaldırabilecek düzeyde olmadığını gösterdi ve Wafer ile birlikte kadrodaki oyuncu sayısını 16’ya indirme konusunda büyüklerimize yardımcı olmuş oldu. Şu anda hala kadroda bir tane fazla oyuncu bulunuyor. Sezona başlamadan kadrodaki oyuncu sayısı 15’e inmek zorunda. Devin Green yaz boyunca oynadığı oyunla sistem içerisinde faydalı olabilecek bir oyuncu profili çizdi. Fakat hazırlık maçları ile birlikte performansı düşüşe geçti. Kadroya girecek son oyuncu olma yarışında şimdilik Aaron McKie’nin gerisinde gibi. Mckie’nin tecrübesi ve soyunma odasındaki varlığının takım üzerindeki olumlu etkisinden söz ediliyor. 2.5 milyon dolarlık garanti kontrata sahip olması da bu alanda ona öncelik sağlanmasına yol açılıyor. Sakatlıklardan beli bükülmüş bir halde giriyoruz yeni sezona. Başlarda genç oyuncularımızın dinamizmlerini olgun oyunlara çevirebildiklerini görme umuduyla geçireceğimiz zor bir dönem yaşayacağız. Taşların yerine oturması ile düzelecek moraller ivmemizi artıracaktır. Geçen sene elde ettiğimiz 45 galibiyetin üzerine yenilerine koyma yolunda daha becerikli olduğumuz aşikâr. Batı Konferansındaki takımlar da en az bizim kadar geliştiler. Ancak azımsanmayacak bir tecrübeye sahibiz. Geçen seneden üste eklediklerimizle de beraber daha derin bir kadroya sahibiz. Bu da önümüze daha emin bakmamızı sağlıyor. Mevcut zor ortamda en büyük dileğim ise, daha fazla sakatlık yaşamadan geçireceğimiz, savunmamızın kademe atladığı bir sezon… |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Geçen sene normal sezonun sonu ve playoff oyunumuzun damaklarda kalan tadı, yeni sezonki ümitlerimizin temeli. Bütün yaz süren heyecan ve sabırsızlık, ilaç kokularıyla birleşerek soru işaretlerine dönüştü zihinlerde. Sezon öncesi kampı boyunca oynadığımız maçlarda gördüklerimiz önümüze bakarken içimizi rahatlatsa da asıl performansımıza ulaşabilmemiz kadronun ideal şeklini alabilmesi ile mümkün, bu ise zamanla…
Yaz ortası Kobe’nin sakatlığı, milli takım kadrosundan çıkarılışı ve ameliyatı, yeni sezona kadar yaşanacakların habercisiymiş meğer. Peşinden gelen Phil Jackson’ın ameliyatı ve bunun takımın bütünleşme yönünde en büyük adımların atılacağı dönem olan kamp dönemine denk gelmesi ayrı bir “tuz biber” oldu. Hazırlık maçlarına takım, asistan koç Kurt Rambis’in yönetiminde çıktı. Denver maçından önce bastonuyla idmana katılan Jackson’ın ağrılarından kurtulduğu ve kendini rahat hissettiği gözlendi. Sezon açılışında Suns karşısında takımın başında olabilecek gibi. Bu ikisi dışında Chris Mihm, Kwame Brown ve Shammond Williams’ın sakatlıkları devam ediyor. Smush Parker, Sasha Vujacic, Aaron Mckie, Von Wafer, Vladimir Radmanovic ve Brian Cook kamp boyunca sakatlıktan nasibini alan diğer oyunculardı.
İkinci büyük sorunumuz pivot pozisyonunda. Chris Mihm’in bir türlü iyileşemeyen bileğine, Kwame’nin omzundaki sakatlık eklendi. Kwame ilk iki haftayı kaçırıyor. Mihm’in durumu ise tam bir muamma. Ne zaman döneceği yönündeki sorulara karşılık bir ay sonraya verilen bir tarih söz konusu ama bu iyimser olup olmama durumu bile yoruyor insanı. Zaten pota altı savunmasından yoksun olan bir takım için bu büyük bir handikap. En azından Kwame dönene kadar oynayacağımız takımların çoğu, pota altı gücü yüksek olan takımlar değil. Kamp başından beri merak edilen asıl mevzu bu bölgede kimin ilk beşte çıkacağıydı.
Eldeki problemler zamana bağlı olsa da, konuya zamansız bir hız denklemi gibi bakmakta fayda var. Bilindiği gibi anormal bir fikstüre sahibiz. Oynayacağımız ilk 20 maçın 17’si iç sahada. Sezona hızlı bir giriş yapma ihtiyacı ortadayken bu maçlardan %50’in üzerinde bir galibiyet yüzdesi çıkarmalıyız. Sezonun geri kalanındaki uzun deplasman turları ağırlıklı fikstür. O yüzden Bynum gibi oyuncuların sezon başı performansları önemli. Bunun yanında Odom’a da çok büyük iş düşüyor. Geçen sezon allstar arasından sonra oynadığı oyuna ve dolduracağı istatistik kâğıtlarına çok ihtiyacımız var. Özellikle de hücumda daha büyük bir rol üstlenmesi, kullanılan toplardan da daha fazla pay alması lazım. Üçgen hücumda kendisinden istenen bu yeni rolünde bazı sıkıntılar yaşıyor. Sistem oyunu içerisinde kendi oyununu yaratabilen ve daha fazla agresif oynayan bir kimliğe bürünmeli.