| Yeni Sezona Merhaba |
|
|
| >> NON-LAKER: Umut Tuğaç | |
| Perşembe, 26 Ekim 2006 | |
Herkese tekrar merhaba! Uzun bir aradan sonra tekrar bu sayfalarda beraberiz. Sezonun başlamasına 1 haftadan az bir süre kala, takımlar üzerinden oyunculara inerek, kadroya eklenen, giden oyuncular ve yeni sezondaki hedefler hakkında 30 takımı ayrı ayrı ve kısa kısa incelediğim bir yazı yazmaya çalıştım. Dolayısıyla yazı uzun oldu, sıkılmamanız dileğiyle... Atlanta Hawks: Al Harrington'ı Pacers'a verdikten sonra kadrosuna veteran bir uzun sayılabilecek, pota dibinden yüzdeli oynayan, çalışkan ve ribauntçu Lorenzen Wright’ı katarak pivot sorununu büyük ölçüde halletmiş oldular. Bir diğer aksayan hatta ellerinde o bölgede hiç bir şey bulunmayan PG mevkiine de Speedy Claxton gibi oynamaya, kendini artık üst düzeye çıkarmaya aç bir oyuncu aldılar. Gerçekten geçen seneki eksikliklerini yerinde oyuncularla kapatır gibi oldular. Çaylak Shelden Williams, pota altından skor yapaibilecek, savunması sağlam görünün bir genç. Sonuç olarak uyumlu bir kadrosu, superstar potansiyelli bir skoreri, gelecek vaadeden gençleri ile Hawks bu sezon belki playoff yapamayabilir ama ilerisi için umut verici bir görüntü çiziyor. Boston Celtics: En verimli dönemindeki Paul Pierce ile kontratını uzun vadeli yenileyen Celtics, kadrosuna Ratliff ve Telfair'ı katarak hem savunmada yastık kıvamından kurtuldu hem de PG bölgesinde çok sağlam 2 genç yeteneğe sahip oldu. Gerald Green diz sakatlığını atlatıp yeteneklerini kanıtlayınca sağlam süreler bulur oldu. Pierce, Szczerbiak, Green, Tony Allen gibi birbirini tamamlayan dış oyunculara sahipler. İçerde bir türlü patlayamayan Al Jefferson ve Perkins, oyun kurucuları da biraz aklı başında oynarsa sanıyorum 6-7'den playoff'a gireceklerdir. Charlotte Bobcats: Gençlerini pişirmeye devam edip boşta bir superstar gördüğünde boş cap' ini kullanarak kapmak amacı ile takımın temellerini sağlam atan Bobcats, offseason’da göze batan bir hamle yapmadı. Sean May ve Felton' dan çok büyük patlama beklememek lazım. Felton saha görüşürünü biraz daha ilerletebilirse, çok az da dış şut ile vasatın üstünde, güvenilecek bir pg olacaktır. Kıt kadroda iyiden iyiye kendini halk kahramanı zanneden Gerald Wallace ve sakatlığından tamamen kurtulacağı söylenen Okafor önderliğinde 30 galibiyete yaklaşacaklar gibi görünüyor... Chigaco Bulls: Ben Wallace ve PJ Brown ile pota altındaki sorunu ortadan kaldıran ve takıma çok gerekli iki veteran kıvamında oyuncu katan Bulls, bu da yetmezmiş gibi benim çok güvendiğim, savunmada ve hücumda tamamlayıcı olabilecek genç Viktor Khryapa’yı kadrosuna dahil etti. Pozisyon olarak eksiği olmayan hatta Ben Gordon gibi superstar hamuru olan bir oyuncuya sahip Bulls, normal sezonda ilk 4' ü zorlar gibi görünüyor.Cleveland Cavaliers: Geçen sezon playoff’larda Detroit karşısında son maçta yenildikten sonra ileriye daha bir güvenle bakan Cavs, bence bu sezon Doğu'da ilk ikiye girer ve James, 30'un üstünde sayı ortalaması tutturduğu taktirde MVP için en büyük aday olur. Wesley ve Pollard ile bench derinliği kazandılar ve tecrübe eksikliğini giderdiler. Drew Gooden ile yeniden anlaşıp kafalardaki soruların bir çoğunu ortadan kaldırdılar. Eğer Gooden yine bencil tavrına geri dönerse sezon ortasına doğru takas edilebilir. Fakat son hali; Cavs' in ihtiyacı duyduğu agresif, iyi ribaund çeken, hücumda sabırlı bir uzun görünümündeydi. James için söyleyecek pek bir şey yok, yaz boyu sürekli basketbol oynadığını, çok çalıştığını, daha bir deneyimli ve çocuksu hareketlerden uzak bir yıl geçireceğini düşünürsek ona biçilen yere yaklaşacak gibi... Dallas Mavericks: Austin Croshere, Devean George, Anthony Johnson ile kadrosunu hayli genişleten Mavs, geçen sene yarım bıraktığı hesabı kapatma düşüncesinde gibi. Nowitzki’nin en iyi yıllarından birini geçireceğini kabul edersek, San Antonio’nun eski tadında olmaması, Suns'ın playoff takımından uzak görüntüsü ile NBA Finali için en önemli aday konumundalar. Nowitzki de MVP adayları arasında adından söz ettirecektir. Denver Nuggets: Sakatların takımı Denver, off-season’a Nene ve Carmelo ile kontrat uzatarak başladı. Çok hareketli olmasalar da neden bu kadar değer kaybettiğini çözemediğim, bir olayı vardır dediğim Jr. Smith'i alarak şutör eksiğini kapatmaya çalıştılar. Çaylak sezonunda çokça umut veren Smith, sakatlık geçirdikten sonra birden vasat bench oyuncusuna döndü. Kapalı kutu gibi görünüyor ama sağlam olursa nefis bir opsiyon kazanır Denver. Bir başka takasla da Joe Smith gibi veteran, üstün savunmacı bir uzun alıp senede toplam 2050098324098 maç kaçıran uzunlarını yedeklemiş oldular. K-Mart sakatlığını tamamen atlatacak deniyor ama kendisinin bile inandığını sanmıyorum. Sakatlıklar açısından takım geçen seneden pek farklı olamayacak gibi görünüyor. Play-off’un dahi zor olduğunu iddia ediyorum. Carmelo bu sene daha bir benciliyete bürünmeli, gerekirse LeBron gibi 1’e 5 hücumlar yapmalı. Tek şanslarını bu olarak görüyorum. Detroit Pistons: Ben Wallace, Bulls ile imzalayınca müthiş savunma direncinin yarısını kaybetmiş olan Detroit, belki istatistik olarak takımda normal görünse de, ana damarını kesmiş oldu. Detroit'in “Defence Champions” lakabını kazanmasında çıkılan yolda en temel taş olan oyuncusunu kaybedince bu sene nasıl bir takım olacaklarını herkes çok merak ediyor. Kariyerinin en iyi döneminde olan en iyi guard ikililerinden Rip - Billups, pota altında bir anda 20 sayının üstünde de atabilecek Rasheed - McDyess, SF profiline cuk diye oturan, işte bu dedirten Prince ile hücumda sağlam işler yapacakları aşikar ama savunmada artık caydırcı unsur ortadan kalkdı. Artık savunma takımı profilleri baya zedelendi, sağlam bir hücum takımı olup savunmayı sıkı tutacaklardır. Nazr Mohammed gibi ribaundlarda etkili, savunması da idare edecek olan bir uzun alıp üstüne kenardan gelip skor üstlenebilecek Flip Murray'i de katınca, bench derinliği çok az da olsa sağlanmış oldu. Ortalarda 1-2 veteran boş görürlerse sulanacaklarını düşünüyorum. Geçtiğimiz senelere iç geçirerek bakacaklardır... Golden State Warriors: Geçen sezona play-off adayı olarak giren Goldan State, B. Davis ve J-Rich'in bana göre yıldız kişiliğinde olmamaları ve yetersiz uzunlar yüzünden hayal kırıklığı yarattı. Don Nelson'u koç yapıp üstüne süpriz bir çıkış yakalayan genç Diogu ile uzun bir sözleşmeye imza attılar. Draft hakkını Patrick O'Bryant ile kullandılar. Kalıplı, size olarak işlerine yarıyacak bir uzun görüntüsünde. Kendini geliştirme potansiyeline de sahip olduğu söyleniyor. Biedrins, Cabarkapa, O'Bryant, Diogu gibi 4 tane potansiyelli, gencecik uzun varken kazmaların kazması Adonal Foyle'a süre verilmesi sinir sistemimi altüst edecektir. Giden Fisher' ın yerini Keith McLeod ile doldurmaya çalışacak Golden State, play-off için son sırayı kovalayacaktır. O sıranın taliplileri arasında sıranın geleceğini sanmıyorum. Yıldız dedikleri oyuncularını takasta kullanabilirler gibi geliyor. Özellikle Baron biraz daha sakat rolü yapıp şut yüzdesi 20’lerde gezerse şutlanması yakın gibi görünüyor. Houston Rockets: Sezon başı sürpriz final adayı iken bench'inde maça çıkabilecek halde az adam bulunan, bunun sonucunda Hayes, Lucas gibi saçma sapan adamlara hayatının sürelerini vermek zorunda kalan Rockets yoğurdu üfleyerek yemeye çalışıyor gibi. Çok derin bir kadro yarattılar gerçekten de. Draft’ta 2. turdan aldıkları Novak uzun boyuna rağmen çılgın bir şutör olabileceğini gösterdi biraz, hazırlık maçlarında. Yunan Spanoulis, Kirk Snyder, Scott Padgett, Casey Jacobsen, Shane Battier ve Bonzi Wells bu sene takıma dahil edilen birkaç oyuncu. Baktığımda hepsinin değişik özellikleri ve sağlam potansiyelleri olduğunu görüyorum. Örneğin; Jacobsen zor bir maçta son çeyrekte girip 3’lük isabetiyle maçın kaderini değiştiremez mi, bence rahatça yapabilir. Wells ribaund yardımına koşar, Battier karşı tarafın dış skorerini sağlam savunur (NCAA'de yılın savunmacısı ödülüne sahiptir). Yao da sakatlık yaşamadığı aralardaki maçlarda üstündeki yükü sırtlayabileceğini, bulunduğu yeri artık hak edebilecek oyun oynayacağını gösterdi. T-Mac kendi ağzıyla bu sezon %100 ile oynayacağını söyledi, inanası gelmiyor tabi insanın. Tabi ki sakatlıklar olacaktır ama bunların uzun bir zaman dilimine yayılmaması ve play-off öncesinde gelmemesi Rockets' ın kaderini belirleyecektir. İşler yolunda giderse konferans finali oynayacaklarını düşünüyorum.Indiana Pacers: Artest skandalları zincirinin yine patlak vermesiyle bir sezonu heba olan Pacers, bu sezona yerinde ve sağlam adamlar alarak girecek. Özelikle forvet pozisyonunda Al Harrington, Maceo Baston ile anlaşıp draft'dan da Shawne Williams gibi çılgın fizikli, atlet, büyük potansiyelli bir oyuncuyu seçip orayı baya genişlettiler. Fred Jones kaybını telafi etmek için de Dallas’tan M. Daniels'ı kaptılar. Play-off’da pek ileri gideceklerini zannetmiyorum. Jermaine O'neal’ın fırtına gibi bir sezona imza atması muhtemel. Granger çok şut çalışmış, pek antrenman yapmış ilerleme kaydedebilir bu sene. Los Angeles Clippers: Başarıya ulaşmak için ellerindeki hamurun uzun bir süre tekrar bulunamayacağını biraz geç anlayıp, varolan kadronun üstüne şutör kıtlığını gidermek için senelerdir gösterilen hedeflere varamayan, zamanının iki yıldız adayı Tim Thomas ve Lamond Murray ile anlaştılar. İlk 5'de bir değişikliğe gideceklerini düşünüyorum, en azından hazırlık maçlarında 1 numarada benim çok beğendiğim, dehşet oyun görüşü ve pas yeteneğine sahip olan, karşı tarafın guard’ına kan kusturabilcek Shaun Livingston' a döndüler gibi. Cassell tabi ki bu sene de zor anlarda sorumluluklar alacaktır. Brand için ise daha ötesine geçebileceğini pek sanmıyorum, yapabileceğinin maksimumunu yapıyor. Geçen sene yakaladıkları başarıyı ilerletmeleri çok zor görünüyor. Los Angeles Lakers: Phoenix karşısında kıl payı turu kaybeden Lakers, bu seneye ufak çapta bir başarı için doğru kadronun bir arada olduğunu düşünüp, eksik yerlere takviyelerle girdi. Pozisyonuna göre müthiş şutör, skorer Radmanovic ve savunmacı, skor yapabilcek, görev adamı Mo Evans ile 2-3 pozisyonunu hayli derinleştirdiler. Fakat parasının büyük kısmını Radmanovic'e verince, PG pozisyonu beklenilene ters bir şekilde Smush Parker'a emanet kaldı. Odom ve Kwame ile kurulacak bir pota altı ne kadar caydırıcı olur, ne kadar ribaund toplayabilir, en büyük tartışma konusu ve Lakers'ın en çok başını ağrıtacak konu gibi görünüyor oyun kurucu mevkiiyle birlikte sonra. Çaylak Farmar, hazırlık maçlarında gördüğüm kadarı ile yavaş yavaş kendine güveni gelen, savunması etkili, oyun görüşü kadrodaki pg’lardan daha üstün bir oyuncu. Birkaç sezon sonra ilk 5 guard'ı olur takımın. Play-off’ta ilk turu geçeceklerini düşünüyorum ama ilerisi için konuşmak çok erken. Pota altındaki mücadele ve belki de Mihm’in yanına bir kaç oyuncu eklenerek gerçekleşecek olan takas belirleyici olacak. Memphis Grizzlies: Gasol, Japonya' da sakatlanınca planları alt üst olan Memphis, 8. sıra için en sağlam adaylardan. Geçen seneki ritimlerini yakalamaları çok zor gibi görünüyor. Swift'i tekrar alıp draft haklarını da 2 tane direkt etki sağlayabilecek, kadroya genişlik sağlayacak (yüce West) Rudy Gay ve Lowry ile kullanınca gidenlerin yeri hiç de fena doldurulmamış oldu. Gay, en büyük potansiyelli oyunculardan biri çaylaklar arasında, Lowry ise gelişmesi muhtemel müthiş saha görüşüne sahip olduğu söylenilen bir guard. “Gasol ne kadar uzak kalacak, döndüğünde nasıl etki yapacak, ne kadarı ile oynayabilecek?” soruları bu takımın bütün sezonunu etkileyebilir. Geçen sezon çok olgun, haddini bilen, takımda birleştirici konumundaki Damon Stoudamire’ın erken sakatlığı çok etkilenmelerine neden olmuştu. Tamamen iyileştiği açıklandı, tekrarlanmayacak bir sakatlıkmış. Miami Heat: Şampiyon kadrosundan pek bir şey kaybetmemiş olarak sezona giriyor. Wade çoğu otoriteyi öyle etkiledi ki, LeBron'un üstünde bir yetenek olduğunu düşünenler hiç de azımsanacak kadar oluverdi bir anda. Shaq kasmıyor deniliyor ama kasamıyor demek daha doğru olur artık. Kilo da verse, istediği çalışmayı ne kadar yaparsa yapsın geçen senesinin üstüne çıkamayacaktır. 35 yaşına girecek. Bu sene şampiyon olmaları sürpriz olur benim için, kadro baya yaşlı; bir sene daha bu tempo kalkar mı bilmiyorum. Gerçi geçen sene de sürprizlerdi bence.Milwaukee Bucks: Oturmaya başlayan kadroyu senelerdir değiştirmekten bıkmayan Bucks, bu sene de tam uyumlu bir 5, tecrübe ve bench derinliği lazım derken sakatlıktan bomba gibi dönen takımın hücumunda çok etkili, şutörleri çok çabuk bulabilen, ligdeki nadir playmaker özelliğine sahip oyunculardan biri olan TJ.Ford'u ve Jamal'ı gönderip gereksiz yere kadronun taşlarıyla oynadı. Koç konusu da tam bir muallak, 2 sene önce geleceğin en iyi koçu dediğim Terry Porter'ı bırakıp, sonu Fenerbahçe’li Zico’dan pek farklı olacağını düşünmediğim Stotts'a güvenip, iç dış dengesini alt üst eden oyun taktikleri... Play-off’ta da fazla ilerleyeceklerini sanmıyorum, hatta girebilirlerse kâr olur. Minnesota Timberwolves: Geçen seneki yıkıntının üstüne benim hiç güvenemediğim, asla winner olamayacak Mike James'i alarak eksik oldukları pg bölgesini kapatmış gibi göründüler. Fakat uzun rotasyonlarında elle tutulur oyuncu olmadığından Vin Baker’a sarıldılar, o beraberlik de pek uzun sürmeyecektir. Çok zayıf bir kadrosu olduğunu düşündüğüm Minnesota, oyunu Garnett ve Davis üzerine yıkarak biraz da James ile bireysel oyuna dayalı savunma basketbolünü tercih edecek gibi. Play-off yapmasının zor olduğunu düşünüyorum. Hatta Garnett, işlerin istediği gibi gitmediğini görünce sene ortasına doğru bavulunu toplayabilir. Garnett'siz bir Minnesota da Greg Oden'a oynar... New Jersey Nets: Bench'ini bir hayli genişleten Nets, bu sene benim en büyük sürprizlerimden biri. Çaylak M. Williams’ın (ki gerçekten yetenekli bir çocuk) Kidd' in arkasında pişmesi de büyük şansı, Nachbar ve House gibi skor yapabilcek, sağlam sütörler, bir aralar Clippers’taki oyununu oynarsa takıma müthiş katkısı olacağını düşündüğüm Mikki Moore… Baktığımızda derinlik müthiş sağlandı gibi. Kidd'in müthiş bir sezon geçireceği düşüncesindeyim, tekrar all-star olacaktır. Jefferson da iyice tecrübelendi ve oyunun her alanına katkısı var az da olsa. Final için sürpriz adayım Nets. New Orleans Hornets: Geçen sezon sakatlıklar ve kadronun tecrübesizliği ile tepe taklak gelip playoff'a giremeyen Hornets, bu sene kendi çapında iddialı bir kadro kurdu. Bobby Jackson ve Jannero Pargo ile 1-2 pozisyonunu yedekleyen, Chandler ile aradıkları blok tehtidini bulan, Peja ile de skorer pozisyonunu kapayan Hornets, offseason'ın en hareketli takımlarından biriydi. Son sıralardan play-off’a göz kırpabileceklerini düşünüyorum. 5 ve üstünde play-off yapabilirlerse(ki imkansız görünüyor) Chris Paul MVP olsun... New York Knicks: Geçen sene, müthiş yetenekli gençlerle kurulu bir takıma getirilebilecek en son hoca olan Larry Brown'ı koç yapıp rezil rüsva olan NY’un, bu sene draft’dan yine sağlam adamlarla lige giriş yapacağı söyleniyor. Isiah Thomas, belki oyunculuk kariyeri dışında iyi yapabildiği tek şeyin draft'dan sağlam yetenekleri seçip çeşitli stealler yapmak olduğunu unutup coach olmaya karar verince, gidişatına umutla baktığım NY, kişilerin saçmalamasıyla yine hüsrana giden yola girdi. Francis'in içinde bulunduğu bir takasa girecekler gibi. Hatta takımın umut bağladığı gençler hariç herkes diken üstüne. Orlando Magic: Francis'i gönderip kafa olarak huzura erişince, canla başla mücadele etmeye başlayan, “sezon biraz daha uzun olsa play-off yaparlardı” dedirten Orlanda'da, bu sene işler geçen senenin sonu gibi gidecek düşüncesindeyim. Psikopat şutör JJ Redick, senelerdir -gelgelgümülegel diyerek- ne zaman NBA'de oynayacağını merak ettiğim mükemmel bir yetenekti. Sakatlıktan kurtulup oynamaya da başlaması, bu sene ilk 5'e giden yolda bir süre kenardan gelip manyak şutlar sokmasına neden olacak. Darko ve Ariza'nın da bu sene oldukça azman olacağını düşünürsek, Orlanda hayli korkulacak bir takım görüntüsü çiziyor. Hücüm opsiyonlarını geliştirdiği görülen Howard, artık sorumluluk alma zamanlarına geldi. Philadelphia 76’ers: Pek hareketsiz bir offseason geçiren Phila, kadro derinliği olarak içler acısı görüntüsünü devam ettiriyor. Yavaş yavaş ritmini kaybeden Iverson, smaçtan, drive’dan başka hücumda pek bir şey yapmayan, fakat acayip umut bağladıkları Iguodala, dötünü kaldıramayan ama kendini hala all-star zamanlarında zanneden Webber ile play-off yapmaları imkansız gibi görünüyor. Mahvolmuş cap’leri ile de hareket kabiliyetleri yok olmuş durumda. Bir kaç yıl böyle devam edecekler sanırım. Phoenix Suns: Beklenmedik şekilde bir sezon öncesini aratmayan Suns, bu sene Amare'ye tam anlamıyla ne zaman kavuşacak acaba? Belki de NBA’deki en büyük sorulardan biri. Sağlam sutör J. Jones ve Nash'e bir çok maçta dinlendirme şansını verecek genç yetenek Marcus Banks ile anlaşıp kenardan bench katkısını arttırdılar. Fakat ne kadar oynayabileceği belli olmayan Thomas ve Amare dışında bir uzuna daha ihtiyaçları var gibi görünüyor. Yakın bir zamanda minimum kontratla vasat bir oyuncuyu alıp, oyun sistemlerini kendi içinde yücelteceklerdir. Portland Trail Blazers: Kadrosunu müthiş gençlerle doldurdular, bu sene onlara bol bol süreler vereceklerdir. 81 doğumlu D. Miles, sakatlığını atlatabilirse koç ile uyum sağladığı taktirde olgunlaşmasını devam ettirecektir. Webster ciddi ciddi müthiş şut çalışmış, ileride sağlam bir skorer olacağını düşünüyorum. 2-3 pozisyonunu çaylak Brandon Roy ve Webster hayli sağlam bir şekilde doldururlar. Uzunları görmezden gelen Bucks’ın sisteminde vasat bir sezon geçiren Magloire, bu sezon biraz atlama yapacaktır. Bir kademe daha atlayıp yıldızlık mertebesine ulaşması muhtemel Randolph, takımın skor yükünü ve ribaund yükünü sırtlar. Kafaların rahat olması, eskisi gibi tartışmalı ortamların olmaması, koç ile oyuncular arasında uyumun bozulmaması halinde kadrodaki her oyuncu kendine büyük tecrübeler kazanıp, hayli yararlı bir sezon geçirecektir. Play-off için bu sezon erken. Sacremento Kings: Eric Musselman gibi çok beğendiğim, gençlere çok büyük katkısı olan bir koçu göreve getirerek başlayan Kings, giden Bonzi Wells'in yerine elle tutulur bir oyuncu almayarak Francisco Garcia'a ne kadar güvendiğini gösterdi. Bu genç çocuğa dikkat arkadaşlar, manyak savunmacı, yardım savunmasında müthiş bloklar yapar, keskin şutör, acayip çalışkan. İyiden iyiye yıldız olmaya başlayan Kevin Martin de en önemli kozlarından biri olacak bu sezon. Maurice Taylor ve John Salmons ile anlaşıp kadroyu derinleştirdiler. Mo senelerdir kendine güveni gelememiş, fakat çok yetenekli bir oyuncu, yaşlandı gitti O da. Play-off için bir hayli zorlarlar ve girerler benim kanımca, fakat Artest arıza olmaya devam ettiği söyleniyor, geberse üzülmem. San Antonio Spurs: Dallas karşısında müthiş bir seri oynayan Spurs, bu seneye pivotlarını değiştirerek girdi. Denver'dan gelen Elson, hücumda gidenleri aratmaz ama ribaund özürü olduğunu biliyoruz. Çalışkan, dış şutu fena olmayan Bonner da ara sıra sürpriz işler yapacaktır. “Bizden geçti” ruh halindeki, bezmiş Duncan da eski canavar görüntüsünü sonsuza dek kaybetti gibi. Parker iyiden iyiye takımın skor yükünü çekecektir. Oberto ve Bowen ile oynayacak bir ilk 5, skorda ne kadar iddialı olabilir ki? Bireysel olarak Parker, Duncan, Ginobili hatta Finley ve Barry, skorda her maç belli bir çizgiyi aşamazsa bu sene play-off’da yine önemli bir şey (mesela NBA finali) yapacaklarını düşünmüyorum. Seattle Supersonics: Erken havlu atılan bir sezondan sonra, kadroya elle tutulur bir şey koyamayan Sonics, geçen sene kadar olmasa da vasat bir sezon geçirir. Güvenmediğim, hatta bu sene salabilir, tehlikeli adam dediğim Wilcox'a 3 seneliğine 24 milyon verip hareket kabiliyetlerini sınırladılar. Liseli istilasında heba olan bir başka yetenekli uzun Robert Swift'den bu sene bir hareket bekleyebiliriz. Toronto Raptors: Geçen seneki Maccabi yenilgisine baya içerlemiş olarak görünen Toronto, FIBA basketboluna doğru gidişteki önde gelen temsilcilerden biri oldu. Nestorovic, Parker, Bargnani, Garbajosa, Calderon, Slokar gibi Avrupa’da sağlam basketbol oynamış oyuncularla dolu bir kadroya sahip Toronto, belki bir kumara girişti ama kendine bir çok hayran ve sempatizan buldu. Alan savunmasını çok iyi uygulayan, hücumda topu iyi döndüren bir takım NBA de nasıl iş yapacak, merak konusu… Yukarıda da dediğim gibi TJ Ford, takıma cuk diye oturacak playmaker özelliğine sahip nadir oyunculardan biridir. Bosh merkezli, etrafına kurulacak bir takımla yakın süreçte olmasa da ilerisi için iddialı olabileceklerini düşünüyorum. Utah Jazz: Kadrosuna göre hayli başarılı bulduğum Utah’ın, bu sene geçen senenin üstüne çıkmasının zor olduğunu düşünüyorum. Mehmet Okur, Gasol'un sakatlığından faydalanıp all-star olma şansını kullanabilir isterse. Kirilenko, savunması ile efsane olamayacağını anlayıp hücum yeteneklerini geliştirmeye çalışmalı ve hücumda daha çok sorumluluk üstlenmeli. Deron Williams bu sene patlama yapar, uzun süreler oyunda kalır. Çaylak Brewer, bir sezon içinde aradıkları SG olabilcek kıvamda bir genç, şut çalışırsa muazzam bir oyuncu olabilir. Washington Wizards: Cleveland karşısında son maça kadar kanımca üstün oyun oynayıp hakkı yenen Wizards, bu sezon ilk turu geçer gibi görünüyor. DeShawn Stevenson ve Darius Songaila ile bench kuvvetini arttırdılar. Arenas ligdeki en önemli skorerlerden biri ve tarihte yer aramaya başladı. Play-off’ta gerçek bir süperstar gibi takımını sırtlayacaktır. Sezon açıldıktan sonra görüşmek üzere... |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Herkese tekrar merhaba! 

Miami Heat:
Orlando Magic:
San Antonio Spurs: