| Sadece Zaman Meselesi |
|
|
| >> THE MECHANIC: Şansal Kulabaş | |
| Çarşamba, 01 Şubat 2006 | |
Lamar Odom Lakers'ta bugün sahip olduğu ve adına,rakibinin henüz bulunmadığı rolüne takımın aslında yapmaya pek gönüllü olmadığı ama günün koşulları,gelecek zaman planları ve mecburiyetler nedeniyle yol verdiği takaslar ile yükseldi.Shaq'ın Lakers'ı terkedeceği anlaşınca,kendisinin zorlaması nedeniyle alışveriş, Miami ile yapılmak durumunda kaldı ve Riley'nin Wade'i vermeye yanaşmaması ile Lamar Odom Los Angeles'a taşındı.
Ve geçen sene off-season'ında Lakers'ın Butler'ı takas malzemesi olarak kullanacağı apaçık ortaya çıkınca 2007 cap space planları doğrultusunda 2 sene sonra kontratı bitecek bir uzun olarak geleceğinden daha da umut kesilmediği düşünülerek,Jackson'ın motivesi ile de Kwame Brown karşılığında Butler aslında değerinin çok altında kullanıldığı bir takas ile takımdan ayrıldı.Böylece zaten ortada üçgen hücumun merkezi olma durumunu yaşaması olmasa bile Odom,Kobe'nin arkasındaki adam olarak zihinlerde yer ederek yeterince büyük bir sorumluluğu sırtlamış oldu. Rudy t'nin kısa döneminde Lamar'ın kullanılış biçimi de bayağı tartışılmıştı.Rudy t Atkins,Butler ve Kobe ile topun üçlük çizgisinin gerisinden kullanılmasından yanaydı ve bundan dolayı Lamar 4 numara oynamasının verdiği dezavantaj ile de çok fazla oyuna katkı yapamayordu.Ribount katkısı tabii ki gözden kaçacak gibi değildi ama zaten bir defans alışkanlığının bulunmamasının üstüne undersized pozisyonda kalması da pota altnda sağlam bir duruş namına güven vermiyordu.Üstelik daha önce belirttiğim gibi,hücum opsiyonu olarak ta içeride oynaması nedeniyle öncelikli tercih değildi.o günlerde Lamar'ın sorumluluğunun artması gerektiğinden bahsederken bugün bunu kaldırıp kaldıramayacağını tartışıyoruz.Buradaki sorumluluk kavramını biraz daha geniş bir şekilde tanımlamak gerekir çünkü koç şu anda Phil Jackson ve onun,Odom'un asıl yeri olan 3 numaraya çekildiği zaman kendisine vereceği sorumluluk genel kabul edilenden çok daha ağır. Bu sene itibari yani Phil Jackson'ın göreve başlaması ile Odom 3 numaraya yani asıl mevkiine yerleşti.Daha fazla savunma gayreti ve başarısı,daha fazla top kullanma şansı,daha fazla skor üretim neticeleri...Tüm bunları bir kenara bırakırsanız Jackson, odom için yepyeni bir rol daha biçiyor:üçgen hücumun beyni.tüm hesaplar onun,topun elinde buluşacağı ve onun anlık nihai kararı ile dıştaki oyuncu ile buluşması üzerine yapılıyor.Tüm hesaplar onun bu oyunu kavrayabileceği üzerine yapılıyor.Böyle bir pasör mantığını kazanması üzerine planlar kuruluyor.Burada belirgin bir şekilde ya da didaktik bir dille "taktik" ya da "ezberlemek" gibi kelimeleri kullanmak istemiyorum çünkü onun konumunda pası alacağı pozisyon ya da pası atacağı oyuncu o kadar net ve belirgin değil.O,zamanla bunu bir bilinç düzeyi olarak kavrayacak ve en sonunda maçta defalarca bu kararı verirken her defasında farklı bir tercihte en doğruyu yapmış olmaya çalışacak.ve tabii ki bu arada genel olarak alışılan düzeyinden daha iyi bir savunma yapacak,aldığı süreyi en ekonomik girdisi ve çıktısı ile değerlendirecek.Bu arada unutmadan o topu dağıtırken bunu kobe'yi tatmin edecek ve onunla takımın geri kalanı arasında bir dengeyi oturtacak şekilde yapacak.Hatta yeri geldiğinde o şut şansını,opsiyonunu kullanarak kendi üzerine alacak.2 sene sonra gelmesi beklenen 2. önemli isimin yaratabileceği etkilerden ise bahsetmek en basit tanımı ile işleri arapsaçına çevirecek ve Odom'u daha da derin bir çukurun içine sokacaktır. Üçgen hücum tam anlamıyla yeni Lakers'ın da oynayacağı sistem olarak belirtildiğinden beri herkesin diline yerleşen ve çok ta isabetli olan benzetmeyi burada da Lamar Odom'un konumunu daha iyi belirtmek için tekrarlamak lazım:O,Lakers'ın Pippen'ı olacak. Burada Odom'un o görevi "şimdilik" nasıl üstlendiğini tartışmaya açmadan önce onun bu görevlerinin tanımı ve karşılığı üzerine dönen fikir teatrilerine değinmek isterim.Öncelikle Odom Lakers'ın 2. skor opsiyonu ya da 2. adamı olmaktan daha fazlasını üstleniyor.Onun bu takımdaki konumunu 2. adam ya da 2. skor opsiyonu olmakla karıştıranlar sene başında Odom'un bu sıfatlarını aslında Smush Parker'ın üstlenmesi gerektiğini söylemişlerdi.Gerçi Parker'da ilerleyen ve bizim bugünlerde şahit olduğumuz günlerde herhangi bir skor opsiyonu olmak sorumluluğu ile başetme konusundaki problemlerini tüm kamuoyunun önünde yaşamaya başladı ama en başa dönüp teklife karşı yaptığım eleştiriye devam edersem Odom'un görevlerini ve yükünü 2. skor opsiyonu olmaya indirgemek ve üstüne bir de "Parker ya da George daha iyi becerir" demek yanlış bir tespitten yola çıkarak darağacına katili değil mağduru oturtmaya benziyor.Bir kere Odom üstlendiği rol itibari ile her maç düzenli olarak 20 atacak bir adam olmayacaktır.Onun öncelikli vazifesi başkalarına çift haneli skor yapma şansı yaratmak.Yani burada takımın 2. skor opsiyonu olma durumu gerçekten Odom'a "tek başına çık,bir de maçı kazan gel" demek gibi.Kanımca Jackson ve yönetim de bu fikirde ki ciddi cap space planları ile 2 sene sonrası için önemli bir skor opsiyonu,ya da daha spesifik olmak gerekirse değerli bir uzun,arıyorlar. Bu takımın 2. skor opsiyonu ya da 2. adamı George olabilir,Bynum olabilir hatta Turiaf'ta olabilir ama Odom'a "maçları kazanmak senin atacağın sayıya bağlı" diye sırtına ağırlık bağlamamak gerekir.Bu durum onun öncelikli vazifelerinde ve gayretlerinde dikkat dağılmasına ve boşa çekilen küreklere yol açabilir.Geçen zaman zarfı neticesinde o,kazandığı sağduyu ile tüm bunları becerecek olgunluğa erişebilir ama söz konusu tüm bu beklentileri bir hediye paketiymiş gibi onun eline bırakmak Lakers'ı da silip süpürecek bir saatli bombayı çalıştırabilir. Şu an ki duruma dönecek olursak senenin başında sabır olarak tanımlanan duygunun taraftarın gözünde öfkeye hatta takas isteklerine dönmeye başladığı aşikar.Takas söylentileri ve istekleri aslında tek bir eksende yani Ron Artest merkezinde dönüyor aslında.Yani Artest ortaya çıkana kadar takastan ziyade sert eleştiriler mevcuttu va Artest işi olmazsa Lamar'ın isminin başka isimler karşılığı pazarlanması konusunun uzayacağını zannetmiyorum.Artest'in Odom'un yerinde ve onun yükünü taşıma konusnda göstereceği başarı ise başka bir tartışma konusu.Sonuçta bir tarafta Artest var yani daha geçen sene tribüne girerek taraftarlara saldıran,bu devrede ceza alarak takımdan uzak kalmışken kaydettiği albümün turnesi için takımdan izin almaya çalışan,ve daha olayın üzerinden 1 sene geçmeden kendisi ile beraber resmen o olayda "silah arakadaşlığı" yapan arkadaşlarını deyim yerindeyse satan ve bunu sadece daha fazla top kullanmak için yapan bir adam var...Ve diğer tarafta sadece bir tek sıfat ile Zen Master.Ama genel kanı olumlu yönde ki baskın bir şekilde bu takasın yapılması isteniyor.Takas ekseninden uzaklaşıp sert eleştiri olarak tanımladığım ithamlara dönecek olursak kanımca geçici konuşmalardan uzakta daha genel kabul edilebilir tenkitler ile karşılaşabiliriz.Şimdi onlara biraz değinelim... Öncelikle Odom'un bu sene zaman zaman haddinden fazla eleştirildiğini kendi adıma günah çıkartırcasına da belirtmek isterim.Hücum olarak konuyu ele alırsak yukarıda saydığımız tüm görevler zamanla olgunlaşacak bir basketbol zekası ve oyun öngörüsünün sonucu olacaktır.Odom bu ligde hatırı sayılır bir dönem geçirmiş ve isim yapmış olsa da üçgen hücumun merkezi olarak sanırım bizim bir ömür boyu harcayacağımız kadar sabıra ihtiyacı olacaktır.Benim bile bu konuda sabrım taşıp avaz avaz bağırmaya başladığım anlarda,sakinleşip anlayış gösterme durumuna geçmek için bir metoda ihtiyacım oluyor...O da Kukuc'un ilk senesine ait görüntüleri ve söylenenleri hatırlamak.Yeterli skor üretme konusuna ise yukarıda elimden geldiği kadar bir açıklık getirmeye çalıştım.Bu adam atmak değil attırmak için bu sistemde bu noktada oynuyor.Ancak dediğim gibi Nba'deki hatırı sayılır ünü,ismi ve takdiri hakeden hücum yeteneği onu izleyenlerin gözünde bu noktaya koyuyor.Kanımca zamanla Odom bu sistemi öğrenip başkalarına attırmaya başladıkça bu eleştiriler azalacaktır.Çünkü onun bu takımın Kobe'den sonraki en önemli adamı olduğu anlaşılacak ama ondan sonraki en önemli skorer olmasına gerek olmadığı belirginleşecektir.Odom'un oyununda şu anda bence hücum tarafında rahatsızlık veren taraf bu sistemi yeteri kadar iyi bir şekilde performansına yansıtamadığından ziyade genel anlamı içinde hücumda etkisiz kalmasından kaynaklanıyor.Özellikle ilk Miami maçı hatırlanırsa kendisi topu doğru rotasyona sokmaktan ziyade kara delikmiçesine topu ya kaybediyor ya da potaya gönderiyor.Sonuçta hücumun merkezi olma noktasında doğru pası vermeye çalışsa,yaptığı hatalar deneyimsizliğine verilebilir ama tüm bu üçgen hücum kriterinden uzakta,rakip potaya yüklendiğimizde ya hayaleti oynaması ya da adeta oyunu sabote ederek topu rakibe hediye etmesi işleri en hafif tabiri ile taraftar için çığrından çıkartıyor.Topu kaybetmesine dair teselli olarak ders ala ala daha ciddi bir soğukkanlılığın kazanılabileceğini söyleyebiliriz ama resmen çekinerek ya da utanarak hücuma katkı yapmadan bir köşede hayalet gibi dolanmasının merhemi nedir bilemeyeceğim.Hücumdaki role dair tartışmalarda Kobe'ye ayrı bir parantez açmak gerekecektir.Pu phil Jackson'ın takımı olsa da,yapılan hücum yine üçgen hücum olsa da bu sefer uygulanan sanırım daha önce gördüğümüz diğer iki örneğinden daha farklı olacaktır (Bulls ve Shaq-Kobe Lakers'ı).Sonuçta Kobe Bryant maç sırasında kazanma veya kaybetme meselesini kişisele getirdiğinde sahip olduğu cesaret ile topu daha fazla hatta çok fazla elinde isteyen bir oyuncu ve o böyle oynamaya başladığında sonuç 62 sayı attığı ve galibiyeti getirdiği Dallas maçı gibi olsa da üçgen hücumun uygulanması sekteye uğruyor.Burada Kobe'ye suç bulmuyorum hatta benim gibi büyük çoğunluk lakers taraftarının böyle düşündüğüne inanıyorum.Çünkü Lakers'ın bu sene Kobe'nin mevzubahis türden çıkışlarına fazlası ile ihtiyacı var ve taraftar da Kobe'nin bu kırılma noktalarında sazı eline alarak takımı kurtarmasını görmeye bayılıyor.Bu sene Kobe için de kişisel bir mesele olarak başarıya ulaşma konusunda çok önemli ki burada belirtmek lazım ki bu sene Lakers için play-off'a kalmak öylesine büyük bir başarı olarak kabul edilecek ki Phil Jackson'ın konumunu Red Auerbach ile kıyaslanır duruma getirebileceği söyleniyor.Kobe'nin bu atakları şüphesiz üçgen hücumun defalarca tekrar edilmesi gerektiği ilkesine zarar veriyor hatta belki geri kalan oyuncuların,ki bu oyuncular üçgen hücum ve bu sistem ile başarıyı bulmaya çalışanlar, özgüvenlerine zarar veriyor.Ama bu sefer objektif durmaktan ya da sadece takımın genel çıkarı gibi başlıklardan affınızla sıyrılıcağım ve bu maçları bu sene Lakers'ın bir şekilde alması gerektiğini ve bunun yolunun Kobe'nin oynadığı bu oyuna bağlı olması durumunda bunu kabulleneceğimi belirteceğim. Burada Odom'un daha geniş merkezli yaşayacağı problem kendisi bu rolde iyice palazlandığında topu Kobe'ye nasıl takımı ve sistemi koruyarak zaman zaman böyle anlarda ileteceği olabilir.Gerçi mevzubahis anlar geldiğinde Kobe topun iletilmesini beklemez ve kendi insiyatifi ile alır ama Odom burada alev alev yanan Kobe ile takım arasında bir denge kurmalı ve iki tarafı da maximumlarını sahaya ve skora yansıtacak şekilde oyuna katmayı öğrenmeli.Ve yine bu tip bir çabanın sonucunda ulaşılacak başarı deneyime ve sistem üzerinde harcanan zamana dayanıyor. Şu sırada bir başka nokta da üçlükler ve Odom'un bu konudaki payı olacaktır.Batug.com'dan hocamız Alim'in de son yazısında değindiği bu meseleye aslında o doyurucu yazıdan sonra uzun uzun girmek yanlış olur.Benim kısa olarak değinmek istediğim ayrıntı Kobe'nin üçlük denemelerinin geçen seneye göre Rudy t ile P-jax'in onu kullanışındaki farktan dolayı azalması normal,Odom'un da içerideki oyununu daha fazla dışarıya yayma şansı bulması ve tabii ki 3 numaraya kayması ile daha fazla üçlük kullanması normal.Odom'un bu konuda yerleşmiş bir yeteneği olduğu aşikar ama orta mesafe şutlarda olduğu gibi bu uzak mesafe denemelerde de istikrarsızlık lafı dahi olumlu bir bakış açısı sağlayacak yanlış anlaşılmalar yol açabilir.Burada tartıştığım şey yüzdesi değil çünkü bu konu dahil Odom'la ilgili neredeyse hiçbir tartışmada alakadar istatistik gerçekçi bir ispat unsuru olamıyor.Ancak maçları izlediğiniz zaman,nba tv sağolsun bu konuda fazlasıyla şanslıyız, Odom'un nasıl gerekli boş topları takımın şevkini kırarcasına dağ tepelerinden taşlar indirerek attığını anlayabilirsiniz (Kabul ediyorum abartı oldu).Aslında oynadığımız üçgen hücumun üçlüğe yönlendirmesi gereken adam Odom değil ama onun bulduğu bu şaşırtıcı top kullanma durumu karşısında P-jax'in tepkisi "Onunla şutu üzerine daha fazla konuşmamız gerekiyor" oluyor.Burada benim aklıma gelen Jackson'ın üçgen hücumu Odom'un bu topları kullanma şansı bulmasına göre modifiye etmeye çalıştığı ve bu yüzden daha az top kullanmak yerine daha çok çalışmaktan bahsettiği.Bu "yeni" üçgen hücumun kodları tam olarak belirlenene kadar kesin bir tenkit yanlış olur ama eninde sonunda o boş şutların kaçması karşısında bizim saçlarımızı yolma hakkımız sanırım saklıdır. Odom'un oyununun defansif yanına dönersek aslında yüzümüzü döndüğümüz tarafta görülecek pek bir şey olmadığını anlamış oluruz.3 numaraya çekilince boy dezavantajı yok olduğu için geçen senenkinden daha iyi bir savunma performansı bekliyorduk ama ne yazık ki bu sezon itibari ile yaşanılan onca deneyime bakarsak bu beklentiyi denizlerin dibine gömmek üzere.Odom'un üstlenmek durumunda kaldığı çok katmanlı katkının gerçekleştirilmesi zarfında savunma alıkanlığının kazanılmasının ve bunun diğer parçalar ile uyumlu ve etkili bir konsantrasyon içinde ortaya konulmasının zaman gerektirdiği aşikardır ama burada taraftar sıfatı ile takımı korkutan şey Odom'un senelerdir savunma yönü ile ön plana çıkmaması bir yana onun iş defansa geldiğinde böyle bir alışkanlığı veya çabasının olmadığına dair kuvvetli bir şöhret kazanması.Gerçekten bugün savunması zayıf ama skoru kuvvetli bir Nba ilk 5'i çıkartılması istense 3 numara için en önemli birkaç adaydan biridir Lamar Odom.İyi niyetini veya elinden geleni yapma şevkini görmezden gelemeyiz ama bazen bunlar bile yeterli olmuyor ve bunların bir adım ardındakini başarmak için Odom'un gerekli hamleyi yapacağı ya da yapabileceği soru işareti.Kendisi son birkaç haftadır savunmanın önemi ve başarıdaki rolü hakkında birçok demeç verdi.Bu açıklamalar içinde bizim yüreğimize su serpebilecek olanlardan bir tanesi "Sadece sayı atarak maç kazanamayız.Rakibin evimizde 98 atmasına izin vererek maç kazanamayız." örneğin.Burada varlığı tartışılmaz iyi niyetine ek olarak belli bir savunma ve defans mantelitesi kazanmaya başladığını sezebiliriz ama P-jax'in seansları sonunda bunu performansa nasıl dökecek,bunu da zaman gösterecek.Odom'un önündeki bir başka mücadele de tekrar Dream Team'e seçilme isteği.Bir önceki Dream Team'de düzenli olarak oynayanlar arasında Amerika kamuoyu içinde en olumlu takdirleri toplayan Odom, o turnuva için "Sadece ismimizle kazanabileceğimizi düşünmüştük" diyor.Kobe Bryant ve Paul Pierce'e tekliflerin götürülmesinin ardından Odom kendisinin de bu görev için gönüllü ve istekli olduğunu söyledi.Bu konu Lakers'a iki noktada büyük fayda sağlayabilir:Birincisi kendisine böyle önemli bir hedefi koyması durumunda göze girmek için oynayacağı oyunda bir üst basamağa çıkması gerektiği aşikar ve o da böyle istekliyse en azından gücünün sonuna kadar bunu deneyecektir.İkincisi ise seçilmesi durumunda bu yaz itibari ile oluşan Dream Team Avrupada birkaç turnuvaya katılacak ve 1,5 seneye yayılmış geniş bir kamp ve antreman programı uygulayacak.Odom'un da sırtlandığı top paylaştırıcısı görevinde,bu Avrupa macerası ve Avrupalı rakiplerle yapılan maçlar oldukça faydalı olacaktır. Son olarak Odom için atılmış önemli adımlar olduğu ortada.Başaramadıkları ise savunma örneğinde olduğu gibi genellikle yanlış yaptığı şeyler değil de yapmadığı şeyler.Ve tüm bu olumsuz noktaların tek çaresinin zaman olduğu söyleniyor.Kendi yaşım itibari ile diyebilirim ki henüz çok ta uzun olmayan Nba izleyiciliğim zarfında eğer odom verilen zaman sonunda idealize edildiği gibi bir oyuncu haline gelirse,benim için ilk olacak.Bir oyuncunun adım adım büyüdüğünü göreceğiz.Takım için doğru bazı kavramları öğrenmeye başlıyor;Kobe faktörü,defans anlayışı gibi...Çok klişe bir son olacak ama bizim de en Hollywoodvarisini yazmamız gerekiyor belki de... Bekleyip göreceğiz... Şansal Kulabaş |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı |
|---|
- Sezon 2008-09





Rudy t'nin kısa döneminde Lamar'ın kullanılış biçimi de bayağı tartışılmıştı.Rudy t Atkins,Butler ve Kobe ile topun üçlük çizgisinin gerisinden kullanılmasından yanaydı ve bundan dolayı Lamar 4 numara oynamasının verdiği dezavantaj ile de çok fazla oyuna katkı yapamayordu.Ribount katkısı tabii ki gözden kaçacak gibi değildi ama zaten bir defans alışkanlığının bulunmamasının üstüne undersized pozisyonda kalması da pota altnda sağlam bir duruş namına güven vermiyordu.Üstelik daha önce belirttiğim gibi,hücum opsiyonu olarak ta içeride oynaması nedeniyle öncelikli tercih değildi.o günlerde Lamar'ın sorumluluğunun artması gerektiğinden bahsederken bugün bunu kaldırıp kaldıramayacağını tartışıyoruz.
Öncelikle Odom'un bu sene zaman zaman haddinden fazla eleştirildiğini kendi adıma günah çıkartırcasına da belirtmek isterim.Hücum olarak konuyu ele alırsak yukarıda saydığımız tüm görevler zamanla olgunlaşacak bir basketbol zekası ve oyun öngörüsünün sonucu olacaktır.Odom bu ligde hatırı sayılır bir dönem geçirmiş ve isim yapmış olsa da üçgen hücumun merkezi olarak sanırım bizim bir ömür boyu harcayacağımız kadar sabıra ihtiyacı olacaktır.Benim bile bu konuda sabrım taşıp avaz avaz bağırmaya başladığım anlarda,sakinleşip anlayış gösterme durumuna geçmek için bir metoda ihtiyacım oluyor...O da Kukuc'un ilk senesine ait görüntüleri ve söylenenleri hatırlamak.Yeterli skor üretme konusuna ise yukarıda elimden geldiği kadar bir açıklık getirmeye çalıştım.Bu adam atmak değil attırmak için bu sistemde bu noktada oynuyor.Ancak dediğim gibi Nba'deki hatırı sayılır ünü,ismi ve takdiri hakeden hücum yeteneği onu izleyenlerin gözünde bu noktaya koyuyor.Kanımca zamanla Odom bu sistemi öğrenip başkalarına attırmaya başladıkça bu eleştiriler azalacaktır.Çünkü onun bu takımın Kobe'den sonraki en önemli adamı olduğu anlaşılacak ama ondan sonraki en önemli skorer olmasına gerek olmadığı belirginleşecektir.Odom'un oyununda şu anda bence hücum tarafında rahatsızlık veren taraf bu sistemi yeteri kadar iyi bir şekilde performansına yansıtamadığından ziyade genel anlamı içinde hücumda etkisiz kalmasından kaynaklanıyor.Özellikle ilk Miami maçı hatırlanırsa kendisi topu doğru rotasyona sokmaktan ziyade kara delikmiçesine topu ya kaybediyor ya da potaya gönderiyor.Sonuçta hücumun merkezi olma noktasında doğru pası vermeye çalışsa,yaptığı hatalar deneyimsizliğine verilebilir ama tüm bu üçgen hücum kriterinden uzakta,rakip potaya yüklendiğimizde ya hayaleti oynaması ya da adeta oyunu sabote ederek topu rakibe hediye etmesi işleri en hafif tabiri ile taraftar için çığrından çıkartıyor.Topu kaybetmesine dair teselli olarak ders ala ala daha ciddi bir soğukkanlılığın kazanılabileceğini söyleyebiliriz ama resmen çekinerek ya da utanarak hücuma katkı yapmadan bir köşede hayalet gibi dolanmasının merhemi nedir bilemeyeceğim.
Odom'un oyununun defansif yanına dönersek aslında yüzümüzü döndüğümüz tarafta görülecek pek bir şey olmadığını anlamış oluruz.3 numaraya çekilince boy dezavantajı yok olduğu için geçen senenkinden daha iyi bir savunma performansı bekliyorduk ama ne yazık ki bu sezon itibari ile yaşanılan onca deneyime bakarsak bu beklentiyi denizlerin dibine gömmek üzere.Odom'un üstlenmek durumunda kaldığı çok katmanlı katkının gerçekleştirilmesi zarfında savunma alıkanlığının kazanılmasının ve bunun diğer parçalar ile uyumlu ve etkili bir konsantrasyon içinde ortaya konulmasının zaman gerektirdiği aşikardır ama burada taraftar sıfatı ile takımı korkutan şey Odom'un senelerdir savunma yönü ile ön plana çıkmaması bir yana onun iş defansa geldiğinde böyle bir alışkanlığı veya çabasının olmadığına dair kuvvetli bir şöhret kazanması.Gerçekten bugün savunması zayıf ama skoru kuvvetli bir Nba ilk 5'i çıkartılması istense 3 numara için en önemli birkaç adaydan biridir Lamar Odom.İyi niyetini veya elinden geleni yapma şevkini görmezden gelemeyiz ama bazen bunlar bile yeterli olmuyor ve bunların bir adım ardındakini başarmak için Odom'un gerekli hamleyi yapacağı ya da yapabileceği soru işareti.Kendisi son birkaç haftadır savunmanın önemi ve başarıdaki rolü hakkında birçok demeç verdi.Bu açıklamalar içinde bizim yüreğimize su serpebilecek olanlardan bir tanesi "Sadece sayı atarak maç kazanamayız.Rakibin evimizde 98 atmasına izin vererek maç kazanamayız." örneğin.Burada varlığı tartışılmaz iyi niyetine ek olarak belli bir savunma ve defans mantelitesi kazanmaya başladığını sezebiliriz ama P-jax'in seansları sonunda bunu performansa nasıl dökecek,bunu da zaman gösterecek.