Los Angeles Lakers
- Sezon 2008-09
· Sırada: Denver
· G-M: 9-1

Son Maç...
LA Lakers 105, Phoenix 92

Lig Sıralaması | İstatistikler
Anasayfa arrow Yazarlar arrow Irregular arrow Görünmez Kahramanlar
Anasayfa
Hakkinda
Forum
Fikstür
Oyuncular
Salary
Lakers Store
Staples Center
Laker Girls (2008-09)
Lakers'lı Ünlüler
Lig Sıralaması
Yazarlar
Linkler
Yazi Gönderin
İletişim
Röportaj YaptIk!
J. Crittenton ile yapılan röportajı okumak için tıklayın! —02/09/07
Kaan Kural ile yapılan röportajı okumak için tıklayın! —23/05/07
Maç Yorumlari

Takımımızın hergün oynadığı ve oynayacağı maçlar, forumda sitemizin ziyaretçileri tarafından yorumlanıyor. Tıklayın...

İletİşİm
· Editör & Bilgi Destek:
admin@lakerstr.com

· Umut Tuğaç:
damarcus@lakerstr.com
· Kaan Sunman:
sunmankaan@hotmail.com
· Şansal Kulabaş:
da_mekanika@hotmail.com
· Emre Özcan:
parmamaniac@gmail.com
· Ali Güney:
alikguney@gmail.com
· İ. Yalçın Şeker:
yalcinseker@hotmail.com
· Burak Omay:
lakers99@gmail.com
· Hilmi Doğan:
hilmydogan@gmail.com
· İsmail Özkısaoğlu:
eomer_info@yahoo.com
Multimedya

Forum sayfamıza üyelerimiz tarafından eklenen video ve resimler için buraya tıklayın...

Görünmez Kahramanlar Yazdır E-posta
>> Umut Ateş (misafir)   
Salı, 12 Eylül 2006
İşletmelerde başarıya giden en önemli unsurlardan biridir bütünleşik pazarlama. Aslında pazarlama kelimesi bildiğimiz anlamda kullanılmıyor burada. Tam olarak anlamı ise şöyle açıklanabilir: bir işletmede kademenin en üstünden en altına kadar planlı, programlı ve de yardımlaşarak birbirlerinin açıklarını kapatarak yapılan çalışmalardır. Yani genelde işletmede ağırlıklı yükü çeken, sistemin devamlılığını sağlayan, çalışanlar aksadığında onların açıklarını kapatabilecek, zamanı geldiğinde devreye girebilecek işletmenin görünmez kahramanları vardır. Bu kahramanlar başarıya giden yolda en önemli köprüleri kurmaktadırlar ve de işletmenin yıldız çalışanları kadar değerli görevler üstlenirler.


Başarıya giden yol; uzun, dikenli ve daha bir çok engelle doludur. Bu engelleri aşmak için kaliteli, verimliliği çok ve yetenekleri fazla çalışanlara illa ki ihtiyaç vardır. Ama bu çalışanların da iyi birer yardımcıya, -o yorulduğu zaman yada aksadığı dönemlerde- ona yardım edebilecek çalışma arkadaşlarına ihtiyacı vardır.

Takım sporlarında da başarıya ulaşmanın yolu; kaliteli, üstün yetenekleri olan sporcuların yanında onların açıklarını kapatacak, onlardan çok daha fazla bir taraflarını yırtacak, o süper yıldızların üstün yeteneklerini konuşturabilecekleri alanları yaratacak hamallara bir başka deyişle görünmez kahramanlara ihtiyaçları vardır.

Lakers’ta Görev Adamı Olmak
Bunu anlamak için çok uzaklara gitmeye gerek yok. Kendi ülkemizde üç büyükler diye adlandırılan, zengin, oldukça fazla taraftar kitlesine sahip olan, medyanın gözbebeği, oynadığı en sıradan maçlar için bile insanların televizyonlarda saatlerce kafa patlattıkları, oyuncularının tek tek irdelendiği takımlar vardır. Bu takımlarda oynayan oyuncuların yaptıkları bir hata haftalarca konuşulur, irdelenir. Oysa ki aynı hatayı yine ülkemizde Anadolu takımları diye adlandırdığımız takımların oyuncuları defalarca yapmaktadır. Ama bu takımlarda yapılan hatalar çok daha az bir kitleyi üzer, daha az kişinin haberi olur, kendi kabukları içinde hallederler. Ama büyüklerde ‘Kol kırılıp yen içinde kalır’ atasözü geçerli değildir. Orada dev bir medya ordusu vardır. Kulüp içinde olanlar gizli kalmaz, ertesi gün medyada yer bulur. Takım içinde çıkan huzursuzluklar, kavgalar veya problemler sıradan bir vatandaşın bile zihnindeki yerini çoktan almıştır.

Lakers da NBA’in büyüğüdür, bırakın Amerika’yı, dünyanın her yerinde en fazla taraftar kitlesine sahip bir kulüptür. Medya’nın gözbebeğidir, hep efsanelerin takımı olmuş, kırılması güç rekorlara imza atmıştır. Horry, San Antonio’da şuta kalktığında yüz binlerce göz onu takip ediyorsa, Lakers’ta attığı şutu milyonlar takip eder. Bu da atılan o şutun stresini kat ve kat arttırır. Saha içinde yada dışında yaptığınız her hareket gözlem içindedir. Olumlu hareketleriniz bir gün, olumsuz davranışlarınız her gün konuşulur. Burada görev adamı olmak tek meziyetle olmaz! Sadece savunma yapan bir oyuncuyu Lakers taraftarı benimsemez, savunmasının yanında hücuma da katkıda bulunmalı, spektaküler hareketler yapmalı, maç kazandıran hamleler yapmalı, sakatlık dinlemeden her maç sahadaki yerini almalıdır.

Ve… Bizim Görünmez Kahramanlarımız
Ben bu yazımda Lakers’a gönül vermiş insanların hafızalarından hiç çıkmayan, dünya iyisi kalpleri, müthiş savunmaları, öldürücü şutları ve de süper yıldızlarla oynamalarına rağmen bunu sorun yapmayıp, top ellerine 10 hücum değmese bile sesini çıkarmayıp canla başla savunmalarını yapıp, 11. hücumda o kadar soğukken kıvranan takımını kurtaran, nefes aldıran şutları sokan bizim çok iyi gördüğümüz ama şampiyonluklarda hep arka planda kalan kahramanlarımız… Michael Cooper, AC Green ve Robert Horry’den bahsedeceğim.

Öncelik Michael Cooper’ın
Lakers’ın tarihindeki belki de en şanlı, en büyük başarının yakalandığı ‘show time’ basketbolunu dünyaya sunan takımın en kilit parçalarından biriydi. Yaptığı müthiş savunmanın (ki bunu karşılığını 1987 yılında yılın en iyi savunmacısı ödülüne sahip olarak almıştır) yanında 1, 2 ve 3 numaraları oynayabilen, yani kendi size’ında yada ona yakın olan oyuncuların açıklarını her daim kapatan, bununla da yetinmeyip hücumdaki yaratıcılığıyla dikkatleri üzerine çekmiş bir oyuncudur. Lakers’ın onun için yaptığı alley-oop’lardan sonra taraftarların “coop-a-loop” deyimini taktığı, topu her eline aldığında nasıl Manchester United taraftarları Nistelrooy her gol attığında “ruud-ruud-ruud’ diye bağırıyorsa, Cooper da topu eline aldığında Lakers taraftarlarının “Cooooop” diye bağırarak seslendiği efsane oyuncumuz.

Genel takım sporlarında sonuca gitmek için hem iyi hücum yapıp hem de savunmada açık vermemek gerekir. Hatta çok iyi savunma yapabilen takımlar hücumda tıkandıkları maçları dahi kazanabilirler. Ama sadece hücumla maç kazanılmaz. At at nereye kadar? Elbette bir yerde lastik patlayacaktır. Son Dünya Basketbol Şampiyonası bunun en güzel örneğini bize gösterdi. Özellikle Milli Takımımız kazandığı maçları, gösterdiği üstün savunma prensibine borçludur. Keza geçen sene Lakers’ımızın kazandığı maçlara bir göz atalım; 100 sayının altında yediğimiz maçlarda tam 37 galibiyet almışız, toplamda zaten 44 galibiyetle sezonu bitirdik. Bu da savunma gayretiyle kazandığımız maçların %85’lik bir orana sahip olduğunu gösteriyor. Hücum yapmanın, top eline geldiğinde oynamanın çok zevkli olduğu basketbolda en pis iş olan savunmayı yapacak adamlar lazımdır. Savunma yapmak sıkıcı ve zordur. Son yıllarda da, örneğin; San Antonio’nun başarısında Bowen’ın katkısı gözlerden kaçmayacak kadar büyüktür.

İşte Cooper’ın önemi burada ortaya çıkıyor. 12 yıllık NBA kariyerinin tamamını Lakers’ta geçiren, 1.83 boyunda ve sadece 77 kilo ağırlığındaki Cooper, Lakers’la 8 NBA finali yaşıyor ve 5 şampiyonluk tadıyordu. Bu başarıları yakalarken 8 defa NBA’in en iyi savunma takımına seçilen Cooper, üstte de bahsettiğim gibi 1987 yılında ligin en iyi savunmacısı ödülüne ulaştı. Şöyle bir düşünün, takımınızda Magic gibi Charles Barkley’nin deyimiyle tanrının bir şakası, Kareem gibi basketbola yeni bir terim, yeni bir atış sitili kazandıran tüm zamanların en önemli pivotlarından biri, Magic’in yanında bir süper yıldız olmuş hem üç hem dört numaraları oynayabilen, istikrar abidesi Worthy ve Larry Bird’ün deyimiyle ligin en iyi savunmacısı Cooper’ın olduğu bir takımın başarısız olmasının imkanı var mı?

Worthy bu takımda hep daha fazla saygı gören, all-star olmuş efsane bir oyuncudur. Hatta 80’lerin en iyi 15 oyuncusundan biridir. Ama o günkü takımda oynadıkları kilit rol bakımından ben Cooper’ı, Magic ve Kareem’den sonra 3. sıraya çok rahatlıkla koyabilirim. Worthy, Magic’in yanında bir yıldız oldu, Magic’in hızlı hücumlarında bitirici son nokta Worty’ydi. Ancak kesinlikle takım savunmasının ana temeli olan Cooper kadar kilit bir rol üstlenmiyordu. Onun üstün savunma yetenekleri hem arkadaşlarını ateşler, hem de ünlü
‘show time’ basketbolunun temelini oluştururdu. Rakipleri kötü hücuma zorlayan takımlar, hızlı hücumlarla kolay basketler bularak maçı götürebilirler. Lakers’ta da Magic varsa hızlı hücumun nasıl olacağını bir hayal edin.

Cooper bu takımda hep pis işlerin adamıydı, savunma yapar, hücumda aktif rol alırdı ve de sakatlık nedir bilmeyen bir istikrar abidesiydi. Şimdi Cooper’ın 2006 versiyonuna bu takımın o kadar çok ihtiyacı var ki… Cooper kariyeri boyunca maç başına 8.9 sayı, 4.2 asist, 3.2 riband, 1.2 top çalma, 0.6 blok ortalamalarıyla oynadı.

Kendisine sonsuz saygılarımı ileterek, “yeni nesil hoplarım, sıçrarım, havada uçar karada yaşarım zıpır gençliğinin basketbol adına ondan öğrenmesi gereken çok şey var” diyerek Cooper’ı noktalıyorum.

Gelelim Güler Yüzlü Keskin Şutörümüze
Hani NBA tanıtım mix’lerinde dönen bir video vardır hatırlar mısınız? Bundan bir kaç yıl önce devamlı izlerdik, videonun ortalarına doğru soyunma odasında hafif uyur vaziyette, kafasını bulduğu yastık gibi bir nesneye dayamış güler yüzlü bir savaşçı vardı. Evet Robert Horry’den bahsediyorum.

Hepimizin çok yakından takip edip, birlikte coştuğumuz üç şampiyonluğun yine pis işlerini kovalayan, hücumda attığı son saniye üçlükleri ile kalbimizde çok özel bir yere sahip olan, kendinden daha iri dört numaralara karşı verdiği müthiş savunma gayreti ile yüreğimizi okşayan, oyun bilgisinin en üst seviyede olduğunu en önemli süper yıldızlara dahi yaptırdığı hücum faullerden anlayabileceğimiz güler yüzlü, sakin savaşçımız Horry.

Öncelikle Horry’nin kalbimdeki yerini ölümsezleştiren, Sacromento’ya attığı üçlüğü yaşadığım anı sizlerle paylaşmak istiyorum… Lakers seride 2-1 geridedir. Ve bu maçı kaybetmesi halinde maç Sacromento’ya gidecek muhtemelen de elenilecek, three-peat (üst üste 3 şampiyonluk) gerçekleşmeyecekti. Maç başlamış, Sacramento farklı şekilde önde götürüyor maçı, bu fark beni öyle aptallaştırmıştı ki gecenin bir yarısında patlattığım mısırları nasıl tükettiğimin farkında değilim. Maçın özetini anlatmama gerek yok, son hücum ve 97-99 gerideyiz. Topu yandan oyuna soktuk ve top Shaq’ta o da topu geceyi noktalayacak olan Horry’ye veriyor. Horry yanına yaklaşan Kobe’yi görüyor, Kobe topu aldığında sadece 9,8 saniye var, karşısında Christie varını yoğunu koymuş her türlü çamur hazır. Kobe artık son bir gayret zorluyor ama nafile onca sayıyı kapatıp gelmişsin ve karşısına çıkan Divac yüzünden attığı top çemberin ucuna değiyor ancak. Dört saniye kala Shaq topu tutuyor potaya gönderiyor ama nafile, Divac bir hışımla topu tokatlıyor ve top üçlüğün dışında beklemekte olan Horry’nin eline geldiğinde sadece 1,3 saniye var. Horry çok zor olan bu şuta kalkıyor ve Webber’ın üzerinden topu potanın içine gönderiyor. O efsane şut Lakers tarihi için o kadar önemlidir ki, kilometrelerce uzaktan gecenin bir yarısı genç bir taraftarı coşturmuş ve tavandaki floransını patlatmasına sebep olmuştur… Neticede 100-99 galip geliyoruz ve seriyi daha sonra 4-3 kazanarak finalde de New Jersey’yi rahat bir serinin ardından 4-0’la ezip, şampiyonluğu kazanıyorduk

Üçüncü şampiyonluğumuzu Horry’nin o şutuna, o soğuk kanlılığına ve de doğru zamanda doğru yerde olmasına borçluyuz. Aynı Cooper gibi (O’nun kadar olmasa da) savunmada da etkili bir oyuncuydu Horry. Oyun zekası en üst seviyede, hücumda pas yeteneği çok yüksek ve boş şutların acımasız oyuncusuydu. Bir o kadar da istikrarlı bir oyuncuydu, Lakers’ta şampiyonluğa koştuğu yıllarda 5 sezonda topu topu 11 maç kaçırmış, sorunsuz, kaprissiz yapısıyla hala Laker’ların gönlünde ‘ah şimdi sen olacaktın’ dedirtecek kadar değerli bir oyuncudur...

Robert Horry doğuştan sağlık sorunları olan bir kıza babalık yapıyor. Kariyerinin hiçbir döneminde bu sorununu işine yansıtmayan, olgun, mütevazı ve ağır başlı olması bile Horry’nin başlı başına bir yazıya kahraman olması için yeterli sebeplerdir.

Sıra 'Iron Man'de
‘Demir Adam’ lakaplı oyuncumuz. Sakatlık nedir bilmeden üst üste 1192 maçta yer alan efsane Laker. Zayıf fiziğine rağmen korkusuzca giriştiği mücadeleler, bulduğu orta mesafe şutlarını müthiş yüzdeyle atan, ortalamanın üstünde bir ribaundçu, tam bir görev adamıydı. İki efsane kadroda da görev alan ve ikisiyle de şampiyonluk yaşayan tek isim olarak adını Lakers tarihine altın harflerle yazdırdı. AC Green…

İlk şampiyonlukları yaşadığı 80’li dönemlerdeki efsane kadromuzda daha aktif bir rol üstleniyordu Green. O yıllarda gençliğinin de getirdiği enerjiyle çok daha fazla süre alan, skora çok daha fazla katkı yapan, rotasyonun içinde tamamlayıcı ve bitirici rolleri üstlenen efsane kadronun temel taşlarından biriydi. O’nu Lakers taraftarının gönlüne yerleştiren inanılmaz sakin yapısının yanında, kendinden çok daha iri oyuncularla yıllarca verdiği mücadelelere rağmen sakatlık bilmeyen yapısıydı. O dönemde bir defa all-star, bir defa NBA’in en iyi ikinci savunma takımında yer bulan Green, Lakers’ta oynadığı ilk 8 sezonda takımının 6 defa en fazla ribaund alan ismi oldu.

İkinci şampiyonluğu yaşadığı Shaq ve Kobe’nin takımında ise 82 normal sezon maçının hepsinde ve de ilk beşte yer alarak oynamıştır. Ancak sayı ortalamaları 13’lerden 5’lere gerilemiştir. Ama yaşının ilerlemesi, yeni nesil uzunların size’larını geliştirmesi, O‘nu göğüs göğüse savaşmaktan kaçırmamıştır, eskiden neyse o zaman da öyledir.

AC Green’in, Indiana’yla oynanan final serisinde şampiyonluğu kazandığımız maçta nasıl bir görev adamı olduğuna şu yaşanmış hikayeyle bakalım; Shaq’ın serbest atış özrünü çok iyi bilen Indiana koçu Larry Bird her hücumda Shaq’e faul yaptırmaya ve Shaq de harikalar yaratmaya başlamıştı! Bunu gören Phil Jackson hücumlarda oyuna AC Green’i savunmada ise Shaq’ı oynatıp oyuna oyunla karşılık vermişti. Demir adama yapılacak fauller neticeye ulaşamazdı çünkü kendisi genel kariyerinde %75’e yakın bir yüzdeyle serbest atış atan bir oyuncuydu. Takımın geneli de ortalamanın üstünde serbest atış kullanabilen oyunculardı. AC Green de görevini layıkıyla yerine getirip bir hücumda da sayıyı bulunca Larry’nin planı tutmamış, tepetaklak olmuştu. Neticede üç yıl sürecek hanedanlığımızın ilk ayağında çok önemli, bir görev üstlenmişti.

Ben AC Green’i, NBA’in en şanslı oyuncusu olarak görürüm. Hem Lakers gibi NBA’in en popüler takımında yer alıp, şampiyonluklar yaşayan, Magic Johnson, Kareem, Shaq ve Kobe gibi süperstarlarla oynayan hem de Pat Riley ve Phil Jackson gibi üstadlarla çalışan bir oyuncunun ne kadar şanslı olduğunu bir düşünün. Ama insanlar şanslarını kendi yaratır diye bir söz vardır. Green de kendi eline geçmiş olan şansı tepmedi, bu kadar önemli isimlerle, böylesine önemli bir kulüpte hep kendine bir yer buldu. Ve de unutulmazlar köşesinde yerini aldı…



Onlar yıldızlar yorulduğunda devreye girdiler, onlara yeteneklerini gösterme imkanlarını yarattılar, şampiyonluklara giden yolda köprü vazifesi oldular ve de en önemli özellikleri; bunları yaparken hiç söylenmediler, hiç kapris yapmadılar, tam bir takım oyuncusu gibi davrandılar. Onları hiç unutmayacağız diyorum ve tüm Laker’lar adına sonsuz saygılarımı iletiyorum…

Teşekkürler kahramanlar!



Umut Ateş
 
< Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı   Bu köşeye yazılan bir önceki yazı >
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlükte, Mozilla Firefox 2 tarayıcısı ile görüntülenebilir!
Copyright © 2006-2008 LakersTR.com | admin@lakerstr.com