| Yazlık Analiz |
|
|
| >> ANALİZ: Ali Güney | |
| Cumartesi, 09 Eylül 2006 | |
Merhaba herkese… Kimi Lakers taraftarı için kafa karıştırıcı, kimisi için de kafa yapıcı bir Temmuz ayından sonra boş ve sıkıcı bir Ağustos’u da geride bıraktık. Artık korkuya ve korkuları ile yaşamaya alışmış bir taraftar kitlesi olduğumuz için bunu dememin bir anlamı yok ancak yine de rahat olun diye söylüyorum, bu bir Radmanovic yazısı değil… Eylül geldi, WNBA bitiyor (oh be!) ve sonrasında antrenman kamplarının kızıla bulayacağı bir ekim. Sırayla gidiyoruz…
Yaz Ligi devam ederken BAE ile kadromuza kattığımız Shammond Williams 1998 yılında draft edildiğinden bu yana formasını giyeceği 7. farklı NBA takım olacak Lakers. Bunun yanı sıra Avrupa’da da boy göstermiş, geçtiğimiz sezon Barcelona’nın başarısında pay sahibi. 31 yaşında. Vujacic’e tercih edebileceğim bir oyuncu ama yine de kendisinden beklentilerim sınırlı. Kendisine hoş geldin diyorum ve konuya giriyorum. Yaz Ligi Raporu NBA’de yer alabilme ve dolayısıyla herkesin gözü önünde yeteneklerini paraya çevirebilme ümidi ile yaşayan genç oyuncuların toplandığı yerdir Yaz Ligi. Bir sene daha beklemek ordaki insanlar için çekilir dert değil… Bazı oyuncuların hedefi ise, önceden elde ettiği şansı korumak veya tekrar elde etmektir. Draft’ta seçilen kapalı kutular ilk kez burada açılır herkesin gözü önünde… Lakers organizasyonu da önümüzdeki sezon bankta oturtacağı, olmadı aktif olmayan kadroda barındıracağı, o da olmadı NBDL’e yollayacağı genç oyuncuları belirlemek üzere Long Beach’te yerini aldı temmuz ayında. İlk turda seçtiğimiz Farmar ve çoğu Lakers taraftarının Garnett takasında bile gitmesine gönlünün el vermediği büyük ümit Bynum da oradaydılar. Ayrıca geçen sene kadroda yer bulabilmiş Devin Green ve Von Wafer da vardı. Bunlara Dallas’tan 2007 ikinci tur draft hakkımız karşılığında (Miami’den O’Neal takasında elde ettiğimiz) aldığımız J.R. Pinnock da eklendi.Farmar ile başlayalım. Oynadığımız 8 maçın 7’sinde oynadı. 16,1 sayı ortalaması ile takımın en skoreri oldu. Özellikle Bynum’ın kenarda olduğu dakikalarda hücuma ağırlığını koyup skor gücünü üstlenebildiği zamanlar oldu. Oyunu iyi okuyan ve tempoyu oyunun gidişatına göre istediği gibi ayarlayabilen bir oyun kurucu. Özellikle hızlı hücumlarda oyuna hükmedişi, ayrıca pas dağıtımındaki iyi yüzdesi geçiş hücumlarında ne kadar rahat olduğunu gösteriyor. Özellikle -bir beyaz olmasına rağmen- sahip olduğu korkunç zıplama yeteneği ve smaçla bitirdiği hücumlar şimdiden tüm Staples Center ahalisini sabırsızlığa itmiş durumda. Skor yapmaya ihtiyaç duyduğumuz anlarda kendisini ön plana çıkarmasını bildi. Yalnız dış şutlar gözüken en büyük zaafı. Yaz Ligini %25 civarında bir üçlük yüzdesi ile tamamladı ki bazı maçlarda gereksizlik seviyesinde zorlamalarda bulundu, ama yine de bir türlü ritim yakalayamadı. Bunun yanında savunma konusunda hızlı guardlar karşısında sorun yaşasa da, savunma isteği ve inatçılığı kendisine yardım eden unsurlar oldu. Fiziği NBA sertliğine alıştıkça, oyunun bu yönünde belli bir seviyeye ulaşacaktır. Farmar açısından beni en çok sevindiren olay ise oyun sistemimizi hızlı öğrenmesi ve kolay adapte olması. Bütün otoritelerce dile getirilen o meşhur yüksek oyun zekâsına henüz NCAA final-four’unda tanıklık edebilmiştik. Üçgen hücumda gösterdiği performansıyla da bir kez daha inanmış olduk bu özelliğine. Sonuç olarak şu anda oyun kurucu rotasyonuna girebilmesini beklemiyoruz. Her ne kadar kolej kariyeri savunma konusunda ona birçok şey kazandırdıysa da oyunun bu yönünde güvenilirlik sağlaması zamanını alacaktır. Bu konuda deneyimleri azımsanmayacak kadar fazla olan bizler ise Smush ve Shamu’nun ardından, günün birinde o bölgede bağımsızlığını ilan edeceği günleri beklemeye başladık bile. Andrew Bynum’ın, Kareem Abdul-Jabbar ile çalışmaya başlaması onun saha içi oyununa çok şey kattı. Zaten çalışma azmi ile dolu bir genç olduğunu herkes biliyor. Şu anda iyi olmak için her şeye sahip. İyi bir koç, iyi bir hoca, ona her alanda yardım etmeye hazır takım arkadaşları ve heyecanlı biz taraftarlar. Tek ihtiyacı biraz zaman…Bynum’ın geçen seneden bu yana kat ettiği yol açıkça belli oluyor. Artık daha sakin, hırsını daha kolay ve daha yararlı bir şekilde kontrol edebiliyor. Üzerine gelen ikili sıkıştırmalar da panik yapmadan boştaki arkadaşına top indirmek onun için artık daha rahat. Özellikle savunmacı kimliğine kattığı unsurlar göze çarpan ilk özelliği oldu çıktığı bu 7 maçta… 8 ribaund ve 2’nin üzerinde blok ortalamaları ile oynadı. Devasa kol açıklığını, öğrendiği numaralar ile daha iyi kullanabiliyor artık. Ortayı doldurabilmek, pota altını karartabilmek, boyalı alanda şapka ticareti yapmak gibi repliklere erişmesi an meselesi… Hücum konusunda ise Farmar’ın ardından ikinci en iyi sayı ortalamalarını tutturdu. Ancak bu alandaki istatistikler biraz yanıltıcı. Çünkü kendi sikletinde bir oyuncu yoktu karşısında. Kullandığı şut stilleri çok sınırlı. Öğrendiği temel ayak hareketlerini ve sırt dönük oyununun güçlü pota altı oyuncuları karşısında hemen sonuç vermesi zor. Bunlar da zamanla oturacak şeyler zaten. Bynum hakkındaki asıl sıkıntının onun bu sertlik karşısındaki dayanıklılığı. Şu anki kondisyonunun arka arkaya oynanan maçlarda alabileceği ciddi süreleri kaldırabilecek seviyede olmadığı yazılıyor. Yoğun maç temposuna daha fazla alışması için dakikalarının artması şart. Phil Jackson’ın sezona üç pivotla girmek istemesindeki asıl neden bu. Yakın zamanda rotasyonda Chris Mihm’in önüne geçmesi muhtemel olan Bynum, daha hazır olmalı. Gerçek yer kapma mücadelesi Devin Green, J.R. Pinnock ve Von Wafer arasında yaşandı. Wafer göstermiş olduğu performans ile hayal kırıklığı yaratan, belki de bu üçlü arasında ilk gözden düşen oyuncu oldu. Çok iyi bir atlet olmasına rağmen bunu oyununa yansıtamadı. Zaten mentâl yönü zayıf olan bir oyuncu, sınırlı birkaç özelliğinden en önemlisini sergileyemiyorsa işi zor demektir. Devin Green sade oyunu ile beğeni toplamaya devam ediyor. Sisteme kolaylıkla uyum sağlar bir oyun yapısı var. Şutu iyi, potaya sağlam ulaşabiliyor, savunması da fena değil. Pis işleri yapmayı seven bir tip. Tam bir sistem oyuncusu. Dediğim gibi eğer ilerde adından söz ettirecekse sayılan bu özellikleri sayesinde olacak. Gelelim Danilo J.R. Pinnock’a… Draft’ın son saatlerine sıkıştırdığımız bir hamle sonucu kadroya katıldı. Herhalde bir bildikleri vardır deyip Yaz Ligi’ne kadar beklemeye koyulduk Eldeki birkaç istatistik dışında kimse adam akıllı tanımıyordu. Nitekim gördük ki bildikleri bir şeyler varmış büyüklerimizin. Çocuğun oynadığı oyun hepimizi tatmin etmeye yetti. Öncelikle çok kuvvetli ve atlet bir oyuncu. Bunların yanında en büyük özelliği kendi şutu yaratabiliyor olması. Açıkçası yorumlarım izlediğim birkaç video doğrultusunda ama duyduklarım gördüklerim ile paralel. Orta ve uzun mesafe şutları iyi sayılır, içeriye sağlam penetreleri var. Top elinde iken yaratıcı bir oyuncu. Devin Green’den ayrıldığı esas nokta bu. Söylenen birkaç savunma eksiği dışında iyi bir oyuncu profili çiziyor şimdilik. Bütün bunların doğrultusunda Lakers yönetimi geçtiğimiz günlerde onunla kontrat imzalayarak kendisine duydukları güveni göstermiş oldular. Yalnız bu imza hala çok fazla şey ifade etmiyor. Çünkü NBA’de kadrolar 15 kişi ile sınırlandırılmış durumda ve Lakers zaten bu 15 oyuncuya sahip (Smush Parker ve Ronny Turiaf’ı da sayarsak). Takımların geliştirme liglerine gönderdikleri oyuncular bu 15 kişilik kadrodan ayrı tutuluyor. Yani o konuda bir sıkıntımız yok. Ayrıca henüz kadro tam manasıyla şekillenmiş değil. Daha önümüzde mücadelenin hat safhada olacağı bir kamp süreci var. Sınırlı free-agent Devin Green ve opsiyon kullanabileceğimiz Von Wafer kampa katılacaklar. Genel Bir Son… 31 Ekim günü, bir sakatlık yada ekstra herhangi bir durum olmazsa, Suns karşısında sahaya çıkacak olan ilk 5’in değeri yaklaşık 45 Milyon $ civarında... Cap sınırı ise bu sezon 53 Milyon $ civarında. Elimizde verebileceğimiz hiçbir exception yok. Takasta kullanabileceğimiz en muhtemel oyuncular Mihm ve Cook… İkisi de kontratlarının son senesindeler. Ancak ikisinin de gitmesi kurtuluş değil. Eğer Mihm’i bunca zamandır yollamayıp sezon ortasında göndermeye kalkarlarsa çok büyük hata işlemiş olurlar. Birincisi hala pota altında oyuncu sıkıntısı çekiyoruz ki bu sene play-off mücadelesinin daha zorlu geçeceği aşikar. Ayrıca Mihm karşılığında alacağımız oyuncunun takıma hemen katabileceği artıları düşünürsek durum geçen seneye oranla daha kritik. İkinci ve asıl önemli nokta Bynum’ın ne zaman istikrarlı dakikalar alabileceği… Ona teslim edebileceğimiz dakikaların miktarı hamle yapmak konusunda daha geniş düşünebilmemizi sağlayacaktır ama iyimser olmak için henüz erken. O yüzden Mihm’in ayak altında olması çok rahatsız edici bir durum değil şu anlık. Cook ise eğer hala şut çalışıyorsa bence hemen gidebilir.Geçtiğimiz sene bu zamanlar ile şimdiyi karşılaştırdığımızda daha iyi durumda olduğumuzu söylemek iyimserlik olmaz. Kadro giderek daha dengeli bir vaziyete bürünüyorsa da Batı Konferansı’nda güç dengeleri de aynı oranda gelişiyor. Geçtiğimiz sezon Mart ayının sonlarından play-off’a kadar gösterdiğimiz iyi performansı bir sezona yayabilmemiz ve özellikle Kwame ile Odom’un benzer performansları sürdürebilmesi gelecek konusunda önümüzü aydınlatacak olan önemli unsurlar. Geçen sene elde ettiğimiz tecrübe bu sene bolca işimize yarayacak, yaramalı. Çünkü sezon öncesindeki hamleler bu doğrultuda yapıldı. 10 Ekim’de hazırlık maçları başlıyor. 7 maç yapacağız. Bunların iki tanesi Phoenix ile. Diğerleri Utah, Seattle, Sacramento, Clippers ve Denver ile. Ekim sonunda görüşebilmek ümidiyle… |
| < Bu köşeye yazılan bir sonraki yazı | Bu köşeye yazılan bir önceki yazı > |
|---|
- Sezon 2008-09





Merhaba herkese… Kimi Lakers taraftarı için kafa karıştırıcı, kimisi için de kafa yapıcı bir Temmuz ayından sonra boş ve sıkıcı bir Ağustos’u da geride bıraktık. Artık korkuya ve korkuları ile yaşamaya alışmış bir taraftar kitlesi olduğumuz için bunu dememin bir anlamı yok ancak yine de rahat olun diye söylüyorum, bu bir Radmanovic yazısı değil… Eylül geldi, WNBA bitiyor (oh be!) ve sonrasında antrenman kamplarının kızıla bulayacağı bir ekim. Sırayla gidiyoruz…
Lakers organizasyonu da önümüzdeki sezon bankta oturtacağı, olmadı aktif olmayan kadroda barındıracağı, o da olmadı NBDL’e yollayacağı genç oyuncuları belirlemek üzere Long Beach’te yerini aldı temmuz ayında. İlk turda seçtiğimiz Farmar ve çoğu Lakers taraftarının Garnett takasında bile gitmesine gönlünün el vermediği büyük ümit Bynum da oradaydılar. Ayrıca geçen sene kadroda yer bulabilmiş Devin Green ve Von Wafer da vardı. Bunlara Dallas’tan 2007 ikinci tur draft hakkımız karşılığında (Miami’den O’Neal takasında elde ettiğimiz) aldığımız J.R. Pinnock da eklendi.
Andrew Bynum’ın, Kareem Abdul-Jabbar ile çalışmaya başlaması onun saha içi oyununa çok şey kattı. Zaten çalışma azmi ile dolu bir genç olduğunu herkes biliyor. Şu anda iyi olmak için her şeye sahip. İyi bir koç, iyi bir hoca, ona her alanda yardım etmeye hazır takım arkadaşları ve heyecanlı biz taraftarlar. Tek ihtiyacı biraz zaman…
Gelelim Danilo J.R. Pinnock’a… Draft’ın son saatlerine sıkıştırdığımız bir hamle sonucu kadroya katıldı. Herhalde bir bildikleri vardır deyip Yaz Ligi’ne kadar beklemeye koyulduk Eldeki birkaç istatistik dışında kimse adam akıllı tanımıyordu. Nitekim gördük ki bildikleri bir şeyler varmış büyüklerimizin. Çocuğun oynadığı oyun hepimizi tatmin etmeye yetti.
31 Ekim günü, bir sakatlık yada ekstra herhangi bir durum olmazsa, Suns karşısında sahaya çıkacak olan ilk 5’in değeri yaklaşık 45 Milyon $ civarında... Cap sınırı ise bu sezon 53 Milyon $ civarında. Elimizde verebileceğimiz hiçbir exception yok. Takasta kullanabileceğimiz en muhtemel oyuncular Mihm ve Cook… İkisi de kontratlarının son senesindeler. Ancak ikisinin de gitmesi kurtuluş değil. Eğer Mihm’i bunca zamandır yollamayıp sezon ortasında göndermeye kalkarlarsa çok büyük hata işlemiş olurlar. Birincisi hala pota altında oyuncu sıkıntısı çekiyoruz ki bu sene play-off mücadelesinin daha zorlu geçeceği aşikar. Ayrıca Mihm karşılığında alacağımız oyuncunun takıma hemen katabileceği artıları düşünürsek durum geçen seneye oranla daha kritik. İkinci ve asıl önemli nokta Bynum’ın ne zaman istikrarlı dakikalar alabileceği… Ona teslim edebileceğimiz dakikaların miktarı hamle yapmak konusunda daha geniş düşünebilmemizi sağlayacaktır ama iyimser olmak için henüz erken. O yüzden Mihm’in ayak altında olması çok rahatsız edici bir durum değil şu anlık. Cook ise eğer hala şut çalışıyorsa bence hemen gidebilir.